30 Aralık 2010 Perşembe

CUMHURBAŞKANI SEÇEMEDİK


GÜNLÜK

26 Haziran 1980
Zonguldak

Zonguldak'a geleli bugün üç yıl olmuş. 26 Haziran 1977'de gelmişiz.Yıllar geçiveriyor işte...

İyice alıştık buraya. Özellikle manzarasına doyum olmuyor. Gidersek, bir gün gidersek sanırım en çok bunu arayacağım.

Şu anda balkonda oturuyorum. Önümde defterim, yazıyorum. Bir yandan da bu nefis manzarayı seyrediyorum. Karşımda liman tüm ayrıntılarıyla duruyor. Deniz hafif dalgalı. Hava, olabildiğince sıcak, tam deniz havası...
Yeşille mavinin iç içe olduğu bir şehir burası. Ve tepeler... Tümüyle tepelerden oluşuyor. Yollar bu tepelerden inen merdivenler, merdivenler yol olmuş Zonguldak'ta. Karaelmas diyarında yaşamak hem güç hem de çok zevkli...

Denizde iki gemi var, kapkara... Ya kömür, ya demir, ya da kum taşıyordur. Yolcu gemileri genellikle akşam saatlerinde geliyor.Işıl ışıl yanıyor gemiler, seyretmeyi seviyorum. Bir de güneşin batışı var ki görmek lazım, anlatılmaz güzellikte...

Aşağıda yoldan arabalar geçip gidiyor. Site minibüsleri çoğunlukta... Dolmuş ücretleri iyice arttı, on beş lira, az değil bence. Artık zamların, zulumlerin ardı arkası kesilmiyor...

Biz insanlar, doğanın bahşettiği tüm güzellikleri bozmak için birbirimizle yarışıyoruz. Sanki dünya dar geliyor insanlarımıza. Gözlerini kırpmadan öldürüyorlar, hiç acımadan insanlara kıyıyorlar...

Artık geçinemez duruma geldik neredeyse, üstelik iki kişi çalışıyoruz. Ya tek maaşla geçinmeye çalışanlar, birkaç çocuk okutanlar... Allah kolaylık versin, ne diyeyim.

Ülkemizin durumu çok kötü. Aylardır bir cumhurbaşkanı seçemedik. Hükümet çaresiz. Komşu devletler karışık...

Geçenlerde Irak sınırımızdaki köylülerimiz, sınırın ötesinde ot topladıkları için, Iraklı askerler tarafından kurşuna dizildi. Sessizce bekledik...

Biraz önce yavrum uyandı. Şimdi kalemi tutuyor, birlikte yazıyoruz bu satırları. Öyle tatlı bir kızım var ki anlatamam. Çok mutluyuz, çok... Yavrum, A....'im ve ben... Bir de kardeşim H....'im, altı aydır yanımızda. Gezmeye geldi, kızımıza bakmaya geldi ve gidemedi. İyi ki bizimle, onu çok seviyorum. O, benim en küçük kardeşim.

Zonguldak'ın havasını alan, suyunu içen burayı bırakamaz diyordu Zonguldaklılar, doğruymuş. Burada işe başladı bile... O, artık mühendis hanım oldu. Haa birkaç ay da ücretli öğretmenlik yaptı bizim okulda. "Ahlak" dersi öğretmenliği yaptı, boş geçiyormuş, müdür rica etti. Kot pantollu Ahlak öğretmenini önce yadırgadı çocuklar, ama sonrasında çok sevdiler...

Saat 18.00 olmuş. Biraz sonra işten gelirler. Tüm ailemi çok seviyorum, mutlu olmalarını diliyorum yürekten.

Bugün okula gittim. Sabah gözcülük görevim vardı sınavda. Öğleden sonra da kızımla uyuduk. Ben uyandım, kızım uyumaya devam etti de bu satırları yazabildim.
Sıkıldı , bak elindeki oyuncağı balkondan aşağıya attı şimdi. Sızlanıp duruyor, gidip alalım, biraz da dışarda oynarız.
Şimdilik bırakıyorum...

Hiç yorum yok: