28 Ocak 2010 Perşembe

DOKSANINCI MEKTUP


28 EKİM 1975
ZONGULDAK



BİTANEM,

Saat şu sıralar gece yarısını geçeli çok oldu. Ama sen bir türlü aklımdan çıkmıyorsun. Öyle ki her zaman, her yerde seninleyim. Bak işte gecenin bu saatinde bile beraberiz.

Sana bu mektubu, sonu hüsranla biten bir filmden , aşk filminden sonra yazıyorum. Adı 'KUYU' idi...

Bu akşam hep beraberdik. Sen ve ben...
TV'de Türk Sanat Müziğinden seçmeler vardı. Bir ara istekler arasında senin de isminin çıktığını işitir gibi oldum. Ama bunun bir çağrışımdan, belki de senin ismini spikerin ağzından duymak istememden olduğunu, bana öyle geldiğini, anladım... İlk istek neydi , biliyor musun sevgilim?
" Bir gece ansızın gelebilirim..."

İşte sevgilim daha önceki mektuplarımda da yazdığım gibi , inan bu şarkıları şimdi bir başka dinliyorum. Çünkü her şarkı sözü, insanı bir yerlere doğru alıp götürüyor, bir şeyler hatırlatıyor. Kimine tabiatı, kimine anasını babasını, kimine başka bir şeyi ...

Bana, işte bana hep seni hatırlatıyor. O birinci şarkı başladığında sanki her şey durdu. Dünya durdu. Ben durdum. Halbuki çevremdekiler güle oynaya devam ediyordu yaptıklarına... Ben de o sıra arkadaşla sohbet ediyordum. Benim durgunlaştığımı o da farketti. "Hasta mısın? " diye sordu. Hemen kendimi toparladım, alel acele, yok, dedim. Hasta falan değilim, sana öyle gelmiş. Ona nasıl söylerdim, hasta olduğumu, kalp hastası olduğumu söyleyemedim... Diğer hastalığı nispeten üzerimden attım, şimdi iyiyim.

Geçen cuma günü Bartın'a gittim hayatım, askerlik için. Oradan Kurucaşilei'ye geçtim. Cuma, cumartesi ve pazar teyzemlerin yanındaydım. Bu arada bol bol seni sordular bana. Dolayısıyla devamlı kanayan yaramı deştiler.

Sayım Günü köydeydim. O günün akşamı öbür teyzeme gittim. Orada da bol bol senden bahsettik. Görüyorsun ya ister istemez birbirimizin devamlı meşgalesi olmuşuz...

Pazartesi Bartın'dan askerlikle ilgili evrakları aldım ve takriben 2.30 sıralarında eve geldim.

Hemen mektup olabilecek yerlere baktım, yoktu, mektup gelmemişti! O yorgunlukla uyumaya çalıştım, tabii seninle uzun süre dertleştikten sonra uyumuşum. O sırada yengem uyandırdı ve senin mektubunu verdi. Ondan sonra eğer uyuyabilirsen uyu! Tabi ki uyuyamadım.

Hayatım, pazartesi Ankara'da, askerlik için İmtihana gireceğim, o zaman belki enişteni görebilirim. Ama kesin değil.

Sevgilim seçim günü Ankara'ya geldim. Kardeşinin evine gittim, kapının zilini çaldım. Kapıyı Eskişehirli arkadaşı açtı. Kahvaltı yapıyorlarmış, ben de onlarla beraber kahvaltı yaptım. Gece kalmam için ısrar ettiler, ama neden kalamayacağımı söyleyince hak verdiler. Askerlik başlayınca kalmaya gideceğimi söyledim.

Şimdi bir mektubun var önümde 24 Haziran tarihinde yazılmış. Evet sevgilim öyle anlaşılıyor ki istemeyerek birbirimizi kırdığımız zamanların mektubu... İnsan istemeye istemeye birtakım şeyler yapabiliyormuş. Ama onların hepsi geride kaldı değil mi sevgilim.

Bu sıralar Ö....... en büyük meşgalem. Yürümeye başladı. Şimdi evin içinde serbestçe geziniyor. Yaramazlık yapmaya da başladı. 2 Kasım'da bir yaşına basacak... Abim Bursa'da iki ya da üç ay kalacak. Uludağ'daki Volfram madeninin kuyu montajı için gitti. İş yeri geçici görevle gönderdi.

Evet sevgilim, vakit ilerliyor. Ve bir türkü aklıma geldi:

"Tan yeri ağardı, şafak söküyor
Bu kaçıncı gecem sensiz geçiyor
Daha ne kadar seni bekleyeceğim
Özleyeceğim, söyle sevgilim..."

Evet neredeyse sabah olacak. Yine sensiz... Hayatım bu akşam şarkıların bir tanesini senin için tutmuştum. Ne çıktı biliyor musun? "

Ağlar gezerim sahili sanki benimlesin..."

Benimlesin öyle değil mi? Bu ayrılık, bu hasret daha ne kadar sürecek? Sevgilim, bundan sonra sen ve ben , biz ikimiz hayatın bütün zorlıklarına karşı el ele , omuz omuza mücadele vereceğiz yaşantımızın bundan sonraki bölümünde. Yuvamız olacak, çocuklarımız olacak... İkimiz için, çocuklarımız için yaşamımızı sürdüreceğiz. İyi , mutlu bir şekilde yaşayacağız. Kötü günlerimiz olmasın istiyorum, ama gerçekçi olursak, o da olabilir. O zaman birbirimize destek olacağız.

İşte hayatım, satırlarıma burada son vermeden önce telefon numarasını yazayım, ama benim istifa zamanım yaklaşıyor, pek işimize yaramaz. Hem ben çok denedim, saatlerce bekledim, nedense bir türlü çıkmıyor.

Bir dene istersen. 3601'den 5219' u isteyeceksin, çıkarsa...

Evet hayatım, en güzel günler senin olsun. Sevgiler, selamlar...

A........

Hiç yorum yok: