15 Haziran 2010 Salı

YÜZ YİRMİ BİRİNCİ MEKTUP


26 Mayıs 1976
Elazığ

Canım Benim,

17 Mayıs tarihli mektubunu aldım. Ne tesadüf değil mi, aynı gün ben de sana mektup yazmışım. Yalnız postaya atmayı geciktirdim. Biliyorsun postaneye gitmek için şehre inmek gerekiyor, bu da her istediğim an olmuyor, özellikle okul varken. Umarım o mektubu almışsındır.

Nasılsın canım? Ben iyiyim, tek derdim ayrılığımız. O da canımıza tak dedi artık! Bitsin istiyorum, yetmez mi bu çektiklerimiz?

***

Hayatım, akşam başlamıştım yazmaya, bırakmak zorunda kaldım. Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum.

Bugün 27 Mayıs, Bayram. Dün akşam üstü gözlerim hep kapıdaydı. Yarım gün tatil olduğu için belki gelirsin diye boş yere bekledim. Bu cumartesi yine bekleyeceğim. Zaten hep beklemekle geçti hayatımız değil mi A.....'im?

Bizim okul resmen kapandı, fakat yarın yeniden başlıyor. Aynı sene içindeki gibi kurslar için gidip geleceğiz. Ben yine öğlenciyim. 13'ten, 18'e kadar okuldayım. Telefon edebilirsin.

Telefon dedim de aklıma geldi. Geçenlerde aramışsın, orada olmadığım için görüşemedik. Biz çıkmışız, sen aramışsın. Sesini duymayı çok istiyorum, hiç olmazsa sesini... Kurslarda ararsan sevinirim canım.

Bak sevgilim, haziran sonunda evlenme düşüncemizi annemlere açtım. Önce kabul etmediler, askerlik bitsin öyle, diyorlar. Hele, geçen gün annem, Mihriye'yi dolmuşta görmüş, konuşmuşlar; ondan sonra "Olmaz!" diye tutturdu. Bin güçlükle, en sonunda kabul ettirdim.

Annem bugün Ankara'ya gidiyor, Güzide Teyzem ameliyat olmuş, onu ziyarete gidiyor. Bu arada Ankara'da ev almak istiyorlar ya, ev bakacak. Ben de, bizim tayin işini sormasını istedim annemden. İyice, kesin olarak anlasın yakın bir yere tayinin olup olamayacağını... Bir hafta kalacak Ankara'da.

Tayin işi olmazsa, Mardin'e eşya götürmeyelim, diyorum hayatım. Zira tatil kısa, iki divan götürürüz oraya, olur biter. Lojman işi olursa, kirası da herhalde ucuz olur. Olmazsa Elazığ'da uygun bir ev buluruz. Eşyalarımızı buraya bırakırız. Benim yaz tatili bitiminde sen tedbili hava alırsın, off ya!

Biliyoruz sevgilim, biraz güç olacak, ama güçlükler de kendi kendine yenilmiyor değil mi? Birlikte, el ele verdikçe güçlükleri yeneceğimize inanıyorum ben. Seni seviyorum bitanem, sen de beni seviyorsun, en büyük güç kaynağımız bu olmalı...

Eşya işini düşündüm canım, şimdi alınmazsa ilerde hiç alamayız. Ne sizinkiler ne de bizimkiler o zaman yardım etmezler. Şimdi yeni evleniyoruz diye bir miktar senin ailen, bir miktar da benim ailem verir, kalanı da biz ikimiz öderiz. Mardin'de fazla masrafımız olmaz. Bu nedenle taksitlerimizi ödeyebiliriz.

Geçenlerde Hayriye ile Faruk bize geldiler. Annemlere getirdiğin çatal bıçak takımını gösterdim, çok beğendiler. Onlar da zaten almak istiyorlarmış, sana yazmamı istediler. Şayet bulabilirsen bir takım da onlara getirebilir misin sevgilim? 250 lira olduğunu söyledim, yanılmadım değil mi?

Haa, bak canım, ben o aynalı dediğin çatal bıçak takımını gördüm. 315 liraymış fiyatı. Pek hoşuma gitmedi, belki senin Mardin'de gördüklerin daha güzeldir. Bu dört delikliler de çok güzel. Olmazsa bizim evimize de aynısından al. Yine de sen bilirsin, iyice bak, hangisi hoşuna giderse ondan alırsın.

Hayriye'ler 20 Haziran'da gideceklerlermiş, Çünkü Faruk temmuzda askere gidecekmiş. Alabilirsen yirmisinden önce ellerinde olması gerekiyor çatal bıçak takımının...

Sabah erken kalktım, sana yazmak amacıyla. Biliyor musun canım, mektup yazabilmek için yalnız olmalıyım. Böylece seninle baş başa kalabiliyorum. Yalnız seni düşünüp yalnız seni yaşıyorum...

İnan bir anım bile geçmiyor seni,evimizi, kuracağımız yuvamızı düşünmeden. Seni çok seviyorum canım. Özledim, en kısa zamanda gel...

Sonlarken selam ve sevgilerimi gönderiyorum sana. Yazı için, özür... Dizimde yazıyorum.
Seni pek çok seviyorum.
Hep seveceğim. Bir ömür boyu...

N......


Bak şimdi aklıma geldi. Sürprizin nedir? Çok merak ediyorum, beni fazla merakta bırakma...

Diğer yandan elimdeki yanığın acısı çoktan geçti. Zaten o bana acı vermedi ki... Yalnız izi duruyor. Geçmesini de istemiyorum. Bana o andaki halimizi hatırlatıyor. Mutluluğumuz geliyor aklıma, içimin sevgiyle dolduğunu hissediyorum. Sonra benim elim yanacağına seninkinin yanmasını istiyorsun, olur mu ya? Sen ben yok artık, biz varız. Senin elin yansaydı benimkinden daha çok acı duyardım emin ol sevgilim...

Hiç yorum yok: