eller düğün yapıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eller düğün yapıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2010 Pazar

YÜZ YİRMİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP



7 Haziran 1976
Elazığ
saat: 23.35


Canım Sevgilim,

Bu saatte de mektup yazılır mı diyeceksin belki, ama sen de biliyorsun ki seven insan için zaman kavramı diye bir şey olamaz, olmamalıdır değil mi hayatım?

Çok sıkıldım, seninle dertleşmek ihtiyacı ile dopdoluyum. Sevgimiz, aşkımız güç veriyor yalnızca bana...

Birkaç saat önce Zonguldak'a, annenlere de mektup yazdım, hatırlarını sordum. Yarın da Ankara'ya anneme mektup yazacağım. Mektubu bugün geldi. Üzgünüm A......'im, teyzem tahminimizden, kardeşimin yazdığından, daha fazla hastaymış, hastanede yatıyormuş. Annem de bir hafta kadar yanında kalmış. Bizim işle eniştem uğraşmış, soruşturmuşlar, aynı yerde altı ay kalması gerekiyor demişler.

Yalnız annem, mektupta, teyzemlerin düşüncelerini yazmış. Onlara göre, altı ay sonra evlenmeliymişiz! Şimdi evlenirsek ben perişan olurmuşum vs... Tabi ben pek aldırmadım. Zira biliyorum ki geçen zaman aleyhemize işliyor.

Temmuz'da evlenme düşüncesini atamıyorum kafamdan. Adeta sabit fikir haline geldi. Artık işi tesadüfe bırakmayalım diyorum. Artık işi tesadüfe bırakmayalım istiyorum. Evlenelim, ondan sonraki olaylara birlikte çözüm buluruz.

Dün ayrıldık birbirimizden, oysa yıllar geçmişçesine özledim seni. Meğer ne çok seviyormuşum, her geçen gün bu sevgi kuvvetleniyor; bizi birbirimize iyice bağlıyor.

Dünkü olaylar bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden... Bu da gözlerimin ıslanmasına neden oluyor. Arabayla gezişimiz, seni otobüse götürüşümüz, sonra da... İnsafsızca seni benden uzaklaştıran otobüsün arkasından çaresizce bakışım; el sallayışım, garajlardan çıkarken senin otobüsün arka penceresinden elini çıkarıp sallayışın...

Evet canım, bir kez daha ayrılışımız,aynı acı, aynı burukluğun kaplayışı içimizi! Dileğim bu ayrılıkların daha fazla sürmemesi...

Sen ne alemdesin? Belki de şu anda mektup yazıyorsundur; belki de yazmışsındır. Belki de uyuyorsundur ya da aynı düşüncelerle uykun kaçmıştır. Belki de beni düşünüyorsundur...
Telefon olsaydı evden arardım seni, yarın okuldan aramaya kararlıyım, tabi çıkarsa...

Valizden mektup çıkınca ne yaptın? Otobüste mi yoksa Mardin'de mi fark ettin? O andaki halini görmeyi çok isterdim. Ama tahmin edebiliyorum. Aceleyle zarfı açışını, bir solukta mektubu okuyuşunu canlandırabiliyorum zihnimde... Gülümsüyorum.

Son sayfaya geldim çabucak. Yarın erken kalkacağım, gece yarısını geçiyor zaman, bitireyim en iyisi. En kısa zamanda haber bekliyorum senden.

Zaten karşılaştığımız andan itibaren hep bekledik değil mi sevgilim. Çabuk gel olur mu canım? Seni seviyorum, hep özlüyorum, sen benim canımsın. Bir insan canı yanında olmadan ne dereceye kadar yaşayabilir ki? Sen de bilirsin bunu...

Sonlarken birlikte hep mutlu, güzel günlerimizin olmasını diliyorum bütün kalbimle...

N......'in.

22 Ocak 2010 Cuma

YETMİŞ DOKUZUNCU MEKTUP


16 AĞUSTOS 1975
Elazığ


Sevgili A......'im,

Bugün iki arkadaşıma tebrik telgrafı gönderdim. İkisinin de düğün davetiyeleri bugün geldi.

Biri Ülkü, sana bahsetmiştim, Ankara'daki arkadaşım... Bu akşam Adana'da nikahları olacak. Orada olmayı ne çok isterdim bilemezsin.

Diğeri de Hayriye, biliyorsun burada, okuldaki öğretmen arkadaşım. 18 Ağustos, Pazartesi günü, Bandırma'da , sonra da damadın memleketi Tokat- Niksar'da düğünleri olacak.

Senin sık sık tekrarladığın sözü ben de kendi kendime tekrarladım. Dediğin gibi bizler ne zaman dostlara böyle davetiyeler göndereceğiz ?

Düşün bir kere...

" N.......ile A......... nikah törenlerinde sizleri de aralarında görmekten........... "

Vallahi bana şaka gibi geliyor ama sen ekim diyince işler biraz ciddileşti galiba. Ben şimdiden nikah davetiyesine ne yazdıracağımızı düşünmeye başladım bile... Yooo gülmek yok. Gerçi bunlar teferruat, ama o telaşe içinde aceleye gelir. Oysa şanımıza layık bir davetiye olmalı değil mi? Şaka yaptım canım; şanda, şöhrette gözümüz yok ki...

Biliyor musun, ekimde olsun diyoruz, ama öyle olacağını pek sanmıyorum. Bir kere hazırlıklarımızı tamamlayamayız. Mart'ta olacak diye ağırdan almıştık. Kasımda gidersen
( şayet tecil ettiremezsen) o zaman daha önce düşündüğümüz gibi martta, nisanda yaparız. Yok marta kalırsa veya bir yıl geriye atılırsa askerlik, o zaman da kasım- aralık, en geç de ocakta , yani yeni yılda gerçekleştiririz bu işi.

Her şey iyi güzel de bir de benim tayin işim var. Kasımda evlendiğimizi düşünelim. Benim bir defaya mahsus eş durumundan tayin yaptırabilme hakkım var. İstediğim zamanda bu hakkımı kullanabilirim. Kullandım diyelim. Kasımda evlendik ve sen martta askere gittin. Ondan sonrası karışık işte...

Az değil , tam 18 ay! Ama sen kasımda gidersen, 4 ay sonra ben eş durumundan tayinimi senin gittiğin yere aldırırım. Askerliğin bitiminde, durumumuzu o andaki şartlara göre düzenleriz.

Benim tayin olmasa bile sen kısa bir müddet için orada çalışırdın. Sonra birlikte senin çalışmak istediğin yere ( Hakkari bile olsa...) tayinimi yaptırırdık. Senin de dediğin gibi her şeyi önceden düşünmek en iyisi. Sonradan başımıza iş açmaz.

Evet nişanlanmadan önce ayrılık çekiliyordu, nişanlandık güç geliyor bize. Sanırım A......'im evlenince çekilmez olur...

Bu konudaki görüşlerini yazarsan iyi olur. Kasımda gitmen hala geçerliyse bence tecil ettirme. Çünkü şimdi birkaç ay yine sıkıntı çekeriz, ama daha uzun ayrılıklara müsade etmemiş oluruz. Askerlik marta kalırsa en son çare senin 4 ayını beklemek olacak herhalde. Diyelim ki martta gittin o zaman da bekleyip 1976 Temmuz'unda ya da Ağustos'unda , bu zamanlar yaparız diyeceğim. Ama bu da uzun bir beklemeyi getirecek. Tam 1,5 yıl nişanlı kalmış olacağız.Hiç iyi değil ama dedim ya son çare bu olur herhalde...

Her şeyi açık açık yazdım. Sen de düşün bu konuda. Ondan sonra bir karara varırız. Hayırlısı artık. Elimizden başka bir şey gelmiyor.

Bak hayatım, benim için önemli olan evlendikten sonra birarada olmamız. Yoksa yer önemli değil. Birbirimizi sevdikten sonra Hakkari vaya başka bir yer farketmez ki... Yeter ki birlikte olalım. Senin de aynı şekilde düşündüğünden eminim. İşimize en uygun olan yerde bulunmamızdan daha doğal ne olabilir , değil mi?

Mektubunun cevabını geciktirdim ama istemeyerek oldu. Biliyorsun tatildeyiz, ev kalabalık . Şöyle yalnız kalabileceğim bir sırayı bekledim. Bugün bizimkiler sinemaya gittiler, ben de oturdum masa başına, başladım yazmaya...

Demek evlenince dünya turuna çıkacağız ( Bak az geldi Türkiye turu , yanlışlıkla dünya turu yazıverdim.)? Buna sevindim. Herhalde Adana'ya Ülkü'lere de gideriz birlikte. Bizi çok iyi karşılayacaklarından eminim. Gerçi Akdeniz gezisi sırasında Adana'yı pek sevmemiştim, ama seninle olunca değişir...

Şimdilik rahatlıkla gidebileceğimiz iki yerimiz var. Adana ve Bursa... Nilgül Bursa'dan şeftali getirmedi, ama çok güzel, hem de işimize yarayacak iki hediye getirdi. Bursa bıçağı ile Bursa havlusu... Anlayacağın yüz havlumuz ve ekmek bıçağımız da tamamlandı....

Biz hazırlıklarımızı kasım ya da aralıkta evlenecek şekilde tamamlayalım. Daha sonra askerlik durumuna göre ayarlarız.

Sana Nilgül ile bizim bahçede çektirdiğimiz resimlerden iki tanesini gönderiyorum, baktıktan sonra geri gönderirsin. Resimde de göreceksin senin yüzünden oldukça dalgın oldum... Artık ayakta da uyuyorum!

N....... da burada. Bir iki dersi var. Her gün bugün başlayacağım çalışmaya diyor, ama bir türlü de başlayamıyor. H...... , mezun oldu, şimdi üniversite sonuçlarını bekliyor. Bizler de günlük işlerle uğraşıp duruyoruz. Bizimkiler N.........'ın sınavlar için Ankara'ya geldiğinde, imtihan sonrası, size gelmesini istiyorlar. Hem sizleri ziyaret etmiş olur hem de onun için bir değişiklik olur diye düşünüyorlar.

Sizinkiler nasıl? S......., R..... ne yapıyorlar? Ö....... büyümüştür. S.......'ya cop cop selam söyle. Annen, baban, yengen, abin iyiler mi? Hepsine selam ve sevgilerimi ilet. Ayrıca bizimkilerin de selamları var.

Elazığ'da havalar aniden değişti. Artık bahçede oturamıyoruz. O eski sıcaklar yerini serin bir havaya bıraktı. Yakında soğuktan şikayet etmeye başlarız herhalde...

Bizim tatilde bitmek üzere. Eylül'ün 15'inden sonra sınavlar başlıyor. 1 Ekim'de de okullar açılacak. Tatil bitecek diye seviniyorum. İnsanın düzenli bir yaşantısının olması iyi oluyor.

Ehh artık son satırlarımı yazmaya başlasam iyi olur.En iyisi bir şiirle sonlayayım.


"BEYAZ EV
Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev
Her dağ yamacına kurduğum,
Beliren her su kenarında,
Pembe damlı, yeşil pancurlu, balkonlu.
Balkonuna tırmanan sarmaşık.
Gece , pencerelerinden sızacak ışık,
Kışın tütecek bacası...."


Ziya Osman Saba'nın bu şiirinin devamını yer kalmadığ için yazamıyorum.
Sevgiler... Mektubunu en kısa zamanda bekliyorum...

N...........