13 Haziran 2010 Pazar

YÜZ ONDOKUZUNCU MEKTUP



Elazığ
17 Mayıs 1976
Pazartesi
Saat 15.15

Canım Sevdiğim, Biricik Askerim,

Şaşırdın değil mi? Beklemiyordun bunu. Ama sevindin de, gülüyorsun bak! Mutlusun şimdi... Ben de mutluyum, seni sevdiğim için, sevildiğim için... Bilmem bu halimiz ne olacak? Artık seninle konuşmadan, dertleşmeden duramıyorum.

Sabah, daha doğrusu öğlene yakın hazırlandım çarşıya indim, okula gitmeden mektubunu postaya attım. Dün akşam yazmıştım, sabah da tamamladım. Artık seninkini bekleyebilirdim...

Okula gittim, öğrencileri eve göndermişler, ders yok. Biraz oyalandım orada. Zira fena halde yağmur yağıyordu. Islanmamak için yağmurun dinmesini bekledim. ( Aslında bakarsan, ben yağmurdan yaştan değil, aşkından sırılsıklamım ya neyse...) Yağmur dinince eve geldim. Baktım kimse yok. Özellikle seni aradı gözlerim, nafile! Neylersin yoktu çaresi...

Karnım acıkmıştı, biraz bir şeyler atıştırdım. Sonra sıkıntıdan çay kaynattım, içeyim dedim. Güçlükle iki bardak içebildim. Oysa sen buradayken zevkle içiyordum. Olmuyordu, sıkıntım bir türlü geçmedi. Bir oraya, bir buraya dolaştım. Odada oturdum, salona geçtim, sözü uzatmayayım; seninle konuşma ihtiyacının önüne geçemedim.

Zihnimde düşünmeye başladım, hayalimde canlandırdım ve sonunda yazmadan edemeyeceğime karar verdim. Oysa mektubunu bu sabah postaya atmıştım. Bu da sürpriz olur artık...

Biliyor musun sevgilim artık sana sık sık böyle sürprizler yapabilirim. Çünkü artık okul bitti. Boşum, bomboş! Ama sen de yaz, her fırsatta yaz canım. Senden gelen mektuplar bile beni nasıl mutlu ediyor bir bilsen...

Sen gideli şu anda yirmi dört saat ancak oldu. Belki sen ilk mektubunu yazmaya bile fırsat bulamamışsındır. Bense özledim seni, çok özledim. Ölesiye inan...

Şu kağıtlar sana yazarken ne çabuk dolar bilmem ki... Bir bakıyorum sayfanın başındayım, iki dakika sonra sonuna geldiğimi anlıyorum. Hayatım, o lojman işini sakın ihmal etme. Belki ilerde onu da bulmak güçleşir. İyi ki A.....'im haziran sonunda evlenme kararı aldık. Düşündükçe iyice aklıma yatıyor. Boşuboşuna üzülmemizin, ayrılıktan sebep üzülmemizin hiç gereği yok. Artık o zaman ayrılıklara izin vermeyelim olur mu canım?

Bizim kurslar Mayıs'ın yirmi sekizinde başlıyor, iki hafta sürecek. Bir hafta da imtihanlar sürer, haziranın sonunda okul biter. Aslında imtihanlarda rapor da alabilirim. Hayriye, rapor alıp gidecekmiş. Sen de o sıra izin hakkını kullanırsın. Birlikte gezeriz bir süre, sonra da evimize döneriz...

Biliyor musun sevgilim, aslında böyle söyleyip düşünüyorum ya, çok uzakmış gibi geliyor bana. Oysa dediğimiz tarih de evlenirsek, pek bir şey kalmamış sayılır. Çok çok iki ay var. O da geçer, nasıl ki on dört ay geçtiyse, o da geçer değil mi hayatım?

Seni seviyorum A.....'im. Durmadan bunu tekrarlamak istiyorum. Aslında sen bunu biliyorsun, ama söylüyorum yine de. Çok, tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum seni. Hep özlüyorum... Yanımda ol istiyorum her zaman. Bir ömür boyu birlikte yaşayalım diyorum...

Evet canım, bu mektup da bitiyor. İnşallah seninki çabuk gelir. Yarından itibaren her gün bekleyeceğim.
Evlenme kararımızı Zonguldak'a annenlere yaz emi sevgilim.

Sonlarken özlemle, sevgiyle öperim seni. Hoşçakal hayatım.

N......'in

Not: Fotoğrafın karşımda...

Hiç yorum yok: