düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2010 Salı

YÜZ YİRMİ SEKİZİNCİ MEKTUP



15 Temmuz 1976
Elazığ


Canım Sevgilim,

Tekrar karşı karşıyayız seninle... Cumartesi günü gelmeni çok istiyorum. Çünkü seninle konuşmak, dertleşmek ihtiyacı ile doluyum. Karşılıklı konuşursak ancak rahatlayacağımı hissediyorum. Fakat gelemeyeceğin ihtimalini düşünerek sana bu mektubu yazıyorum.

Öyle yoruldum ki A...... 'im, inan şu anda başımı güçlükle taşıyorum. Tek başıma kaldıramıyorum bu kadar yükü. Eskiden gözünden bir damla yaş düşmeyen ben şimdi olur olmaz yerde kendimi tutamıyorum.

Aslında bu üzüldüğümden ya da mutsuz olduğumdan değil, aksine mutluyum. Seviyorum, seviliyorum; sevdiğim kişiyle evlenmek için hazırlanıyorum. Bütün bunlar pek çok kişinin arayıp da bulamadığı şeyler. Fakat olaylar, durumlar vs ister istemez moralimi bozuyor. Bu sıra aşırı derecede hassas, duygulu oldum. Ufacık bir olay beni sarsıyor.

Oysa çevremdeki tüm kişiler ikimiz için bütün güçleriyle gayret ediyorlar. Bundan fazlasını beklemek nankörlük olur. Haklarını nasıl ödeyeceğiz? Her iki tarafa karşı eziliyorum. Keşke biraz para biriktirseymişiz. Her şey öyle pahalı ki...

Orduevini gidip sorduk, maalesef tahmin ettiğimiz gibi değil. Dışarıya 2.500 lira imiş; asteğmen olursa 2.000 olur, dediler. Fakat öyle tahmin ediyorum ki sen gelsen, seninle gitsek ya da bir tanıdık bulunsa çok daha ucuza verecekler. Sen bu durumu orada iyice araştır, ona göre bakalım.

Belediye nikah salonu belki ucuz olur, fakat orayı annemler istemiyorlar. Sen de bunu istemiyordun zaten. Aslında oradaki nikahlar benim de hiç hoşuma gitmiyor. Sanki cenaze merasimi gibi oluyor. Oysa o an, bizlerin yaşamında asla unutulmayacak, derin izler bırakacak ender bir an... Bir kez yaşanacak bir olay olduğu için mümkün olduğu kadar mutluluk dolu izler bırakmalı. Bilmem anlatabildim mi? Aslında bunlar pek önemli değil, fakat yine de insanı düşündürüyor işte...

Sevgilim, önceden dilekçe vermek gerekiyormuş orduevine, bir başkasına verilmesin diye. Gününü kararlaştırdıktan sonra bizim bildirmemiz gerekiyormuş.

Dün nikah işlemlerine de başladık. Belediyeye müracaat ettik. Normal olacak. Elden takip edileceği için geç olmaz dediler. Aynı zamanda senin nüfus kaydın köyde olduğu için 15 gün askıya asmaya da gerek yokmuş. Şimdi kardeşin eniştene gönderecek, oradaki işlem biter bitmez bana gönderecekler. Daha sonra da ikimizin muayenesi yapılacakmış. Anlayacağın evraklar tamamlanınca sağlık raporu almamız gerekiyormuş. O zamanki duruma göre gelebilirsen birlikte alırız, gelemezsen kardeşimle giderim. Röntgen çekilecekmiş vs...

Tuttuğumuz ev, henüz boş değil. Oturanlar, ancak ay başında çıkabiliriz, diyorlarmış. Hatta, birkaç gün gecikebilir, demişler! Buna göre ya 8 Ağustos'ta ya da 15 Ağustos Pazar günü düğünümüz olur...

Anneni bırakmak istemedim ama o, bu kadar zaman kalmayayım, dedi ve gitmek istediğini söyledi. Bak canım ev işi biraz zor, belki de 10 Ağustos'a ancak biter. Bizim okul (imtihanlar) eylülde başlıyor. İşte bütün bunlar bozuyor moralimi...

Bu akşam annenle kardeşin gidecekler. Artık evin bitme durumuna göre onlara haber vereceğim. Davetiyeleri de günü belli olunca bastırıp göndereceğiz artık.

Sevgilim, işlerimiz gerçekten zor ve karışık. Fakat ulaşacağımız mutluluk için bütün güçlüklere dayanmalıyız. Birlikte olacağız bir ömür boyu. Bu da her fedakarlığa değer değil mi canım?

Perdelerimiz henüz alınmadı. Ben daha önce yatak odasına almıştım, şimdi beş pencereye perde lazım. Bakalım ne olacak?

Yatak örtüsü işini ne yaptın? Ayrıca A.....'im bizim hiç tabağımız yok. O, alacağını söylediğin takımı aldın mı? Yemek takımını duraleks veya daha önce sözünü ettiğin takımdan alıp getirirsen çok iyi olur. Senin para durumun nasıl? Ayrıca bulabilirsen, daha doğrusu iyi bir şey bulabilirsen makyaj malzemesi getir, annemler sorup duruyorlar. Geline alınması gerekiyormuş.

Canım, izin alabildiğin her an bekliyorum seni. Düğün salonu işini nasıl halledeceğiz? Ev işi, perdeler, davetiyeler... Off bu kadar yükün altından nasıl kalkacağız bilemiyorum. En iyisi zamana bırakalım diyeceğim, ama zaman da kalmadı...

Her iki taraf ; hem senin ailen hem de benim ailem bize kızıp duruyorlar. "Evlenmeye kalktılar hiçbir şeyi düşünmeden!" diyip duruyorlar. Haklılar belki, ne bileyim... Sen yanımda olsan dayanması daha kolay olurdu. Fakat elimizde olan bir şey de yok...

Belki de seni üzdüm bunları yazarak, ama elimde değil, özür dilerim...
......

Sabah yazarken ara vermek zorunda kaldım.

Ha bak şimdi perde almak için çarşıya iniyoruz. Ailelerimiz ortaklaşa alacaklarmış...

Sevgilim acele oldu, merak etme, her şey düzelecek. Seni çok seviyorum.

Mutlaka gelmeye çalış, sık sık mektup yaz.

Öperim canım.

N......

Yazı için özür. Sakın merak etme, gelmeye çalış.

25 Aralık 2009 Cuma

ELLİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP


1 EYLÜL 1974
Saat: 12.00


Sevgili N........ ,


Kısa bir ayrılıktan sonra yine karşı karşıyayız. Bu mektup eline geçtiğinde belki de karşımda hayat dolu, öğrencilerine bir şeyler verebilmek için çırpınacak olan ve mesleğe yeni atılma hazırlıkları içinde bulunan bir hoca göreceğim. Ben seni şimdiden yani 1 Eylül 'den itibaren öğretmen olarak görüyorum.Ama senin beni, mühendis görmen için, biraz daha zamana ihtiyacımız olacak...

Benim dersler umduğumun üzerinde başarılı geçti. 12 dersin 8 tanesini verdim; 4 tanesinden kaldım.Onun için Eylül'ün büyük bir kısmını Elazığ'da geçireceğim.

Bu durum eskiden olsa azap verirdi , ama şimdi içimde oldukça büyük bir sevinç var...

Bugün geleli 32 günü geçti, üç defa denize girebildim. Ben mektubun geldiğinde İstanbul' daydım. Bir hafta kaldım oralarda , oldukça eğlendim, diyemeyeceğim. Çünkü bütün gün vakit geçirmek için bir şeyler yaptık, arkadaşları gördüm.

Bir kısım insanlar buna tatil diyor, ama ben diyemiyorum. Benim için esas olan senin yanımda , beraber olduğumuz zaman geçen günlerimiz olabilir. Ama öyle tahmin ediyorum ki bu da çok yakın bir gelecekte olacak değil mi sevgilim?

Son mektubunu alınca sana kızmaya başladım. Ben o Temmuz sıcağında ( Takriben 45 C veya 818 F derece idi.) Elazığ'da ders çalışırken sen Ankara'da , şurda burda 15 gün tatil yaptın. Ben kıskandım mı? Boşver, bizimkine de tatil denemez ya! Sen orada, ben buradayken...

Bugün saat 16'da nikaha davetliyiz. Böyle yerlerden pek hoşlanmam, ancak gitmek zorundayız. Postacı dostumuzun kızı evleniyor. Seni de davet ediyorum. Bugün saat 15.45'de beni Belediyenin önünde bekle olur mu? Gerçi öyle yerlere sen olsan hep yalnız gidersin... Ben ise beraber gidelim istiyorum.

Haa sana bir teklifim var. Bak teklifi de unuttum! Böyle giderse işler kötü... Gerçi bunda en büyük suç senin! Bende kafa bırakmadın ki... Günün 24 saatinin 23 saat, 59 dakika,45 saniye ve 80 sanisesi ile bu kafa seninle meşgul.

Dünkü düşüncem bu pazar denize gitmekti. Sabahtan beri sağnak halinde yağmur yağıyor, eve çakıldım kaldım. Ama iyi de oldu, rahat rahat yazdım mektubunu.Geçenlerde yine bir arkadaşın düğünü oldu.Akşamları evden çıkmıyorum, ancak böyle dostların davetlerine tabii gidiyoruz.

Yeğenim bu yıl okula başladı.

Mektubun ( ilki) beni ne kadar sevindirdi bilemezsin. Arabadan indim, eve geldim. Mektubun beni bekliyordu. Saat sabah 4.30 idi. Gece karanlığında mektubunu okumam oldukça heyecanlı oldu benim için. Birinci turları bu şekilde atlatmamız çok iyi oldu.

Sevgilim ben Elazığ'a ancak ayın 14' ü gibi gelebilirim. Bu mektubun cevabını hemen bekliyorum.Tayin meselesini Elazığ' da konuşuruz.Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim.


A...........


Not: İmtihan için başarı dilerim.Gerçi geçeceğinden eminim ama gene de tüm başarılar senin olsun.