14 Haziran 2010 Pazartesi

PINAAAR KOR OLMUŞ YAKIYOR




Pınar henüz yirmi üç yaşındaymış. Su gibi bir genç kız. Sevmiş, sevilmiş... Mücadele etmişler Cumhur'la birlikte.

Pınar öğretmen olmuş; olmuş ama, dur demişler! Okuldan diploma almakla artık öğretmen olunmuyor, seni birçok kez daha sınayacağız, KPS'ye gireceksin, dur hele...

Durmuş Pınar, yeniden ders çalışmaya başlamış. Sanki bu şekilde öğretmen yapılanlar eskisinden daha iyiymiş gibi beklemiş. Devlet, bekle, diyorsa bir bildiği vardır, demiş beklemiş...

Oysa kadrolar yandaşlar tarafından gizli gizli dolduruluyormuş. "Sınavla" artık oyalamanın bir yolu mu neymiş?

Cumhur teğmen olmuş.

"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini"
" Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini"

diye diye yetiştirilmiş.


Pınar'la Cumhur evlenmişler, muratlarına ermişler. El ele yola çıkmışlar. Biri Türk Ordusunun neferi, diğeri eğitim ordusunun neferi... Hizmet edecekler, vatana borçlarını ödeyecekler, çocuklarını güzel bir dünyada büyütecekler...

Olmadı, bırakmadılar! Pınar'a kıydılar!

Bilemediler. Eşkiya dışarda sandılar, düşman sınır ötesinde bildiler. Oysa eşkiya çoktan düz ovaya inmiş, törenlerle karşılanmış, mahkeme meclisi dağa taşınmış, teröristler yurdun her yerinde cirit atar olmuş, birileriyle açılım masalarına oturmuş.
Türk Ordusu'nun en özel yerlerine girilmiş, komutanları hapislere tıkılmış, yargıçların işinin bitmesini bekler olmuş.Özel yetki verilen mahkeme yargıçlarının işleri kaç yılda biter bilinmez, ama bittiği zaman yargılanmayı bekleyedursunlar denmiş.

Suyun üstünde köprüler kurulmuş, köprülerin altında kalan pınarlar kurumuş, Öğretmen olan, ama atanamayan Pınar evinin balkonunda geleceğe dair güzel hayaller kurarken vurulmuş...

Pınar'ın öyküsü bana çok dokundu. Her şehit cenazesi yüreğimi dağlarken, Pınar, ateş olmuş yüreğime oturmuş, yakıyor, yakıyor, yakıyor...

Pınar'ın öyküsü, burada " eski mektuplar" da anlattığım öykümüze benziyor başlangıç olarak.Ben de onun yaşında gelin olup Mardin'e gittim askerimin peşinden. O, Osmaniye'ye gitmiş...

Ama devamı yok onun öyküsünün! Olamayacak da... Başlar başlamaz bitti, bitirdiler... Kanlıgeçit bölgesinde akıttılar kanını! Pınar, benim yaşadıklarımı yaşayamayacak artık! Teröristler roket atarlarla vurdu Pınarı kırk günlük gelin iken...

Onu bu sayfaya taşıdım, bilinsin istedim, unutulmasın. Yeni Pınarlar, yeni Cumhurlar başlamadan biten masal kahramanları olmasın. Doyasıya yaşasınlar, kendi romanlarını gönüllerince yazsınlar, yazsınlar, yazsınlar...

Vatan evlatlarını kendi hırslarına, kötü emellerine kurban edenler utansınlar!


8 yorum:

Efsa dedi ki...

Ben bir asker kızıyım. Bir çoğunun yaşamadığı hayal bir etmediği şeyleri yaşadı benim ailem, diğer meslekdaşları gibi.

O kadar çok şehit hikayeleri var ki akıllarında. :( belki bir gün anlatırım bende.

aysema dedi ki...

Sevgili Efsa,

Anlatmalı, yaşayanların anlattıkları çok önemli. En azından kısa notlar tut, gelecekte unutmamak için.

Acılar yüreğimizi dağlıyor, yazmaktan başka elimizden bir şey de gelmiyor.

Sevgilerimle...

beenmaya dedi ki...

ben bir de anneyi düşünüyorum ister istemez. önce eşini, hemen ardından da gencecik bir çiçeği, kızını kaybeden anneyi...kim anlar onun dilinden şimdi diye düşünüyorum, ne dindirebilir ki onun acısını...ve daha çok acıyor içim...

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya'm,

Onu hiç sorma, o acı diner mi? Pınar bir öldü, annesi kimbilir kaç kez ölüp ölüp dirilecek. "Analar Ağlamasın!" diye güya açılım yaptılar. Her gün kaç anne ağlıyor? Millet ağlıyor, kulaklar tıkalı.

Kendileri cenazelere sahip çıkmıyor, gidenlere çamur atmadan da edemiyor.Yüreği yanmış insanlara acısını haykırmak, sebep olanları lanetlemek bile çok görünüyor.

Artık yeter diye haykırmak istiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı.

Son olsun, artık bu tür acılar yaşatmasınlar millete...

Galadriel Ar FeinieL dedi ki...

O bizim Pınar'ımız, hepimiz birer Pınar'ız. Pınar'lar ölmesin. Başımız saolsun. Eline, yüreğine sağlık

aysema dedi ki...

Sevgili Galadriel Ar FeinieL

Pınarlar ölmesin, Mehmetçiklerimiz ölmesin, bu pis savaş bitsin.

Kendi çıkarları için kardeşi kardeşe düşman ettiler. Yaraları sarıp sarmalayacaklarına kaşıyıp kanatıyorlar. Kanla besleniyorlar, kandan kına yakıyorlar.
Yazık değil mi bu fidanlara, yazık değil mi bin cefayla yetiştirdikleri evlatlarını toprağa verenlere...

Artık cenaze törenlerine bile gidemiyorlar. Koruma ordusuyla geziyorlar TBMM'inde bile...

Ancak cahil bıraktıkları insanları kandırıp kışkırtıyorlar.

Bu arada Hoşgeldiniz. Teşekkür ederim.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Ama askerlik yan gelip yatma yeri değildir; öyle değil mi?
Tek suçu o anda her İzmir'linin adeti olduğu üzere 'balkonda' bulunuyor olması mıydı? Böyle açıklanabilir mi?

aysema dedi ki...

Yan gelip yatmadı, vatanını satmadı Gülen'im.

Sebep olanlar hesap verecekler, vermeliler...
Sevgilerimle...