6 Aralık 2010 Pazartesi

YENİ BİR YAŞAMA MERHABA


GÜNLÜK

7 Eylül 1977
Zonguldak


Buraya geleli neredeyse üç ay olacak. Günler geçiveriyor hemen...

Yeni yepyeni bir yaşantımız var şimdi. Anne- baba ve çocuk, üç kişilik küçük bir aile... Kızımız, yavrumuz şu anda üç buçuk aylık bir bebek... Öyle tatlı, öyle güzel ki satırlarda anlatmak olanaksız.
Mutlu, huzurlu, sakin bir yaşantımız var. Eşim de ben de yavrumuzu çoook seviyoruz.

Şimdi tek amacımız onu yetiştirmek. Mutlu, sağlıklı, başarılı olabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapmak...

Şu anda uyandı. Yatağını yanıma çektim, üstünü de açtım... Hem bana bakıyor gülümseyerek, hem de oynuyor ayağıyla eliyle... Arada da beni kucağına al, der gibi bana nağme yapıyor.

Mavi tulumunu giydirdim. Saçına da kırmızı kurdele taktım. ( Nişan yüzüklerimizin kurdelesinden kestim, inşallah kızımıza uğur getirir. ) Üç buçuk aylık olmasına karşın saçları epey uzun. Çok da sağlıklı, sürekli hareket halinde... Bu sıra oturmayı da öğrendi, yatırınca başlıyor ağlamaya. Yastıkları destek yaparak oturtuyorum, keyfi yerine geliyor. Tatlı tatlı gülücükler gönderiyor bizlere... Fakat henüz çok ufak olduğu için bunu sık sık yapamıyorum, biraz kızıyor ama çaresiz bekleyeceğiz büyümesini...

Küçük Hanım banyo yapmayı da çok seviyor. Suyun içinde ellerini şap şap vurup suları sıçratmak onun için yeni keşfedilmiş keyifli bir oyun oldu. Ağlamadığı için onu yıkamakta fazla güçlük çekmiyorum artık. Her sabah düzenli olarak banyosunu alıyor hanımefendi. Gülüyor annesine, tatlı tatlı gülüyor şimdi... Yarabbim ne tatlı şeymiş annelik. Onsuz ne yapardım burada ben ! Bu arada bende yeni bir alışkanlık gelişti, sürekli maşallah sözcüğünü kullanıyorum. Çevredekilerin uyarılarını dikkate almaz göründüğüm halde farkına varmadan maşallah diyiveriyorum sık sık... Nazar da neymiş , derken şimdi yavruma, ya değerse, diye endişe etmenin çelişkisini yaşıyorum...

25 Haziran'da Elazığ'dan Malatya'ya hareket ettik. Oraya kadar babam arabasıyla getirdi bizi. Anneannesi, teyzeleri de geldiler. Ayrılış çok zor oldu. Özellikle bir de D.......'den ayrılmak onlara çok güç geldi. Malatya'dan uçakla Ankara'ya geldik. Yavruma da bilet kestiler. Yirmi iki liraya... Hayatta hiçbir bilet o kadar sevilmemiştir.
Hostes ablaları kızımızı çok sevdiler. Pilot kabinine de götürdüler.

Şu anda başladı ağlamaya, daha doğrusu ağlamaya niyetlendi; seni yazıyorum, diyince sustu, anlamış gibi gülmeye başladı ...

Ankara'da kardeşime uğradık. Arkadaşları da kardeşim de çok sevdiler yavrumuzu. Kardeşime "Dayııııı! " diye takıldı arkadaşları. Ve 26 Haziran'da sabaha karşı sekiz saatlik otobüs yolculuğundan sonra geldik buraya.

On beş, yirmi gün sonra teyzeleri geldi, ayrılığa daha fazla dayanamamışlar.
Yeğen çok seviliyor diyorlar durmadan. Onlara iyice alıştık bir ay süresince. Gidişleri çok zor geldi bize. Ha onlar gitmeden dayısı da geldi kızımın, hasretine dayanamamış o da.. Bir hafta kaldı, sonra hep birlikte gittiler.
Onlar gideli bir ay olmadı ama bize çok daha uzun geliyor. Şimdi yeni yeni alışmaya çalışıyoruz.

Eş durumundan tayinimi yaptırdık buraya. Bakalım lisede ne yapacağız ? 19 Eylül'de Öğretmenler Kurulu var. 20 Eylül'de de sınavlar başlıyor. Ekim'de okullar açılacak. O zaman işimiz biraz zor olacak. Yavrumu yarım günlüğüne babaannesine bırakacağız. Yabancı birisindense onun bakması büyük bir avantaj bizim için. Hiç olmazsa candan bakar kendi torununa. Yabancılar öyle mi ya ?
Neyse ki yarım gün. Ev, okul, kızım biraz zor olacak ama onun da üstesinden geliriz. Az sıkıntılar atlatmadık ki biz...

A....... gelir birazdan. Kızımla hazırlanıp gidelim diyoruz. Nereye mi ? Fotoğrafçıya... Öyle yakıştı ki kurdelesi bu anını kaçırmak istemiyorum.

Her şeye karşın çok mutluyuz burada. Küçük ama mutlu bir aileyiz...

Hiç yorum yok: