6 Nisan 2010 Salı

YÜZ ON İKİNCİ MEKTUP


NİSAN BİR- 1976
MARDİN


Canım Sevgilim,

Mektubunu, senin özleminle yandığım bir akşam, yatağımın üzerine uzanmış bir vaziyette yazıyorum. İnan seni çok özledim. Bu nedenle hemen kağıda kaleme sarıldım.
Mektubun benim için sürpriz oldu, çünkü senden mektup beklemiyordum. Hattızatında senden her an, her zaman mektup bekliyorum da bu sefer çabuk yazacağına ihtimal veremiyordum.

Hayatım ben bu sefer oldukça hamaratım. Geleli sana ikinci mektubumu yazıyorum. Ayrıca eve, H.........'ye ve arkadaşın birine de yazdım. Ve ben de şaşmaya başladım kendi kendime, bu kadar mektup yazdığım için...

Biz nöbet devresine girdik. Ayın on beşine kadar iki tane nöbetim var. Hayatım, mektubunda buraya gelmekten bahsediyorsun, inan buna çok sevinirim. Mardin'e gelmenizde ne sakınca olabilir ki? Hiçbir sakıncası yok, benim için...

Yüzüne karşı söyleyemediğim birtakım şeyler var, onları şimdi söyleyeyim. Hayatım, biz ikimiz birbirimiz için yaratılmışız değil mi? Onun için ben senin Mardin'de günlerinin geçmesini hiç ama hiç istemem. Çünkü tabiatın en fazla nankörlük ettiği bir yer burası. Kaldı ki böyle bir yerde sen benim yüzümden, bir müddet yaşamaya mecbur kalacaksın. İşte bu düşünce benim canımı sıkıyor. Halbuki seninle daha iyi bir yerde, daha güzel bir şekilde beraber olursak mutluluğumuzun daha fazla olacağına inanıyorum.

İşte bu nedenle senin bir kere Mardin'i görmeni çok arzu ediyorum. Yalnız bu gelişini ileri bir tarihe ertelersen iyi olacak. Çünkü önümüzdeki cumartesi ayın onu. Ve ben o gün 24 saat tugayda nöbetçiyim. Ve ondan sonra da 23 Nisan'da, ben oraya senin yanına geleceğim. Tamam mı hayatım. Buraya gelişinizde orduevinde kalışınız söz konusu olamaz hayatım, ancak otelde kalabilirsiniz. Tamam mı, anlaştık mı?

İşte hayatım, günler böyle geçiyor, geçip gidiyor. Ben ise beraber, baş başa olacağımız günlerin hayali içinde burada vatan görevimi tamamlamaya çalışıyorum.

Ve en büyük arzum, isteğim, temennim seninle beraber olmak. Bir an önce beraber olmak. Senden ayrı olmak beni çeşitli problemlerle baş başa bırakıyor. Ve en azından devamlı düşünceli, mahsun, durgun bir insana dönüştürüyor. İşte bunlara sebep hep sensin diyorum.

Kalemim bitti, özür, başkasıyla devam...

Aklıma yine aynı şarkı geliyor bak:

"Seni çılgın gibi sevdim, uğruna ömrümü verdim; şimdi artık sen benimsin, senden asla ayrılamam. Ayrılamam, ayrılamam, ölsem bile , ölsem bile ayrılamam."

Ve evet hayatım, seni çılgın gibi seviyorum. Sen benim aşkımsın, hayatımsın, bir tanemsin ve her şeyden önemlisi sevdiğimsin. Evet sevdiğim, aşkımsın. Unuturum bazen benim ben olduğumu. Bazen her şeyi unuturum. Ama unutmadığım bir tek şey var. O da sensin hayatım. Sen, çünkü benimlesin, yanımdasın. Yürüyorum karşımdasın, oturuyorum yanımdasın. Uyuyorum rüyamdasın, çalışıyorum benimlesin. Ve hep benimlesin hayatım...

Ve bir tanem, satırlarıma burada istemeyerek son verirken evdekilere selam...

Ve mektubunu geciktirme olur mu?


A.........


NOT: Para konusunu yazmışsın, hiç önemi yok param vardı, bugün de maaşları aldık hayatım. Sen böyle şeylere üzülme sakın...

Hiç yorum yok: