kayınvalide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kayınvalide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2010 Pazartesi

ANAOKULUNA BAŞLADIK


GÜNLÜK

ZONGULDAK-1979

Neden bilmem hiç bu denli kırgınlık olmamıştı aramızda. En kötü tarafı da hiç tartışmıyoruz aramızda. Oysa tartışabilsek gerçekleri daha iyi farkedebiliriz gibi geliyor bana. Ama A..... hiç yanaşmıyor buna.

Barışırken bile doğru dürüst değerlendirme yapmıyor, konuşmadan barışma yoluna gidiyor. Bu yüzden de içimin ezikliği bir süre daha devam ediyor. Hiç olmazsa barışırken bir iki gönül alıcı söz söylemesi gerekmez mi?

Ailesinden gelen bir bencilliği mi var, üzerinden atmaya çalışsa da başaramadığı? Ailede bencillik olur mu? Böyle bir aile tam anlamıyla huzur bulur mu? En azından bir taraf sürekli fedakarlık yapmak zorunda kalır ve ezilir. Bir zaman sonra tepki kaçınılmaz olur.

Bilmem nereye varacak sonumuz...

Kızımı bir haftadır Anaokuluna götürüyorum. Oldukça memnun görünüyor. Yalnız yarım gün olduğu için, sabahları karşı komşumuz bakıyor kızıma. Nasıl öderiz haklarını bilmem ki? Şurada iki adımlık yerde babannesi oturuyor. Bir gün olsun "Çocuğu ne yapıyorsunuz?" diye sormazken, iki yıllık komşumuz, kendi torunuymuş gibi sevgiyle bakıyor.

Bütün bunları gören, bilen A..... de hala beni annesigile götürmeye çalışıyor! Bir gün de onlara "Siz haksızsınız?" dese ya! İşleri düşünce tek tek iş yerine, yanına gidiyorlar. Hangisi onun bir sorunuyla ilgileniyor? Bir gün olsun "Bu da bizim torunumuz" diyorlar mı? Analık babalık bu mu? Öyle tuhaf bir dünya ki...

Acaba diyorum, Zonguldak'a hiç gelmese miydik? O zaman daha mı mutlu olurduk? Bilinmez ki... Ama yine de ailesi olumsuz yönde çok etkiledi bizi. Çoğu onlar yüzünden kırıldık birbirimize...

7 Aralık 2010 Salı

GURBET ELDE KIYMETİMİZ BİLİNMEDİ Mİ NE?


GÜNLÜK

29 Aralık 1977
Zonguldak

"Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele gönül verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yörüktür bizim atımız
Yarden atlattı zatımız
Gurbet elde gıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez "

Evet, Karacaoğlan böyle söylemiş "gurbet"için... Kırık dökük aklımda kaldığınca, şu anda toparlayabildiğimce yazdım Karaca, kusura bakma. Bilirsin severim seni...

Ama şu anda "gurbet"i bütün benliğimde duyuyorum. "Gurbet elde gıymatımız, ya bilinir ya bilinmez" deyişin nedense çok işliyor içime... Keşke hiç gelmeseydik buraya. Olaylar, dışımızdaki olaylar iyice bozdu moralimi herhalde. Basit, oldukça basit şeyler belki, ama çok dokundu bana... Hiç böylesine kırıldığımı anımsamıyorum. Gurbet elde kıymetimiz bilinmedi mi ne Karaca?

Oysa her şey ne güzel de başlamıştı! Hep iyi niyetli olmaya, fedakarlık yapmaya çalıştım her konuda. Herkese karşı özverili oldum, bilinmedi. Sanırım suçum da bu oldu! Biraz bencil olsaydım, ama yapamadım. Kendimi düşünmeyi hep en sona bıraktım. Boşunaymış! Önce kendini düşünmeliymiş insan. Fedakarlıklarınız bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyormuş, farkına varamadım...

Güvendiğim tek kişiden de umut yok artık!

Bir çare arıyorum, kızım ve kendim için, durmadan düşünüyorum... Sanırım bir yol da buldum. Şubat tatiline az kaldı, önce kızımı annemlere bırakacağım, sonra da tayin işimle uğraşacağım...

Artık burada kalamam! Denedim, başarısız oldum. Olsun, bundan böyle kızım için yaşayacağım...