"Ben bir Güneydoğu gazisi eşiyim. Kahramanım, Balyoz davasından tutuklu.
Yıllarca eşimin evimize tek parça dönmesi için, dünyaya
getirdiğim iki çocuğumun babasız kalmaması için dua ettim. Eşim, altı
ayda bir hafta gibi sürelerle evine gelebildi. Çocuklarımı yalnız
büyüttüm. Sizler ve çocuklarınız rahat uyuyun diye biz hasretlik çektik,
hep sabrettik. Yine de mutluyduk.
Sonra tutuklandı eşim. Yaklaşık iki senedir, yine ayrıyız.
Önce Saygıdeğer şehit ailelerine sözüm: Şehitlik mertebesine
erişmiş sevdikleriniz için üzülmeyin! Ne mutlu onlara ki casus, darbeci,
vatan haini damgası yemeden şehitlik mertebesine ulaştılar. Onlara
minettarız, bizim için canlarını feda ettiler.
Gelelim Hasdal’a, Silivri’ye... Orada kimler yok ki! Kardak’a bayrak diken SAT komandosu, gurur duyduğumuz bir kahraman Fatih Çınar, eşini tutuklanmadan dört ay önce kaybetmişti. Sonra kendi hapse girdi, iki yetimine fedakâr annesi bakıyor…
Efsane Engin Alan Paşa, tutukluluk sürecinde çok sevdiği damadı Yılmaz’ı
son kez göremeden kaybetti. Aynı süreçte annesini babasını kaybedenler,
tutuklanmayı gururuna yediremeyip intihar eden onurlu deniz subayımız Ali Tatar...
***
Bu acılar ne için çekiliyor, bir türlü anlayamıyorum. Artık dua
bile edemiyorum, çok üzgünüm, her şeye olan inancımı kaybettim.
Kırgınım. Benim eşim bu halk için ölümü göze aldı, yaralandı, yetmedi.
Sayın Genelkurmay Başkanımız, sözüm sizedir. Bizimle birlikte
şehitlere ağladınız. Acaba hapse atılıp kimsenin arkasında durmadığı
subaylarınız için de ağladınız mı?
Tutukluluk sürecinde arkadaşlarımız ve ailelerimizden çok
destek gördük. Küçük bir azınlık da arayıp sormadı. Onların bazıları,
önümüz açıldı diye sevinenler. Bazıları da korkanlar. İşte meydan.
Buyursunlar, artık onlara kaldı.
Ey halkım!
Sürekli askerler tutuklanıyor. Neler olup bittiğini hiç merak
ettiniz mi? Sizin için ölümü göze alan insanlar, gönlünüzde taht
kuramamış mıydı, Fenerbahçe kadar?
Sayın basın mensupları; TV’de açık
oturumlara katılıp yargısız infaz yapan herkes! Dava yargı aşamasında.
Unutmayın ki bu seminerde sanki siz de varmış gibi emin konuşup yargıyı
etkilemek, kendini savunamayan insanlara suç atmak çok kolay.
Ey yargısız infaz yapan vicdansızlar! Katiller serbest kaldı
işte, şimdi mutlu musunuz? Oysa benim eşim hep hayat kurtardı ve
hapiste.
***
Sayın komutanlarımız Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, Aytaç Yalman! Sizlere
iyi tatiller diliyorum. Katiller salındı, kahramanlar tutuklu.
Nasılsınız, içiniz rahat mı? Sahilde eşinizle birlikte yemektesinizdir
umarım, bizler de hapishane yollarındayız...
Daha ne kadar eziyet çekersek insafa geleceksiniz?
Sayın Büyükanıt Paşamız, ‘Gaziler Günü’nde benden özür dilemiştiniz, eşim yaralandığında Silahlı Kuvvetler bizimle hiç ilgilenmedi diye...
“O zaman terörün acemisiydik”,
demiştiniz. Ben de özrünüzü kabul etmiştim, ama artık etmeyeceğim...
Sayın Hilmi Özkök, ailenizle esenlikler dilerim, her gece size hayır
duaları ettiğimizi unutmayınız!
Sayın Aytaç Paşa; Malatya’da eşimle beraber çalışmıştınız. Hatırlamadınız mı, yoksa bir geçmiş olsun demekten mi korktunuz?
Sevgili Türk kadınları, sizler doğumda bile yanınızda
bulunamayan bir kahramanın eşi oldunuz mu? Çocuklarınızı yalnız
büyüttünüz mü?
Bütün özel günlerde ayrı kaldınız mı hayat arkadaşınızdan? Aylarca haber alamadan, bir evin hem erkeği, hem kadını oldunuz mu?
***
Ezbere bilmeme rağmen davaya ilişkin hiçbir şey anlatmıyorum. Mahkemelere gelin, davayı izleyin ve kendiniz karar verin.
Ve kardeşimden öte gördüğüm Sevgili Menekşe’nin şahsında, bizleri bu zor günlerimizde arayıp sormayan tüm silah arkadaşlarımız ve eşleri!
Sizlere söyleyecek söz bulamıyorum, sadece soruyorum: İçiniz rahat mı?
Abdullah Öcalan’ın yatlarda gezdiği
söyleniyor. Bir vatan haini yatlarda gezdiriliyor ve benim eşim, bir
vatan haini olmakla suçlanıyorsa, Öcalan ile aynı statüde ise artık
eşim; ona da aynı ayrıcalıkları tanırlar mı acaba?
Ordusuz kalan milletlerin halini hepimiz biliriz.
Kalan sağlar bizimdir, demeyin. Sağlarda da şevk ve heyecan kaldığını düşünmüyorum. Saygılarımla...
NEFİSE ASLAN"
Cumhuriyet Gazetesinde Mine G. Kırıkkanat bugünkü yazısında (18 Temmuz 2012) paylaşmış. Ben de tarihe not düşmek adına burada yorumsuz paylaşıyorum.
En büyük yargıç tarihtir; gerçekler er geç gün ışığına çıkacak, ancak çekilen acılar ne olacak? Bilemiyorum...
4 yorum:
İzninizle bende ilk yazımda paylaşacağım.
Bu acıları reva görenlerin birgün bunların bedelini ödemesi tek dileğim.
Balyoz konusunda ben de sayfama yazdım, kısa bir yazı yazdım asıl Çetin Doğan paşamızın harika ve her şeyi ayrıntısıyla, ispatlayarak bir bir anlattığı sitesi baloyzvegerçekler var, onun linkini verdim okurlar oraya yönelip oradan okusunlar diye...
Bu dava tamamen siyasi bir dava olup, Amerikan gizli servisi CIA ve cemaat ve AKP üçlüsüyle Amerikan karşıtı komutan, amiral, generalleri TSK dan tasfiye edip yerine Amerikancı AKP'ye biat eden subayları getirmek amaçla bir ÇORAP ÖRME dir bildiğimiz tezgahtır, dümendir, iftira ve kul hakkıdır, o yüzden de bu cemaat ve AKP lilerin Allah'a ZERRECE İNANMADIKLARINA EMİNİM...Allah askerlerimize bu iftiraları atıp kiminin intiharına sebep olanların cezasını verecke
Sevgili Bücürük ve Ben,
Çetin Doğan'ın kızı ve damadının Balyoz ve Gerçeklr blogunu ben de izliyorum. "Dilek" adlı blogumda izlediklerim arasında. Sizi de ekleyeceğim. Tanıştığımıza sevindim. Gerçek suçlular bir gün hesap verecekler inan... Ancak çekilen acılar ne olacak? İşte onu bilemiyorum. Sevgilerimle...
Yorum Gönder