20 Ocak 2010 Çarşamba

YETMİŞ BEŞİNCİ MEKTUP


11 TEMMUZ 1975
Cuma
Canım Sevgilim,

Uzun bir aradan sonra ancak şimdi yazabiliyorum. Mektubunu almama rağmen sana bir türlü yazamadım.

Geçen hafta başında başlayan bir iş , belki bana hayatımın en yorucu iş devresini, belki de en yorucu haftasını geçirtti! Bir bant güzergahının değişmesi gerekiyordu. Hem de çok kısa bir zamanda...

Pazartesi saat 8.00 'de çalışma başladı.
1. Ekip salı sabahına kadar çalıştı 24 saat! 2.Ekip salı sabahından çarşamba sabahına kadar çalıştı 24 saat! Sonra tekrar 1. ekip, daha sonraki gün 2. ekip...

Bütün bu zaman zarfında bunların başında bulunmak! Ve çarşamba akşamına kadar uykusuz, yorgun argın çalışmak hoş bir şey değil. 60 saat bilfiil işin başında bulunmak beni oldukça yordu. Valla işçilik daha rahatmış. Şimdi başımda bir sürü sorumluluk!

Neyse, mektubundan günlerinin neşeli geçtiği anlaşılıyor.

Valla senin imtihanda gözlemci olarak bulunacağın hiç aklıma gelmezdi. Ama çocukları terlerken görmek çok hoş olsa gerek! Ben öğrenciyken imtihanlarda daima sınıfın en arkasında otururdum. Kopya çekebilirsem çekerdim. Eğer soruları yapamıyorsam, kağıdı kalemi bırakır arkadaşları seyrederdim. Onları imtihanda seyretmesi çok hoş oluyordu.

Sevgilim temmuzun başında Elazığ'a gelmeyi düşünüyordum. Bu düşüncemi sana yazdığımda tepki gördü. Şimdi sen yaz tatilindesin. Şöyle birkaç günlüğüne seni buraya davet ediyorum.

Ne o bakıyorum bir tuhaflaştın? Neyse gelebilirsen gelirsin. Hem Ankara'ya geleceğine göre... Ne güzel olurdu değil mi?

Herhalde bundan önceki mektubunda arkadaşın Ülkü'ye gideceğini yazıyordun. Ankara'ya ne zaman gideceğini ve bulunacağın adresi bana yazarsan ben de Ankara'ya gelirim. Bak görüyor musun en kısa olmasını dilediğimiz ayrılık hemen hemen en uzunu olmak üzere. Bu gidişle ben herhalde kasımda askere gideceğim. Çarşamba günü buraya H........ geldi. Biraz konuştuk , sohbet ettik. O da sanırım kasımda asker... Çünkü tecil ettirememiş.

Okulu iyi ki bitirmişim. Çünkü gerek gazetelerden gerekse gelen giden arkadaşlardan öğreniyorum. Elazığ'daki siyasi ortam hiç iyi değilmiş. Siz olayların içinde olmasa da orada yaşadığınızdan tedirgin oluyorsunuzdur.

Valla mektup yazmak için kağıt ve zarfı alırken sizin komşuda çektirdiğimiz resimleri gördüm. Ve bir an şöyle bir geçmişe doğru, marta doğru uzandım. Valla o son gün var ya , hani o cumartesi günü hatırlıyor musun? O gün sarhoş gibiydim. İşte böyle ... O günün üzerinden 5 ay geçmek üzere...

Satırlarıma burada son verirken S....... ailesinin Ç....... ailesine selamlarını iletirim.

Sevgiler...
A...........

2 yorum:

Ali İkizkaya dedi ki...

Sevgili Hocam !
Saat sabahın 05:20 si.
Sizin mektuplarınız her halde benim sıkı takip ettiklerimden. Zannediyorum hiç yorum bırakmadım. Zira bana dokunuyorlardı. Hem dokunuyor hem de okuyordu eski günlere dokunur gibi. O gittiğinde bende 1500 ün üzerinde olan ona yazdığım mektupları Kanlıca da bir çöp kutusuna atmıştım. Aynı sizinkiler gibi numaralanıp tasnif edilmişti. Belki bu yüzden size hiç yorum bırakmamıştım. Taa ki bugüne kadar.
Mektuba koyduğunuz resim; o dalgın ve yumuşacık hüzünlü bakışı. Bir de mektubun eskilere ait tarihi. Hepsi bir olup üstüme çöktü. Eskimo çocuklar gibi oldum ağlamaktan. Lütfen sakın üzülmeyin. Ben sizin bu mektupları saklamış olmanızı, bizlere tekrar okumanızı öyle çok seviyorum ki..
Seven ve sevebilen insan olduğuna dair hiçbir inancımın kalmadığı günlerde sizin birbirinize yazdığınız mektuplar o yukardaki güzel bakışlının sığındığı sıcacık bir soba kenarı, aynılarını yaşamış bir insanın varlığına dair havada dinlediğim turna kanadında uzak illerden gelen bir türkü benim için.
Sevgimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Ali İkizkaya,

Sabah güne sizin bu yorumunuzla başladım. Ve inan sizin kadar demeyeceğim ama ona yakın üzüldüm...

Keşke her şey istediğimiz gibi olsa... Ama olmuyor işte... Geriye dönüp düzeltme olanağı da yok. Sadece anılarda yaşıyorlar, yüreğimizde yaşıyorlar.

Keşke düzeltme olanağı olsa, keşke gidenleri geri getirebilsek!

Unutmak değil, ama bir başka dala tutunarak mutluluğu yakalamanız en büyük dileğimdir.

Sabahtan beri yanıt yazamadım, ancak şimdi...

Sevgilerimle.