5 Ocak 2018 Cuma

BİR VAKTE ERDİ Kİ BİZİM GÜNÜMÜZ

"Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına merhem arıyor
Deva belli değil dert belli değil"    (Ruhsati)


"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü;
 akıl çağıydı, budalalık çağıydı;
 inanç çağıydı, kuşku çağıydı;
 ışık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi;
 umut baharıydı, üzüntü kışıydı; 
önümüzde her şey vardı; önümüzde hiçbir şey yoktu;
 hepimiz dosdoğru cennete gidecektik, hepimiz dosdoğru öbür tarafa gidecektik...

 Kısacası, devir öylesine şimdikine benziyordu ki..."


Charles Dıckens "İki Şehrin Hikayesi" adlı eserine böyle başlar. "İki şehir" Londra ve Paris'tir. Olaylar bu iki şehirde yaşayan insanlarla ilgilidir.  1789 Fransız Devrimi öncesi ve sonraki zaman dilimini kapsar.On sekizinci yüzyıldır sözü edilen devir.
 Fransız İhtilali "Yeni Çağ"ın sonunu, "Yakın Çağ"ın başlangıcını getirmiştir tüm dünya düzenine...

Sevgili Günlüğüm, 

Yıl 2018,  5 Ocak 2018.

Ülkemizde, bölgemizde, dünyada akıl dışı olaylar yaşanıyor yine... 

Türkiye'de Diyanet İşleri, utanmadan sıkılmadan "dokuz yaşında kız çocuğu evlenebilir! çocuk doğurabilir! " diyor, diyebiliyor... Sakallı cübbeli birileri çıkıp baba kızına, oğul annesine, kardeş kardeşe, akraba akrabaya şehvet duyabilir diyor, diyebiliyor... Hatta işi öylesine azıtıp sakalsız erkeklere karşı şehvet duyabileceklerini itiraf eder duruma geliyorlar... Ortalık toz duman...

Çocuk tecavüzleri sıradan olaymış gibi sunuluyor. Aileden 'sorunlu' bakan 'bir kereden bir şey olmaz!' diyecek kadar sapıtıyor.

Din adına kadınlar aşağılanıyor, eve kapatılmak isteniyor, dayak erkeğin hakkı, dayak yemek kadının göreviymiş gibi sunuluyor. Ve bu söylemler yüzünden kadınlar öldürülüyor, çocuklar öldürülüyor...

Hırsızlık, rüşvet, karapara aklama konusunda yaşanan utanmazlıklar dünya mahkemelerinde anlatılıyor, bakanlar suçlanıyor. Halk bilmesin halk görmesin halk fark etmesin diye olağanüstü korku imparatorluğunda saltanat sürülmeye çalışılıyor.

Her konuda aldatıldığını söyleyen kişiler en etkili ve yetkili makamları işgal ediyor. "Yurtta savaş dünyada savaş" dercesine düşmanlıkları körüklüyorlar. Öyle büyük hatalar, öyle büyük suçlar işlendiler ki düştüklerinde yargılanacaklarını biliyorlar ve düşmemek için her şeyi ama her şeyi yapabilecek çıkmazın içine saplandılar. Çırpındıkça batıyorlar, battıkça ülkeyi de batırıyorlar. 

"Eş başkanım!" , "Açılım!" , "Ne istediniz de vermedim!"... "Aldatıldım"

Sevgili Günlük, bak nereden nereye geldim... Aslında ben bir tanecik torunum Ela'dan söz edecektim.

Ela'mız 31 Aralık 2018 tarihinde dokuz yaşına girdi... Ve son iki yıldır doğum gününde birlikte olamıyoruz.  

31 Aralık 2017 Pazar

SEVGİLİ GÜNLÜK

26 Eylül 2013'te İstanbul'a taşındık biliyor musun? Bilemezsin, nereden bileceksin ki... Söylemedim, söyleyemedim; yazmadım, yazamadım. Ne zamanım ne de dermanım vardı aslında. Ahh günlüğüm ahhh! Bilsen neler neler yaşadık...                                               

Geldik 2017'nin son gününe... Bir yılı daha geride bırakıyoruz, karışık duygular içindeyim ne desem nereden başlasam?

Hani şair "Bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un..." diyor ya ben de bütün 'Onkoloji Hastane'lerini dolaştım hasta yakını olarak... Sağlık aradık. Doktorların kilitli ağızlarından çıkacak bir iki sözcükte umut aradık... 
Evet uğraşıyorlar, çabalıyorlar işleri çok zor biliyorum ama nedense hastaya da hasta yakınına da bilgi verme konusunda çok ketumlar. Ağızlarından kerpetenle dişlerini çekmek daha kolay sanki... Bence bu büyük bir eksiklik. Durum nedir tam olarak bilmiyorsunuz. Tahliller yapılıyor, tetkikler yapılıyor, kemoterapiye gidip geliyorsunuz ama gelişmelerden bihaber debelenip gidiyorsunuz. Ablam için çok koşturduk ama ne yazık ki onu kaybettik...

Geç kalmıştı, daha doğrusu teşhis geç konulmuştu. Bronşit denmiş, zatürre denmiş, ağrıyan kaslarına kas gevşetici verilmiş; ilaçlar ilaçlar ilaçlar... Veee en sonunda dördüncü evre kanser... Ankara günleri... Dr Abdurrahman Yurtarslan  Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hacettepe Hastanesi... 
Hacettepe Hastanesi ne yazık ki eski Hacettepe değil. Oradaki doktorları,  hastanede kaldığımız servisteki görevlileri hiç iyi anımsamadığımı söylemeden geçemeyeceğim. Hatta Hacettepe acili de... Ancak haksızlık yapmak istemem, acilde o koşullarda bile çırpınan hastadan hastaya koşan genç doktorlar vardı elleri öpülesi...

Sonra İstanbul günleri başladı... Eylül 2013... Lütfü Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi... Ellerinden geleni yaptılar, ama...

Çok zor bir hastalık, geç kalmamak gerekiyor öncelikle, erken teşhis hayat kurtarıyor bunu unutmamak gerekiyor. Ancak aklımın bir ucunda hala kemoterapi yapılsın mı yapılmasın mı sorusunun yanıtı netleşmiş değil. Kemoterapi vücunun bağışıklık sistemini çökertiyor, hastayı perişan ediyor. Hasta yakını olarak çaresizce eşlik ediyorsunuz sadece... 

Bu konuda da doktorlara söyleyeceklerim var. Lütfen tedavi yöntemlerini kendi aranızda tartışınız, televizyonlara çıkıp güya bilimsel tartışma yapıyormuş gibi farklı görüşlerinizi dile getirerek tartışmayınız.  Kafası karışık, morali bozuk hastalara kötülük yapıyorsunuz farkında olarak ya da olmayarak... Ve hastalarınızla konuşunuz, bilgi veriniz... 

Ablamı kaybettik Sevgili Günlüğüm çok zor günlerdi bir bilsen. Ama ne yazık ki ikinci darbe on ay sonra geldi, kabus yeniden başladı. Bu kez de küçük kız kardeşime aynı teşhis konuldu. Ameliyat, kemoterapi günleri yeniden başladı. Neyse ki bu kez erken yakalanmıştı soysuz hastalık... Şimdi kemoterapi bitti çok şükür, dört ay sonra kontrolleri başladı. 

Bu günlük bu kadar yeter değil mi günlüğüm, yavaş yavaş normale dönüyoruz galiba... Suskunluğum çok uzun sürdü farkındayım. Elimde değildi inan...

Ha bu arada ülke durumunu hiç sorma. Sadece "kanserden beter"  dersem sen anlarsın değil mi? 

16 Mayıs 2013 Perşembe

KÜSMEK NEDİR BİLİR MİSİN?

Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek, "Seni Seviyorum."dur.
Vazgeçememektir.

Beni anlatır küsmek...
Kızdım, ama hala buradayımdır,
Gitmiyorumdur, gidemiyorumdur...
Küsmek; nazlanmaktır,
Yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek sevdiğini söyle demektir...
Hadi anla demektir.

Küsmek; umuttur,
Acabaları bitirmektir,
Emin olmaktır.

Yani diyeceğim o ki
Ben sana küsüm...

Nazım Hikmet