3 Mart 2012 Cumartesi

HEY GİDİ GÜNLER

1940'lı yıllar...

Siyah giysilerle önde oturan benim rahmetli büyük annem; annemin üvey annesi... Annem bir yaşındayken annesini kaybettiği için üvey annesini anne gibi severdi. Doğal olarak biz de sevdik. Kendisinin hiç çocuğu olmadı, bizleri torunu gibi sevdi. Çocukluğumda uzun uzun sohbet ettiğimi hatırlıyorum. Bu fotoğraf onun yeğeninin düğününde çekilmiş. Annemin albümünden çektim.




Bu da 1957 yılından bir anı...
Sol baştaki annem kız kardeşime hamileymiş ve iki teyzem... Üçü de rahmetli oldu, fotoğrafta olmayan dördüncü teyzemi de yitirdik. Nur içinde yatsınlar. Hayat böyle bir şey işte, sırası gelen gidecek. Küçükler büyüyecek, büyükler yaşlanacak yaşam devam edecek. Geride anılar kalacak; güzel, çirkin, iyi, kötü anılar... İyiden güzelden yana olanların çok olmasına çabalamak gerekir değil mi?

Tüm duygularımdan olabildiğince uzaklaşıp iki fotoğrafa uzun uzun bakıyorum. Erzincan'da çekilmiş bunlar.
Bir de bugünküleri gözümün önüne getiriyorum,ileri demokrasinin(!) mimarlarının fotoğraflarına.

Nereden nereye, hey gidi günler...

1 yorum:

kitap eylemcisi dedi ki...

Başınız sağolsun, kayıplarınız için ama dediğiniz gibi sırasıyla mı bilmiyorum ama sırasız falan da olsa vakti dolan gidiyor, geriye sararmaya yüz tutmuş anılar.. babam hep orada tanıdıklarım buradakilerden çok yavaştan gitme vakti der, anlamlı söz bence,