19 Mart 2010 Cuma

YÜZ ÜÇÜNCÜ MEKTUP


6 OCAK 1976

Ankara



Canım Sevgilim,

Hatırladığım kadarıyla bizim bir hoca vardı, Müçteba diye; sana ondan bahsetmiştim, belki hatırlarsın. O şöyle derdi: " Yeni bir gün yeni bir ümit, yeni bir ışık ve hedefe atılmış yeni bir adımdır." Hocamız her yeni güne böyle söyleyerek başlardı. Bize de bunu önerirdi.

Evet sevgilim, yeni bir gün başlıyor şimdi, başladı da diyebiliriz. Bu günler böyle akıp gidecek ve öyle bir gün gelecek ki bizlere Asteğmen diploması verilecek, öğrencilikle ilişkimiz kesilecek. Ve o zaman kendimi daha serbest hissedeceğim. Ve o zaman aramıza zaman, mesafe hiçbir şekilde girmeyecek.. Ve biz bu mesafeleri , bu zamanları ilaç gibi yutacağız. Birlikteliğimiz, ebedi beraberliğimiz bana göre o zamanlar başlamış olacak. Ve ondan sonra sevgilim, bizi hiçbir şekilde , hiç kimse, hiçbir zaman ayıramayacak... Ne dersin hayatım?

İnsanlar, ayrılmayacak dediğimiz insanlar da ayrılır, ama bu ayrılıklar ancak ebedi ayrılıklar olur. Seven insanlar ancak öldüğünde ayrılır. İşte hayatım bu hayatta biz ikimiz ölünceye kadar beraber ve birbirimize destek olarak yaşayacağız, öyle değil mi? Hayatın bütün zorluklarına karşı beraber göğüs gereceğiz. Yerine göre beraber gülüp beraber ağlayacağız...

İşte ben bu düşünce ve duygularla yepyeni güne başlamış bulunuyorum. Ve aklımda sen olarak... Zaten sen hep aklımdasın, çıktığın yok ki... İnan sevgilim seni şu sıralarda çok fazla özledim. Belki de kendimi Elazığ'a gitmeye iyice hazırlayıp da gelemediğim için böyle oldu. Gelemediğim için çok çok üzgünüm. Seni görmekten, şu dört günlük tatili seninle geçirmekten ne kadar mutlu olacağımı, sevineceğimi düşünmüştüm hep. Olmadı. Şu PTT 'ye de hasta olmaya başladım. Valla zaten dersini görüyoruz, telsizle görüşmek geçiyor içimden, ama tabiki yapmayacağım bunu.

Beraber olduğumuz zamanların cansız birer hatırası olan resimleri aldım.Sanki o an kalbim duracaktı. Bir müddet bakamadım. Neden sonra heyecanı bastırdıktan sonra, biraz sakinleştikten sonra bakabildim. Yarım fotoğraf çok güzel çıkmış, ayakta çektirdiğimizde kendimi beğenmedim. Acayip çıkmışım. Annemlere gönderdiğin resimleri de almışlar. Sana şimdi iki resim gönderiyorum. Onları sana daha evvel göndermek isterdim ama sana daha fazla bakmak , doyasıya bakmak istediğimden uzun zamandır tekelime geçirmiştim.Hele seni uyurken görmek beni ne kadar sevindiriyor biliyor musun? O haline bakıp gülüyorum.Artık gülüyordum olacak...

Burada günler iyi geçiyor. Sana sevineceğin bir haber vereyim. Kardeşinle o kadar iyi anlaşıyoruz ki sorma gitsin. Ne zaman onlara gitsem bana oldukça ilgi gösteriyor. Arkadaşları da çok iyi çocuklar.

Yine sayfanın sonuna geldim. Seni çok ama çok seviyorum. Şimdi senin sömestrede buraya geleceğini düşlüyorum. Daha doğrusu o fikre kendimi alıştırmaya çalışıyorum. Yani senin geleceğine. Seni bu durum oldukça güç duruma sokacaktır. Herhalde herhalde havanın bozuk oluşu falan bahane edilecektir. Bilmiyorum ya ama, ben gene de sen gelecekmişsin gibi kendimi o fikre hazırlıyorum.

Satırlarıma istemeyerek burada son verirken yeni yılını tekrar tekrar kutlarım, canım sevgilim.

A..........

2 yorum:

beenmaya dedi ki...

bende başladım mektup yazmaya. mektuptan ziyade bir nevi günlük aslında benimkisi sevgiliye yazılan ama henüz onun okumadığı hatta bilmediği. ama bir gün vakti zamanı gelince o günlüğü bırakıvereceğim avuçlarına sessizce ve okusun beni ve kendini diye bekleyeceğim :)))

aysema dedi ki...

Sevgili BeenMaya,

Çok sevindim gerçekten. Biz de okuyabilecek miyiz bu güzel yazılarını...

Zamanı geldiği anda, yazılmasına neden olan kişiyi görmek çok hoş olurdu. Şanslı olduğunu biliyordur umarım.

Sevgilerimle...

Ödülün var diğer blogumda gördün mü?