babalar ve kızları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babalar ve kızları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Nisan 2013 Pazartesi
RÜYA GİBİ GELDİ GİTTİ
Hepsi hepsi on beş gün, ama her saniyesi dolu dolu geçti. Birlikte küçük bir Türkiye turu bile yaptık. Gezdik, dolaştık, sevdiklerimizle kucaklaştık. Kısa kaldığımız yerlerde telaştan fotoğraf çekmeyi akıl edemedik, onları da yüreğimize yazdık...
Özlenen yemekler yapıldı, birlikte yemenin keyfi çıkarıldı. En çok da peynir çeşitleri masaları süsledi.
Yapılan böreklerin, tatlıların, keklerin, pizzaların tarifi istendi. En iyisi bloga yaz, biz gerektikçe oradan alırız, dendi... Sırayla yazarım, buradan paylaşırım onayı alındı.
Ve dünya tatlısı yolcu edildi...
Güle güle git, güle güle...
Gideli on beş gün oldu, ben ancak kendime gelebildim. İyi mi?
Etiketler:
ayrılık,
babalar ve kızları,
özge,
özlem,
sev dedi gözlerim
1 Ocak 2013 Salı
UZAKLARDAKİ KIZIMA
"Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki.
Mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabak çekirdeği.
Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda mümkün ve güzel olan tek şey vardır:
Yanarak sevmek seni." (A.Kadir)
Şu anda saat bizde 01:25; sizin orada 17:25...
2013 yılına girdik biz; sizin yedi saatiniz var daha; hazırlık aşamasındasınız biliyorum. Kamerada konuşurken tutup elinden çekmek geçiyor içimden biliyor musun? Özlüyorum çok, tek tesellim eşinle birlikte gülümseyen gözlerini görmem bilgisayarın ekranından...
Sizi çok seviyoruz. Yeni yılınız kutlu olsun. Hep mutlu olun. Sağlıklı, başarılı...
2013 Yılının tüm insanlığa barış, sevgi, huzur getirmesini diliyorum...
28 Aralık 2012 Cuma
ELA'MIZ DÖRT YAŞINDA
![]() |
| Ailemizin en büyüğü ile en küçüğü.... |
![]() |
| Canlarım benim... |
![]() |
| Kızım ve babası |
![]() |
| Ela ve babası... |
![]() |
| Ela, babam ve ben... |
![]() |
| Babam, damadı,damadının damadı... |
![]() |
| En çok eğlenen ben miyim ne? Duvardaki fotoğraftan bize eşlik eden Ela'nın teyzesi ve eniştesi halime mi gülüyorlar? Şaka bir yana keşke onlar da burada olsaydı; özlem zor be blog... |
![]() |
| Ela ve annesi... |
![]() |
| Falcı Ela, falcı küçük dede... |
![]() |
| Fıstık Ela... |
![]() |
| Saksı çiçeğimizi süsledik, erken doğum gününü kutladık, sonra da Demir Park AVM'ye gittik. |
2 Aralık 2012 Pazar
BABALAR VE KIZLARI (İMZA KIZIN)
İşte o kitap babacığım. En kısa zamanda alıp okuyacağım.
Ben geç duydum, bu sıralar her şeye geç kalıyorum zaten. Hiçbir şeye yetişemiyorum. Koşturuyorum, ama ne kadarı başarılı oluyor bilmiyorum. Bazen iyilik yapayım derken yanlış yapıyorum, ya da ne bileyim yanlış anlaşılıyorum. Üzüyorum, üzdüğüm için çok çok üzülüyorum. Üzüldüğümü de kimselere söylemiyorum, söyleyemiyorum... Kimseler üzülmesin diye içimin derinliklerine gömüyorum... Yeni değil bu huyum aslında, ben hep böyleydim biliyor musun? Biliyorsun, biliyorsun... Beni hep sevdin, hep onayladın, hep anladın. Bu da benim en büyük huzurum, mutluluğum oldu.
Seni çok seviyorum, iyi ki benim babamsın... Yarın geleceksin, kavuşacağız yeniden. Şimdi sevdiğin yemekleri geçiriyorum aklımdan, önce hangisini pişirsem derdindeyim. Seni rahat ettirmek için ne mümkünse onu yapacağız damadınla. Biliyorsun o da seni gerçekten çok seviyor. İyi ki, iyi ki... Damadın olmasaydı da seni severdi biliyor musun? Bu senin başarın babacığım. Torunların da öyle...
Bu arada sana kızdığım anılarım da var. Hatırlar mısın bilmem. Orta okul, lise yıllarımda da geç saatlerde yatmayı severdim. Elimdeki kitap bitmeden uykum gelmezdi, dolayısıyla odamın ışığı geç saatlere kadar açık olurdu. Sen uyanır uyanır, "Hadi kızım yat artık!" uyarısında bulunurdun. Sonunda ben ışığı kapatır, perdeyi açardım. Elektrik direğinin ışığında kitabımı bitirirdim. Bazen gözyaşlarımın bugusunda yazıları göremezdim. Yok yok bu yaşlar roman kahramanlarının acılarıyla ilgiliydi, seninle değil...
