24 Mart 2010 Çarşamba

YÜZ ALTINCI MEKTUP


10 OCAK 1976
Ankara

" Düştüm mapus damlarına öğüt veren çok olur,
Toplasam o öğütleri burdan köye yol olur . "



Yol olur mu , olmaz mı orasını bilmem ama yüzbaşı İsmet, İç Hizmet dersinde : "Suç varsa, ceza da vardır." dedi. Ve baştaki, yani askerliğe başladığımız ilk günkü gecikmeyi , şimdi "göz hapsi" cezası olarak dünden beri çekiyorum. Yani cumartesi, pazar dışarıya çıkamıyorum...

Evet sevgilim, sana bu satırları pazar günü, hem de göz hapsi altında yazıyorum.

Sevgilim, sanırım Hürriyet Gazetesi okuyorsundur. O zaman bugünkü pazar ilavesini alıp ikinci sayfayı doldurmuşsundur. Ben doldurdum, çok enteresan bir sonuç çıktı ortaya. Tam istediğim gibi bir sonuç.

Sevgilim, seni çok özledim. Her saat seni düşünüyorum. Arkadaşların çekip gitmeleri insana bir başka hüzün veriyor. Hele bunun yanında bir de sensizlik insanı perişan ediyor. Öyle ümit ediyorum ki daha önceki mektuplarımı şimdi almışsındır. Boşuna mı demişler:

"Yeter artık sensizliğe, nerden düştüm gurbete; muhtacım bir teselliye, hasret kaldım sevgine."

Evet hayatım, evet sevgilim bu şekilde günlerimiz geçip gidiyor. Düşünüyorum da geçenin, bizim günlerimiz değil de zamanımızın bir bölümünü alıp götürdüğü. Yani zaman faktörü aleyhimize çalışıyor gibime geliyor. Ne dersin bu duruma?

Gel en iyisi seninle bu senenin , 1976 senesinin, ortasına yaklaştığımız zaman evlenelim. Ne dersin? Mesela nisan sonları, mayıs ayında falan... Eğer şimdi sana martta evlenelim desem, bu biraz fazla iyimserlik olur kanısındayım. Valla benim görüşüme göre bu meseleyi kendi aramızda halledelim. Yani ailelerimize bırakmayalım. Benim görüşüm bu yönde, sen ne düşünüyorsun? Şöyle ki benim ailem, mesela babam, "Temmuzda evlenirsiniz." diyor. Anneme gelince o iki ihtimalli konuşuyor. Belki temmuz, belki askerlik bitimi , diyor. Belki senin ailen başka türlü düşünüyordur. Bunu bilemem.

Ben eğer marttaki kurralarda iyi bir yere düşersem, örneğin: Ankara, Antalya vs. , o zaman nisan veya mayısta evlenelim, derim. Yok eğer daha olumsuz bir yere düşersem o zaman temmuzda olsun, diyorum. Nedir bu ayrılıklar, insanı canından bezdiriyor. Hem biz ikimiz (sen-ben) beraber olduktan sonra her işin üstesinden geliriz, değil mi? Kaldı ki ben Asteğmen olduktan sonra alacağım para, sivilken aldığımla aynı. Yani 3.000 TL civarında.

Ben bekar olarak yaşantıma devam edecek olursam, emin ol sevgilim biz evlenmeyi rüyamızda bile göremeyiz. Çünkü ev tutacaksın, kira vereceksin. Yemeği lokantada yiyeceksin; belirli bir çevren, arkadaş gurubun olacak... Velhasıl sevgilim, düzensiz bir yaşantım olacak. Mesala bu hafta dışarıya çıkmadım, biraz da sevinçliyim. Dün ve bugün çıksaydım, masrafım 200 TL olacaktı. Çünkü diğer haftalar böyle oluyor. Hiç harcamayayım desem 150 lira yine de masrafım oluyor. Düşün sevgilim, bu paranın sınırlı ve az olduğu zamanki durumumuzu. Ya bir de paralı olduğumuz durumumuzu düşün.

Evet sevgilim benim cephemde durum böyle. Hem artık bitsin bu çile... Ben en kısa zamanda, para almaya başladığımız zamanda evlenelim, diyorum. Hem bu kadar büyütmemize gerek yok evliliği öyle mi? Adam bakıyorum da 15 günlük evli. Tutmuş askere gelmiş. Adam evli, eşi İstanbul'da çalışıyor. O da asker. Daha neler neler...

Ben bu durumları gördükten sonra vallahi hayret ettim adamlara. Dediğim gibi, bakıyorsun adam öğrenci iken evlenmiş. İşte sevgilim geleceğimizi kendi açımdan böyle değerlendiriyorum. İnsanların bir takım hedefleri vardır. Kimi kısa yoldan zengin olmak ister. Kimi araba ister, kimi bir an evvel hayata atılmak ister... Ben ise sadece seni istiyorum...

Benim hedefim de seninle mutlu bir yuva kurmak. Ve yaşantımın bundan sonraki bölümünü bu şekilde birbirimize destek olarak devam ettirmek. Tabiki sevgilim, mutlu bir yuvaya giden yol, nikah dairesinden geçer, dememe herhalde gerek yok. İnsanlar çeşitli şekilde mutlu olabilirler, olmazlar diye bir şey yok! Ama ben evlenerek mutlu olalım istiyorum.
Yazdığım tarihlere itiraz edeceğini sanmıyorum. Bana kalsa hemen şimdi evlenelim, derim.

Bir insanın yaşaması için hava, ekmek, su ne kadar önemliyse sen de benim için o kadar önemlisin. Sensiz bir yaşamı aklıma bile getirmiyorum. Sen benim canımsın, aşkımsın, sevgilimsin, düşlediğim insansın. Velhasıl her şeyimsin...

Daha yazmak istiyorum ama bir an önce eline geçmesini de istiyorum. Şimdi arkadaşa verip postaya dışarıdan attıracağım. Sonlarken seni seviyorum, çok seviyorum...


A...........

2 yorum:

üryan dedi ki...

o kadar samimi cümlelerdi ki; okuyup geçemezdim..

sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Üryan,

Hoşgeldiniz. Çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle...