25 Kasım 2011 Cuma

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜYDÜ

"Ben kuşlardan da küçüktüm, bir gece vaktiydi
Aşk tuttu elimden benim
Geçtim düşler sokağından, bir gece vaktiydi
Ceplerimde hacı yatmazlar

Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma
Sevdadandır, sevdadandır
Sevdadandır dedi annem, aldırma
Aldırma, gel yanıma


Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
Düş sattım aldanmışlara
Aklım kaçıverdi yerinden bir gece vaktiydi
Sevdiğim başka sevenim başka



Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma"
*

Sevgili Günlük,

Uykum kaçtı; ağladım bir başıma...

Bugün(dün oldu çoktan) 24 Kasım, Öğretmenler Günü'ydü... Evde duramadım, çarşıya indim. İnmeseydim keşke... Gördüklerimden ürktüm.


Atamız cumhuriyeti gençlere gençleri de öğretmenlere emanet etmişti değil mi? Hani hep birlikte coşkuyla söylüyorduk bir zamanlar, "Alnımızda bilgilerden bir çelenk.."

"Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.

Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun."
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; yurdum seni yüceltmeye antlar olsun..."
Tutamadık sözümüzü, yenildik... Ey okuyucu biz paraya karşı yenildik; bize paranın önemini öğretmediler, her şeyi öğrettiler de para kazanmayı öğretmediler...

En gerçek yol göstericinin bilim olduğuna inandık. Aydınlıkların karanlıkları yeneceğini sandık. Mum gibi eridik, etrafımızı aydınlattığımızı sandık... Doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar dedik. İyiyi, güzeli, doğruyu öğrendik, bunları öğrettik.

Biz bunları yaparken birileri zenginleşmenin, para kazanmanın yollarını keşfetmişlerdi bile. Biz mum gibi erirken onlar ellerinde fener din-iman diyerek yardım istiyorlardı. Şirketler kurdular, televizyonlar aldılar; büyüdükçe büyüdüler. Beyinler yıkandı, bazıları parayla satın alındı, her yol mübahtır dendi, güçlerine güç kattılar ve bugünlere geldik...


Olmuyor, suçluluk duygusu desem değil. Biz elimizden geleni yaptık, ama başaramadık. Eşit koşullarda değildik. Dürüst bir mücadele değildi.Yenildik, paranın gücüne yenildik.

Yenilen sadece biz öğretmenler de değiliz. Doktorumuz yenildi, hakimimiz-savcımız-avukatımız yenildi, gazetecimiz yenildi, yazarımız-çizerimiz yenildi, aydınımız yenildi... Bekli siz bile yenilmişsinizdir...
Bizler yenildik, bizler sustuk; karanlıklar bağıra bağıra konuştu; durmadan konuştu, saçma sapan- yalan yanlış demeden konuştu...


"Bir sonsuz yağmur yağsa
Mutlulukla ıslansa dünya

Odalar üzgün durmasa
Ayrılığa kapanmasa kapılar

Hep yanıtı yasaklanmış sorular sordular
O masal ülkesinin kapılarını zorladılar

Çıkıp gelse anılardan o gencecik ermişler
Savrulup da gittiler kaç kez rüzgar rüzgar


Utancından günden güne kibarlaşan şu açlık
Bir gün olsun inip de aralarına katılmadık
Korktuk neden korktuğumuzu bilmeden"
**

Korktuk, neden korktuğumuzu bilmeden...

Öğretmen Andını geçiriyorum aklımdan, Van'da yitirdiğimiz genç öğretmenler bu yemini yaparken neler hissetmişlerdi acaba?

"Türkiye Cumhuriyeti anayasasına,

Atatürk inkılâp ve ilkelerine,

anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine

sadakatle bağlı kalacağıma;

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma;

Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma;

İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan

Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."

76 genç öğretmeni Van depreminde yitirdik deniyor haberlerde...

Yitirdiğimiz sadece onlar mı?

Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma"

"Bir sonsuz yağmur yağsa
Mutlulukla ıslansa dünya"

Saçmaladım değil mi sevgili okur? Boşver, buraya kadar yanılıp da okuduysan kötü bir düş say olur mu? Bugün biraz duygusalım, buruk bir öğretmenler günüydü benim için. Hoşgör...


" Sevdadandır, sevdadandır
Sevdadandır dedi annem, aldırma..."






* Feridun Düzağaç- Düşler Sokağı
**Şükrü Erbaş-Bir Sonsuz Yağmur Yağsa

21 Kasım 2011 Pazartesi

YILLAR SONRA YENİDEN SEVGİLİYE MEKTUP


21 Kasım 2011

Sevgili,

Geçen gün yaşadığımız duygu patlamasını düşünüyorum durmadan... Bu kadar yıldır birlikteyiz böylesini hiç görmedim. Evet zaman zaman gözlerin doldu, erkekler ağlamazın aksine sen ağladın; ama böyle hüngür hüngür ağladığına tanık olmamıştım. Ben de ağladım. Ve bu halimizle onu da ağlattık.

Neden, diye sorduğumda gerçeği buluyorum galiba. Uzun zamandır ilk kez kendimize kaldık. Hep birileri için koşturduk durduk. Sevincimizi de özlemimizi de birlikte konuşamadık, yeterince yaşayamadık. Ve o gitti, uçtu gitti sevdiğine...

Fotoğraflarına baktık uzun uzun.
İşte bak bu minicik Özge'miz...
Ne zaman çekilmişti.
Aaaa buna bak bir de...
Ya şuna...

Tam da o sırada, gözlerimiz dolu doluyken çaldı telefon:

Annecim nasılsınız?
Özge'm sen misiiiin?
Hadi bilgisayarı açın da sizi göreyim...

Telaşla, acemice açtım ekranı, kamerayı ayarladım, karşımızdasın. Canlı capcanlı, masanın üstünde... Elimi uzatsam geliverecek gibisin; ama...
Bir o kadar da uzak, ulaşılmazsın...

İşte o an, dayanamadın biliyorum, gözyaşlarınla ıslanmış yüzünle, hıçkırıklarınla boğulmuş sesinlle önüme geçip "Nasılsın kızım?" diyişin yok mu seni bir kez daha yeniden sevmeme neden oldu biliyor musun?