18 Ocak 2010 Pazartesi

YETMİŞ BİRİNCİ MEKTUP


28 MAYIS 1975
Zonguldak

Canım Sevgilim,

Şu anda evde kimsecikler yok; sadece ben varım, biz varız ; yani biz bizeyiz... Sen mektubunu alışını, okuyuşunu anlatmışsın; bir de ben anlatayım.

Dün 27 Mayıs'tı, saat tam 9.57'de kalktım, tatil olduğu için; 12.00'ye kadar evde oturdum.Daha sonra mahalledeki kahveye gittim.Bizim eve 500 m. uzakta. Kahvede O........ ile tavla oynuyorduk. ( O.....'ı hatırlarsın, hani bir gün pastanede otururken bana devamlı olarak saati soran arkadaşım.) O sırada postacı geldi. Artık beni çok iyi tanıdı, bizim mahallede dağıtıcılığa yeni başlamasına rağmen...

Mektubumun olduğunu söyledi ve mektupların arasında aramaya başladı. Senin mektubuna gelmeden kenardan "uçak ile" yazısını gördüm ve çekip aldım... Postacı da şaşırdı. Ona bir çay ısmarladım. Tavlanın altına koydum mektubunu, 20 dakika bekledim. Ancak oyun bittikten sonra okudum. Az kalsın tavlada aşırı heyecan yüzünden yeniliyordum. İşte böyle, seninkinden aşağı kalır tarafı yok.

Sevgilim resimleri aldım, çok teşekkür ederim.

Hayatım, sen edebiyatçısın, bazı şeyleri benden çok daha iyi bilirsin. Şöyle çok eskilere gidersek... Sana bahsettiğim , sizin okuldan mezun bir edebiyat Hocası , bana 7-8 yıl önceki edebiyat derslerinde birtakım edebi sanatlar öğretmişti, bunlardan biri de mecaz-ı mürsel sanatıydı.. Komando olduysak biz hakiki komando olduk. Eller gibi uydurma komando değil... Hem benim komandoluğum Milli Savunma Bakanlığından tescilli. Valla askerde saçları bir güzel 3 numaraya vuruyorlar. Arkadaşları o halde gördüm, oldukça da güldüm.Tabi bir gün gülme sırası onlara da gelecek... Elazığ'a gelmeyi, askerlik süresince orada kalmayı doğrusu ben de çok isterim.

Sevgilim bu "ayrılık" çok kötü bir sözcük, mümkün olsa da lügattan çıkartsalar. Ne iyi olur...

Ve ben alırlarsa Kasım 1975'te askere gitmekte kararlıyım. Gitmesem daha acayip birtakım problemler çıkabilir. Ben şimdi bulunduğum işte kadroya geçmeye çalışıyorum. Yakın bir gelecekte, belki de bundan sonraki mektubu kadroya geçmiş olarak yazabilirim. O zaman izin işi sanırım daha kolay olur. Bizim baş müh. askerliğimi sorup duruyor, askerliği tecil ettirelim istiyor, ama ben , H.......'nin söylediğinin aksine % 70 Kasım 75'te asker olacağım. 76 Mart'ında da eğitim dönemi biter ve ömür boyu beraberliğimize başlarız.

Zaten sevgilim bu ayrılık lafı canımı sıkıyor, şimdilik katlanacağız. 1976Mart'tan sonra böyle ayrılıklara izin vermeyiz. Bizim arkadaşlar imtihanlar için Elazığ'a gelmeye başlamışlardır. Hele bizim takımdan sadece ben eksiğim orada. Eğer kadroya şimdiye değin geçebilseydim ben de gelirdim. Sorunsuz , problemsiz ne iyi olurdu. Benim için de iyi bir tatil olurdu. Şöyle arkadaşlardan temmuz içinde veya sonunda düğün varsa bana haber ver , valla geliriz.

Ben kadroya geçersem Amasra'da görev yapacağım. Amasra'yı işitmişsindir, turistik bir yer. Yazın seni ve sizinkileri oraya davet edebilirim. Çünkü yazın orası oldukça güzeldir.

Kursa gitmemekle isabetli karar vermişsin. Eğer kurs Van'da değil de Ankara'da yahut burada olsaydı, işte o zaman o kursa gitmek gerekirdi.

Sevgilim geçen mektubunda istediğini şimdi yerine getirebiliyorum. Resim çektirdim ama acayip çıkmış, onunla birlikte Elazığ'da yurtta bilardo oynarken çekilmiş bir resmimi de gönderiyorum.

Küçük kardeşin H......., bana yine kızıyor mu sor bakalım.

Biliyor musun TV'de " Aşk-ı Memnu" diye bir dizi var, 6 haftadır oynuyor.Başlayınca seyrediyoruz. Kahramanın adı geçtiğinde evdekilerin tamamı işbirliği etmişçesine bana bakıyorlar , bu böyle tam 6 hafta sürdü.

Mektubundan anladığıma göre bu yaz oldukça işin var, kolay gelsin.

Satırlarıma son verirken hepinize sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.Ha aklıma gelmişken yazayım, (...........) bizim ev sahibinin telefon numarasıdır. Ara sıra kullanırız. Eğer seni orada bulabileceğim telefon varsa numarasını bana yaz, komşuda falan olabilir, ararım konuşuruz.

Yazı için özür dilerim.

A.............

Hiç yorum yok: