gurbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gurbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2010 Çarşamba

BEBEĞİMİ BÜYÜTÜRKEN


GÜNLÜK

21 Şubat 1978
Zonguldak

Gülüyorum şimdi 29 Aralık'ta yazdıklarıma...

İnsanın duyguları nasıl da değişken. Çok karamsarmışım o an neden bilmem. İnanın neye kırıldığımı bile hatırlamıyorum. Sadece şu anda çok pek çok mutlu olduğumu duyuyorum. Seviyorum, seviliyorum...

Karşımda biricik kızım , canım D.... 'im oynuyor. Bir yanında bebeği, telefonu ; diğer yanında başka oyuncakları... Bu oyuncaklara küçük radyomuz da dahil. Hatta en önemli oyuncağı bu radyo. Onsuz yapamıyor. Kadın şarkıcıları daha çok seviyor.

Şimdi de defteri çekiştirmeye başladı. Hep onunla ilgilenmemi istiyor tatlım. Bir saat sonra babamız da gelir. Mutluyuz.

Bugün kızım oturağa çişini yapmaya başladı. Elazığ'dayken tutunca yapıyordu; fakat yolculukta unuttu. Neyse ki şimdi yeniden başladı. Altını ıslatmayı bıraksa işi de azalacak. Seve seve yapıyorum; ama yavrum için de çok iyi olur. Artık rahatsız olmaya başladı.

Bu şubat tatilinde Elazığ'a bir kaçamak yaptık. A..... bizi Ankara'ya götürdü, dönüşte de Ankara'dan aldı. Uçakla gittiğimiz için fazla yorulmadık. Ailemi görmek bana çok iyi geldi, çok özlemişim onları. Moralim oldukça düzeldi. Keşke bütün sevdiklerimizle birarada olsak... Buraya geleli yedi ay olmuş. Ayrılık zor, üzücü.

Kucağımda oturacakmış küçük hanım... Defter de oldukça ilgisini çekiyor. Elinde kırmızı kalem, uzatıp duruyor. Bıraksam o devam edecek sanki yazmaya... Dokuz ayı bitti on dokuzunda. Yakında yürümeye başlayacak gibi...

Elazığ'dan döneli bugün beş gün oluyor. Geldikten sonra hiç boş kalmadım.Daha yapacağım pek çok iş var ama iki gündür sular akmıyor. Mola verdim onun için.

Ankara'da kardeşimi , teyzemleri, kuzenlerimi de ziyaret ettik.

Kar yağıyor, hava iyice soğudu...

Ülkenin durumu karışık. Olaylar, olaylar, olaylar... Gün geçmiyor ki kötü bir haber duymayalım. Kar topu gibi yuvarlanarak büyüyor. Acılara yeni acılar ekleniyor. Yetkililer sağır, yetkililer dilsiz... Aynı dili konuşmuyorlar sanki. Bir kör dövüşü sürüyor. İnsanlar ölüyor, analar ağlıyor. Duyan yok, gören yok, bilen yok, dur diyen hiç yok ! Sadece okullarda şubat tatilini anarşi nedeniyle on beş gün daha uzattılar. İkinci dönem altı Mart'ta başlayacak. Benim için iyi oldu bu, kızımla daha çok zaman geçirebileceğim. Ne yazık ki ülkemiz için aynı şeyi söyleyemiyorum şu an...

Kızıma H...... bakıyor ben okula gidince. Eşimin teyzesinin kızı. Yanımızda kalması iyi oldu. Şimdi ailesinin yanında, beş Mart'ta gelecek.

Kızımın uyku saati geldi. Yazmayı bırakıyorum artık. Bakalım bir daha ne zaman buluşacağız seninle sevgili günlüğüm... Şimdilik hoşçakal.

7 Aralık 2010 Salı

GURBET ELDE KIYMETİMİZ BİLİNMEDİ Mİ NE?


GÜNLÜK

29 Aralık 1977
Zonguldak

"Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele gönül verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yörüktür bizim atımız
Yarden atlattı zatımız
Gurbet elde gıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez "

Evet, Karacaoğlan böyle söylemiş "gurbet"için... Kırık dökük aklımda kaldığınca, şu anda toparlayabildiğimce yazdım Karaca, kusura bakma. Bilirsin severim seni...

Ama şu anda "gurbet"i bütün benliğimde duyuyorum. "Gurbet elde gıymatımız, ya bilinir ya bilinmez" deyişin nedense çok işliyor içime... Keşke hiç gelmeseydik buraya. Olaylar, dışımızdaki olaylar iyice bozdu moralimi herhalde. Basit, oldukça basit şeyler belki, ama çok dokundu bana... Hiç böylesine kırıldığımı anımsamıyorum. Gurbet elde kıymetimiz bilinmedi mi ne Karaca?

Oysa her şey ne güzel de başlamıştı! Hep iyi niyetli olmaya, fedakarlık yapmaya çalıştım her konuda. Herkese karşı özverili oldum, bilinmedi. Sanırım suçum da bu oldu! Biraz bencil olsaydım, ama yapamadım. Kendimi düşünmeyi hep en sona bıraktım. Boşunaymış! Önce kendini düşünmeliymiş insan. Fedakarlıklarınız bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyormuş, farkına varamadım...

Güvendiğim tek kişiden de umut yok artık!

Bir çare arıyorum, kızım ve kendim için, durmadan düşünüyorum... Sanırım bir yol da buldum. Şubat tatiline az kaldı, önce kızımı annemlere bırakacağım, sonra da tayin işimle uğraşacağım...

Artık burada kalamam! Denedim, başarısız oldum. Olsun, bundan böyle kızım için yaşayacağım...