Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek, "Seni Seviyorum."dur.
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek...
Kızdım, ama hala buradayımdır,
Gitmiyorumdur, gidemiyorumdur...
Küsmek; nazlanmaktır,
Yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek sevdiğini söyle demektir...
Hadi anla demektir.
Küsmek; umuttur,
Acabaları bitirmektir,
Emin olmaktır.
Yani diyeceğim o ki
Ben sana küsüm...
Nazım Hikmet
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mayıs 2013 Perşembe
28 Aralık 2011 Çarşamba
YENİ YILI KUCAKLAMAK

2011 yılına veda etme zamanımız geldi...
Gitmeden önce ona çok teşekkür etmek istiyorum. Bu yıl mutluluktan uçtuğum, ayaklarımın yerden kesildiği nice güzellikleri yaşattı bana.
En önemlisi küçük kızımın yeni yaşamına sevdiğiyle birlikte yürümeye başladığı bir yıl olması...
Nişan:
Gerçek nikah:
Hepimiz oynadık:
Bu arada dört yıl önceki büyük kızımızın düğününü de hatırladık:
Elalı günlerimiz başladı. Artık Ela bazen bayram oldu, bazen tatil oldu, en çok da yeni yıl oldu bizim için. Üç yıl önce 31 Aralık 2008'de geldi baş köşeye kuruldu. Şimdi ne ki güzel, ne ki iyi, ne ki doğru yaşamımızdaki her mutlulukta bir parça Ela var...





Biz Yeni Yılı yani Ela'yı kucaklamaya gidiyoruz İstanbul'a. Sadece Ela'yı değil uzaktaki yakındaki tüm sevdiklerimizi yüreğimizle kucaklayacağız. Küçük kızımız ve damadımızı da içimizde götürüyoruz; çoook uzaklarda da olsalar yüreğimizin en güzel yerindeler, bizimleler, bizdeler...
Siz de sevdiklerinizi kucaklayın.
2012 Herkesin sevgiyle kucaklaştığı bir yıl olsun...
Etiketler:
2012,
düğün ve nikah,
Ela Yağmur,
günlük,
yeni yıl,
yeni yılı kucaklamak
26 Aralık 2011 Pazartesi
CEHENNEMİN TÜMÜNÜ ALMAK İSTİYORUM

Sevgili Günlük
Yeni bir yıla girmeğe hazırlandığımız şu günlerde gülmeye, en çok da düşünmeye gereksinim duyuyoruz biliyor musun?
Bugün okuduğum bir fıkrayı kaydetmek istiyorum:
Temel, Vatikan'da gezerken upuzun bir kuyruk görmüş.
Ne kuyruğu bu, diye sorduğunda :
Vatikan kilisesi tarafından cennetin parça parça satıldığını; bin dolar verenin cennetten bir parça alabileceğini söylemişler.
Temek kuyruğu takip edip kilisenin önüne ulaşmış ve:
"Ben cehennemin tümünü almak istiyorum." demiş.
"Olmaz!" demişler. "Burada cehennem satışı yok; cennetten bir parça almak istiyorsan sıraya gir!" diye de eklemişler.
Temel cehennemi almakta ısrar etmiş. Kapıda temeli ikna edemeyen görevliler, durumu Papa'ya anlatmışlar.
Papa gülerek:
"Gidin sorun bakalım, cehennemin tümüne kaç dolar veriyormuş bu akılsız adam?
Sorarlar, Temel:
"On bin dolar veririm." demiş.
Bunun üzerine Papa Temel'i yanına getirtmiş ve hazırlattığı belgeyi Temel'e vermiş. On bin doları aldıktan sonra Temel'i gülerek uğurlamışlar.
Dışarı çıkan Temel, cennetten bir parça satın almak için sırada bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip:
"Eyyyy uşaklar! Cehennemin tümünü ben satın aldım, artık cennet için uğraşmanıza gerek yok; dağılabilirsiniz." demiş.
Sonra ne mi olmuş?
Cennet satışları bir anda durmuş. Şimdi Papa ve ekibi on bin dolara sattıkları cehennemi Temel'den geri almak için pazarlık yapmaya başlamış. Bir rivayete göre pazarlıklar hala sürüyormuş...
Bu fıkra bana değerli oyuncumuz Şener Şen'in oynadığı Züğürt Ağa filmini anımsattı. Senarist bu fıkrayı bilseydi durum değişir miydi?
Kimsenin kimseyi aldatmadığı güzel bir yıl olsun 2012...
24 Aralık 2011 Cumartesi
ÖLÜM NE ZAMAN GÜZEL?

Sevgili Günlük
Yeni bir yıla girmeye çok az bir zaman kaldı. Yeni yıldan beklentiler, dilekler, kehanetler yine gündemde.
Ama bir gerçek içimizi acıtmaya devam ediyor. Çılgın insanlar savaşa doymuyor, hadi desen üçüncü dünya savaşını çıkaracaklar. Çocuklar ölüyor, insanlar acı çekiyor kimin umurunda?
Petrolle insan kanı becayiş ediliyor...
"Karanlıkta üç çocuk
Yalnızlığa boğulmuş anaları,
Babaları savaşta unutulmuş.
Doymuş açlığa, çıplaklığa
Aydınlıkta üç çocuk
Biri güler, biri ağlar, biri donuk...
Ölüm arkada kalan olmazsa güzel
Ölüm vakitli gelirse o zaman güzel..."
Yalnızlığa boğulmuş anaları,
Babaları savaşta unutulmuş.
Doymuş açlığa, çıplaklığa
Aydınlıkta üç çocuk
Biri güler, biri ağlar, biri donuk...
Ölüm arkada kalan olmazsa güzel
Ölüm vakitli gelirse o zaman güzel..."
Yekta Güngör Özden
22 Aralık 2011 Perşembe
HAYIR DEMEDEN ÖNCE
ANNEDEN OĞLUNA
Bak oğlum sana ne diyeceğim:
Hayat bana kristal basamaklar sunmadı
Hatta yürüdüğüm yollar çivilerle doluydu
Ve tehlikeli sarkık dikiklerle
Ve kırık paramparça tahtalarla
Yerler halı kaplı da değildi
Çıplaktı
Ama biri sürekli tırmanıyordu
O da bendim
Varışlar gidişler
Köşeleri dönmeler
Bazen karanlık bölmeler
Işıksız hepten
İşte oğlum bu yüzden asla geri dönme yolundan
Bastığın yerlere de güvenme
Ne yumuşaklık bulmak kolay ne de dinginlik
Sakın düşme
Bana bak, ben hala ilerliyorum yolumda
Hala tırmanıyorum
Ve yaşam bana hala kristal basamaklar sunmuyor.
Langston Hughus
Sevgili Günlük,
Çocuklarımıza "hayır" demeden önce durup iyice düşünmemiz gerekiyor galiba. "Hayır"larımız çocuklarımızın geleceğine set çekmemeli.
Endişeleniyoruz onlar adına, evet ama, bu onların yapmak istediği her şeye düşünmeden karşı çıkmamıza neden olmamalı. Hedeflerine ulaşmaya çalışırken yollarına çıkacak sorunları dile getirmeliyiz. Vazgeçmiyorsa, kararlıysa elimizden gelen desteği vermeliyiz. Anneden Oğluna adlı şiir çok şey anlatmıyor mu?
Başarılar emeksiz gelmiyor...
Endişeleniyoruz onlar adına, evet ama, bu onların yapmak istediği her şeye düşünmeden karşı çıkmamıza neden olmamalı. Hedeflerine ulaşmaya çalışırken yollarına çıkacak sorunları dile getirmeliyiz. Vazgeçmiyorsa, kararlıysa elimizden gelen desteği vermeliyiz. Anneden Oğluna adlı şiir çok şey anlatmıyor mu?
Başarılar emeksiz gelmiyor...
21 Aralık 2011 Çarşamba
KEDİYE YASTIK
Kitaplıklarımızın zaman zaman da
kafaya tokmak,
kediye yastık,
çingeneye bohça
işlevi görmesi pek fena olmaz doğrusu.
Georges Perec
kafaya tokmak,
kediye yastık,
çingeneye bohça
işlevi görmesi pek fena olmaz doğrusu.
Georges Perec
Günlerden Çarşamba, aylardan Aralık, yıllardan 2011...
Kitaplığım yine karışmış...
İlk okuduğum kitabı anımsamaya çalışıyorum.
Teksas Tommiksler vardı önce erkek kardeşimin aldığı, resimli fotoromanlar ablamdan... Bunlardan önce miydi sonra mıydı bilemedim. Bildiğim ilk ciddi roman Genç Kızlardı elime aldığım. İlkokul beşinci sınıfındaydım. Anladım mı? Sanmıyorum, ama büyülendiğimi hatırlıyorum. Olay yatılı bir kız lisesinde geçiyordu galiba. Öğretmenine aşık genç kızlar...
Orta okulda Çalıkuşu Reşat Nuri'den... Dönem ödevi olarak hazırlamıştım. Kerime Nadirler, Muazzez Tahsinler, Kemalettin Tuğcular bir solukta okunup biterdi o yıllarda.
Lisede Germinal, Ana, İnce Memed, Kuyucaklı Yusuf, ve diğerleri... Yaz tatillerimiz kitapsız nasıl geçerdi onlar olmasa? Değiş tokuşlarla ne çok kitap okumuştuk.
Sevgili Günlük bak nereden nereye geldim. Kitaplığı düzeltmem gerekiyor. Bu sıra iyice karıştırdım yine.
Gidip de gelmeyen kitaplarım nerede acaba?
Kal sağlıcakla...
20 Aralık 2011 Salı
DEDEMİN İNSANLARI
Sevgili Günlüğüm, dün güzel bir gündü benim için. Dedemin İnsanları filminin de katkısı oldu buna.
Film sinemada izlenmeli bence. İnsanı bulunduğu ortamdan bambaşka diyarlara götürüyor, başka insanlarla buluşturuyor. Oyuncular çok başarılıydı. Filmi beğenerek izledim. Hatta son sahnelerde gözlerimin yaşardığını hissettim.
Daha sık gitmeliyim sinemaya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
