29 Nisan 2010 Perşembe

YÜZ ON BEŞİNCİ MEKTUP



1 Mayıs 1976
Elazığ

Canım Benim,

Bugün Bahar Bayramı... Tam bir bahar havası var burada. Yemyeşil tüm doğa. Ağaçlar gelin gibi bembeyaz, özellikle şeftali ağaçları görülmeye değer...

Seviyorum dünyayı, baharı, güzelliği ve hepsinden çok da seni... Bunu biliyorsun değil mi? Gerçi yoksun yanımda. Yoksun derken herkesin gördüğü kadarını kastediyorum, oysa yanılıyor onlar. Görmedikleri, bilmedikleri içimdeki, ruhumdaki, yüreğimdeki sen! Şairin dediği gibi:

"Sen söylediğin zamanda şarkılar güzeldir,
Hayatımı tarumar eden rüzgar güzeldir,
Beyaz zambaklar gibi, al gelincikler gibi
Sen varsan içerimde gelen bahar güzeldir."

Her an seninleyim ben, seviyorum seni, mutluyum. Sevdiğim için, sevildiğim için mutluyum... Hep böyle olacağız değil mi hayatım?

Dün aldım mektubunu. Şu anda sen bu satırları okurken ne duyuyorsan, ne hissediyorsan ben de aynı şeyleri hissettim...

Ya telefonunu duyduğum an! Kalbimin bir an duracağını sandım, dersten çağırdılar, merdivenleri koşarak indim! Sesin hafifti, ama telefonun diğer ucunda senin olduğunu bilmek inanılmaz mutluluk vericiydi. Haykırmak, seni sevdiğimi haykırmak geçti içimden! Özlemiştim, ben de seni çok özlemiştim her zaman olduğu gibi...

Bak canım, bu tatsız ayrılığı uzatmanın anlamı yok. Artık bir olalım, beraber olalım. Tayin olsa da olmasa da! Birlikte yenelim, karşılayalım tüm güçlükleri olur mu A....... 'im?

Yarın Orduevi'nde bir nikah var, ablamın arkadaşının... Gideceğiz, gelebilseydin birlikte giderdik. Bakacağım güzel olursa biz de nikahımızı orada kıydıralım. Düğüne hiç gerek yok bence, ama nikahı orada yapalım istiyorum.

8 Mayıs Cumartesi gelebilecek misin? Bekliyorum, her zaman bekliyorum...

Mektup yazmayı çok istiyordum daha önce, olmadı. Senden bir gün sonra kardeşimi gönderdik Ankara'ya. İkinize de çok alışmıştık, güç geldi gidişleriniz. Ev bir anda bomboş oldu sanki.

Üçüncü yazılılara başladım, bitirsem rahatlayacağım.

Dün seninkiyle birlikte Zonguldak'tan, babanlardan da mektup geldi, çok iyiylermiş merak etme.

Bu ayrılığın uzamasını, boş yere uzamasını istemiyorum canım. Bundan böyle benim yerim senin yanın olmalı... Özellikle senin için gerekli bu... Orada yalnız olmana gönlüm katlanamıyor artık. Düzenli bir hayatımız olmalı, destek olmalıyız birbirimize... Mutluluğumuz için, geleceğimiz için, yuvamız için her türlü güçlüğü birlikte yenmeliyiz. Sen yanımda olduktan sonra dünyanın neresi olursa olsun vızgelir bana...

Evleniriz, gerekirse, geçici bir süre için, istifa ederim. Sen iznini alırsın, olmazsa tayin, tebdili hava alırsın. Düşün sevgilim bir sene daha böyle geçer mi? İyi kötü birarada olalım istiyorum ne dersin? Kardeşim giderken tayinişini araştırmasını istedim, henüz yanıt gelmedi. Bekliyorum...

Öğleden sonra gezmeye gideceğiz hep birlikte. Keşke sen de burada olsaydın, ne güzel olurdu. Sanırım bugün nöbetçisin. Neden kızları da askere almıyorlar Kİ? Birlikte ne güzel askerlik yapardık! Bakıyorum gülüyorsun, hoşuna gitti değil mi canım?

Seni çok sevdiğimi hiç unutma olur mu hayatım? Sen benim dünyamsın, her şeyimsin.
Hatırlarsın, seninle o upuzun yolu yürüyerek gelmiştik eve, ne çabuk geçmişti zaman, hiç bitmesini istememiştik. "Mutlu musun?" diye sormuştun da "yookk!" demiştim sana. Öyle olmadığını sen de biliyordun değil mi sevgilim? Senin yanımda olman, mutlu olmam için yeterli biliyorsun bunu. Senin için de öyle olduğunu biliyorum, eminim bundan.

Mektup bekliyorum senden, hep bekliyorum. Özlüyorum seni, hep özlüyorum. Seviyorum seni, hep seveceğim. Bir ömür boyu seveceğimi, sevebileceğimi hissediyorum.

İstemeyerek sonluyorum satırlarımı. Bir kez, bin kez söylüyorum aklından çıkarma bir tanem, SENİ SEVİYORUM...

N......

2 yorum:

kirazzade dedi ki...

Kimin kime yazdıgı mektuplar bunlar? Yoksa kurgu mu?

aysema dedi ki...

Sevgili Kirazzade,

Hayır, kurgu değil, gerçek mektuplar. Kahramanları ise eşim ve ben.

Gençlik işte böyle bir şeydi o zamanlar. 70'li yıllarda yazıldı.

Sevgilerimle...