13 Aralık 2010 Pazartesi

ZOR YILLAR



"herkesin yaşama türküsü başka
lâkin sevgi bir kardeşlik, bir
tut elinden çocukları gibi, zor değil
bütün insanları sevgide
birleştir."
Gülten Akın

29 Haziran 1979
Cuma-Zonguldak

Yavrumu gündüz uykusuna ancak yatırabildim. Uyandığı zaman çocuk bahçesine gideceğiz. Canım kızım gün geçtikçe tatlılaşıyor. İki gündür tatilin tadını çıkarıyoruz birlikte.

Oldukça yoğun bir çalışmadan sonra birdenbire tatile girmek onu şaşırttı. Az da olsa bende de bir bocalama var. Ama çok da mutluyum. Kızımla birlikte olduğum için, onunla rahat rahat ilgileneceğim için...

Son sınav görevim 21 Haziran'daydı. Birkaç gün sınav kağıtlarının değerlendirilmesiyle geçti. Oldukça yordu bizi. Annem, işim uzayınca cumartesi günü için ayırttığı bileti, çarşamba gününe ertelemek zorunda kaldı. İki ay oldu buraya geleli. Torununa bakmak için geldi. Babamlar da anlayış gösterdiler. Nasıl öderiz haklarını?Onları çok seviyorum...

Yeni bakıcı bulamadığımız için kızımızı şubat tatilinde Elazığ'a , anneannesine götürmüştük. Özlemimiz katlanılmaz olunca canım annem alıp getirdi yanımıza. İki aydır bizimle....

Annemi çarşamba günü yolcu ettik. Dün ve bugün yavrumla evdeyiz. Tatilin keyfini çıkaracağız.
Dün bakkala ve dondurmacıya gittik kızımla. Bugün çocuk bahçesine gideceğiz.

***
Bugün Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliğinin hükümete yönelik yarım günlük uyarı boykotu var. Daha önce de üç günlük boykot yapmışlardı. Ancak o sadece burayla ilgiliydi. Yerel kapsamda olduğu için fazla ses getirmemişti. Şimdi Türkiye genelinde bir direniş var. Geniş kapsamlı yani. Haklılar bence. Çalışanlar emeklerinin karşılığını almalı.

Türkiye her geçen gün daha kötüye gidiyor. Rüşvet, karaborsa, haksız kazanç, keyfi iş ve en kötüsü cinayetler... Gencecik fidanlara kıyılıyor her gün. Kirli eller ölüm saçıyor etrafımıza... Korkuyorum, çok korkuyorum, içim acıyor, yüreğim burkuluyor. Öfkem kabarıyor...
Adamı olan arabasını dağdan aşırıyor, diğerleri düz ovada şaşırıyor. Düzelmeli, bu böyle devam edemez. Etmemeli...

Köşe başlarında birileri pusuya yatmış. Ölüm püskürtmekte. Çocukların bir kısmı katil damgası yerken diğerleri ecelsiz ölmekte. Kimler tezgahlıyor ? Geçip karşıdan gülerek izleyenler mi var ? Nereye sürükleniyoruz. Yeter... Yeter artık!

***
İçimde büyük bir yazma isteği var. Öyle anlar geliyor ki dayanılmaz oluyor. Sanki bir güç beni itiyor. Fakat günlük işler, okul, ev ve özellikle yavrum çok fazla zamanımı alıyor. Çoğu kez bastırmak, susturmak zorunda kalıyorum içimdeki o sesi. Oysa en büyük isteğim iyi bir yazar olmak. Güç, çok güç bir iş biliyorum. Öyle ha diyince yazar olunmaz. İki satır yazana da yazar denilmez. Ama istiyorum, çok istiyorum hem de...
İnanıyorum ki insan gerçekten isteyince yapamayacağı, başaramayacağı iş yoktur. Bir gün belki, evet belki bir gün bu isteğime de ulaşırım, kim bilir ? Zaman en iyi ilaçtır. Bekleyip göreceğiz..

***
Havalar iyice ısındı. Sıcak, zaman zaman bunaltıcı olmaya başladı. Denize de gidemiyoruz. Belki bu hafta sonu bir yerlere gideriz de deniz mevsimini açarız. Yüzmeyi seviyorum.

Yavrum iyi uyudu. Ben de biraz kitap okuyacağım. Uyanıkken çekiştirip duruyor kitapları. Tatlı cadı hep onunla ilgilenmemi istiyor.

Tatilde arkadaşlarla geziye gitmeyi planlıyoruz, bakalım gerçekleşebilecek mi ?
Sonra da Elazığ'a ailemin yanına, bahçeli evimize gideceğiz. Yine özlem başladı. Hepsini çok özledim.

Şimdilik hoşçakal sevgili günlüğüm. Görüşmek üzere...




EK: Tarihten bir kesit:

"Maraş Katliamı iki solcunun öldürülmesiyle başladı. Katliam 23 ve 24 Aralık 1978'de gerçekleştirildi. Katliamın hazırlık süreci 8 ay öncesine kadar gitmektedir.

MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in çeşitli dönemlerdeki konuşmaları ve MHP'nin Maraş'taki etkinlikleri katliama örnek delillerdir. Katliamdan bir hafta önce, Alevilerin ve solcuların çoğunluk olarak yaşadıkları semt ve mahallelerde görevli olduklarını ifade eden bazı kişilerin "tuhaf" bir nüfus sayımı yaptıklarını söyleyerek evleri dolaşarak, evlerde kaç kişinin yaşadığı gibi sorular sorarak ve evlere yeni numaralar vereceklerini söyleyerek kapıları kırmızı boya ile işaretlemişlerdir. Bazı belgelerde ise PTT görevlileri olduklarını söyleyen kişiler, mektupların kaybolmasını engellemek için bir çalışma yaptıklarını söylemek suretiyle kapılara boyayla işaretler koymuşlardır. Bu işaretlemelerin amacı, Alevi ve Solcu evlerini belirlemek ve kendi yandaşlarına zarar vermemektir."

****

Ülkücü Gençlik Derneği tarafından getirilen "Güneş Ne zaman Doğacak" adlı film 16 Aralık 1978'de Çiçek Sineması'nda gösterime sokulur. 19 Aralık Günü 20.00 seansının sonuna doğru tesiri az bir patlayıcının patlamasıyla bir tahrik başlar. Salonda film sırasında sık sık "Müslüman Türkiye" "Milliyetçi Türkiye"Koministler Moskova'ya, "Başbuğ Türkeş" gibi sloganlar atılır. Filmi izleyenler arasında bulunan bir grup Ülkü Ocağı mensubu, "Bunu solcular attı" yollu söylemleriyle diğer izleyicileri de tahrik etmek suretiyle PTT ve CHP binalarına slaganlar atarak yönelmiş ve saldırılarda bulunmuşlardır.

Polisin olaya el koyarak, olayın ülkücüler tarafından gerçekleştirildiğini ispatlaması sonucu bazı kişiler gözaltına alınır. Patlamanın arkasındaki kişinin Ökkeş Kenger olduğu anlaşılır.

20 Aralık'ta akşam saatlerinde "Alevi ve Solcuların çoğunlukla gittiği Yeni Mahalle'de bulunan Akın Kıraathanesi'ne patlayıcı madde atılır ve iki kişi yaralanır. Sonraki akşam bir başka patlamada sağ görüşlü Güngör Gençay adlı birisinin evine atılır. Aynı akşam (21 Aralık 1978) Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu okuldan evlerine giderken silahlı saldırıya uğrarlar. Solcu olarak bilinen öğretmenlerden Hacı Çolak olay yerinde yaşamını yitirirken Mustafa Yüzbaşıoğlu'da hastaneye götürülmesine rağmen kurtarılamaz. "solcu" öğretmenlerin cenazeleri önce Maraş Lisesi önünde, ardından da beşbin kişinin katıldığı kortej halinde Ulu Cami'ye doğru yola çıkar. Bu arada faşist ve sağcı gruplar cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylerden adam getirmek için "Koministler, Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım yollu çağrı propagandalarda bulunurlar. Öte yandan Maraş Müftüsü de resmi araçlarla kenti dolaşarak Sünni halkı kışkırtmıştır.

Devlet Hastanesi Başhekimi'nin, Cumhuriyet Savcısı'nın zorlamasına rağmen cenazeleri Cuma namazının bitimine denk getirmesi, işlemleri geciktirmesi başka bir soru işaretidir.

Cenaze kortejinin camiye doğru giderken polis ve askerler pankartlara kadar her şeyi toplarlar. Cenazeler camiye yaklaştığında toplanan saldırganlar "Komünistler Moskova'ya, Katil İktidar" sloganlarıyla saldırıya geçerler. Üzerlerinde bulunan taş, sopa, kiremit parçaları ve patlayıcı maddelerle korteje saldırmalarının ardından polisin grupların arasından çekilmesi ve jandarmanın yetersiz olmasıyla cenaze korteji dağılır ve cenazeler sahipsiz kalır. Cenazeler askerler tarafından Devlet Hastanesi morguna kaldırılır.

Gruplar halinde kent içine yayılarak Alevilerin yoğun olarak bulunduğu mahallelere saldıran faşistler önlerine çıkanları dövmeye, ev ve işyerlerini tahrip etmeye başlamışlardır. DİSK, TÖB-DER, Pol-DER, CHP, TİKP, Tekstil Sendikası ve Sağlık Müdürlüğü binaları yıkılıp yakılır, av tüfeği satan dükkanları talan ederek silahları alırlar. Sokak aralarındaki çatışmalarda üç saldırgan hayatını kaybeder. Geç saatlere kadar süren çatışmalar, askerler tarafından denetim altına alınır. Bu arada 100'e yakın işyeri tahrip edilir.

****

23 Aralık günü yapılması planlanan saldırıda halkın da yer alması için camilerde ve belediye hoparlöründen, "Dünkü olaylarda komünist ve Aleviler tarafından şehit edilen üç din kardeşimizin cenazesi kalkacaktır. Bütün din kardeşlerimiz buna katılsınlar, son görevlerini yapsınlar" yönlü çağrılar ve duyurular yapılmaya başlanır.

Alevilerin yaşadığı mahallelerde otomatik silahlarla saldırılar başlarken, bir yandan da işaretlenen evlere benzinli gazlı, yanıcı maddeler atılmaya başlanır. Ardından evlere girilerek kadın, çocuk demeden linç, tecavüz ve işkenceler başlar.

Polisin ve askerlerin bir haftadır başlayan ve son günlerde yoğunlaşan hazırlıklara yeterince önlem almamaları veya genel geçer önlemler alarak hareket etmesi saldırganların kentte istedikleri gibi hareket ederek Maraş'ı ele geçirmelerine neden olur.

Katliamı gerçekleştirenler, kadınlara tecavüz ederler, hamile kadınların karınlarını deşerler, kundaktaki çocukları bağazlarlar, kurşun sıktılar, öldürdükleri kadınlara tecavüz ederler, kadınların memelerini keserler. Çocukları gözlerinden şişlerler, insanları baltalarla saldırıp öldürürler.

Saldırganların "Aleviler, diğer mahallelerde Müslüman kardeşlerimizi,kadınlarımızı katlediyorlar, Camileri ateşe veriyorlar" biçimindeki propagandaları yüzünden daha önce tarafsız kalan birçok Sünni kökenli vatandaşlarımız da olaylara katılmaya başlamışlardır. Bu saldırılarda İsadivanlı ve Durak Mahallelerinde bulunan cami imamları da propaganda ve saldırılarda yer alırlar. Mahalle muhtarı olaylara katılmayanları zorlayarak silah, patlayıcı ve yanıcı maddeler toplar. Belediye araçları saldırı sırasında mühimmat ve silahlar taşır mahallelere. Saldırganlar işaretli evlerin yanında YSE binası, Sağlık Ocağı, çarşı Karakolu ve Sağlık Müdürlüğünü, işgal edip yakarlar.

Bir çok mahallede, sokakta, evde, polisler hiçbir şeye karışmazken, askerler son anda saldırıya uğrayanları kurtarmaya çalışırlar.

Askerlerin ellerinden sığınanları alıp kurşuna dizen saldırganlar, Sağlık Ocağından, Devlet hastanesine getirilenleri kurşuna dizmeye, öldürmeye başlarlar.

22 Aralık'ta faşistler tarafından başlatılan katliam beş gün sürmüştür. Devletin tüm kurumları, yetkilileri ve güvenlik güçleri durumu kontrol edememişlerdir.

BASINDAN

Hürriyet (26.12.1978):

"Girilen evlerden ve enkaz altından cesetler çıkarılıyor. Cesetlerin kokmaması için çevre illerden buz istendi. Cuma gününden bu yana örgütlenmiş saldırgan toplulukların yarattığı dehşet ve terör...Ölü sayısı 98, yakılan-yıkılan enkaz altında cesetler bulunduğu, askeri birlikler, girilmeyen Yörükselim Mahallesine giderek kontrol altına aldı. Çamlık tarafında bir topluluk askerlerin üstüne ateş açtı.

Mağaralı Mahallesinde kokmaya başlayan 16 ceset bulundu. Otopsilerin Belediye Mezbahasında yapıldığı öğrenildi. 2500 kişilik seyyar mutfak Ankara'dan getirildi.

Saldırganlara dinamit lokumu ve silah dağıtıldı. Adını açıklamayı sakıncalı bulan bir yetkili, Maraş Müftüsünün resmi araçlarla kenti dolaştığını ve halkı kışkırtıcı konuşmalar yaptığını, olayların bundan sonra başladığını öne sürdü."

CUMHURİYET (25.12.1978):

"24.12.1978 sabahı saat 10.15 sıralarında sağcı gruplar, sokağa çıkma yasağına karşın kentin sokaklarında birikmişler; bin kişilik bir grup Vilayete yürümeye başlamışlardır. Topluluğun dağılmasını isteyen jandarmalara saldırınca aralarında çatışma çıkmış, jandarmalar havaya ateş etmek zorunda kalmışlardır. Ve beş bin mermi yakılmıştır. Sağcıların ellerinde Amerikan yapımı M.1. piyade tüfeklerinin bulunduğu, Vilayete yakın bazı binaları ateşe vermişlerdir.

Yakınlarını kayıp eden çok sayıda yurttaş, vilayet önüne gelerek"Biz bu şehirden gitmek istiyoruz. Bize yardım edin, asker değil, şehri terk için araç istiyoruz" diye bağırıyorlardı.

YSE Bölge Müdürlüğünün binası, sağcı saldırganlarca işgal edilmiştir. Orada silah dağıtıldığını, Yörükselim, Yeni Mahalle ve Sakarya Mahallesinde iki günden beri mahsur kalan kişileri kurtarmaya giden polislerin üzerine uzun menzilli silahlarla ateş açılmıştır.

Yapılan saldırılardan sonra acilen evlerde kadın ve çocukların kurşuna dizildiği, boğazlarının kesildiği, daha sonra ölülere gaz dökülerek evlerinin ateşe verildiği bildirilmiştir"

ŞURADAN aldım.

EK 2: Bugünkü CUMHURİYET'ten(20 Aralık 2010)
MARAŞ'TA ANMA ETKİNLİĞİNE TEPKİ

EK 3: 24 Aralık KAHRAMANMARAŞ
Jivago blog

EK 4: Mataş Katliamı Başka Bir Ülkede Yaşanmadı
Sedat Ergin
Hürriyet Gazetesi

8 yorum:

eylemyiğit dedi ki...

Çok güzel,çok içten ve tarihe tanıklık eden bir yazı.paylaştığınız için binlerce teşekkür.

aysema dedi ki...

Sevgili Eylemyiğit,
Hoşgeldin, beğenmene sevindim. Ben teşekkür ederim.
Sevgilerimle...

Ozgur dedi ki...

ne kadar eyaya benziyor yahu...

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,
Bence de...
Öpüyorum hepinizi.

Çınar dedi ki...

Off off kardeşin kardeşe yaptığı bu katliamı tüylerim diken diken okudum yine. Hep aynı tuzak ya da benzerleri, ne zaman akıllanacak bu millet..?

aysema dedi ki...

Tarihten ders aldığımız zaman belki de Çınar'ım...
Okumuyoruz, düşünmüyoruz,dinlemiyoruz, konuşmuyoruz, tartışmıyoruz, dolduruşa çabuk geliyoruz, tuzağa düşüyoruz, aklımızı kullanmıyoruz, suçluları sizden bizden mantığıyla yargılamaya çalışıyoruz, bizden olanları kahramanlaştırıyoruz...
Ne dersen de acılara tutunarak yaşayıp gidiyoruz.

MEHMET dedi ki...

Bu blogdan haberim olmadığı için kendime kızdım Sevgili Dilek dostum.
Hemen ilave ediyorum.

Ailece iyi tatiller, pazarlar..

aysema dedi ki...

Yeni yılda yeni umutların yeşermesi dileğiyle teşekkürler...