18 Aralık 2010 Cumartesi

KARA KARA KAPKARA


GÜNLÜK

Kasım,1979-ZONGULDAK

Üzgünüm, çok üzgünüm! Yuvamızda huzur kalmadı. Düzeleceğine her geçen gün kötüye gidiyor...

Çok berbat bir Kurban Bayramı geçirdim. Yavrum da hissediyor. Ne kadar çabalasam da, o anlıyor...

A..... çok anlayışsız bu sıralar. Kırdı beni... İçim nedense bir türlü düzelmiyor.
On günden beri eve ilk kez bugün erken geldi. Meğer Y.......lar davet etmiş, onlara gidilecekmiş.

Bugün aynı zamanda hastaydım da, "Gitmek istemiyorum!" diyince çıktı gitti... Bu saat oldu hala yok! Nereye kadar gidecek bu durum bilemiyorum. Düzelmesi için ben de çaba göstermiyorum, ama elimde değil, içimden gelmiyor...

Yavrum biraz önce uyudu. Bebeği Ayşecikle birlikte, öyle güzel uyuyor ki... Melek gibi. Canım yavrum, seni çok seviyorum.

A.......'i sevip sevmediğimi bilemiyorum şu anda... Duygularımı sık sık tahlil etmeye çalıştığım halde, başaramıyorum. Bilemiyorum henüz. Yalnız kızıyorum çok...

Bayramda kayınvalidemlere gitmediğim için çok bozuldu. Gitmedim, gidemedim ailesinin bayramını kutlamaya. Pişman değilim. Haklı olduğuma inanıyorum. Çünkü kayınvalidem, "Bir daha siz bize, biz de size gelmeyelim!" demişti kızgınlıkla.

Buna rağmen ben gittim. Abisinin kızı Ankara'da ameliyat olmuştu. A..... götürmüştü, doktor arkadaşıydı. Neyse dönüşte geçmiş olsuna gittim. Doğrusu da buydu, ameliyat olmuştu çocuk. Böyle durumlarda dargınlık olmaz, dedim ve gittim. Oldukça soğuk karşılandım.
On- on beş gün sonra Şeker Bayramı'ydı. Yine gittim. "Bayramınız Kutlu Olsun" diyerek tek tek hepsiyle tokalaştım; hiç sesleri çıkmadı. İçlerinden biri olsun "senin de" demedi. Üstelik o bayramda, o evden hiçbiri, ne büyük ne de küçük- kapımızı çalmadı. Daha sonra da gelmediler hiç.

Sadece ortancı kardeşi geldi geçen gün, ben bunu olumlu bir adım olarak değerlendirince, A...... : "İşi vardır onun için geliyor; yakında nişanlanacak!" dedi. Daha sonra bu sözü doğrulandı gelişen olaylarla. Sanırım yakında nişan olacak.

Evet, tüm bunlardan sonra kalkıp gitmem bilmem ne denli doğru olurdu. Ya da gitmeyişim çok mu garip karşılanırdı?
Abisi, işi düşünce geldiği halde bir kez de bayramımızı kutlamaya gelemez miydi? Küçük kardeşi, askere giderken bir "Allahaısmarladık" diyemez miydi? Annesi, birkaç kez apartman komşularıma geldiğinde kapıdan "Nasılsınız?" diye soramaz mıydı? Torununu hiç mi özlemez insan?

Hayır, tüm bu sorunların sorumlusu yine de onlar değil. A....., evet evet O... İsteseydi çok daha iyi olurdu. Ona karşı hep özverili oldum. Belki de hatam buydu. Hep anlayışlı ve fedakar... O, bunlara öylesine alıştı ki en doğal hakkı sandı. Sonra bir kez istediği olmayınca şaşırdı.

Bence sevgi, saygı, fedakarlık karşılıklıdır. Bir dereceye kadar tek taraflı yürür, fakat sonunda dayanılmaz olur.

Böyle olmasaydı keşke...

Hiç yorum yok: