30 Mart 2012 Cuma

KADININ EN MAKBULÜ KOYUN GİBİDİR


*"Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına ve kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir."

Kanlara Dini Bilgiler

*"Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen, aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim."

Müslim, İman, 34/132; İbn Mace, Fiten 19/4003

KADININ EN MAKBULÜ KOYUN GİBİDİR

Kadının sıfatları şunlardır:

1- Giyim kuşam hevesinden maymun.

2- Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.

3- Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.

4- Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.

5- Evden eşya sattığından fare.

6- Erkeklere hile kurduğundan tilki.

7- Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.

İmam Gazali, İhyayı Ulumuddin

*"Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese, yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.

İbni Hacer El Heytemi 2/121; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/239"

*"Kadınların dinleri ve akılları eksiktir."

Buhari

*"İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın, çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı ve dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı yeri gibi mekanlara gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur."

İmam Şarani, Uhudül Kübra

*"Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur."

İbnül Cevzi, Mevzuat, 2; Suyuti, Lealil Masnua 2/154; İbn Arrak, Tenzihüş Şeria 2

Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:

1- Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,

2- Hiç çıkmamış gibi davrana,

3- Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,

4- Kalabalığa karışmaya,

5- Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,

6- Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,

7- İşini bir an önce bitirip evine döne,

İmam Gazali, İhyayı Ulumuddin 2







2015 yılında Suudi Arabistan'da kadınlara seçme seçilme hakkı verileceği müjdelenmiş duydunuz mu?

Türk kadınına ise1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl seslenir:


"Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullancaktır."


Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk'ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir. Örneğin:

- İtalya'da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler.


- Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir.


- Medeni Kanun'ları aldığımız İsviçre'de ise, kadınlar haklarına 1971 yılında kavuşabilmişlerdir.



"kadınlar bizim kadınlarımız:


korkunç ve mübarek elleri

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız"

Nazım Hikmet Ran

Atatürk'ten:

*“Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır”.

1925 yılında İnebolu gezisinde Atatürk, örtünen kadınlarla ilgili şunları söylüyor:

*“Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak hiçbir şey yoktur. Önemli olarak şunu ihtar edeyim ki, bu halin muhafazasında inat ve taassup, hepimizi en az kurbanlık koyun olmak istidadından kurtaramaz..”

*“Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir.”
Şubat 1923…

*“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?”
1 Eylül 1925 İkdam Gazetesi
Bugün özgürce yaşıyorsak senin sayende Atatürk...
Türkiye Cumhuriyetinin temeller sağlam atılmış, yıkmaya çalışanlar hüsrana uğrayacaklardır.
Türk kadını da ne senden vazgeçer Ata'm, ne senin eserinden...

EK:

"Medeni dünyanın neresinde daha 5 yaşında oyunlarından koparıp annesinin elinden alsalardı çocuğunu... Ya da dünyanın neresinde; çocuğunun 8 yıllık temel eğitimini 4 yıla indirselerdi... Cin tuzaklar kursalardı bebeğine...

Bir milyon anne meydandaydı...

Dünyanın neresinde olsaydı... Beşikler, çocuk arabaları çoktan bırakılmıştı TBMMnin önüne...

Bebeklerine söyledikleri ninnileri söyleyeceklerdi meydanlarda...

Ve kimse durduramayacaktı anneleri...

Çünkü anne olmak öyle bir şey...

Ama anneye 4+4+4 nedir? diye sor istersen...

Bihaber..."

Dün saydım:

Çocuk, öğrenci, eğitim, anne, okul, zart, zurt ile ilgili tam 1300 dernek ve vakıf var... Çocuk sevgisini malzeme yapmış yonta yonta gidiyorlar bir bakıma...

Fon dağıtılacak deselerdi, hepsini meydanda görecektiniz...

Utanmadan...

Ama bir ulusun tüm çocuklarının geleceği saptırılıyor, onlar da gözükmediler...

*

Ama anne, önce sen...

Sen neredeydin?..

Son birkaç günde neler oldu bir bilsen...

*

Çocuklar sorduğunda şöyle dersin artık:

Leylek getirdi, imam götürdü...

BEKİR COŞKUN YAZMIŞ CUMHURİYET GAZETESİNDE

30.3.2012

3 yorum:

kirazzade dedi ki...

Bu yazıdaki hadislerin tamamı sahih hadis değildir. Yani uydurmadır. Kuran'da "Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır." denmektedir. Ve yazılanların aksine, Peygamber efendimiz döneminde kadın el üstünde tutulmuş, ilim meclislerine katılmış, peygambere direkt sorular sorabilmiştir. Yani islam , kadını alçaltmamış, yüceltmiştir.

kirazzade dedi ki...

Mesela, dinimize göre, kadın çocugunu bile emzirmek zorunda değildir biliyor musunuz? Bir annenin böyle birşey diyeceğini sanmıyorum ama eğer "emzirmiyorum" derse, kocası süt anne tutmak yada işte bebeği bir şekilde doyurmak zorundadır. Dinimize göre kadın evişlerini bile yapmak zorundadır. Tabi yapması tavsiye edilmiştir, o ayrı.

aysema dedi ki...

Sevgili Kirazzade,
Yorumların için çok teşekkür ederim.
Çok haklısın canım. Bunlar sonradan oluşturulmuştur ve gerçek hadis değildir. Ben de zaten bu nedenle söyleyen kişilerin adını ekledim.
Bizim dinimiz her şeyden önce sevgi dinidir, temiz ahlak övülür, yaradılanı severiz yaradandan ötürü.

Din önemli, dinciler çıkarları doğrultusunda kendilerine göre yorumladığı için dine de saygısızlık ve kötülük ediyorlar.

Bizim dinimizde kulla Allah arasına kimse giremez. Ama bazı kişiler "ılımlı islam" diyerek uzaktan kumandayla inanan insanlarımızı aşağılıyorlar. En müslüman biziz diyerek sadece ibadeti göstere göstere yapıyorlar. Bu sence de yanlış değil mi?
Kendilerine güvenemedikleri için kadının görünmez olması için ellerinden geleni yaparken; siyasi ikballeri için onları kullanıyorlar.
Sevgilerimle...