Şimdi yine geç yatıyorum, gece okumayı-yazmayı seviyorum. Yine seni çok seviyorum, seviyorum, seviyorum...
Bu fotoğrafı Ankara'da senin 83. doğum gününde çektirmiştik.
7O'li yıllarda yeni eteğime bakıp "Kızım boyu çok kısa değil mi?" uyarını hatırladım şimdi de. "Ama baba, arkadaşlarımın giydiklerini görmedin sen, benimki çok uzun kalıyor onlarınkinin yanında..." Yanıtım karşısında susmuş, bir şey söylememiştin. Bak şimdi zaman değişti. Artık bazı babalar ve özellikle de devlet baba(!) çok sert; beş yaşında ilk okula başlattıkları çocukların kolsuz giyinmelerini yasaklıyor. Tek dert kılık kıyafetmiş gibi geldikleri günden beri kadınların ve kız çocuklarının giyim kuşamıyla uğraştılar. On yıl boyunca hep bu konuşuldu, hep bu tartışıldı. Hala ,akıllarınca,hepimizin başını örtmeye , çabalıyorlar. Bu arada devletin başına örülen çorapları gözden kaçırıyorlar, ya da öyle olduğunu sanıyorlar...
Akıl dağıtılırken neredeydiler bilen yok.
Kolsuz kıyafetime bakınca nerelere daldım yine, boşver sen bunları...
Seksen üç yaşında da olsan sen benim için hala gençsin, hala çok güçlüsün, hala sığınacağım limansın canım babacığım.
Kızın
Ben geç duydum, bu sıralar her şeye geç kalıyorum zaten. Hiçbir şeye yetişemiyorum. Koşturuyorum, ama ne kadarı başarılı oluyor bilmiyorum. Bazen iyilik yapayım derken yanlış yapıyorum, ya da ne bileyim yanlış anlaşılıyorum. Üzüyorum, üzdüğüm için çok çok üzülüyorum. Üzüldüğümü de kimselere söylemiyorum, söyleyemiyorum... Kimseler üzülmesin diye içimin derinliklerine gömüyorum... Yeni değil bu huyum aslında, ben hep böyleydim biliyor musun? Biliyorsun, biliyorsun... Beni hep sevdin, hep onayladın, hep anladın. Bu da benim en büyük huzurum, mutluluğum oldu.
Seni çok seviyorum, iyi ki benim babamsın... Yarın geleceksin, kavuşacağız yeniden. Şimdi sevdiğin yemekleri geçiriyorum aklımdan, önce hangisini pişirsem derdindeyim. Seni rahat ettirmek için ne mümkünse onu yapacağız damadınla. Biliyorsun o da seni gerçekten çok seviyor. İyi ki, iyi ki... Damadın olmasaydı da seni severdi biliyor musun? Bu senin başarın babacığım. Torunların da öyle...
Bu arada sana kızdığım anılarım da var. Hatırlar mısın bilmem. Orta okul, lise yıllarımda da geç saatlerde yatmayı severdim. Elimdeki kitap bitmeden uykum gelmezdi, dolayısıyla odamın ışığı geç saatlere kadar açık olurdu. Sen uyanır uyanır, "Hadi kızım yat artık!" uyarısında bulunurdun. Sonunda ben ışığı kapatır, perdeyi açardım. Elektrik direğinin ışığında kitabımı bitirirdim. Bazen gözyaşlarımın bugusunda yazıları göremezdim. Yok yok bu yaşlar roman kahramanlarının acılarıyla ilgiliydi, seninle değil...
Şimdi yine geç yatıyorum, gece okumayı-yazmayı seviyorum. Yine seni çok seviyorum, seviyorum, seviyorum...
Bu fotoğrafı Ankara'da senin 83. doğum gününde çektirmiştik.
7O'li yıllarda yeni eteğime bakıp "Kızım boyu çok kısa değil mi?" uyarını hatırladım şimdi de. "Ama baba, arkadaşlarımın giydiklerini görmedin sen, benimki çok uzun kalıyor onlarınkinin yanında..." Yanıtım karşısında susmuş, bir şey söylememiştin. Bak şimdi zaman değişti. Artık bazı babalar ve özellikle de devlet baba(!) çok sert; beş yaşında ilk okula başlattıkları çocukların kolsuz giyinmelerini yasaklıyor. Tek dert kılık kıyafetmiş gibi geldikleri günden beri kadınların ve kız çocuklarının giyim kuşamıyla uğraştılar. On yıl boyunca hep bu konuşuldu, hep bu tartışıldı. Hala ,akıllarınca,hepimizin başını örtmeye , çabalıyorlar. Bu arada devletin başına örülen çorapları gözden kaçırıyorlar, ya da öyle olduğunu sanıyorlar...
Akıl dağıtılırken neredeydiler bilen yok.
Kolsuz kıyafetime bakınca nerelere daldım yine, boşver sen bunları...
Seksen üç yaşında da olsan sen benim için hala gençsin, hala çok güçlüsün, hala sığınacağım limansın canım babacığım.
Kızın
Etiketler:
baba olmak,
babalar ve kızları,
imza kızın,
kitap,
mektup
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















.jpg)


















