26 Haziran 2010 Cumartesi

YÜZ YİRMİ ÜÇÜNCÜ MEKTUP



7 Haziran 1976
Mardin


Canım Sevgilim,

Sana, senden bir hayli uzaktan ve kendimi sana çok yakın hissederek bu satırlarımı karalıyorum.
Bugün benim için bir başka gün. Fakat günümün iyi başladığını söyleyemem. Bütün gece seninle beraberdim rüyamda, ancak kötü bir rüyaydı, bir rüya bu kadar kötü olabilirdi benim için. Kısa bir an etkisinden kurtulamadım. Taki el çantamı açıp içindeki mektubu buluncaya dek...

Evet sevgilim, benim için sürpriz teşkil etti bu mektubun. Hele başına, gönderen kısmına ........... yazmışsın ya, hiçbir şey beni bu derece mutlu edemezdi inan sevgilim. O an her şeyi unuttum. Rüyayı falan da...

Çünkü düşüncelerimde hep sen vardın sen.
Sanki bütün her şey birbiri üstüne geliyor. Dün Diyarbakır'da Akademiden sınıf arkadaşımı gördüm, çok sevindim.

Evet sevgilim, artık dayanacak halim, takatım kalmadı. İnan, dün seni arabanın yanında görmek beni perişan etti. Neredeyse ağlayacaktım, sana koşacaktım. Seni kollarımın arasına alıp sevdiğimi, çok sevdiğimi, senden bir an olsa bile ayrılmak istemediğimi söyleyecektim. Ama heyhat! Bunların hepsi boğazımda sanki takılı kaldı. Ve sadece seni sevdiğimi kendi kendime mırıldanabildim.

Evet sevgilim, koşmaktan dizlerimde derman kalmadı. Koşuyorum, koşuyorum tam hedefe ulaştığımı zannettiğim bir an, bir bakıyorum, hedef çok uzaklarda...
Artık dayanacak hal kalmadı, mecal de kalmadı. Senin yanından her ayrılışım bana sanki cehennem azabı gibi geliyor. Niye böyle, niye böyle diye bazen kendi kendime isyan edesim gelmiyor değil, ama o zaman da kendimi daha çok harap ettiğimi geç de olsa anlıyorum, ama...

Halbuki sana kavuşmak için, seninle olmak için, daha metanetli, daha sakin ve daha sabırlı olmam gerektiğini biliyorum, ama olmuyor işte...

Dün öğlen yemekte beraberdik. Taa o vakitten bugün öğleye kadar hiçbir şey yemedim, sadece birkaç tane sigara içtim. Yiyemiyorum ki, iştahım yok yok! Ama senin yanında öyle değil işte... Bugün sana telefon etmeyi ne kadar istedim, bilemezsin. Ama bizim hatlar kopmuş, dün akşamki rüzgardan. Belki yarın sesini duyabilirim. Sevgilim sen benim her şeyimsin.

Bugün babamdan mektup geldi. Teferruatlı bilgi istiyor. Herhalde yarın ona da telefon edeceğim. Ve şimdi de mektup yazacağım. Benim aklım fikrim sensin, hep seni düşünüyorum, yuvamızı düşünüyorum. Velhasın o günler çok uzakta değil, ama bana çok uzakta imiş gibi görünüyor. Ama biz ikimiz, sen ve ben olduktan sonra bütün kötülüklerin üstesinden geleceğimize bütün kalbimle, benliğimle inanıyorum. Çünkü seviyorum, seviliyorum.

Sevgilim, yarın derhal senin o dediğin (pamuk-yün) işine bakacağım, soracağım, soruşturacağım.

Ne olurdu sanki sevenler ayrılmasa. Bu, işte bize sevenlere doğanın en büyük oyunu, canım bi tanem. Şimdi odada yalnızım, içimden bağırmak, haykırmak geliyor. Ve en sonunda da yüksek sesle hıçkıra hıçkıra ağlamak... Belki o zaman insan bir parça rahatlayabilir. Biz bu hallere düşecek insan mıydık? Evet sevgilim, bu hallere düşmemeliydik. Ve en azından şimdi beraber olmalıydık. Sen ve ben, biz ikimiz...

****

Evet sevgilim yirmi dört saat aradan sonra yine yazıyorum. Özür dilerim Sevgilim, mektubunu geciktirdim. Bunun sebebi sana birtakım haberler verebilmek içindi...
Bugün anneme telefon ettim. Anneciğimin sesimi duymak beni ne kadar mutlu etti bilemezsin. Tıpkı telefonun öbür ucunda senin sesini işittiğim zaman nasıl oldumsa, annemin sesini işitince öyle oldum hayatım.

Hani aşık ne demiş: "İki tane sevgilim var; biri anam, biri yarim. Ana deyip de geçilmez, o yar anadan seçilmez. İki tane sevdiğim var."

Anneme evlenmek istediğimizi söyledim, çok makul karşıladı. Ve bu durumu senin annenlere yazmalarını; 10-15 Temmuz için karar vermelerini istedim. Evi Elazığ'da tutacağımızı vs söyledim. Babam Ereğli'deymiş. İlk fırsatta herhalde yazarlar. Ve bu azap da biter böylece.

Öyle anlaşılıyor ki hayatım, annemle babamın bu ara başı bir hayli dertte. Çünkü herkese nasip olmaz, iki işi bir arada sürdürüyorlar. Şimdi kardeşim S.......'de evlenmek istiyormuş, onunla meşguller biraz.

Bakalım durum nasıl olacak hayatım? Valla bu iş beni ürkütüyor. Biz ikimiz 15 Temmuz'da evleneceğiz diye kendimizi hazırlıyoruz. Ama ya olmazsa, o zaman işte düşüncelerim noktalanıyor. Düşünemiyorum...

Satırlarımı sonlarken öperim sevgilim.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Amiable brief and this post helped me alot in my college assignement. Thanks you as your information.

therru dedi ki...

1976'dan 2010'a.. vedaların hüznü hiç değişmiyor, ben şu an aynı durumda ne hissediyorsam bu mektupta onları görüyorum, üstelik benim tarif edebileceğimden çok daha güzel bir şekilde..

aysema dedi ki...

Sevgili therru,
Kendine haksızlık yapıyorsun. Yazsan kimbilir nasıl güzel şeyler çıkacak ortaya...
Hem sizler daha çok yaşıyorsunuz şimdilerde. Bizlerse yaşayamadığımız için oturup yazmışız galiba...

Sevgi hep olsun hayatında, mutlu ol, mutlu et. Mutluluk haberleriniz, benim en büyük mutluluk nedenimdir. Biliyorsun değil mi?
Seni çok seviyorum canım benim...