25 Ocak 2010 Pazartesi

SEKSEN DÖRDÜNCÜ MEKTUP


21 EYLÜL 1975
ZONGULDAK

Canım Sevgilim,

Hatırladığıma göre son mektubumu da böyle bir pazar günü yazmışım. Günler ne çabuk geçip gidiyor. İşte şöyle böyle 1,5 ay sonra Vatani Görevi yapmak üzere buradan ayrılacağım.
Dün, yine Elazığ'dan mezun ve aynı zamanda 4 ay askerliğini yapan bir arkadaşı gördüm.İzine gelmiş, birlikte zaman geçirdik .

İşte böyle, demek H.... İnşaat Mühendisi olacak, buna çok sevindim.
H........'in bu işi başaracağına inanıyorum. Benim yerime tebrik ediver.
Yalnız başarılı olması için şimdiye kadarki çalıştıklarının iki misli ve daha randımanlı çalışması gerekecek.

Sevgilim , bu bayram oradayım. Onun için tatlıları vs. hazırla... Nişanlandıktan sonra ilk defa uzun bir müddet beraber olacağımız için şimdiden heyecanlanıyorum. Tabii içimde tarifi imkansız bir sıkıntı da var. Valla aklı başında bir insan olduğumu sanırdım. Bu gidişle liselileri bile geride bırakacağız herhalde...

Vallahi aklıma geçen seneki, ramazan geldiğinde devamlı, o meşhur günü hatırlıyorum! Eğer birisi gelip bu şekilde anlatsa hemen , saçmalıyorsun, derim. Meğer ben neler de yapar mışım! Pardon, herhalde biraz fazla kasıldık...

Evet sevgilim, bırakalım bunları. Hatırlıyor musun bilmem... Hani bir zamanlar , benim için nişan problem değil, ondan sonrası benim için problemin büyüğü, demiştim . Sen ise , hele bir nişanlanalım , bunu ondan sonra düşünürüz, demiştin. Şimdi görüyorsun , nasıl problemler yaşıyoruz.

Ecevit'e bu yüzden kızıyorum, herkesi 4 ay asker yaptı, bize 18 ay... O yüzden kendisini bu sabah 8'de karşılamaya gitmedim! Ama yine de sandık başına gidip oyumu onun lehine kullanacağım.

Sevgilim, biliyorsun bizdeki atamaları. Şimdi ikinci 26 kişilik liste geldi, yayınlanacak. Ve nişanlın da Afşin- Elbistan'a , sürgün gidecek(ŞAKA) .
Yalnız sürülenler devamlı oraya gönderiliyor da...

Sahi, mektubun arasından bir TEST çıktı. Nedir o test, kaç tanesine EVET cevabını verdin?

Mektubunun bir yerinde "Zaman zaman canım sıkılınca yaşamaktan bıktım diye düşünüyordum ! " diye yazmışsın. Vallahi tebrikler, insan hiç bu yaşta yaşamaktan bıkar mı? Halbuki ben de bıkmadım ama , arada sırada şöyle bir 5 veya 10 dakika canım ölmek istiyor...

Pes doğrusu, 90 yaşına giren bir adam , keşke biraz daha yaşasam , diyor. Eğer bu yaşadığımız hayat, ne olursa olsun, yine de yaşamaya değer. Bunu böyle kabul etmek gerekir. Daha önümüzde koskocaman güzel bir ömür var.

Desene ablan yakına geldi. Annene geçmiş olsun dileklerimi iletirsen sevinirim. Diş gerçekten hassas bir konu. Ve bizim memlekette halkın % 85'inin bu derdi olduğunu söylüyordu, bir yetkili.

Şimdilik satırlarıma istemeyerek burada son verirken tüm mutlulukların ve en iyi günlerin senin ve ailenin olması en büyük dileğimdir. Bizim ailenin sizin aileye selamını iletirsen sevinirim.

A.........


Not: Mektubunu çabuk yaz, ben burdan ayrılmadan beni bulsun...

...................


Sana şimdi olan bir şeyi nakledeyim. Zarfı kapattım. Mektubun üzerini yazıyordum.Gönderen hanesini yazdım. Radyo başladı bizim şarkıyı söylemeye....

RÜYALAR GERÇEK OLSA
SENİ HER GÜN GÖRÜRDÜM...

Zarfı yırtıp sana bunu yazmak içimden geldi. Fakat evde başka zarf olmadığı için vazgeçtim. Ama nafile! Bu sefer de adresini yanlış yazdım. Sonra da gidip yeni zarf aldım...
İşte böyle... Sevgiler....

Hiç yorum yok: