seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2010 Pazartesi

SEKSEN ALTINCI MEKTUP


13 EKİM 1975
ZONGULDAK


Canım Sevgilim,

Satırlarıma en güzel günlerin senin olması dileğiyle başlıyorum. Senden ayrıldıktan sonra yolculuk oldukça huzursuz geçti. 15 saat üzerine Ankara'ya vardık. Her zaman 12 saatte giden arabalar nedense bu kez 15 saatte gidebildi.

İşte kısa bir zaman aralığından sonra hasret yine başladı. Arabada ilk anlar devamlı yanımdakinin sen olduğunu zannediyordum. Sana bir hafta süresince o kadar alıştım ki... İşte bu nedenle bu ayrılık benim için oldukça zor olacak. Şimdiden beni mahsunlaştırdı.

Ve şimdi oldukça şiddetli gribim. Bugün doktora gittim. Hem de iki ayrı doktora... Bir sürü ilaç , şurup, hap vs. verdiler. Şimdi kullanmaya başladım.

Ankara'da N..... ' a uğradım, evdeydi. 1,5 - 2 saat Kadar oturdum onlarla. Sonra ayrıldım oradan. Terminale geldim, bir müddet bekledikten sonra Zonguldak otobüsüne bindim.

Evet sevgilim, işte böyle. Elazığ'dan buraya geldim. Karacaoğlan'ın:

" Kıştan geldim güneşle birden dağlandı gönül
Çukurova'da odlar gibi dağlandı gönül"

demesi gibi ... Ben de yazdan kışa geldim. Burası oldukça soğuk. Bizimkiler soba kurmuşlar, şimdi yanımda soba yanıyor. Aksırıyorum, öksürüyorum. Ve üzerimdeki melaneti atmaya çalışıyorum. Ama nafile bir türlü gitmek bilmiyor. Birkaç gün tedaviye devam edeceğim.

Akşam saat onda buraya geldim. Tabii oy da yattı, seçimi de kaybettik...

Bugün H......'ye telefon ettim, konuştuk; ona annesinin dediklerini ilettim.

Ben şimdi Ankara'ya gideceğim. Mehmet Beyi bulacağım. Ve diyeceğim ki " Bak arkadaş benim 4 aydan sonra taayinimi Elazığ'a çıkarttır. Forsunu kullan , biz evleneceğiz! " diyeceğim.(şaka şaka) .

Ben evliliği Temmuz 976 olarak düşünüyordum, ama şimdi Mart 976 olarak düşünmeye başladım. Sanki şu askerlik 4 ay olsaydı ne olurdu? Gel de kızma, sinirlenme. Hiç değilse ayrılık bu kadar uzun sürmezdi. Bu sefer bambaşka oldu sevgilim.

Hayatım, insan bir yere alışıncaya kadar oldukça zorluk çeker. Buna intibak da denir. Şimdi sen öğretmenlik mesleğine birden bire intibak edebildin mi? Sen ve ben işte böyle bir intibak devresi geçirdik sevgilim.

Sen benim kalbimdesin, kalbime girip yerleştin. Kendine oldukça sağlam bir yer buldun. Senin ordan çıkıp gitmen düşünülemeyecek şeyler. Orası öyle bir yer ki orada ancak sana yer var. Senden başkası orada yer bulamaz. Sen de oradan çıkarsan eğer, bu düşünülmeyecek bir şey, o zaman deprem olduğunda binalar nasıl çökerse, yerle bir olursa ben de tıpkı onlar gibi sarsıntıya tahammül edemem. Çökerim, yok olurum. Devamlı benimlesin; çarşıda, pazarda, sokakta, şurda, burda...

Ve sen beni bütünleyensin...

...............

Hele o günlerin geçmesini hiç mi hiç istemezdim, istemiyordum. Ama bir yerde gerçekçi olmak gerekir değil mi? Sen, evet sevgilim sen, alınyazım, kaderimsin, sevgilimsin, aşkımsın; yakın bir gelecekte yuvamın kadını, çocuklarımın annesisin. Bahçemde bağımsın, yürürken hayalimsin. Çalışırken işimsin... Sen benim her şeyimsin. Her şeyim... Her şey seninle güzelleşiyor, yüceleşiyor. Sensiz bir hayat düşünemiyorum. Sen hayatıma bir yön verdin, beni düşünceli bir insan yaptın. Beni kalbi hasta , senin için yanıp tutuşan ve sızlayan bir insan yaptın.
Nişandan sonra istemeyerek sana çektirdiklerim için özür dilerim. Bundan sonra inan öyle olmayacak.

Satırlarımı sonlarken anneme, babama , M.....'e ve H.....'e selamlarımı ilet.

Sevgiler...

A........

16 Kasım 2009 Pazartesi

OTUZUNCU MEKTUP


7 KASIM 1973
Çarşamba

Sevgili A........,

Şu anda radyoda Hafif Türk Müziği dinleyici istekleri çalıyor.Onu dinlerken yazıyorum mektubunu.

Zannedersem bundan önce yazdığım mektup eline geçmedi. Keşke o mektubu doğrudan Elazığ'a gönderseydim. Sen gittikten sonra gelmiş olabilir.Neyse artık!

Öğretmenin biri Ruh Sağlığı dersinde "BENLİK " konusunu işliyormuş.
Soyut bir kavram olduğu için öğrenciler pek anlayamamış.Öğretmen de
örnek vererek somutlaştırmaya çalışmış; anlaşılır olsun diye. Ve :

"Çocuklar Ali ' nin kafasını Veli'ye ; Veli' nin kafasını da Ali'ye takarsak ne olur? "

diye sormuş. Arka sıralardan biri:

"Koalisyon olur, öğretmenim. "

demiş. Meğer Ali CHP'li , Veli ise MSP'li imiş....

Ne yazık ki koalisyon ortağı son anda vazgeçti ortaklıktan.Yoksa bu da mı seçim şakasıydı !..Yalnız artık şakalarla uğraşmayı bir kenara bırakıp işi daha ciddiye almaları gerekir.Hani işin şaka götürür yanı da kalmadı. Şu anda bir hükümeti kurmaktan aciziz. Bu geçekten insanı üzüyor.Aynı zamanda insanı düşündürüyor. İster sağ ister sol olsun, bütün partilerin amacı birdir, öyle olması gerekir. Çünkü Türkiye için çalışacaklar, böyle olunca ayrılacaklarına birleşip her şeyden önce ulusu, vatanı düşünmeleri gerekmez mi? Anlaşmaları şart bence... Amaca götürecek yollar farklı dahi olsa...Tabii amaçlar aynıysa!

Yolculuğun nasıl geçti? Soğuk havalarda gerçekten zor oluyor bizim gibi uzun yolculuklar yapmak.
Burada havalar şimdilik çok güzel. Bugün bahar gibiydi.Yalnız geçenlerde burada da bir hayli yağmur yağdı, ara sıra doluya çevirdi. Orada şimdi nasıl?
Dersleriniz başladı mı? Bizim Devrim Tarihi dersine bir hemşehrin geliyor. K........ T........ .

Üzüntümün nedenini merak etmişsin. Şimdi o zamanki kadar üzülmüyorum. Üzerinden zaman geçince insan daha sakin düşünebiliyor.İlk andaki etkisi de zayıflıyor normal olarak. Gel istersen sebebini sormaktan vazgeç. En iyisi sen de bunu şaka olarak kabul et; Erbakan' ın dediği gibi...

Satırlarımı sonlarken yeni ders yılında üstün başarılar dilerim.

N.............