22 Ekim 2010 Cuma

BALAYI GÜNLERİ



Sonunda muradımıza erdik. Düğünümüzü yapmıştık...
Birkaç gün evimizin tadını çıkardıktan sonra Elazığ'ın Sivrice İlçesindeki Hazar gölüne gittik. Askeri kampta üç gün baş başa tatil yaptık.

Ve Mardin'e geldik üç günün sonunda. O gün, hala gözümün önünde capcanlı duruyor. Kırılmıştım sevdiceğime ilk kez...

Akşamdı. Yorulmuştuk. Şaşkındım. Yeni duruma alışmaya çalışıyordum. Tedirgindim. Ve ikimiz de çok acıkmıştık...

Mardin orduevinde ilk yemeğimizi yiyecektik birlikte... Gölcük'tekilerle ilgili hiçbir iz kalmamış aklımda, nedendir bilmem. Ama Mardin'deki ilk yemek hiç aklımdan çıkmamış.

Aradan bunca yıl geçtiğine göre sanırım değişmiştir Mardin.
O zaman teras gibi bir yerdeydi orduevinin yemek masaları. Yüksekçe bir yer... Zaten orduevi de oldukça yüksek bir tepenin üstündeydi. Mardin'e tepeden bakıyorduk. Belki de bana öyle gelmiştir ne bileyim?

22 Yaşımdaydım...

Lütfen bugünle kıyaslamayın, biz o zamanlar gerçekten çok safmışız. Her konuda hem de... Çocuklarım yıllar sonra mektupları ele geçirip bir ikisini de okuyunca kıkır kıkır gülmeye başlamışlardı da oradan biliyorum. "Ayyy anne! Siz de çok safmışsınız, çok da romantik!" demişlerdi şımarık şımarık...

Şimdi onlara hak vermiyor değilim. Hayatı kitaplardan öğreniyorduk. Bir de Türk filmlerinden... Filmlerden iki gözü iki çeşme, ama mutlu çıkıyorduk. Çünkü her zaman iyiler çok acı çekiyordu, hırpalanıyordu; ama filmin sonunda kötüler cezasını buluyordu. İyiler sevdiğiyle evleniyor bize de mutlu mutlu el sallıyordu... Kitaplar, en çok da ne bulursak okuduğumuz kitaplar bizi kurtarmıştı. İyi ki onlarla buluşmuşuz. Biz teknolojiden yoksun büyüdük. Ama kitaplar hep vardı hayatımızda... Bugünkü dünya düzenine uyum sağlayamamız belki de ondardır. ( Akranlarımızın bir çoğu hala bilgisayarın düğmesine basmaktan korkuyor biliyor musunuz?) Kısacası biz iyiler kazansın, kötüler cezasını bulsun; hak yerini bulsun anlayışıyla büyümüştük...
Düşünüyorum da cinsellik konusunda da oldukça cahilmişiz. Eminim köyde yaşayan eğitimsiz kızlar bile bizden çok şey biliyordu o zamanlar. İnsanlarla iç içe yaşamanın getirdiği bir avantaj mıydı onlar için, belki de değildi. Ama biliyorlardı işte... Erken uyanıyorlardı. Sanırım şimdi de öyledir. Ancak bu onların fazla işine yaramıyordu. Kırsal kesimlerde kadına bakış çoğunlukla olumlu değildi. Erkekler yanlış eğitiliyordu.Hoş şehirlerde de durum üç aşağı beş yukarı aynıydı.. Bizim gibi küçük şehirde yaşayan okumuş kızlar platonik aşkların etkisindeydik... Belki de bu bizim şansımızdı. Düşünüyorum da günümüzde durum çok farklı. Gençler cinsellik konusunda çok şey görüp çok şey öğreniyor, ama bunların kaçı bilimsel nitelikte, tartışılır. Sanırım çoğunlukla abartılmış ve yanlış izlenimler veren kaba bir cinsellik ulaşabildikleri. Sevgisiz cinsellik... Sevgisiz cinsellik de kabul edersiniz ki kişilere mutluluk vermiyor. Sevgiyi yeniden hayatımıza sokmalıyız. Onsuz olmaz, olmuyor. Siz de biliyorsunuz.

Neyse nerede kalmıştık? Haa unutamadığım ilk yemekte değil mi?

Tüm masalar doluydu. Biz de bir masa bulup oturmuş,bekliyorduk. Biraz sonra asker garson geldi ve sert bir topuk selamı verdi, ben olduğum yerde irkildim.
"Emredin komutanım!" dedi.
Biricik aşkım askere:
" Ben şunu şunu istiyorum!" dedi. Tam anımsamıyorum ama köfte ya da karışık ızgara gibi bir şey söylemişti. Ve ben kalakalmıştım!
Asker garsonumuz bana dönerek "Siz..." le başlayan birşeyler diyordu, ama ben onu duymuyordum bile. Kendimi zor tutuyordum, gözyaşım boşandı boşanacak! Kendimi zorlayarak "Aynısından..." diyebildim.
Yemeklerimiz geldi. O, bana gülümsedi ve yemeğini yemeğe başladı. Benim iştahım kaçmıştı. Lokmalar boğazıma diziliyor, zorla yutmaya çalıştıkça da geçtiği yerleri acıtıyordu...

Bana sormadan sadece kendi yemeğini ısmarlamıştı!

Sonradan konuştuk bu olayı... Aslında genç eşim de benim gibi şaşkındı. Her gün yemeğini yediği bir yere bu kez yeni evlendiği eşini getirmişti. Tüm asker ve komutanların bakışları altında eşiyle ilk yemeğini yiyecek olmanın heyecanı içindeydi! Benim gözüm ondan başkasını görmüyordu ki...

Son olarak o yılki yaz tatilimi Mardin orduevinin misafirhanesinde geçirdim. Hayatımın en güzel günleriydi... Ama o ilk yemeği hala unutamadım...

2 yorum:

gül dedi ki...

bugun bayram hayırlı bayramlar diliyorum.öyle sıne oturdum rasgele gezınırken yazınız gözume fena carptı aslında uzun yazılardan hoşlanmam ama yazınızı okumadan gecemedım.ne yaparsın evlılıkde oluyor öyle şeyler büyütmemek lazım aslında.bu günlük bu kadar.bayramdada oturulmazkı dimi canim kalkmam lazım.hoşca kal göruşuruz inşallah.

aysema dedi ki...

Sevgili Gül,
Yorumun için çok teşekkür ederim. Geciktirdim yanıtını, özür dilerim.
Geçmiş bayramını kutluyorum. Tüm günlerin bayram tadında geçsin.
Sevgilerimle...