21 Ocak 2010 Perşembe

YETMİŞ YEDİNCİ MEKTUP


Elazığ
23Temmuz 1975
Çarşamba

Sevgili A..........'im

Elimde olmayan nedenlerle mektubunu birkaç gün geciktirdim.

Nasılsın? Mektubundan anladığım kadarıyla seni çok yormuşlar.Vallahi hiç bu kadar iş başında kalındığını duymamıştım. Hani işçiler bile 8 saat çalışıyorlar. Bilmem ama sizlerin de bu işi nöbetleşe yapmanız gerekmez mi? Dinlenmek için zaman bulabilsen bari...

Benim günlerim belli bir düzen içinde geçip gidiyor. Tatil olduğu için kitap okuyorum, el işi yapıyorum. Burayı biliyorsun, sıkılınca gidebileceğin bir yer yok. Arada geceleri sinemaya gidiyoruz, ailece. Sıcaklarda gündüz gitmek olanaksız gibi bir şey. Bazen de arkadaşlarla toplanıyoruz birimizin evinde.

Haa bak hayatım aklıma gelmişken yazayım . Geçenlerde Bursa'da Nilgül diye bir arkadaşım var, o bize geldi. Sana bahsetmiştim, 3 yıl ortaokulda aynı sırayı paylaşmıştık. Ortaokuldan sonra Bursa'ya taşındıkları için 8 yıldır görüşmemiştik. Yalnız mektuplarla sürdürmüştük arkadaşlığımızı. Geçen 8 yılı iki güne sığdırırcasına sabahtan akşama kadar birarada bulunduk.

Ticari İlimler Akademisini bitirdi, Bursa Belediyesinde çalışıyor. İşte yeni olduğu için, izin hakkı yokmuş. O da bir hafta rapor alıp bu kadar yolu bir haftaya sığdırmış. Eski ama eskimeyen arkadaşımı görmek beni sevindirdi. Bizi Bursa'ya davet etti. Sahi sana da selam ve tebriklerini iletmemi istedi. Birlikte bizim nişan resimlerine baktık. Ben de o günleri yeniden yaşadım.

Halk arasında şöyle bir söz vardır, bilirsin: "Düğünde oynamaya gönlü olmayan kişi , oynayacağım, ama yen dar..." dermiş. Şimdi senin de gelmeye niyetin yok, anlıyorum ama hiç olmazsa suçu bana yükleme. Bu konuyu bir daha açmamaya karar vermiştim. Fakat suçlu ben olunca dayanamadım.

Biliyorsun A......., ben alışkınım uzun süre ayrı kalmaya. Gel, diyerek seni üzeceğimi mi sanıyorsun? Hem benim için önemli olan senin isteyerek gelmendi. Giderken, hemen geleceğini söyleyip duruyordun...

Şunun için boş yere ısrar etmiştim. Okuldaki öğretmen arkadaşlarım seni görmedikleri için merak ediyorlardı. Biraz merak, biraz da başka nedenlerle devamlı soruyorlardı. "Hocanım, eniştemiz çok vefasız çıktı!" "Nişandan sonra hiç gelmedi değil mi?" Bu ve benzeri sorular beni tedirgin ediyordu. Kızamıyordum, çünkü onları da haklı buluyordum. Sen bir hafta içinde nişanlan, ancak nişandan sonra bunu öğrensinler ve fakat damat ortalarda görünmesin! 5 Ay geçtiği halde bir kez gelemesin... Neyse önemli değil, şimdi okul tatil olduğuna göre soranlar azaldı. Oraya davetin için teşekkürler. Biliyorsun şu anda olanaksız bu. Ankara işi de sanırım gerçekleşmeyecek. Belki ağustosta...

Elazığ'daki siyasi olayları soruyorsun. Gerçekten karışıktı, neyseki okullar tatil oldu. Vallahi kursların son günlerinde can güvenliğimiz kalmamıştı. Son 3-4 gün bizim öğrenciler bile çatıştı. Zincirle, sopayla, taşla kavga ediyorlardı. Birkaç öğrencimizi karakola götürdüler. Şaşıyorsun değil mi? Maalesef ortaokula kadar yayıldı. Karşı mahalleden okulu taş yağmuruna tuttular geçen gün. Bahçeden içeri zor attık kendimizi. Öğretmenler de tam anlamıyla iki gruba ayrılmış durumda. Geçekten çok üzücü bir durum. Bu nereye kadar sürecek
böyle...

..................


Mektubuna, çok sevindiğim , bir an için kendimi çok mutlu hissettiğim bir olay nedeniyle ara vermek zorunda kaldım. İnan heyecandan mı desem, fazla duyarlılıktan mı desem ellerim titriyor, yazmakta güçlük çekiyorum...

Biraz önce mektubunu yazarken, yan komşunun torununun sesi ister istemez kulağıma çalındı. Çocuk:
"Babaanne bak mektup geldi, hem de halamdan..." diyordu.

Bunu duyunca bahçeye çıktım. Kardeşime: " Galiba postacı gelmiş, bak bakalım bize de gelecek mi?"diye sordum. O da : "Nişanlından geldi, daha ne istiyorsun? " diye yanıtladı. Bursa'dan beklediğimi söyledim.

Nilgül'le birlikte bizim bahçede çektirdiğimiz resimleri gönderecekti, belki gelmiştir diye düşündüm, ama kızcağız gideli birkaç gün anca olmuştu. İçeri girdim , yazmaya başlayacaktım ki zil çaldı. Baktım postacı kapıda , elinde de senin mektubun!

Sevinç, şaşkınlık, korku.... birbirini izledi. Sonunda sevinç galip geldi. Dur bir kez daha okuyayım, sonra devam ederim yazmaya... İlk okuyuşta pek anlayamadım...

Mektubunda Amasra'ya gideceğini yazmışsın, şimdi belki de oradasındır. Mektubu, gelince alırsın artık... Orada göreve başlayacaktın, o nedenle mi gidiyorsun, gezmek amacıyla mı?


...............



Şu anda radyoda "Sev Dedi Gözlerim " diye başladı Orhan Gencebay...

Ben de dün başladığım mektubuna devam ediyorum. Dün amcamlar bize geldiği için bir gün ara vermek zorunda kaldım.

Aaaaaa! İnanılır gibi değil, bak A.........'im radyoya kulak ver... Evet Esengül :

" Bırakamam seni ben , yanımdan gidemezsin" diye başladı devam ediyor. " Uzaklarda aramam çünkü sen içimdesin; taht kurmuşsun kalbime, en güzel yerindesin" ve " Ayrılığın yükünü kaldırıp taşıyamam, dünyaları verseler, ben sensiz yaşayamam.." diyor son olarak.

Bir an gözümün önünde Ankara'ya yaptığımız yolculuk canlandı. Hani sen Harput, ben Hazar turizmle gitmiştik...

Bugün bu mektubu bitirmeye kararlıyım ne olursa olsun. Uzadı arası, yanlış anımsamıyorsam tam bir ay önce yazmıştım bundan önceki mektubumu. Postaya atmak da bir mesele oluyor tatilde. Şehire pek fazla inmiyorum.

Demek alıngan oldun, buna çok üzüldüm. Çünkü ben de çok çabuk alınıyorum. İki alıngan bir arada bilmem n'olur halimiz? İnan A.......'im benim de senden farklı bir yanım yok. Ben de hiç bir şeyden zevk almıyorum. Şimdi en büyük zevkim el işi yapmak. Yaptığım her işte seni ve kuracağımız evimizi düşünüyorum...

Ekim veya kasımda evlenecek şekilde hazırlıklarımızı yapalım diyorsun. Bence de bundan başka çözüm yok gibi. Ama nasıl olacak bütün bu işlerler? Düşününce bir türlü işin içinden çıkamıyorum. Birarada olsaydık belki daha iyi anlaşabilirdik. Şayet kasımda gidemezsen , bir aksilik olmazsa kabul diyorum. Yine baban durumu bizimkilere yazarsa iyi olur. Sahi, babam da anneme sorup duruyor, epeyce oldu cevap yazmadılar , diyordu geçen gün.

Geçen ay bir halı almıştım, sanırım beğenirsin; bu ay da fotograf makinası almak istiyorum. Anlayacağın ben ufak ufak bir şeyler almaya başladım. Güzel bir mutfak takımıyla yemek takımı aldım. Her ay bir şeyler alacağım. Eh ne de olsa ev kuracağız değil mi? Hem de sıfırdan başladık sayılır. İkimiz de okulu yeni bitirdik. Neyse her şeyin en iyi şekilde hallolacağını ümit edelim biz yine de...

Satırlarımı hepinize ayrı ayrı selam ve sevgilerimi ileterek sonluyorum. Annemlerin ve amcamların da selamları var. Mektubunu bekliyorum.


N..........

Hiç yorum yok: