5 Ocak 2010 Salı

ELLİ DOKUZUNCU MEKTUP


27 KASIM 1974
Zonguldak



Sevgilim,

Satırlarıma başlarken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim. Göndermiş olduğun mektubunu aldım. Biraz gecikti ve beni haklı olarak birtakım endişelere sevk etti.

Bugün daha önceki mektubu yazdığım güne oranla oldukça iyiyim.Üstelik moralim de yerinde... İnsanların psikolojik yapıları birbirine pek uymadığı gibi günleri de birbirine pek uymuyor anlaşılan.

H........ , işbaşı yapmak üzere, Elazığ'a geldi...

Sevgilim, bugünler ikimiz için oldukça neşeli günler olacaktı, ama gelişen bazı olaylar bunları engelledi. Sonradan öğrendiğime göre bizimkilerin oraya gelme niyeti varmış, ama yengem doğum yapınca işler karışmış senin anlayacağın. Bu durumda tabi gelemediler. Dolayısıyla bizler de üzüldük. Yalnız artık eve durumu kabul ettirmiş durumdayım.

Valla sana bir soru: Fala inanır mısın?

Annem bundan 15 gün kadar önce gitmiş, bana fala baktırmış aklınca! Falcı neler demiş neler... Söylesem inanmazsın!

"Senin oğlun aşık !" demiş, üstelik "Sevdiği kız da uzaklarda..." demiş. "Kızın anne babası oğlunu tanıyorlar..." demiş. Görüyor musun falcı bile bizim lehimize çalışıyor.

Kardeşim askerden geldi ama henüz işe başlayamadı. Yılbaşında işe girmesi bekleniyor.

Tayininin çıkmasına sevindim. Hiç değilse kazalara çıkmadı. Ya bir de Palu'ya çıksa idi?
Daha öğretmenliğinin birinci senesinde tanımadığın öğrenci kalmayacak bu gidişle Elazığ'da. Demek M..... Ortaokulunu istiyorsun?

Bu sıra üzüldüğüm bir durum: Bizim okul boykot yapmış... Dolayısıyla bu işime gelmedi. Ben kendimi bir Şubat'ta Elazığ'a gelecek şekilde hazırlıyordum. Sevindiğim tarafı bizim hocalar değişmemiş, bu benim için avantaj! Bizim buraya da okul açılıyor... Artık mühendis adayları buradan da çıkacak!

Ailen ne yapıyor, baban ne zaman emekli olacak, beni soruyorlar mı? Sana bu konularda soru soruyorlar mı? Hepsine istersen selamımı, sevgilerimi iletiver. Bir de onlarla bozuşmayalım.

Önümde bir hukuk kitabı var ( Mektubu avukat arkadaşın yazıhanesinde yazıyorum.) .
Madde 40: Evlenme diye başlamış.
Okul bir şanssızlık olmazsa şubat veya martta bitecek. Dolayısıyla herhangi bir yerde, % 60 burada işe başlayacağımı tahmin ediyorum.

Beş dakikalık aradan sonra yazmaya devam ediyorum. Radyoda çok sevdiğim bir parça başladı da...

" Yalnız benim için bak yeşil yeşil..."

İşte günlerimiz böyle geçiyor! Elazığ'dan geleli hemen hemen bir buçuk ayı geçti. Bu zaman zarfında devamlı amaçsız dolaştım, çünkü burada yapabileceğim başka bir şey yok.

Sanki şu andaki şarkı beni anlatıyor:

"Sevenler mesut olmaz , derlerdi inanmazdım.
Şimdi mesut değilim bilseydim bağlanmazdım.
Ben cefanın kederin hem kışı hem yazıyım.
Yeter ki sen mesut ol, ben her şeye razıyım.
Gel artık, dön artık, ömrümüz geçmeden canım sevgilim.
Günahın benim olsun, sevabın senin olsun.
Diliyorum mevladan her seven mesut olsun...."

Şarkı böylece sürüp gidiyor.

Evet dün akşam 5.30 'da aldım mektubunu. Ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsin. Evdekilerin gözünün önünde okumak da istemedim. Senin anlayacağın o an yanımda olmanı ne çok isterdim. Benim nasıl heyecanlandığımı görür, gülerdin halime. Bugün öğlen bir kere daha okudum, tabii bunu sindire sindire... İnsaf! insan bu kadar mektubu bekletir mi?

N.......... , şimdi biz nişanlı falan değiliz, söz mendili almadık vermedik, sözlü de sayılmayız. Ama ben birbirimizi sözlü kabul ediyorum. Gönülden sözlü... Bunun için belki bazı şeyleri konuşmakta, yazmakta yarar var.

Ben şubatta okulu bitiririm. Ancak 75 Kasım'ında veya 76 Mart'ında askere giderim. Bana kalsa ben 75 Mart'ında okulu bitirdikten hemen sonra askere gitmek istiyorum, ama askere almıyorlar bu tarihte. Onun için nişan işi bahara belki kalabilir. Ama ben temmuz ayında bu işin nihayete ermesini istiyorum. Yani ne derler ona, nikah memurunun karşısına temmuzda çıkalım diyorum. Kısacası temmuzda evlenelim diyorum. Bu bende sabit fikir haline geldi...

Düşündüm, bana çok uygun geldi. Kısacası askere gitmeden bu hikaye bitsin diyorum.Tabii yazarları sen ve ben... Diyeceksin, şuna bak nelerden bahsediyor! Şaka değil, bütün samimiyetimle söylüyorum. Askere gidersek işler çatallaşabilir. Bu duruma sen ne diyorsun? Tabi bu gibi şeylere önce iki kişi karar verir. Daha sonra karar verenler çoğalır. Ve nihayet onlar katalizör vazifesi görür. Tamam mı. Bu konuda senin düşünceni öğrenmek istiyorum. En kısa zamanda yazarsan sevinirim...

Yazı için özür... Çivi yazısı gibi oldu, üstelik tükenmez kalemle...
Eğer bunu bugün yazmasaydım mektubun gecikecekti. Sakın sen de muktubumun cevabını geciktireyim deme olur mu?

Bankadaki arkadaşın ne yapıyor, görüyor musun onu? Herhalde bu durumdan sonra size misafirliğe de gelmezler. Soru sorarlar diye...

Haaa az kalsın unutuyordum, sana söyleyecek bir haberim var. Ben çalışmaya başladım. Bugün iki gündür çalışıyorum. Etütte...

Bu taraftan haberler işte böyle...Şimdilik satırlarıma son verirken mutlu olmanı dilerim.Ben yazdım iyi kötü, cevabını sakın geciktirme olur mu? Bekliyorum...

A..........

2 yorum:

therru dedi ki...

Bu falciya biz de mi gitsek acaba! Dusunuyorum da, ne kadar ince dusunulmus ne kadar samimi. Hele "gonulden sozlu" ifadesi o kadar hosuma gitti ki! Cook cok hosuma gitti, resmen askinizin nasil alevlendigini, islerin nasil ciddilestigini an be an okuyoruz.

aysema dedi ki...

Sevgili therru, sayende ben de okuyorum yeniden. Çok çok teşekkür ederim güzel sözlerin ve güzel yüreğin için. Öpüyorum...