yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2013 Salı

UZAKLARDAKİ KIZIMA

"Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki.
Mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabak çekirdeği.

Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda mümkün ve güzel olan tek şey vardır:
Yanarak sevmek seni." (A.Kadir)

Şu anda saat bizde 01:25; sizin orada 17:25...
2013 yılına girdik biz; sizin yedi saatiniz var daha; hazırlık aşamasındasınız biliyorum. Kamerada konuşurken tutup elinden çekmek geçiyor içimden biliyor musun? Özlüyorum çok, tek tesellim eşinle birlikte gülümseyen gözlerini görmem bilgisayarın ekranından...

 Sizi çok seviyoruz. Yeni yılınız kutlu olsun. Hep mutlu olun. Sağlıklı, başarılı...
2013 Yılının tüm insanlığa barış, sevgi, huzur getirmesini diliyorum... 

29 Aralık 2011 Perşembe

TİTRERİİM



"Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:

-Tenimde bir yara işler gibisin.
Titrerim rüzgarlar zarar vermesin."

Ahmet Kutsi Tecer

Sevgili Günlüğüm, "Sehven" sözcüğünü ne çok duyduk şu son yıllarda...

Sehven insanlar ölüyor, sehven acılar çekiliyor, sehven sorular şifreleniyor, sehven telefonlar dinleniyor, sehven tutklanan insanlar oluyor, sehven tutuklanan insanlarımızın telefonlarına suç unsurları olabilecek kayıtlar düşülüyor, sehveh...

Yetmedi mi bu çılgınlık? Tir tir titriyoruz ulusça... Birileri bizimle dalga mı geçiyor?
Kim kime dum duma bir ülke mi olduk sonunda. Sınırlarımız yol geçen hanı mı? İstihbarat suçsuz insanları dinlemekten başka ne yapıyor?
Otuz beş insan yanlışlıkla nasıl öldürülür?
Ölenlere rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Bölünerek mi mutlu olacak bu ulus?

28 Aralık 2011 Çarşamba

YENİ YILI KUCAKLAMAK


2011 yılına veda etme zamanımız geldi...

Gitmeden önce
ona çok teşekkür etmek istiyorum. Bu yıl mutluluktan uçtuğum, ayaklarımın yerden kesildiği nice güzellikleri yaşattı bana.

En önemlisi küçük kızımın yeni yaşamına sevdiğiyle birlikte yürümeye başladığı bir yıl olması...
Nişan:

Gerçek nikah:
Şakacıktan nikah ve düğün:

Dedeleri oynadı:

Hepimiz oynadık:



Bu arada dört yıl önceki büyük kızımızın düğününü de hatırladık:

Ela Yağmur'u kucakladılar :
Elalı günlerimiz başladı. Artık Ela bazen bayram oldu, bazen tatil oldu, en çok da yeni yıl oldu bizim için. Üç yıl önce 31 Aralık 2008'de geldi baş köşeye kuruldu. Şimdi ne ki güzel, ne ki iyi, ne ki doğru yaşamımızdaki her mutlulukta bir parça Ela var...




Kuzumuz üç yaşını bitiriyor. İyi ki doğdun Ela Yağmur...

Biz Yeni Yılı yani Ela'yı kucaklamaya gidiyoruz İstanbul'a. Sadece Ela'yı değil uzaktaki yakındaki tüm sevdiklerimizi yüreğimizle kucaklayacağız. Küçük kızımız ve damadımızı da içimizde götürüyoruz; çoook uzaklarda da olsalar yüreğimizin en güzel yerindeler, bizimleler, bizdeler...
Siz de sevdiklerinizi kucaklayın.

2012 Herkesin sevgiyle kucaklaştığı bir yıl olsun...

26 Aralık 2011 Pazartesi

CEHENNEMİN TÜMÜNÜ ALMAK İSTİYORUM


Sevgili Günlük

Yeni bir yıla girmeğe hazırlandığımız şu günlerde gülmeye, en çok da düşünmeye gereksinim duyuyoruz biliyor musun?
Bugün okuduğum bir fıkrayı kaydetmek istiyorum:

Temel, Vatikan'da gezerken upuzun bir kuyruk görmüş.
Ne kuyruğu bu, diye sorduğunda :
Vatikan kilisesi tarafından cennetin parça parça satıldığını; bin dolar verenin cennetten bir parça alabileceğini söylemişler.

Temek kuyruğu takip edip kilisenin önüne ulaşmış ve:
"Ben cehennemin tümünü almak istiyorum." demiş.
"Olmaz!" demişler. "Burada cehennem satışı yok; cennetten bir parça almak istiyorsan sıraya gir!" diye de eklemişler.
Temel cehennemi almakta ısrar etmiş. Kapıda temeli ikna edemeyen görevliler, durumu Papa'ya anlatmışlar.
Papa gülerek:
"Gidin sorun bakalım, cehennemin tümüne kaç dolar veriyormuş bu akılsız adam?
Sorarlar, Temel:
"On bin dolar veririm." demiş.

Bunun üzerine Papa Temel'i yanına getirtmiş ve hazırlattığı belgeyi Temel'e vermiş. On bin doları aldıktan sonra Temel'i gülerek uğurlamışlar.
Dışarı çıkan Temel, cennetten bir parça satın almak için sırada bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip:

"Eyyyy uşaklar! Cehennemin tümünü ben satın aldım, artık cennet için uğraşmanıza gerek yok; dağılabilirsiniz." demiş.

Sonra ne mi olmuş?

Cennet satışları bir anda durmuş. Şimdi Papa ve ekibi on bin dolara sattıkları cehennemi Temel'den geri almak için pazarlık yapmaya başlamış. Bir rivayete göre pazarlıklar hala sürüyormuş...

Bu fıkra bana değerli oyuncumuz Şener Şen'in oynadığı Züğürt Ağa filmini anımsattı. Senarist bu fıkrayı bilseydi durum değişir miydi?

Kimsenin kimseyi aldatmadığı güzel bir yıl olsun 2012...

28 Aralık 2010 Salı

ÇAY

GÜNLÜK
23 Haziran 1980
Zonguldak

Biraz önce defterim geçti elime, en son kasım 79'da yazmışım. Sıkılınca deftere sarılmışım anlaşılan. Mutluluklar pek yazılmıyor, yaşanıyor galiba. Dert söyletiyor insanı demek ki...

Yazmadığım zamanlarda ne güzel şeyler yaşadık, hiçbirini yazmamışım, bak sen şu işe!

24 Ocak'ta erkek kardeşim evlendi. Ankara buz gibiydi, ama herkes çok mutluydu... Bunu bile atlamışım.

Yeni yıla eğlenerek girdik, çocuklar gönüllerince oynadılar. Yok, buna dair tek satır yazmamışım nedense...
Anaokulundaki partiden, günlerce çocuklar için hazırladığımız hediye paketlerinden, parti için yaptığımız karton şapka maceramızdan ve birbirinden güzel günlerden...

Koşuşturup duruyorum. Kendi okulum, öğrencilerim, yazılılarım, kitaplarım, kızımın anaokulu... Zaman altın değerinde... O kaçıyor, ben kovalıyorum. Sevgisiz yapamazdım. Sevgiyle yapılan işler daha kolay mı geliyor ne?

Biraz sonra kızımın okuluna gideceğim, kısa kesmem lazım. Dünkü çayın değerlendirmesini yapacağız. Çok güzel bir çay düzenledik anaokulu için. Orman işletmesinin salonunda hem çocuklar hem de biz eğlendik. Haa, bu arada okul-aile birliğindeyim ben. Çocukları mutlu etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Geçenlerde A.... de anaokulunun bahçesine bir kamyon kum döktürttü. Kumda oynamayı çok seviyor çocuklar...

Ülkedeki olayları hiç sorma sevgili günlük. Onlar bir felaket. Yüreğimiz ağzımızda izliyoruz. Neyse şimdi gitmem lazım, geç kalmayayım...

27 Aralık 2010 Pazartesi

YENİ YIL YAKLAŞIRKEN



GÜNLÜK
28 Kasım 1979
Zonguldak

Dün annemler telefon etmişlerdi, komşudan görüştük. Hatlar oldukça bozuktu, anlaşmamız çok güç oldu.
Anladığım kadarıyla kız kardeşim mezun olmuş, artık inşaat mühendisi o... Çok sevindim.
Ayrıca erkek kardeşimin de okulu bitmiş, yakında evlenecekmiş. Avukatlık mı yapsam, hakim mi olsam diye düşünüyormuş bu sıralar. Karar aşamasında anladığım kadarıyla.

Ev tutmuşlar, babam eşya için para göndermiş. Düğünü ocak ayında yapmayı planlıyorlarmış. Karda kışta zor olacak, ama hayırlısı olsun, dilerim çok mutlu olurlar...Hepsini çok seviyorum, özledim yine...

Bu sıra ne çok şey oluyor ülkemizde. Her gün birileri öldürülüyor, kahveler taranıyor neyi paylaşamıyorlar anlamıyorum ki? Abdi İpekçi'nin katili askeri cezaevinden kaçıyor! Bu nasıl iştir böyle?

Azınlık hükümeti var Demirel'in. MHP,MSP dışardan destekliyor güya... Bunların yapacağı işten ne hayır gelecekse artık! Erbakan ve arkadaşları 10 Kasım'da Anıtkabir'e bile gitmediler.

Geçenlerde bir akşam annemlere telefon gelmiş. Telefondaki ses, "Şehir sularına zehir katılmış, sakın içmeyin!" diyip kapatmış. Çok endişelenmişler, sonradan yalan olduğu anlaşılmış, ama herkes tedirginmiş.
Yatakları yere serip uyuyorlarmış çoğu kişi. Evler taranırsa diye... Nereye sürükleniyoruz anlamadım. Pek çok yerde sıkıyönetim var bir de...

Aslında her şey geçici; iyi ya da kötü her yaşam ölümle bitiyor; ama öldürülmeyi hiç kimse hak etmiyor. Kim dur diyecek bu kıyımlara?

Yeni yıl yaklaşıyor. Sanırım C...... larda toplanacağız yılbaşında... Çocuklar arkadaşlarıyla birlikte olunca çok seviniyorlar. Anaokulunda da yeni yıl eğlencesi yapılacak. Telaştayız anlayacağın. Heyecan şimdiden başladı bile...

Yavrum hayatından çok memnun. Öyle güzel büyüyor ki... Canım benim, seni çok seviyoruz...

26 Şubat 2010 Cuma

YÜZ BİRİNCİ MEKTUP


31 ARALIK 1975
Elazığ


Canım Biricik Sevgilim,

Her Yeni Yıl insanlık için yeni bir umuttur... Giden yılın götürdükleri bilinir de gelen yılın getirecekleri bilinmez... Onun için hep iyilikler ve mutluluklar yeni yılın omuzlarına yüklenir. Eski yılın askıda koyduğu sorunları yeni yılın çözümleyeceği beklenir...

1975 Yılının son mektubunu yazarken ben de aynı şeyi yapacağım. Mutlu ol, mutlu yaşa, mutlu et, diyeceğim sana yürekten... Günlerimizin bundan böyle , birlikte, huzur içinde , neşe içinde geçmesini dileyeceğim. Kalplerimizdeki sevginin büyümesini, gün geçtikçe artmasını; sonsuz, sınırsız olmasını isteyeceğim...

Bu akşam yeni bir yıla, 1976'ya giriyoruz. Şöyle bir geriye baktım da neler olmamış ki... Bazen üzgün, bazen de neşeyle dolup taşmışız. Ve günler, aylar derken koskoca bir yılı geride bırakıvermişiz. Şimdi önümüzde upuzun bir yıl bizi bekliyor. Bakalım neler getirecek 1976 bize? Biz yine de iyi şeyler umalım, bekleyelim. Çünkü: "Umut da bir mutluluktur; belki de mutlulukların en güzeli..."

Bugün yeni yıl olduğu için yarım gündü, resmi daireler. Dolayısıyla okul da öyle... Saat 12.0'de çıktık, doğru eve geldim. Belki, belki diyordum kendi kendime , belki A........'im gelmiştir! Biliyordum aslında gelemeyeceğini, ama yine de gönlüme söz geçiremedim. Eve gelince bir kırıklık, bir eziklik kapladı içimi nedense... Ne yapacağımı bilemez halde biraz dolaştım evin içinde. Olmadı. Sonunda en doğru işi yaptım. Aldım kağıdı kalemi başladım yazmaya... Bu akşam burada olmanı ne çok isterdim, bilemezsin. Yok yok sen de aynı şeyleri hissetmişsindir, sen de benimle olmayı düşünmüşsündür bugün. Onun için (bilemezsin) demekle haksızlık etmiş olurum. Geri alıyorum sözümü.

Şu anda "Baki" nin bir beyti aklıma geldi, sana da yazayım:

"Hep seninçündür benim dünya cefasın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neyleyim dünyayı ben"

Gerçekten öyle... Şu anda yılbaşı gecesine girişimiz bile beni ilgilendirmiyor hayatım; sensiz olduktan sonra...

Odanın içi iyice karardı. Yazıları görmekte zorluk çekiyorum, ama yine de yakmıyorum ışığı. Hoşuma gidiyor böylesi. Bu günlerde sanırım mektup alırım senden. İki mektubumun cevabı gelmedi henüz. Bu sürpriz olacak sana. Sevineceğini umarım. Mektuplar da olmasa çekilmez olur bu ayrılıklar... Sana bir şiir yazayım, hoşuna gider belki...


