7 Aralık 2010 Salı

GURBET ELDE KIYMETİMİZ BİLİNMEDİ Mİ NE?


GÜNLÜK

29 Aralık 1977
Zonguldak

"Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele gönül verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yörüktür bizim atımız
Yarden atlattı zatımız
Gurbet elde gıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez "

Evet, Karacaoğlan böyle söylemiş "gurbet"için... Kırık dökük aklımda kaldığınca, şu anda toparlayabildiğimce yazdım Karaca, kusura bakma. Bilirsin severim seni...

Ama şu anda "gurbet"i bütün benliğimde duyuyorum. "Gurbet elde gıymatımız, ya bilinir ya bilinmez" deyişin nedense çok işliyor içime... Keşke hiç gelmeseydik buraya. Olaylar, dışımızdaki olaylar iyice bozdu moralimi herhalde. Basit, oldukça basit şeyler belki, ama çok dokundu bana... Hiç böylesine kırıldığımı anımsamıyorum. Gurbet elde kıymetimiz bilinmedi mi ne Karaca?

Oysa her şey ne güzel de başlamıştı! Hep iyi niyetli olmaya, fedakarlık yapmaya çalıştım her konuda. Herkese karşı özverili oldum, bilinmedi. Sanırım suçum da bu oldu! Biraz bencil olsaydım, ama yapamadım. Kendimi düşünmeyi hep en sona bıraktım. Boşunaymış! Önce kendini düşünmeliymiş insan. Fedakarlıklarınız bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyormuş, farkına varamadım...

Güvendiğim tek kişiden de umut yok artık!

Bir çare arıyorum, kızım ve kendim için, durmadan düşünüyorum... Sanırım bir yol da buldum. Şubat tatiline az kaldı, önce kızımı annemlere bırakacağım, sonra da tayin işimle uğraşacağım...

Artık burada kalamam! Denedim, başarısız oldum. Olsun, bundan böyle kızım için yaşayacağım...


Hiç yorum yok: