23 Ocak 2010 Cumartesi

SEKSENİNCİ MEKTUP


24 AĞUSTOS 1975
ZONGULDAK

Sevgilim,

Evde kimsenin olmadığı bir pazar günü , her şeyden önce, bu satırlarımı böyle bir kağıda yazdığım için özür dileyerek, başlamak istiyorum. Bu sıra bir uyuşukluk, bir tembellik var bende. Gidip bakkaldan kağıt almak zor geldi...

Sana göre kısa, bana göre uzun bir süreden sonra yine karşı karşıyayız. Haftanın en güzel şarkılarını dinleyerek yazıyorum mektubunu... Bundan bir şarkı sonrasını senin için; 3 şarkı sonrasını da kendim için tuttum. Ne çıkarsa şansımıza...

Evet sevgilim, gelelim senin mektubuna... Birtakım şeyleri çok güzel dile getirmişsin. Ben de bütün girişimlerimin başarısız kaldığını nasıl yazsam diye düşünüyordum...

Benim tecil için önümdeki yollar yarı yarıya kapanmıştı. Ve arkadaşlar arasında evli bekar ayırdetmeksizin yaptığım nabız yoklamaları , bir an önce askere gitmem ve evliliği askere gittikten sonra düşünmem doğrultusundaydı. Bu psikolojik baskı altında onlar ve sen gibi düşünmeye başladım. Öyle tahmin ediyorum ki bu kasım ayında askere alınmam oldukça kuvvetli... Askere gitmeyi ben de çok istiyorum. Çünkü bir an evvel gidip gelmek en doğrusu olacak.

Bak, dinle şarkını...

" Ağlarım, inlerim bitmez kederim. Ben böyle hayata hayat mı derim. Gündüzüm ayrı dert , gecem bir başka... Ne kadar mutluydum , düşmeden aşka..."

diyip devam ediyor, dinliyorsun değil mi?

Dün saat 16.00'da bizim komşunun oğlunun nikahı oldu. Görecektin tantanayı... Millet sırasını savıyor. Sanki ne olurdu şu askerlik 4 ay olsaydı...

İşte bu nedenle çok kızıyorum ECEVİT'e! Hekese bu hakkı tanımadığı ve eşitlik ilkesine ve Anayasaya aykırı hareket ettiği için... Bu yüzden çok çok çok çoookkk kızıyorum DEMİREL'e bu hak bize de tanınmıştı , senatoda bu hakkımızı elimizden aldığı için...

Ve işte benim şarkımı dinleyelim gel, beraberce...

"Bu gece son gecemiz, acı günler yakında. Bir ömür böyle geçti, olamadık farkında. At kadehi elinden bin parçaya bölünsün . Dökülsün meyler yere hatıralar sürülsün.Dolu dolu içerdik kadehlerle aşkı biz. Güneş bize doğardı, ne mutluyduk ikimiz..."

Şarkılar devam etsin, biz de yazmaya devam edeyim...

Şu resimlere bir daha bakmak geldi içimden. Bakıyorum hepiniz gülüyorsunuz ; sen, ablan, annen ve arkadaşın... Güzel bir tablo, demek ki o zaman oldukça iyiymişsiniz. İkinci resme bakıyorum, sen uyuyorsun, arkadaşın uyumuyor. Bu resimleri bu mektupta göndermiyorum. Ancak bundan sonraki mektupta gönderirim.

İşte sevgilim askerlik sorunu böyle, ben oluruna bıraktım. Bu durumda kasımda askerim % 70 ihtimal... 4Aay okul devresini bitirdikten sonra kurra çekeceğiz. Ve bu kurrayı Elazığ'a çekiyor muyum ! Bak o zaman tantanayı...Ne sarar bu işler o zaman değil mi? Neyse öğrencilik devresini Ankara'da geçireceğiz. Nasıl olsa kardeşin orada, evlerini de biliyorum. Ha aklıma geldi, mektubunda N.......'ın imtihan dönüşü buraya geleceğini yazmışsın. Gelirse çok iyi olur, onun için de bir değişiklik olur. Gelir bir müddet kalır. Çok memnun oluruz.

Bizimkileri soruyorsun. Annem iyi ama , yengem 1,5 aydır burada yok, bütün işler ona kaldı senin anlayacağın. Babam ara sıra Ereğli'ye , Amasra'ya gidiyor, bugün burada idi. Abim beni bugün Amasra'da bekliyordu, ona da yalancı çıktık. Senelik izninde... Şöyle 12 günden beri o da Amasra'da. S......... şimdi denize gitti, genelde çalışıp duruyor. Bana: "Çabuk evlen de sıra bana gelsin!" diye söylenip duruyor. R....... ise şu anda staj yapıyor. O da iki ay sonra çalışmaya başlayacak. S....... çok yaramazlık yapıyor. Şimdi yine geldi, harçlığını aldı gitti. Yengem ise 1,5 aydır burada yok. Amasra'da tatil yapıyor. Ö....... de onunla beraber... Sana geçen sefer yazmıştım. Amasra'ya gittiğimde beni hiç tanımadı. İşte bizim aile bu durumda.

Boş zamanlarımı , bilhassa akşamları bazen çok erken yatarak, bazen de kitap okuyarak geçiriyorum. Bazen sabahları da okuyorum. Yalnız roman değil okuduklarım. Bilmediklerimizi öğreniyoruz. Yahut da okuyarak büyüklerimizin bize yanlış öğrettiklerini düzeltiyoruz. Ve Milliyetçi Cephe'nin kollarını buraya da uzatmasını görüp üzülüyoruz.

Birçok arkadaşımızı görevden aldılar. Elbistan'a sürdüler, ya da kızağa aldılar... 22 Müdür, müdür yardımcısı, başmühendis şu anda görevinden alındı. Söylentiye göre 50 tanesinin daha görevden alınması bekleniyor. Çalışma hayatında huzur kalmadı. Siyaset memuriyet hayatına da girdi. İşte bu nedenle herkes huzursuz. Şu ana kadar bizim müdürlüğe bir zarar gelmedi, ama öyle tahmin ediyorum ki şu ikinci 50 kişilik listede belki piyango bizim müdürlüğe de vurabilir.

Demek ki sen Türkiye turunda gidebileceğimiz yerleri şimdiden ayarlamışsın. Her gittiğimiz yerde o havaliyi bilen birisinin olması iyi olur. Evlilik hazırlıklarına da başlamışsın, bu çok iyi bir haber..

Sevgilim ben bayramda Elazığ'a gelmeyi düşünüyorum, ne dersin? Ekimin dördünde gelsem, ayın onunda veya on birinde dönerim. Valla bu bizimki de acayip bir durum zaten. Buralarda nişanlı çiftleri gördükçe zaten moralim bozuluyor, kızıyorum. Ve sonra kendi kendime , kimseye kızmaya hakkım olmadığını, söylüyorum. Ve yaşantım kızgınlık vs. içinde monoton bir şekilde akıp gidiyor...

Elazığ'da yağışlardan şikayet ediyorsun. Burada da öyle... Perşembe, cuma yağmur yağdı. Cumartesi açıktı, bugün de açık... Ağustos ayında cumartesi, pazar günleri devamlı yağmur yağdı. Deniz mevsimi hemen hemen kapandı sayılır.

Satırlarımı sonlarken tüm ailene ; annene, babana, ablana, N.....'a, H......'e ve sana benim ve bizim ailenin selamı var.


A..........

Not: Mektuba çabuk cevap verirsin umarım...

Hiç yorum yok: