şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2013 Perşembe

KÜSMEK NEDİR BİLİR MİSİN?

Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek, "Seni Seviyorum."dur.
Vazgeçememektir.

Beni anlatır küsmek...
Kızdım, ama hala buradayımdır,
Gitmiyorumdur, gidemiyorumdur...
Küsmek; nazlanmaktır,
Yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek sevdiğini söyle demektir...
Hadi anla demektir.

Küsmek; umuttur,
Acabaları bitirmektir,
Emin olmaktır.

Yani diyeceğim o ki
Ben sana küsüm...

Nazım Hikmet 

9 Ağustos 2012 Perşembe

UMUT

"-Umut belki de gelecek sayfadadır, kapatma kitabı!

-Kitabın bütün sayfalarını çevirdim ama, ona rastlamadım. 

- Belki de kitaptır umut!"
Edmand Jabes 
......... 


"Zamana zaman tanıyın, her şeyi çözümlesin." 

Jose Saramago


"Demin bir çayır kuşu havalandı 
Kimse dikkat etmedi ama ben gördüm" 
Necati Cumalı

25 Mart 2012 Pazar

İNSAN İNSANA KAVUŞUR BİR GÜN


"BİR UÇAK DURUR GÖKYÜZÜNDE,
UÇUP DA GİTMEMEK ACI!"

Nicedir ay-gün sayıyorum...
Temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık, ocak, şubat, mart geçti.
Nisan var sırada, bir ay, otuz gün! Kavuşma yaklaşınca zaman daha mı ağır akıyor ne...

Kaç kez gitmeye niyetlendik, gidemedik. Ha deyince gidilecek gibi değil ki...

Bir uçak durur gökyüzünde,
Uçup da gitmemek acı!"

demiş Cahit Külebi, beni mi anlatmış?

Çayır kokusu türküler gibi,
Türküleri işitmek acı!

Özlem zor be günlük, küçük kızımı özlüyorum, kokusunu özlüyorum, sıcaklığını özlüyorum, yaşama sevincini özlüyorum, gülüşünü, konuşmasını, yürüyüşünü, duruşunu, sevecenliğini, dik duruşunu,kararlılığını, sevgisinin sıcaklığını, dostluğunu, her şeyini, her şeyini özlüyorum...

Mayısı bekliyorum, mayısa odaklanıyorum. Ne pişirsemin planlarını yapıyorum. Peynirin her çeşidini almalı diyorum, ille de peynir...

Geçen gün kamerada konuşurken tatlı tatlı sitem etti. Sesi hala kulaklarımda, gitmiyor... "Anne bu da yapılır mı?"
Ah! ben ne yaptım, insan düşünmez mi? Düşünemedim işte...
DİLEK blogumda PEYNİR Mİ TAŞ MI?" diye bir yazı yazdım, yetmezmiş gibi iki de peynir görseli ekledim! Görmüş peynirleri, canı çekmiş canımın iyi mi? "Burada da var peynir, ama Türkiye'dekiler başka, en çok peyniri özledim." demez mi? Hep sevdi peynirin iyisini. Çocukken ünlü "PEZ" isteyişi vardı. Peynir-Ekmek-Zeytin uyumayı geciktirmek için bulduğu bir yöntem.

"Hadi uyu artık!"
"Çişim geldi!"
"Peki..."
"İyi geceler, şimdi uyku zamanııı..."
"Acıktım!"
"Sabaha az kaldı..."
"Çok açım, PEZZZZ!"
Kalkar, uzun uzun peynir-ekmek- zeytin yer; yeniden yatar; öpülür koklanır, iyi geceler dilenir.
"Susadımmm!"

Seni çok seviyorum, mayıs tez gelsin, günler çabucak geçsin. Salonda koltukta uyuklamalarını, kaldırıp yerine götürme çabalarımın sonuçsuz kalışını özledim.Koltuk da, açık kollarım da seni kucaklamak için sabırsızlanıyor.

Babanı hiç sorma, sen gideli sulu göz oldu; onu teselli etmekle uğraşıyorum kendiminkini saklayarak...

Bir uçak durur gökyüzünde,
Uçup da gitmemek acı!

Mutlu olduğunuzu biliyoruz ya, aslında önemli olan bu, sen bana bakma emi...

Ayrılık dediğin bir göz yoksulluğu
Veee insan insana kavuşur bir gün...

23 Mart 2012 Cuma

PABLO NERUDA'DAN


Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar…

Pablo Neruda

Dünya şiir günü kutlu olsun(21 Mart). Şiirsiz kalmayın, şiir gibi yaşayın. Sevgilerimle...

Fotoğraf: Ela Yağmur ve dedesinin eli...

14 Mart 2012 Çarşamba

BİSTRO ALATURKA'DAN MEKTUP



Sevgilim,

"Hatırlar mısın beni? Bir zamanlar ne kadar çok severdim seni." hele,
"Gözlerinin içine başka hayal girmesin" diye nasıl da korkar, verdiğin
"Bir demet yasemeni aşkımın tek hatırası" diye nasıl da saklardım. İsteseydin;
"Bir gül çıkarırdım sana kalbimdeki külden..." Ya şimdi?
"Ayrılmak ne kadar zor, unutulmak ne acı"ymış! Ama inan ki,
"Unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben". Sanki
"Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar" gibiyim.
"Gözümde özleyiş, gönlümde acı " var. Yine de,
"Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime..."
"Yine bu yıl ada sensiz" di, "İçime hiç sinmedi." Bir ara
"Körfezdeki dalgın suya bak" tım.
"Geçmiş gecelerden biri" duruyor mu diye? Ama,
"Sensiz her gecenin sabahı olmayacak" mış meğer.
"Gözleri aşka gülen " sevgililer el ele
"Yıldızların altında" dolaştılar bütün gece... Onları
"Kıskandım, kıskandım." Artık iyice inandım ki
"Ayrıldı gönül şimdi yine bir tek eşinden..."
"Mihrabım diyerek sana yüz vurdum..."
"Ne olur, anla artık, anla beni..."
"Ağlamakla, inlemekle" geçen bu ömrün,
"Gündüzü seninle, gecesi seninle..." Bana
"Aşka gönül verme!",
"Kadın bir gül, aşk bir mevsim" dediler. Ama,
"Kalbe dolan o ilk bakış, unutulmaz ki!" Hem daha
"Doymadım sana, ağlarım yana yana..."
"Günlerdir içime çöktü ayrılık..."
"Artık senin adını, zehir saçan aşkını, unutmak istiyorum." Unutamazsam,
"Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi" bilmiyorum.
"Sensiz yaşamam, bil ki bu söz bence yemindir."
"Fırtınalar koparsa kopsun..."
"Elveda hatıralar, elveda bütün gençliğim."

ELVEDA......



........



Elime ne zaman, nerede, nasıl, neden, kimden geçti, hiçbir fikrim yok. Sadece dolapları yerleştirirken karşıma çıktı. Atmadan paylaşmak istedim. Bir hoşluk olsun. Rahatlamaya gereksinimiz var değil mi? Sevgilerimle...

İlk yayın tarihi:16 Haziran 2009
DİLEK
adlı blogumdan

16 Şubat 2012 Perşembe

AYRILIKLAR DA SEVDAYA DAHİL



Sabah babamın telaşlı sesiyle uyandım. Telefon dedi, koştum salona uykulu uykulu...

"Uyuyor musun?" eşimin capcanlı sesi... "Saat kaç?" "Dokuz buçuk..." Babamın endişeli bakışları arasında, " Bir şey mi oldu?" diyen benim uykulu, uyuşuk sesim. "Bugün ne?" "Aaaa evet ya!"

Çalışanlar için oldukça uygun bir saat dokuz buçuk, emekliler için değişik şeyler söylenebilir bu saat için. Burada yeni huy edindim. Çok erken uyanıyorum, biraz kitap okuyorum, bakıyorum babam uyuyor, ben de tekrar yatıyorum. Ve bu uyku beni dinlendirmiyor sersemletiyor.

Neyse 14 Şubat'a böyle uyandım. Şair ne demiş: "Ayrılıklar da sevdaya dahil." Attila İlhan mıydı bunu söyleyen? Evet evet oydu. Bir başkası: "Ayrılık yaman kelime..." Bir de "Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı." Ve, "Ölüm ile ayrılığı tartmışlar yirmi dirhem fazla gelmiş ayrılık..." bunlar benim sevdiklerim.

Aslında ayrılıkla ilgili pek çok kişi pek çok yakınma cümleleri kurmuş, demek ki zor bir durum. Geçici ayrılıklar olsun diyelim biz yine de...

Biliyor musunuz "sevmek" belalı bir iş, çok zorluyor insanı. Sevmeyenler daha mı rahat yaşıyor nedir? "Sevgililer Günü" demişler adına ya bu sevgili sadece "yar" mı ola ki? "Yar yar seni kara saplı bir bıçak gibi bağrıma sapladılar!" demiş ya Bedri Rahmi, doğru vallahi... Saplandı mı çıkaramıyorsun, çıkarabilene de aşk olsun.

Bu sevgi işi zor be dostlar, yüreğin elden gidiyor, bu yetmezmiş gibi bedenin de oradan oraya savrulup duruyor. Bir yanın kanatlanıp uçarken, diğer yanın alev olup yakıyor.

Hafta sonu yolculuk var, seviniyorum. Eşimi özledim, hem de çok, ne yalan söyleyim... Evimi özledim; hayatımı özledim... Amaaa bir de işin aması var işte! Babamı kandıramadım. Alanya'da biraz daha kalayım, sonra gelirim dedi de başka bir şey demedi. Şimdi onu bırakıp gitmek zorundayım. Kanadımın biri kırık anlayacağınız. Durumu iyi, kendine bakabilir, yalnızlıktan şikayet etmiyor, gazetesini okuyor, haberleri kaçırmıyor, sıkı bir dizi takipçisi, sanatçıların hem gerçek adlarını hem de dizideki adlarını biliyor, hatta daha önce oynadıkları dizilerdeki adlarını bile söylüyor da şaşırıp kalıyorum. "Ama ne bileyim içim içime sığmazken içim içimi kemiriyor.

Küçük kızımı sorarsanız burnumun direği sızlıyor. Özledim, öyle böyle değil, çok özledim... Yakın bir yer değil ki koşup gidesin, uçakla on beş saat, yine de bir yolunu bulmalı, dur bakalım. Neyse ki canım canıyla birlikte, sevdiği yanında, anne yüreği işte ne bileyim. Veb kamerada görmeye devam şimdilik.

Eloş var, annesi babası...

Yakınma yazısı mı oldu ne? Oysa "Sevgililer Günü" ne dairdi yazdıklarım.

Neyse ne demişti ozan?

"Ayrılıklar da sevdaya dahil; çünkü ayrılanar hala sevgili."

Geçici ayrılıklarınız olsun efendim. Sevgiyle kalın...

19 Ekim 2009 Pazartesi

ON DÖRDÜNCÜ MEKTUP


27 MAYIS 1973

Elazığ

N..........,


Satırlarıma geçmiş olsun diyerek başlamak istiyorum. Mektubunu cuma günü aldım.Cevabını ise ancak şimdi yazıyorum.Nasılsın? Şimdi herhalde daha iyisindir? Havalar buralarda oldukça ısındı.Bazen sıcaklara aldanıp tedbirsizlik yapıyoruz.


A.........., projeyi soruyorsun. Daha bitirmedim. Seneye, birinci sömestriye kadar süresi var. Bizim geçme sistemimiz de sizinkine yakın. Vizeler kaç olursa olsun genel sınava giriyoruz.Genel imtihanda 50 den düşük almamak koşuluyla.Alınan notla vize ortalaması elliyi geçtiği an o dersten sınıfı geçersin. Tabii daha önceki dönem o dersin ön şartı olan dersi vermişsen.


Orada akrabalarının olması çok iyi bir şey.Canın sıkıldığında Elazığ'ın hasretini onlarla giderebilirsin. 19 Mayısta Samsun'da olmayı çok arzu ederdim. Her Atatürkçü Türk Genci orada olmak ister.Çünkü milli mücadeleye başlarken ilk adım orada atılmıştı.


N..........., iki gündür moralim oldukça bozuk. Kendilerine Komando adını takmış bir kaç serseri şehirde bizim arkadaşlarımızın üzerine halkı kışkırtmış.Son zamanlarda okulda ve yurtta huzur kalmadı. Sinirler gergin.Tam imtihan zamanı böyle bir şeyin olması insanı olumsuz etkiliyor.


Bugünlerde şairliğim tuttu, geçenlerde bir şiir yazdım:


RÜYADAYIM GALİBA



Yine masa başındayım

Önümde rakı şişesi, elimde bardak.

Ve kafamda ...

Hiç ama hiç çıkmayan sen.

Yumuluyorum rakı kadehine

Günlerce çölde susuz kalmış yolcu misali.

Bir şeyler unutmak istiyorum,

Ama gel gör ki....

Neyi unutacağımı unutmuşum ben.

Yanı başımda super state çalıyor bir şarkı

Galiba bizim şarkımız.

"Rüyalar gerçek olsa..." diyor Emel Sayın

Ama ne zaman?

Sen orda ben burdayken

Niye uzadıkça uzuyor bu tatsız ayrılık?

El atıyorum can sıkıntısı ile rakı kadehine

Boşalmış...Bomboş olmuş.Tıpkı seni düşünen kafam gibi.

Keramet şişenin dibinde derler ya.

Bir başkayım bu akşam, sarhoş olamıyorum.



Görüyorsun ki ne berbat şiir yazıyorum.Şairler bu şiiri okuyunca bu mesleği baltalıyor diye linç ederler beni..


Unutmadan yazayım , ikinci adım K.......'dir. Satırlarıma burada son verirken tüm mutlulukların senin olmasını dilerim.

A............


Not: Elazığ'ı özlediğini yazıyorsun. Bana denizi anlat ,tasvir et; ben de sana buraları anlatayım.