BANA GELİRSİN
Yıldızlar görse bendeki güzelliğini
Birer birer düşerler içimdeki denize
Aydınlanırım o kadar aydınlanırım ki
Bana gelirsin.
Bahar anlarsa duyduğum üzüntüyü
Bütün dallarını uzatır kalbime doğru
Çiçeklenirim o kadar çiçeklenirim ki
Bana gelirsin.
Din duyarsa ettiğim ibadetleri
Bütün mihraplarıyla çevrilir bana
Büyürüm o kadar büyürüm ki
Bana gelirsin.
İçimde bir kere görsen güzelliğini
Garkolurum nurdan bir aleme
Bulmak için kendini bulmak için
Bana gelirsin...

Artık göremez oldum, iyice karardı hava.

"Sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar; sevgilim sen olmasan bu dünya neye yarar..." diyerek sonluyorum satırlarımı. Yeni yıl bizler için sağlık, başarı, MUTLULUK yılı olsun... Mektuplarını bekliyorum, sakın geciktirme, olur mu? Seni seviyorum.

N.........

30 Aralık 2009 Çarşamba

SEVGİLİ GÜNLÜĞÜM


ZAMAN TUNELİNDEN BİR KESİT...

28 ARALIK 1974

Elazığ

Sevgili Günlüğüm,

22 EKİM 1974 tarihi hayatımda unutamayacağım günlerden...

O gün öğretmenliğe ilk adımımı attım. Gerçi ücretli olarak başladım. Ama ne fark eder ? Ücretli ya da maaşlı! Benim için önemli olan öğretmenlik, mesleğim...

Tahminimden de çok seviyorum mesleğimi. Öğretmenliği, Türkçe öğretmenliğini... Bu konuda şanslıyım. Yeryüzünde kaç insan sevdiği işi yapıyor ? En azından sevmediği işte çalışanlar sanırım daha çoktur.

Öğrencilerimi de çok seviyorum. Acaba ilk oldukları için mi bu kadar çabuk yer ettiler gönlümde? Bilmiyorum , ama okul değiştirme gündeme gelince ilk aklıma onlar geldi doğrusu. Ayrılmak istemiyorum onlardan.

Tayin işi de uzadı. Kesin olarak belli olsaydı rahatlayacaktım. Belirsizlik beni geriyor. Önce M.........'ye oradan da şimdiki okuluma... Okul müdürleri kapışırken ortada ben kaldım. Sonucu çok merak ediyorum.

Yine sonucunu çok merak ettiğim diğer konu: Sensin A.......... .

6 Şubat 1973 benim için unutulmaz bir tarih. Seninle o gün ilk kez tanıştık... Veee 18 EYLÜL ...

Evet, 18 Eylül senin kahramanlık yaptığın gün! Ne unutulmaz gündü bizim için...

Sen kalk , tek başına kız istemeye gel! Hatırlıyor musun elinde çikolata paketi kapıyı çalmıştın... Heyecanlıydın, heyecanlıydım... Ne yapacağımızı bilemez durumdayken annemler içeri buyur ettiler seni. Oturduk, tam söze başlayacakken birden elektrikler kesilmesin mi !

Ohhh ilk kez elektriklerin kesilmesine sevindik. Heyecandan ölecektik! Mumlar bulundu, önlemler alındı, bu arada biz de rahat bir soluk aldık. Sonra elektrikler de geldi. Sen :

"Daha sonra annemleri de getireceğim. Ama yol uzak, onlar da biraz yaşlı! Önce beni görün tanıyın istedim..." diyiverdin.

Babam dinledi , durdu , düşündü ve:

" Hele ailen bir gelsin , ondan sonra düşünürüz..." dedi.

Sana çay ikram ettik. Kaç bardak çay içtin öyle? Ben doldurdum, sen içtin... Sonra çerez konusu... Ağzına attığın leblebiyi ses çıkaracak diye yiyememen... Sonradan ne çok gülmüştük...

Okuldaki bazı durumlar çok canımı sıkıyor. Herkesi kendim gibi sanmakla ne kadar aldanmışım. Hiç ummadığım , kimseden beklemeyeceğim olaylarla karşılaşabiliyor insan. Kıskançlık bazı kişilere olmayacak işler yaptırabiliyor.

1974 Yılının Bitimine bikaç gün kaldı.

Yeni yıla hiç de mutlu girmiyorum. Bu kurban bayramı süresince de çok sıkıldım. Oldukça moralim bozuldu. Kendimi çok mutsuz hissettim! İnşallah yeni yılla birlikte tüm dertlerden , sıkıntılardan kurtuluruz.

Giden yılın götürdükleri biliniyor da yeni yılın ne getireceğini zaman gösterecek.

Evet hep bekliyoruz... Yakınmayı pek sevmiyorum ama artık yoruldum. Umarım yeni yılda bilinmezler bilinir olur...
Aileme, tüm sevdiklerime, insanlığa huzur ve mutluluk diliyorum...

N.....