3 Mart 2010 Çarşamba

YÜZ İKİNCİ MEKTUP


5 OCAK 1976
Ankara


Canım Sevgilim,

Sana uzun bir süredir mektup yazamadım; yeni yılını kutlamak için kart bile atmadım. Bunun nedenini daha ileriki satırlarımda açıklayacağım. Şimdi sana söylemek istediğim bir iki şey var.
Sana yazmadığım süre içinde hiç mi hiç aklımdan çıkmadın. Nereye gitsem yanımda sen vardın, hayalin vardı. İnan sevgilim seni çok ama çok seviyorum. Bu ayrılık bitsin artık! Artık tahammül edemeyeceğim... O kadar zor, o kadar zor ki senden ayrı olmak...

Yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım. Ve bundan sonraki yılbaşlarını beraber geçirmemiz en büyük temennim.

Sevgilim, her ne kadar sana Elazığ'a gelemeyeceğim diye yazdıysam da yıl başında izin vereceklerine bütün kalbimle inanıyordum. Nitekim de verdiler. O zaman sanki bütün dünyalar benim oldu! İzin kağıtlarını doldurduk ve gideceğim adresi de Elazığ olarak belirttim. 27 Aralık tarihinde ben dahil 6 arkadaşı Bl. Komutanı odasına çağırdı. Ve bize okul komutanlığının bir emrini tebliğ etti. Emir şöyle: "Doğuya gideceklere sıla izni yok." Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep,Urfa, Kars'a... Okuldan kimseyi göndermediler . Gidebileceğiniz başka adres varsa orayı bildirin, dediler. Mecburen memleketin adresini verdim.

Yılbaşını Ankara'da kardeşinin evinde geçirdim, birazcık eğlenmeye çalıştık. Sen yanımda olmayınca geçen günlerin hiç mi hiç tadı yok.Tatil de olsa insana iç açıcı gelmiyor. Perşembe günü saat 14.00 te yola çıktım, akşam 9.30'da memlekete vardım. Cuma günü senin sesini işitmek istedim, telefon yazdırdım; dört saat bekledikten sonra Elazığ hatlarının bozuk olduğunu söyledi memur. Canım sıkıldı, kavga etmemek için kendimi zor tuttum. Madem öyle bir durum var, daha evvel niye haber vermiyorsun be adam!

İşte böyle hayatım, sanki herkes, her şey sözbirliği etmişçesine sana gelmemi, seninle konuşmamı engelliyor. İnan sevgilim, bu hayat bana göre bu şekilde çekilmez oldu. Bilmem bu önümüzdeki günler nasıl geçecek.Her geçen gün seni daha fazla özlüyorum.

Evet sevgilim işte böyle, dün saat 13.30'da geldim Ankara'ya ve biraz dolaştıktan sonra kardeşinin evine gittim, orada elbiseleri değiştiriyorum. Resmi elbiseyle gezmeyi sevmiyorum, bu nedenle çarşı iznini devamlı sivil geçiriyorum.

Evet sevgilim, artık şubat sonuna kadar izin yok(sıla izni). Ancak şubat sonunda, martın başında Elazığ'da olabilirim. Yine de belli olmaz. Seni şubat tatilinde Ankara'ya bekliyorum , geleceksin değil mi? Hem senin için de biraz değişiklik olur. Ne dersin? Bugün ayın beşi, bu önümüzdeki 25 günü sabırsızlıkla bekliyorum... Yılbaşı tatilinde birtakım riskleri de göze almıştım. Ve çarşamba günü 13.45 Malatya uçağına bilet alacaktık. Kalkacağı şüpheli, dediler. Nitekim o gün ve ertesi gün Ankara'da yoğun sis vardı, uçak kalkmadı.

Satırlarıma burada son verirken en iyi günlerin senin olmasını dilerim canım sevgilim.

A.........

Not: Bak hayatım izin kağıdına, Blk. Komutanı imzaladı; Okul ve Tabur Komutanı imzalamadı. Seni çok seviyorum.

Hiç yorum yok: