21 Aralık 2010 Salı

SEN AĞLAMA

GÜNLÜK

Kasım 1979
Zonguldak

Saat 24.00'e geliyor ve ben defterimle baş başayım. Yazıyorum...

Yalnızım, hem de çok yalnız. Üzgünüm... Ailemi düşünüyorum, çok özlüyorum onları. Merak ediyorum, yine üzülüyorum... Yaşam güzelliğini yitiriyor.

Neyse ki yavrum var. Onsuz ne yapardım ben? Yaşamamın gayesi o... Mutlu olması için her şeyi yaparım.

Kimbilir birgün bu yazdıklarımı anlamsız bulurum, fakat yazmadan da duramıyorum. Bir anlamda boşalıyorum. Anlatma, konuşma ihtiyacımı gideriyorum.
İnsanın bir dostunun olmayışı ne kötü! Kendinle konuşuyormuş gibi her derdini, her şeyini rahatça anlatabileceğin bir dost... Ah! ne iyi gelirdi böyle biri olsaydı. Ama yok işte... Bu ortamda zor, çok zor böyle birini bulmak. İnsanlar gün geçtikçe birbirlerine olan güvenlerini yitiriyor.

Dün sabah okula giderken yine arkamdan ağladı kızım. Bu beni çok üzüyor. Bir süre kendime gelemiyorum, ama başka çare de yok.

Genelde ben gitmiyorum, ama bugün okul çıkışı pazara uğradım. Her şey ateşpahası... İki çanta 500 liraya doldu. Oysa öyle pek fazla bir şey almadım. 25-30 Liradan başlıyor fiyatlar. Kızıma bir kilo muz aldım, 120 lira...
Yavrum büyük bir iştahla muzları yiyince yorgunluğum azaldı. Sonra hep birlikte yemek yedik.
A..... derneğe gitti. Bu dernek çalışmaları canımı çok sıkıyor. Geçenlerde uyarı eylemi yaptılar, başkan olunca sorumluluğu artıyor tamam, kabul de benim burada başka kimsem yok ki...

Evi temizledim. Kızıma Anaokulu için vesikalık fotoğraf çektirmiştik, ama yanmıştı ; yeniden çektirmemiz gerekiyordu. Birlikte gidip kızımın ilk vesikalık fotoğrafını çektirdik. Daha sonra bakkala gittik; ekmek, gazete,balon aldık. Posta kutusundan geç kalan bayram tebriklerini aldık. Kartpostallar bayram yoğunluğunda hep gecikiyor böyle... Merdivenlerden çıkarken A..... de geldi.

Sanırım o da çok üzülüyor. Ancak çaba da harcamıyor. Gerçi benim de düzeleceğim yok, en azından bu sıralar. Mutsuzum, çaresizim. Ne yapacağımı da bilemiyorum. Rüzgara kapılmış yaprak gibiyim. En iyisi zamana bırakmak...

Şu denizdeki kazada ölenlere de çok üzüldüm. Haydarbaşa önlerinde Romen tankerle Yunan şilebi çarpışmış, pek çok denizci yanarak ölmüş. Artık acı haber duymak istemiyorum sevgili günlük...

Şimdilik bu kadar. Sonra devam ederim, uyuyacağım...

Hiç yorum yok: