sorunları aşmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sorunları aşmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2010 Salı

GURBET ELDE KIYMETİMİZ BİLİNMEDİ Mİ NE?


GÜNLÜK

29 Aralık 1977
Zonguldak

"Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele gönül verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yörüktür bizim atımız
Yarden atlattı zatımız
Gurbet elde gıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez "

Evet, Karacaoğlan böyle söylemiş "gurbet"için... Kırık dökük aklımda kaldığınca, şu anda toparlayabildiğimce yazdım Karaca, kusura bakma. Bilirsin severim seni...

Ama şu anda "gurbet"i bütün benliğimde duyuyorum. "Gurbet elde gıymatımız, ya bilinir ya bilinmez" deyişin nedense çok işliyor içime... Keşke hiç gelmeseydik buraya. Olaylar, dışımızdaki olaylar iyice bozdu moralimi herhalde. Basit, oldukça basit şeyler belki, ama çok dokundu bana... Hiç böylesine kırıldığımı anımsamıyorum. Gurbet elde kıymetimiz bilinmedi mi ne Karaca?

Oysa her şey ne güzel de başlamıştı! Hep iyi niyetli olmaya, fedakarlık yapmaya çalıştım her konuda. Herkese karşı özverili oldum, bilinmedi. Sanırım suçum da bu oldu! Biraz bencil olsaydım, ama yapamadım. Kendimi düşünmeyi hep en sona bıraktım. Boşunaymış! Önce kendini düşünmeliymiş insan. Fedakarlıklarınız bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyormuş, farkına varamadım...

Güvendiğim tek kişiden de umut yok artık!

Bir çare arıyorum, kızım ve kendim için, durmadan düşünüyorum... Sanırım bir yol da buldum. Şubat tatiline az kaldı, önce kızımı annemlere bırakacağım, sonra da tayin işimle uğraşacağım...

Artık burada kalamam! Denedim, başarısız oldum. Olsun, bundan böyle kızım için yaşayacağım...


6 Ocak 2010 Çarşamba

ALTMIŞINCI MEKTUP


17 ARALIK 1974
Elazığ



Sevgili A...... ,

Uzun zamandan beri sana yazmak istediğim halde bir türlü yazamadım. Bu ara yine moralim bozuk. Bir de hava koşullarının değişkenliği hasta etti beni ! Üşüttüm, öksürüp duruyorum.

Sen nasılsın, günlerin nasıl geçiyor? Ben çocuklarla uğraşıp duruyorum... İkinci yazılılarını bugün bitirdim. Son sınıfın yazılılarını okurken çok sıkıldım. Bıraktım, sana yazmaya karar verdim. Ama bu moralle seni de etkilemekten korkuyorum. Daha fazla bekletmek de istemedim. Neyse kusura bakma.

Şu anda radyoda istekler çalıyor, şansımıza çıkan parça : " Seni benden alamazlar....Çünkü benim canım sensin..." Bilmem dinledin mi bu şarkıyı? Ben ilk kez dinledim ve çok da beğendim.

Biliyor musun benim kararname hala gelmedi... Geldiği zaman da sanırım bazı anlaşmazlıklar olacak. Nedeni de şu: Daha önce yazmıştım. Ben M.......'ye gitmeyi düşünüyordum. Şimdi çalıştığım okula bunu söyleyince gitmemem için çok ısrar ettiler. Ben de bu arada M....... hakkında araştırma yaptım.

Okul çok karışık. Öğretmenler arasında çok büyük kutuplaşmalar ve anlaşmazlıklar varmış. Hatta bir ay kadar önce beş öğretmen kavga etmiş, birbirlerini dövmüşler! Üç öğretmeni başka okullara dağıtmışlar. Bu yüzden M.......'ye gitmekten vazgeçtim.

Şimdi çalıştığım okul, uygulama okulu olduğu için 5412 sayılı kanuna göre benim naklimi buraya alacaklar. Fakat M.......okulu müdürü oraya gitmediğim için çok kızgın. Kesinlikle vermeyeceğini, bunun için uğraşacağını söylüyor.

Bakalım sonuç ne olacak. Bir aksilik çıkar da orada çalışmak zorunda kalırsam işim zorlaşacak anlayacağın. Aslına bakarsan burada da kutuplaşmalar var. İki grup birbirleriyle selamlaşmıyorlar bile... Ben tanımaya çalıştığım için pek karışmıyorum.

İyi oluşuna çok sevindim. İşe de başlamışsın, bu da sevindirici bir haber oldu benim için.

Sizin okulun boykotu da uzayıp gidiyor... Bu da senin için iyi değil tabii. Bir an önce sınavlarını verip rahatlardın. Mesleğine başlardın. Üzerindeki yük hafiflerdi...

Demek Temmuz'da evlenelim diyorsun? Çok hoş doğrusu! Bu konuda ben ne diyorum biliyor musun? Evliliği düşünmek için biraz geç kalmadık mı?! Gel en iyisi önce nişanı yapalım, evliliği düşünmeye daha çok vakit var... Şimdilik Temmuz ayı için hiçbir şey söyleyemem sana. Düşünürsen hak vereceğinden eminim.

Aslına bakarsan bu işin olacağından ben senin kadar emin değilim.. .Daha doğrusu biraz zor olacak gibi geliyor. Zamana bırakmak en iyisi, zaman her şeyi halleder. Bakalım bu roman, bizim romanımız nasıl sonuçlanacak ?

Bu mektupta yazından şikayet edecektim. Okumakta çok zorlandım diye... Ama vazgeçtim. Benimki de senden geri kalmıyor! Sakın kimselere gösterme. Bana değil de mesleğime hakaret olur. Bitirmek için acele yazıyorum. Zaman hayli ilerledi.

H.........'nin işe başlamasına sevindim. Bir değişiklik olmazsa 13 Ocak'ta evlenecekler , değil mi ? Artık onların düğününde görüşürüz, ne dersin? Yakın nasılsa oradan da size misafirliğe gelirim.
( şaka )

F.........ler bayramda gelmişlerdi bize, hiç gidemedik ; ayıp oldu. Bu bayramda belki gideriz. Yolda bir kez karşılaştık, o da H.......... ilk geldiği zamandı. Bizim okuldan bir öğretmen arkadaş bankaya uğramış, ona beni somuş, selam göndermiş.

S........'i de gördüğüm yok. O bize annemler belki bir şey sorar diye gelmiyor; ben de ona gitmiyorum bizim durumumuzu sorar diye... Zaten çarşıya da pek fazla inmiyorum.

Komşunun arabasıyla anlaştık. Öğlenleri okula bırakıyor, akşam da alıyor. Otobüs sıkıntısından bu sayede kurtuldum.Özellikle akşamları çok kalabalık oluyordu..

Bu kadar yeter mi ? Kağıt da bitiyor, en iyisi satırları sonlamak. Sakın sen benim gibi geciktirme. Senin boş vaktin daha çoktur.Çünkü benim işim okuldan sonra da devam ediyor. Akşamları da tomar tomar sınav kağıtlarını okuyorum. Yarın da okul gazetesi çıkaracağız. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu anmış olacağız böylece. Şimdilik iyi günler, selamlar...

N.........

5 Ocak 2010 Salı

ELLİ DOKUZUNCU MEKTUP


27 KASIM 1974
Zonguldak



Sevgilim,

Satırlarıma başlarken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim. Göndermiş olduğun mektubunu aldım. Biraz gecikti ve beni haklı olarak birtakım endişelere sevk etti.

Bugün daha önceki mektubu yazdığım güne oranla oldukça iyiyim.Üstelik moralim de yerinde... İnsanların psikolojik yapıları birbirine pek uymadığı gibi günleri de birbirine pek uymuyor anlaşılan.

H........ , işbaşı yapmak üzere, Elazığ'a geldi...

Sevgilim, bugünler ikimiz için oldukça neşeli günler olacaktı, ama gelişen bazı olaylar bunları engelledi. Sonradan öğrendiğime göre bizimkilerin oraya gelme niyeti varmış, ama yengem doğum yapınca işler karışmış senin anlayacağın. Bu durumda tabi gelemediler. Dolayısıyla bizler de üzüldük. Yalnız artık eve durumu kabul ettirmiş durumdayım.

Valla sana bir soru: Fala inanır mısın?

Annem bundan 15 gün kadar önce gitmiş, bana fala baktırmış aklınca! Falcı neler demiş neler... Söylesem inanmazsın!

"Senin oğlun aşık !" demiş, üstelik "Sevdiği kız da uzaklarda..." demiş. "Kızın anne babası oğlunu tanıyorlar..." demiş. Görüyor musun falcı bile bizim lehimize çalışıyor.

Kardeşim askerden geldi ama henüz işe başlayamadı. Yılbaşında işe girmesi bekleniyor.

Tayininin çıkmasına sevindim. Hiç değilse kazalara çıkmadı. Ya bir de Palu'ya çıksa idi?
Daha öğretmenliğinin birinci senesinde tanımadığın öğrenci kalmayacak bu gidişle Elazığ'da. Demek M..... Ortaokulunu istiyorsun?

Bu sıra üzüldüğüm bir durum: Bizim okul boykot yapmış... Dolayısıyla bu işime gelmedi. Ben kendimi bir Şubat'ta Elazığ'a gelecek şekilde hazırlıyordum. Sevindiğim tarafı bizim hocalar değişmemiş, bu benim için avantaj! Bizim buraya da okul açılıyor... Artık mühendis adayları buradan da çıkacak!

Ailen ne yapıyor, baban ne zaman emekli olacak, beni soruyorlar mı? Sana bu konularda soru soruyorlar mı? Hepsine istersen selamımı, sevgilerimi iletiver. Bir de onlarla bozuşmayalım.

Önümde bir hukuk kitabı var ( Mektubu avukat arkadaşın yazıhanesinde yazıyorum.) .
Madde 40: Evlenme diye başlamış.
Okul bir şanssızlık olmazsa şubat veya martta bitecek. Dolayısıyla herhangi bir yerde, % 60 burada işe başlayacağımı tahmin ediyorum.

Beş dakikalık aradan sonra yazmaya devam ediyorum. Radyoda çok sevdiğim bir parça başladı da...

" Yalnız benim için bak yeşil yeşil..."

İşte günlerimiz böyle geçiyor! Elazığ'dan geleli hemen hemen bir buçuk ayı geçti. Bu zaman zarfında devamlı amaçsız dolaştım, çünkü burada yapabileceğim başka bir şey yok.

Sanki şu andaki şarkı beni anlatıyor:

"Sevenler mesut olmaz , derlerdi inanmazdım.
Şimdi mesut değilim bilseydim bağlanmazdım.
Ben cefanın kederin hem kışı hem yazıyım.
Yeter ki sen mesut ol, ben her şeye razıyım.
Gel artık, dön artık, ömrümüz geçmeden canım sevgilim.
Günahın benim olsun, sevabın senin olsun.
Diliyorum mevladan her seven mesut olsun...."

Şarkı böylece sürüp gidiyor.

Evet dün akşam 5.30 'da aldım mektubunu. Ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsin. Evdekilerin gözünün önünde okumak da istemedim. Senin anlayacağın o an yanımda olmanı ne çok isterdim. Benim nasıl heyecanlandığımı görür, gülerdin halime. Bugün öğlen bir kere daha okudum, tabii bunu sindire sindire... İnsaf! insan bu kadar mektubu bekletir mi?

N.......... , şimdi biz nişanlı falan değiliz, söz mendili almadık vermedik, sözlü de sayılmayız. Ama ben birbirimizi sözlü kabul ediyorum. Gönülden sözlü... Bunun için belki bazı şeyleri konuşmakta, yazmakta yarar var.

Ben şubatta okulu bitiririm. Ancak 75 Kasım'ında veya 76 Mart'ında askere giderim. Bana kalsa ben 75 Mart'ında okulu bitirdikten hemen sonra askere gitmek istiyorum, ama askere almıyorlar bu tarihte. Onun için nişan işi bahara belki kalabilir. Ama ben temmuz ayında bu işin nihayete ermesini istiyorum. Yani ne derler ona, nikah memurunun karşısına temmuzda çıkalım diyorum. Kısacası temmuzda evlenelim diyorum. Bu bende sabit fikir haline geldi...

Düşündüm, bana çok uygun geldi. Kısacası askere gitmeden bu hikaye bitsin diyorum.Tabii yazarları sen ve ben... Diyeceksin, şuna bak nelerden bahsediyor! Şaka değil, bütün samimiyetimle söylüyorum. Askere gidersek işler çatallaşabilir. Bu duruma sen ne diyorsun? Tabi bu gibi şeylere önce iki kişi karar verir. Daha sonra karar verenler çoğalır. Ve nihayet onlar katalizör vazifesi görür. Tamam mı. Bu konuda senin düşünceni öğrenmek istiyorum. En kısa zamanda yazarsan sevinirim...

Yazı için özür... Çivi yazısı gibi oldu, üstelik tükenmez kalemle...
Eğer bunu bugün yazmasaydım mektubun gecikecekti. Sakın sen de muktubumun cevabını geciktireyim deme olur mu?

Bankadaki arkadaşın ne yapıyor, görüyor musun onu? Herhalde bu durumdan sonra size misafirliğe de gelmezler. Soru sorarlar diye...

Haaa az kalsın unutuyordum, sana söyleyecek bir haberim var. Ben çalışmaya başladım. Bugün iki gündür çalışıyorum. Etütte...

Bu taraftan haberler işte böyle...Şimdilik satırlarıma son verirken mutlu olmanı dilerim.Ben yazdım iyi kötü, cevabını sakın geciktirme olur mu? Bekliyorum...

A..........

30 Aralık 2009 Çarşamba

ELLİ SEKİZİNCİ MEKTUP


20 KASIM 1974
Elazığ

Sevgili A.......... ,

Mektubunu alalı epeyce zaman geçtiği halde ancak şimdi cevap yazabiliyorum.

Nasılsın? Umarım şimdi moralin düzelmiştir. Mektubunu okuyunca senin adına oldukça üzüldüm. Bu kadar kendini üzmene gerek yok bence! Her ailede bu tür anlaşmazlıklar olur. Zamanla hepsi düzelir. Mümkün olduğu kadar anlaşmaya çalış.

Aslına bakarsan mektubunu almadan önce benim de moralim pek iyi değildi. Oldukça canım sıkkındı. Mektubunu alınca birazcık daha üzüldüm.Bu nedenle hemen cevap yazamadım. Zira karamsar bir ifade kullanabilirdim ki bu da senin bozuk olan moralini büsbütün bozabilirdi.

Neyse, önce gözünüz aydın diyeyim. Desene S......'nın pabucu dama atıldı. Sakın onu ihmal etmeyin; sonra kardeşini kıskanır.

S........ demek askerliğini tamamladı. Sanırım şimdi sıra iş bulmakta... Hayırlı olsun.

Sen ne yaptın? Hala iş bulamadın mı? Bu zamanda kolay kolay iş bulunmuyor. Sağlık olsun diyelim.

Benim tayinim belli oldu, ama kararname henüz elime ulaşmadı. Kardeşim Ankara'ya gittiğinde Milli Eğitim Bakanlığına sormuş, tayinimin M........ ' ya olduğunu söylemişler. Kardeşim telefonla bildirdi.

Yine aynı okulda ücretli öğretmen olarak devam ediyorum. Okuldan kararnamenin geç geleceğini söylüyorlar. Yalnız şöyle bir durum var:

Daha önce yazmıştım sana, şimdi çalıştığım okul bakanlığa başvurmuştu tayinimin buraya olması için. O dilekçeyle evraklar gitmeden tayinim yapılmış. Şimdi "Sen istersen buraya aldırabiliriz." diyorlar. Şimdi çalıştığım okul, tayinimin olduğu okula göre, hem daha büyük ve yeni, hem de daha donanımlı. Uygulama okulu. Diğerinin de bir iyi yanı var, okul şehrin merkezinde. Bu nedenle babamlar orayı tercih etmemi istiyorlar. Sanırım ben de orayı seçeceğim. Kararnameyi bekliyorum.

Dün okul müdürü telefon etti, "Sınıflarınızın dersi boş geçiyor, gelip başlarsanız iyi olur." dedi. Ben de kararnameyi beklediğimi söyledim. Kesin olarak belli olsun ki buradaki sınıflarımı bırakayım. Anlayacağın tayinim bu iki okuldan birisine olacak. Sevindiğim taraf Elazığ'ın içine olması. Biliyorsun kazalar çıkacak diye korkuyordum!

H......... Elazığ'a geldiğinde yolda tesadüfen karşılaştık. Bir iki dakika ancak konuşabildik. Senin moralinin çok bozuk olduğundan, evdeki anlaşmazlıklardan kısaca bahsetti. Bir de mektubumu almadığından söz etti ki o zaman ben mektubu göndereli birkaç gün oluyordu; senin eline geçmemişti henüz...

A.......... rica ederim olur olmaz şeylere canını sıkıp moralini bozma. Bu dünyada her şeyin bir çaresi vardır elbet.

Evdekilerin tutumu sanırım okulu bitiremediğin için değişti. Onlara da hak vermemiz gerekir. Tam senin mezun olacağın haberini beklerken şubata kaldığını öğrenip üzülmüşlerdir. Aslında bu o kadar önemli bir sorun değil, daha anlayışlı olabilirlerdi, ama ne yazık ki bu anlayışı büyüklerimizden her zaman göremiyoruz. Bence yeter ki sağlık olsun, her şey düzelir...

Nişan için de hayırlısı nasılsa, ne zamansa öyle olsun. Maddiyata gelince, beni tanıdığın kadarıyla fazla önem vermediğimi anlamış olman gerekir.

Biraz sonra okula gideceğim,12'de ders başlıyor. 11.20 otobüsüyle giderken hep YSE durağından sen bineceksin sanıyorum. Neyse şimdilik hoşçakal, sakın kendini üzme olur mu? Mektubunu da geciktirme, yine aynı adrese gönder.

Sevgiler...

N...........

27 Aralık 2009 Pazar

ELLİ ALTINCI MEKTUP


22 EKİM 1974
Elazığ


Sevgili A........ ,

Şu anda karşında Türkçe öğretmeni var! EVET BUGÜN İLK DERSİMİ VERDİM...

Çok bekledim ama dersimi dinlemeye gelmedin. Daha doğrusu gelemedin! Ne yapalım sağlık olsun...

Bayram kartını bugün aldım. Mektubunu daha önce almıştım. Ama bir türlü yanıtlama olanağı bulamadım. Bayramdan üç gün önce gelmişti. Bayram hazırlıkları malum... Bayramda da hiç boş kalmadık. Mektubunun cavabı gecikti , özür...

Tayinim henüz olmadı. Yolda liseden bir öğretmenimle karşılaşmıştım. Sohbet sırasında tayin beklediğimi söyledim. Meğer şimdi müdürmüş, Türkçe dersleri de boş geçiyormuş, gel başla diyince kabul ettim. Ücretli öğretmen olarak derse başladım.

Şimdilik birinci sınıflar. İlk derste gayet iyi anlaştık çocuklarla. Sanıyorum sevdiler beni, tabi ben de onları... Umarım sonuna kadar böyle olur.

Okul müdürüm aynı zamanda öğretmenim olduğu için benimle çok ilgileniyor. Tayinimin buraya olması için uğraşacağını söylüyor. Bakanlığa yazarak istekte bulundu bile...

Ankara'ya gitme işi kaldı. Ev işi de olmadı. Burada bizim bir arsamız vardı, onu satmak için anlaşmıştık. Parayı alınca Ankara'da anlaştığımız evin parasını ödeyip tapu işlemlerine başlayacaktık, olmadı.

Biliyorsun 20 Temmuz'da Kıbrıs'a barış çıkartması olunca arsayı alan kişi vazgeçti almaktan. Dolayısıyla biz de vazgeçmek zorunda kaldık Ankara'daki evden...

Kusura bakma hep kendimden söz ettim, kafam tayin işleriyle o kadar meşgul ki... Sen nasılsın? İyileştin mi? Zaten buradayken de oldukça üşütmüştün, yollarda da koruyamamışsın kendini. Geçmiş olsun. Doktora gitmeyi ihmal etme. Yoksa benimle de kavga etmek zorunda kalırsın, söylemiş olayım.

Demek S.......'nın okuluna gittin. Yaramaz nasıl da amcasına çekmiş. Orada olsaydım bir güzel kulaklarını çekerdim onun. Ödevlerini sildiği için. Aman sakın duymasın, tanışmadan bozuşmak istemem onunla.

İngilizce için kutluyorum seni. Diğer dersleri ne yaptın?

Bugün ayın yirmi ikisi, aklıma şu anda geldi; kardeşin bugün terhis olmuştur. Gözünüz aydın...

Bayramda F........ ile ablası bize geldiler, H........ Elazığ'a gelmemiş. A.......lerle birlikte bayramdan sonra geleceğini yazmış. Onun da henüz çıkışı verilmemiş.

A........, ben nihayet arkadaşımla konuştum. O da bana sormayı düşünüyormuş. Onun kardeşininki de bizim gibi olmuş. Önce çocuk senin gibi kendisi gelip aileyle konuşmuş, sonra da ailesini getirmiş.

Pot kırmamak için şu sıralar arkadaşımla sık görüşmeme kararı aldık. Durum böyle...

Tükenmez kalemle yazdığım için kusura bakma. Acele yazıyorum, yazımı da okuyabiliyorsan iyi.

Sen mektubunu yine aynı adrese yaz. Çünkü benim her gün dersim yok. Okula gitmediğim bir gün gelir, bekler, kaybolma olasılığı da var. Belki tayinim de olur bu sıralar. Okul adresine gönderme şimdilik.

Elazığ'a ne zaman gelebileceğinizi bana bildirirsen sevinirim. Aniden olursa işler karışabilir.

Neyse satırlarımı şimdilik sonluyorum. Mektubunu geciktirme.

Sevgilerimle...

N.......

26 Aralık 2009 Cumartesi

ELLİ BEŞİNCİ MEKTUP


7 EKİM 1974
Zonguldak


Sevgilim,


Bugün memlekete gelişimin ikinci günü, yani pazartesi... Sana bu satırları evden değil de pastaneden yazıyorum. Ben cuma günü akşamı saat 7.30 arabasıyla ( Harput Turizim) Elazığ'dan ayrıldım.

Seni son kez saat 5.30'da görmek ve kendi sevincime seni de ortak etmek istedim ama!.. Senin de bildiğin gibi konuşma imkanı olmadı. Ancak arabaya oturduğun zaman uzaktan seni görme olanağına kavuştum.

Yüksek öğrenim hayatımda ilk defa yabancı dilden ilk hakta geçmişim!
Sana söylemek istediğim buydu, ama ancak şimdi söyleyebiliyorum.

Şu anda biraz rahatsızım, Ankara'ya gelirken biraz üşütmüşüm. Şimdi onun cezasını çekiyorum.


Cumartesi günü Ankara'ya sabah 7.30 gibi indik. Oradan Düzce'ye bulduğum ilk arabayla geldim. Düzce'den de Kamberoğlu şirketinin bir arabasıyla Kandilli'ye geldim. Ve H......'yi gördüm. O günün akşamı H.......'nin misafiri idim. Pazar günü onunla biraz dolaştık, belki de o zaman üşüttüm. Sonra oradan ayrılıp Zonguldak'a geldim.

Geldikten sonra aileme durumumuzdan bahsettim. Önce şaka yollu, sonra ciddi olarak... Ummadığım bir durum oldu. Babam gayet olgunlukla karşıladı. Annem de öyle... Yalnız abim biraz bozuldu!

Ve hafif yollu birazcık atıştık onunla! Hepsi bu...

Şimdi yine günlük işler bana kaldı.

Sabah yeğenin okuluna gittim. Görmeliydin... Öğretmeninin yanında nasıl saygıyla duruyordu! Hiç kimse kalkmadan sabah erkenden kalkıyor, okula gitmek için hazırlanıyor. Ama hoca ödev verince evde yapmamak için, yapılması gereken ödevlerle ilgili notu, defterinden siliyor. Bu yaşta bunu beceriyor.

Sevgilim sen git arkadaşınla konuş. Ben hem anneme hem de babama, tek başıma size gittiğimi, ailenle tanıştığımı söyledim. Tabii oldukça şaşırdılar! Bakalım, ileride bir tarihte Elazığ'a gideriz , dedile...

Sanırım bu bayram ertesi olur kanısındayım. Sana ayrıca durumu bildiririm. Şimdilik durum bu...

Saat şu anda 13.30. Kafamda cuma günkü 13.30 canlanıyor... Ve bir an 1500 km. uzaklara doğru gidiyorum. Seni düşünmektem Gürün'e kadar uyuyamadım. Bir ara dalmışım gözlerimi açtığımda Kayseri'deydik...

Bizim S........'e eylülde herhalde nişan yapacağım, demiştim, İstanbul'da iken. O da merak edip duruyormuş. "Abim ne yaptı ?" diye .

Cumartesi günü eve telefon etmiş. Bugün ona mektup yazdım. O da 22 Ekim'de herhalde terhis olacak.

Akşam babamla atışacağız galiba! Israrla bugün doktora gitmemi istemişti, ben gitmedim.

Başka aklıma bir şey gelmiyor, satırlarımı sonlarken mektubunu geciktirmemeni dilerim.

Sevgilim bütün ihtimalleri düşünmek zorundayız. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.


A.........