17 Ocak 2010 Pazar

YETMİŞİNCİ MEKTUP


22 MAYIS 1975
Elazığ- 13.30

Sevgili A.........'im,

Cevabını işlerimin yoğunluğu nedeniyle biraz geciktirdim, özür dilerim.

Çocukların son yazılıları, ortalamalar, not fişleri... oldukça yordu ve zamanımı aldı.

Derslerine girdiğim sınıflardan toplam 50 öğrencim kaldı. Onların üzüldüğünü , ağladığını gördükçe ne çok üzüldüğümü bilemezsin. Duygusal davranmamak için adeta kendimle mücadele ettim. Bu sabah evdeydim,kapının zili çaldı, gidip açtım; bir öğrencim gelmiş notunu soruyor, İstanbul'a gidecekmiş. Karneleri 26'sında verilecek, neyseki geçmişti. İnan sınıfta bırakmak , sınıfta kalmaktan zormuş... Küçük yeğenin ne yaptı derslerini?

Benim günlerim monoton bir şekilde geçiyor. Dün karneleri doldurmak için okula gittim, bugün tatil.

Evde H........ ile benden başka kimse yok. Bir ara sinemaya gidelim diye tutturdu, iyi film yok diye vazgeçirdim. Şimdi kitap okuyor. Bir yandan da plak dinliyor. Ben de sana yazmakla meşgulüm.

Okulun son günleri oldukça yorulduk. Tatil iyi geldi, gerçi kurslar var ama bu kadar yorucu olmaz. Yarın Yatılı Bölge Okulları giriş sınavı yapılacak.Orada gözetmen olarak görevliyim. 26 Pazartesi günü öğretmenler kurul toplantısı yapılacak, 28'inde de kurslar başlıyor.

Sen nasılsın? Gerçekten hareketli günler geçirmişsin.Özellikle Ankara'daki günlerin benim için sürpriz oldu. Kardeşimle anlaşmanıza da çok sevindim, mutlu oldum.Mektubunu ilk okuyuşta pek anlayamadım da ikinci okuyuşta kavrayabildim durumu...

ANNELER GÜNÜ için gönderdiğin telgrafa ANNEM adına teşekkür ederim. ANNEMİN memnuniyetini görecektin.Ben de gurur duydum seninle. Bir gün önce de Ankara'dan kardeşimden gelmişti.

Resimleri F......lerle gönderdim, sanırım almışsındır . Onlarla ancak yarım saat kadar görüşebildik. 16 Mayıs günü okula gelmişler. O gün okulun son günü olduğu için çocukları eve göndermişlerdi. Ben de okuldaki arkadaşım H........'nin ısrarını kıramadığım için onlara gittim. Beni bulamayınca eve gitmişler, Annem'le biraz oturmuşlar.Kısmet olmadı görüşmek.Pazar günü akşama doğru H.....'le birlikte gidip biraz oturduk.O akşam yola çıkacaklardı.Resimleri verdim.Sizin, Kandilli'ye, onlara gideceğinizi söylediler. Gideceğiniz günü bildir de ben de geleyim. Olmaz mı?!

Biliyor musun seninle evlenmekten vazgeçtim. Neden mi? Nedeni basit...
Ben seninle " komando" olmadığın için nişanlandım. Sen tutmuş askerde "komando" olacağım , diyorsun. "Komando A..........!" doğrusu çok hoşuma gitti. Eh o zaman bir resmini de gönderirsin. Sahi sizin saçları da keserler değil mi? Bak A........'im, belki de askerlik tesadüfen buraya olur, o zaman bol bol görürüm asker halinle... Çok mu romantiğim? Haklısın , olmayacak bir şeyden bahsediyorum.

Düğün 76 Martına, en geç temmuz veya ağustosa olur herhalde. En doğrusu da bu belki de.

H.......... kasımda askere gitmenin çok güç olduğunu söyledi, %30 ihtimal de olsa düşünmemiz gerekir kanımca. Ya kasımda almazlarsa, gidemezsen? Diyelim 76 Temmuz'unda aldılar, o zaman çok uzamıyor mu? Kasımda gidersen iyi olur. Hazırlıklarımızı da tamamlarız. Ya aksi olursa... İşler biraz çatallaşır değil mi? Kasımda gidersen benim tayin de kolayca gittiğin yere olur. Arkadaşlara sordum, en fazla iki yıl uzatılıyormuş galiba. O da ikinci yıl için ya rapor almak lazımmış ya da çalışılan iş yerinden , gitmemesi iş yeri için yararlı , diye bir kağıt almak gerekliymiş. Neyse hayırlısı nasılsa öyle olsun diyelim. Zaman her şeyi çözümler.

Mektubunu alışımı ve okuyuşunu görmeliydin! Dersteyken nöbetçi öğrenci geldi, "Öğretmenim telefonunuz var!" dedi. Merdivenleri koşarak indim, ilk anda hemen sen geldin aklıma. Belki de buraya gelmiştir, diyerek sevinçle açtım, ama sonuç ilk anda hayal kırıklığı oldu! Arayan bizim Münevver'miş ( Bilse ne kadar üzüldüğümü mutlaka darılır bana).

Yaz kurslarına gidecekmiş, benim de gitmem için ısrar ediyordu. İşte tam o sırada tutuşturdular mektubunu elime. Nasıl sevindim , anlatamam. Neyse ki bir sonraki dersim Beden Eğitimi idi, çocuklar hazırlanırken rahat rahat okudum mektubunu. Bu arada kız öğrencilerin Beden Eğitimi öğretmeni olduğumu da söylemiş oldum.

Aklıma gelmişken yazayım, H........., sizin komşunun tlf. nosunu vermiş anneme, ama ben pek önemsemedim. Sanırım kullanmıyorsunuz, rahat olsaydı bana bildirirdin , diye düşündüm.

Yaz kurslarından söz ettim , biraz önce. Her yaz tatilinde öğretmenlere seminerler, kurslar düzenleniyormuş. Bu yılki Türkçe Öğretmenleri semineri Van Öğretmen Okulunda olacakmış, Münevver gidecekmiş, benimle birlikte gitmek istedi. Bu yıl gidemeyeceğimi söyledim. Her yıl düzenleniyormuş.İlerde birlikte gideriz olur mu?

Ha bak ben ne aldım! Halı... Çok mu komiğine gitti. Vallahi benim de tuhafıma gidiyor, ama hoşuma da gidiyor. Çeyiz yapıyorum artık. Simli ipten koltuklara kırlent örüyorum, duvarlar için pano işleyeceğim . Görüyor musun çok da hamaratım.Bu kadar övünme yeter sanırım.

Elazığ!da iki gündür tam bir yaz havası var. Yağmurlardan bıktığım için çok hoşuma gidiyor.Kaç gündür içim sıkılıyordu, moralim de bozuktu; bugün iyi hissediyorum kendimi.

Geçenlerde öğrencilerimle resim çektirdik.Özellikle dikkat ettim boynuma. Neyse bu resim de dimdik, hem de çok dik durmuşum, asker gibi...Allah kimsenin boynunu bükük koymasın!

Kardeşimin canı sıkılmaya başladı. Çay demlemiş , birazdan içeceğiz. Düşündüm, başka yazacak da yok galiba... Aklıma sana içirdiğim 4 bardak çay geldi, ne yapayım sesini çıkarmayınca içmek istediğini sandım. Bir de hani annenlerin gelişinin ikinci günüydü; seni de eve çağırmıştık, sana tekrar çay doldurdum , pasta hazırladım , ben getiremedim, mutfağa da kimse gelmeyince oturdum kendim içtim çayını. O gün meyve konmuştu önüne de sonradan okula telefon ettiğinde bana şikayet etmiştin...

Her şeye rağmen güzel günlerdi onlar. Fakat başından beri hep ayrılık, hasret var yaşantımızda. En fazla bir hafta görüşebiliyoruz, arkasından koskoca ayrılıklar...Dört ay, beş ay... Şimdi korkum bu durumun ilerde de sürmesi...Böyle başladı, böyle bitmez inşallah.Ama askerlikte belki yine... Neyse boşverelim şimdi bunu. Ama en sevmediğim sözcük bu sıralar ayrılık , aman ayrılık, yaman ayrılık!

Nişandaki oyunundan bahsedip içkiye yüklemişsin suçu. Bak şairimiz ne diyor:

"El ele tutuştular, hepsi de sarhoştular.
Seven sarhoştur elbet, içse de içmese de."

Ben haklı buldum şairimizi, çünkü o gece ben de içmeden sarhoş olmuştum.

Cumartesi akşamı bizim komşu İlyas Abinin nişanını yaptık. Nişan sırasında hep bizim nişanı anımsadım...

Satırlarımı sonlayayım artık, selama yer kalmayacak bu gidişle.Herkese herkesten selam... Mektubunu geciktirme, ev adresine yaz... Sevgiler...

N...........

3 yorum:

asyaselda dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
asyaselda dedi ki...

sesizce takip ediyorum burayı ve bu mektupları her yeni yazı haberini görünce heyecanla mektup gelmiş gibi....kızmayın emi:)

aysema dedi ki...

Sevgili asyaselda,

Yorumun beni çok sevindirdi."Mektup gelmiş gibi..." hissetmen çok hoş... Teşekkür ederim.Sevgilerimle.