28 Aralık 2010 Salı

ÇAY

GÜNLÜK
23 Haziran 1980
Zonguldak

Biraz önce defterim geçti elime, en son kasım 79'da yazmışım. Sıkılınca deftere sarılmışım anlaşılan. Mutluluklar pek yazılmıyor, yaşanıyor galiba. Dert söyletiyor insanı demek ki...

Yazmadığım zamanlarda ne güzel şeyler yaşadık, hiçbirini yazmamışım, bak sen şu işe!

24 Ocak'ta erkek kardeşim evlendi. Ankara buz gibiydi, ama herkes çok mutluydu... Bunu bile atlamışım.

Yeni yıla eğlenerek girdik, çocuklar gönüllerince oynadılar. Yok, buna dair tek satır yazmamışım nedense...
Anaokulundaki partiden, günlerce çocuklar için hazırladığımız hediye paketlerinden, parti için yaptığımız karton şapka maceramızdan ve birbirinden güzel günlerden...

Koşuşturup duruyorum. Kendi okulum, öğrencilerim, yazılılarım, kitaplarım, kızımın anaokulu... Zaman altın değerinde... O kaçıyor, ben kovalıyorum. Sevgisiz yapamazdım. Sevgiyle yapılan işler daha kolay mı geliyor ne?

Biraz sonra kızımın okuluna gideceğim, kısa kesmem lazım. Dünkü çayın değerlendirmesini yapacağız. Çok güzel bir çay düzenledik anaokulu için. Orman işletmesinin salonunda hem çocuklar hem de biz eğlendik. Haa, bu arada okul-aile birliğindeyim ben. Çocukları mutlu etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Geçenlerde A.... de anaokulunun bahçesine bir kamyon kum döktürttü. Kumda oynamayı çok seviyor çocuklar...

Ülkedeki olayları hiç sorma sevgili günlük. Onlar bir felaket. Yüreğimiz ağzımızda izliyoruz. Neyse şimdi gitmem lazım, geç kalmayayım...

Hiç yorum yok: