21 Mart 2012 Çarşamba

BAHARIN GÜLLERİ AÇTI



"Baharın gülleri açtı,
Yine mahsundur bu gönlüm.
Etrafa neşeler saçtı,
Beyhude geçti bu ömrüm...
Ahh gülemem gülemem hiç gülemem..."

Bugün 21 Mart Sevgili Günlüğüm, Baharın Başlangıcının ilk günü, Nevruz yani... Gündüzler iyice uzamaya, güneş yüzünü göstermeye başladı...

Baharın gelişini kutlarken bile kan akıtıyoruz biliyor musun günlüğüm? Biliyorsun, biliyorsun... Yıllar geçiyor, küçükler büyüyor, iktidarlar değişiyor olaylar değişmiyor. Canlar yanıyor, cananlar ağlıyor, bebeler öksüz kalıyor.

Daha dün Afganistan'da yaşamını yitiren şehitlerimizi yolcu ettik. Tam on iki asker-subay... Neden öldü, niçin öldü, ne uğruna öldü bilmiyoruz. Bildiğimiz, gördüğümüz babalarının dönmemek üzere yolcu edilirken arkasından gözyaşı döken çocukların yürek dağlayan çığlıkları...

Geçen gün de on bir işçimiz yapılmakta olan çok büyük bir iş merkezinin inşaatında yanarak can verdi. Taşeron işçiler sorunu gündeme düşmeden yine unutuldı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hayallere karıştı. Bir iki işçinin öldükten sonra, sigorta edildiği ortaya çıktı. Hem de pazar günü yaptılar bunu! Zengin arabasını dağdan aşırır, yoksul işte böyle çadırda uyurken yanıp yok olur. Yoksul ailelere anında sus payı birkaç kuruş önerilir, konu kapatılır...

Yoksulluk demişken intihar eden anne ve çocuklarının dramını da daha yeni okuduk gazetelerden. Altı yaşındaki çocuğunun eline saç kurutma makinasını verip bebek olan kardeşini ısıtmasını isteyip yan odada iple kendini asan bir anne... Açlık, yoksulluk ve bunalım...

Maden şehitlerimiz artık haber bile olmuyor. Dün bir cenazemiz vardı Zonguldak'ta... Üç çocuk kaldı geride...

Nevruz kutlamalarından ölüm haberleri düşüyor ajanslara, akşama belli olur kaç kişi?

Savaş çığlıkları atılsa da henüz savaş yok ülkemizde. Ama trafik de dahil her gün cenaze kaldırıyoruz milletçe...

Bir kaşık suda birbirimizi boğacak sebepler üretenler hiç boş durmuyor, kışkırttıkça kışkırtıyorlar toplumu...

"Neyleyim baharı, neyleyim yazı?" desem yakışır mı bana?

Eyy huzur! Ne zaman geleceksin? Acil durumdayız, gel artık...

6 yorum:

aysema dedi ki...

"Babasını elinden aldılar...

Ayça ağladı...

Babasını bir sandığın içine koyup, kırmızı bayraklarla ve hüzünlü bir marşla alıp götürdükleri an, yerlere attı kendini...

Ve ömrü boyunca babasını özleyecek...

“Büyük devlet olmanın” gereğidir diyor...

*

Büyük devlet olmanın belki de ilk gereği varsa:

Büyük devlet çocuklarını ağlatmaz..."
Bekir Coşkun-Cumhuriyet
22 Mart 2012

aysema dedi ki...

"Hükümet Cumhuriyetimizi yıkıyor...

İktidar devletimizle savaşıyor...

Milletimiz, ulusumuzu yiyor...

Bu “büyük devlet” mi?..

Bir de sen git Afganistan’ı düzeltmeye kalk"
Bekir Coşkun
Cumhuriyet-22 Mart 2012

aysema dedi ki...

"Güneydoğu’ya kaç gündür giremiyor...

Gitmiş Afganistan’ı düzeltmeye..."
Bekir Coşkun
Cumhuriyet
22 Mart 2012

aysema dedi ki...

"İsmet Paşa büyük devlet adamıydı mesela...

Güçlü devletlerin akıl almaz baskıları altında, çocukları yeterince ağlamış ülkesini büyük dünya savaşına sokmayarak “büyüklüğünü” perçinlediğini yazıyor kitaplar...

Ekmek karnelerini bulup kürsüden okuyacağına, biraz kitap okusan..."

Tarihe not düşmek adına Sayın Bekir Coşkun'un Cumhuriyet gazetesindeki bugünkü(22 Mart 2012)yazısından bir bölümünü alıntıladım. Yazının tamamını lütfen okuyunuz...

aysema dedi ki...

"Gazeteler, “hangisi benim babam” diye tabutlara koşan öksüz kalmış çocukların haberleriyle doluydu. Annelerin göz pınarları acıdan kurumuştu. Soruluyordu elbet. Ne işimiz var Afganistan’da?"

Devamı 22 Mart 2012 SÖZCÜ gazetesinde...
Necati Doğru yazmış.

aysema dedi ki...

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu’nun, Esenyurt’ta bir alışveriş merkezi inşaatı şantiyesindeki çadırlarda çıkan yangına ilişkin hazırladığı raporda, “Yanan 11 işçinin kâr hırsının ve denetimsizliğin kurbanı” olduğu belirtildi. Raporda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belediye, itfaiye gibi kurumların denetimlerini ve yaptırımları arttırması, hükümet ve yerel yönetimlerin acil önlem alması gerektiği vurgulandı.