7 Nisan 2010 Çarşamba

YÜZ ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP


12 NİSAN 1976
ELAZIĞ


Sevgili A........'im,

Saat şu anda 23.30. Bir günün yorgunluğu üzerimde, sana yazmaya, seninle dertleşmeye başlıyorum. Sırası mı bu saatte dersin belki, ama istersen sen şimdi dinlenebilirsin. Çünkü mektubu nasıl olsa gündüz okuyacaksın değil mi?

Cevabını geciktirdiğim için üzgünüm. Nedense bir türlü yazamadım.

Bizim okula derse gelen binbaşı bando komutanı var. Bu sıra sürekli onunla sohbet ediyorum. Sanırım hatırlarsın, onu görmüştün. Askerlik hakkında ondan çok şey öğrendim. Görüyorsun dersime iyi hazırlanıyorum.

Nasılsın hayatım? Ben hep bildiğin gibiyim. Günlük işlerle uğraşıp duruyorum. Geçen gün F.........lerin oradan geçiyordum, pencerede görünce içeri girdim. Bir hayli konuştuk. Bana karşı açık yürekle konuştu, birçok şey anlattı...
İnsan bazı olayların içinde yaşamayınca tam anlayamıyor, ama az çok bir fikir de edinebiliyor.

Oradan ayrıldıktan sonra bu konuda çokça düşündüm. İnan günlerce etkisinden kurtulamadım. Çok üzülüyorum durumlarına. Bence onların en büyük hatası ailelerinin etkisinde çok fazla kalmaları, ikisinin de... Gerçi aileleri, kopamazlar, kopmaları da gerekmez, ama evlendikten sonra, insan önce evini yuvasını düşünmeli değil mi? Burada sizin Bekir Hocaya hak vermemek elde değil. Böyle tatsız olayların olmaması için iki aileden de uzak olmak en iyisi. En azından ilk zamanlarda... Ne dersin?

F.........'nin, H...........'den bir şikayeti yok. İyi anlaştıklarını söylüyor. Annesigil Elazığ'da kalmalarını istiyormuş, o ise Elazığ ve Zonguldak'ın dışında bir yer olsun diyor. Galiba H.......... de Zonguldak diyormuş. Çocukları büyümüş. Çok tatlı bir şey, göreceksin. Her şeyden habersiz, gülücükler saçıyor yeryüzüne... Zavallı yavrucak. F.........., üniversiteye gitmek için giriş sınavlarına başvurmuş.

Hep onlardan söz ettim. Dedim ya elimde değil, çok etkilendim durumlarından. Moralim bozuldu, umarım en kısa sürede barışırlar.

Daha önceki mektubumda Mardin'e gelmek istediğimi yazmıştım, ama olmayacak bir istekti bu. Açacak oldum, üzerinde bile durmadılar. Önemli değil, sen görüyorsun ya yeterli bu benim için.

Biliyorsun, güveniyorum sana her konuda. Zaten birbirimize güvenmesek sevemeyiz. Sevgide en çok güvene değer veririm, karşılıklı tabii...

Televizyon sıramız geldi. On beş gündür seyrediyoruz. İyi hoş eğlendiriyor, ama hem çok yorucu hem de hiçbir iş yapamıyoruz. Yazılılar birikti, çocuklar sorup duruyor...

Seni de çok merak ediyorum. Nasılsın, günlerin nasıl geçiyor? Biliyor musun 23 Nisan'ı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bugünlerde rüyamda hep seni görüyorum. Yalnız dün gece çok fena bir rüya gördüm. Bir sürü yılan üzerime saldırıyordu. Onları öldürmeye çalıştım bütün gece. Gündüz de sıkılıp durdum, herhalde rüyanın etkisinde kaldım.

Dün yani pazar günü, Elazığ'da deprem olmuş. Biz fark etmedik, ama pek çok kişi hissetmiş.

Hayatım galiba iyi bir mektup olmadı. Biraz sıkılıyorum, moralim bozuk, kusura bakma. Seni kendime çok yakın bulduğumdan içimden ne geçiyorsa yazıyorum.

Artık bitireyim en iyisi. Sabırsızlıkla cevabını bekliyorum. Her şey gönlünce, gönlümüzce olsun. Bütün kötülüklerden, mutsuzluklardan uzak, sevgi dolu bir yuva diliyorum ikimize, yürekten... Seni çok sevdiğimi hiç unutma olur mu canım.


N..........


13 Nisan:

Sabah zil sesiyle uyandım, kapıyı açınca bir de ne göreyim!.. N......... karşımda duruyordu. Çok çok sevindim. Okullar kapanınca gelmiş. 23 Nisan'a kadar burada. ..

Üzüldüğüm bir haber verdi. Eniştemin arkadaşı olan jandarma komutanının evine bomba atılmış. Ne yapmak istiyor bu insanlar anlayamıyorum!

Mektubumun cevabını hemen yaz, bekliyorum. Seni seviyorum.

Hiç yorum yok: