30 Ocak 2010 Cumartesi

DOKSAN ÜÇÜNCÜ MEKTUP


20 KASIM 1975
Ankara


Canım Sevgilim,

Bugün resmiyette askerliğimin 20. günü, fakat gerçekte ise 4. günü...

Saat şu anda 18.40. Gazinoda TV seyrederken seni düşünüyordum.
Bu düşünce o kadar şekillendi ki gayri ihtiyarı oradan kalktım. Ve sana bu satırları yazmaya başladım hayatım.

Sensiz geçen günler bana o kadar uzun geliyor ki... Sanki beraber olduğumuz o günlar en kısa günlerdi. Oysa ikisi de 24 saat. Ama o zaman yanımda sen vardın. Senin yanında olunca zaman kavramı diye bir şey kalmıyor. Bir geliyorum Elazığ'a dertlerim, üzüntülerim artmış olarak dönüyorum. Ne oldu bana , neden böyleyim, bilemiyorum. Halbuki martta nişanlandık. Aradan bir hayli zaman geçti. Bir söz var, bilirsin. "Gözden ırak olan gönülden de olurmuş ." Ama bu söz bize göre değil. Bizimki bunun tam tersi... Değil mi sevgilim? Ayrı kaldıkça birbirimize daha sıkı bağlandık. Birbirimizi daha fazla özledik, dolayısıyla aşkımız daha da kuvvetlendi. Şimdi ise özlemeye devam edeceğiz. Bunu mektuplarımızla kısmen hafifletmeye çalışacağız...

Pazartesi akşamı senden ayrılmak bana o kadar zor geldi ki anlatamam. Bütün düşüncem sendin. O an sanki dünya durdu, her şey silindi, yalnız sen ve ben vardık... O kadar dalmışım ki otobüs geldiğinde, farkında mısın bilmem, babanla vedalaşırken ters bir hareket yaptım. Sonra da çok üzüldüm.

Benim Elazığ'daki düşüncem Ankara'ya indikten sonra kardeşini görüp, 11.30'da bizim Mak. Müh. Odasına gidip oradan sana telefon etmekti. Ama gelişen olaylar bunu engelledi. Senin sesini işitemedim. Halbuki sana neler neler söylemek istiyordum 800 km uzaktan. Bunların en önemlisi seni çok sevdiğimi ve bir ömür boyu sevebileceğimi, sevgimin her geçen gün bir önceki güne göre arttığını ve günler geçip giderken daha da artacağını söyleyemedim. Ankara'da yaşadığım bir olay telefon etmemi engelledi. Bunu şubatta geldiğinde anlatırım sana , şimdi sorma.

Geldiğim gün saat 16.00 olmadan Mamak'taydım. Arkadaşım asteğmeni aradım, bulamadım; bu öğlen o kendisi geldi buldu beni.

Şimdi, şu anda karşına gelsem belki de tanıyamazsın beni. Askerlik çok değiştirdi bizi. Yarın akşam sinema var , ona gideceğiz. Yemekler çok güzel. Gündüzleri eğitim yapıyoruz. Birinci gün eğitim elbiselerini aldık. Dün yani çarşamba günü vaktimiz yürümek ve dönüşle geçti. Bugün ise tüfekleri aldık. Artık tam bir asker sayılabiliriz. Herhalde yemine kadar bu böyle gidecek.

Satırlarıma istemeyerek son verirken en iyi günlerin senin olmasını dilerim sevgilim.

A.........

Not: Özür, dolma kalemin mürekkebi bitti. Ne çok yazım hatası yapıyorum, kimbilir?

Hiç yorum yok: