9 Ocak 2010 Cumartesi

ALTMIŞ BİRİNCİ MEKTUP


11 Ocak 1975
Zonguldak





Canım Sevgilim,


Yeni senenin bu yeni mektubuna başlarken her şeyin senin arzuladığın yönde gelişmesini temenni ederim.

Sana daha önce yazmak istedim, ama bir türlü yazamadım. Şu son zamanlarda işlerim birazcık yoğun. Staj defteri yazıyordum bir haftadır. Stajım dün bitti; ben çalışmaya devam ediyorum. İşim oldukça iyi , maddi tarafı da fena değil... Ama gene de insan diploma olsa daha iyi olurdu, diye düşünüyor. Neyse o da yakın bir tarihte olur kanısındayım.


Dün burada kimler vardı biliyor musun? H......., annesi, babası, kardeşi alışverişe gelmişler. Saat dörde kadar onlarla beraberdim. 13 Ocak evlenme tarihi, elde olmayan nedenlerle biracık uzuyacakmış.


Dün akşam eve geldiğimde çok sevdiğim bir arkadaşımdan düğün davetiyesi aldım. Beni ayın 19'undaki düğününe davet ediyor. Tanırsın belki kızı, İnşaat bölümünden bu sene mezun olan Hidayet var ya, işte onlar... Bu ayın 19'unda Afyon' da evleniyorlar.


Valla bilmiyorum ama, biz ne zaman dostlara böyle davetiyeler göndereceğiz? Biz de herhalde yakın bir gelecekte göndeririz, ne dersin? Sana bu ay Şubat'ta davetiye gelebilir!
H.......... ,nikahı Elazığ'da yapacak. Bu sıra F.........'nin annesi vs. gelecekmiş, meseleleri konuşmaya.


Sevgilim hangi okuldasın? Öğrencilerle aran nasıl, iyi mi? Onlar senin gibi güzel bir hocaları olduğu için şanslılar. Onların yerinde olmak isteyip de olamayanlar da var...

Havalar nasıl? Sanırım şu sıralar kar vardır. Çünkü her akşam hava durumunu izliyorum. Şimdi burası çok iyi. Kuru soğuk var, ama güneşli.


Biliyor musun bazen eğlence programlarında Elazığ oyunlarını seyrediyoruz. "Çayda Çıra" çıkınca bayağı heyecanlanıyorum. Evdekiler de benimle dalga geçiyor. Yani televizyonun en beğenilen oyunu...


Sen bu mektubu eline aldığın zaman belki bizim okulda boykot kalkmış olacak. Fakat boykotta geçen süre ne olur onu bilemem. Normal koşullarda Şubat Bir 'de imtihanların başlaması gerekiyor. İleri bir tarihe atarlarsa kötü olur. Çünkü kamu kurumlarında Mart ayına kadar eleman alımı durduruldu. Ben Elazığ'a geldiğimde bir müddet orada kalmayı kafama koydum...


Bu sıralar sanırım sen de sıkışık durumdasındır. Çünkü okullar bu ayın 15'inde yarı yıl tatiline girecek. Yazılılar, ortalamalar insanın oldukça vaktini alır, yorulmasına neden olur... Ama senin yardımcın var, biraz yorulunca kardeşin H........'e havale edersin. Onun dersleri nasıl?Okulu bitiriyor mu?


Şu sıralar bizim iş yerinde keyfimiz yerinde. Bir arkadaş şubatta evlenecek, onunla vaktimizi geçiriyoruz.
İşimiz iyi... 8-12 , 13.30-17.00 saatleri arası bizim mesai saatlerimiz.

17'den sonra her akşam evdeyim. Küçük yeğenle vakit geçiriyorum. Çok şirin ve de yaramaz. Ablasının ondan geri kalır tarafı yok. Amcalarına benzemişler. Gezmek için okula gidiyor. Ders yaptığı yok.


Sevgilim madem ki birbirimizi tamamlayan bir bütünüz, o halde aramızda gizli bir şey olmaması gerekir değil mi? Bazı meselelerde erkeğe sorumluluk birazcık daha fazla yüklenir. Erkek o sorumluluktan kaçtığı an her şey bitmiş demektir. Sorunlar genellikle karşılıklı konuşularak halledilir. Fakat ben şimdiye kadar bunu başaramadım. Yani annemi, babamı oraya, Elazığ'a getiremedim!

Şimdi ben Elazığ'a geldiğimde çok anormal havalar ve anormal bir durum olmazsa , arkadaşların bir kısmı da oradayken nişanı yapalım diyorum. Ne dersin? Yani anamı bu sefer Elazığ'a getireceğim. Bu işin senin tatilinde olması çok iyi olurdu ama olmadı işte...

Zaten arkadaşlığımız başladığından beri aksilikler bir türlü yakamızı bırakmadı değil mi? Bir sen geldin Elazığ'a, iki gün sonra ben gittim; ben geldim, sen gittin... Ama bunların hepsine boşverelim. Çünkü önümüzde koskoca bir ömür var. Gene benim için , oldukça iyimser , tabirini kullanacaksın. İyimser olmak zorundayız.


Biliyor musun sevgilim, bu sıra dalgınlığım üzerimde. Sebebi de sensin! Bir kere olsun aklımdan çıkmıyorsun. Aydın Tansel boşuna dememiş:

"Aklımda sen, ruhumda sen sen sen yine sen...." diye.

Evvelden yani seni tanımadan önce her şeye boşverirdim. Ama şimdi öyle mi? Sanki seninle beraber dünyam değişti.

İşte, böyle sevgilim. Bugün pazar, şimdi Zonguldak radyosunun türküler programını dinliyorum. Şimdi Neşet Ertaş ne diyor biliyor musun?

"Dereler çağlar oldu, gözlerim ağlar oldu...

Gelmedin yıllar oldu...."

Bugün pazar olduğu halde dışarı çıkmadım. Şimdi Hürriyet Gazetesine göz gezdirirken bir anket dikkatimi çekti. Anketin ismi "Evliliği Biliyor musunuz ? " Anketi belki sen de cevaplandırmışsındır... Ben cevaplandırdım; 10 sorudan 7 tanesi onların istediği gibi oldu. 7 Puanın karşılığı " MUTLU BİR EVLİLİK SİZİ BEKLİYOR..." oldu. Sen nasıl cevaplandırdın?

Sevgilim bugünlerde Elazığ'da olmayı çok isterdim doğrusu. Çünkü biliyorsun okul boykotta ; dolayısıyla seni her gün görme olanağı bulurdum. Ancak şimdi de iş nedeniyle gelemiyorum.

Valla belediye otobüsü ile gitmediğine sevindim. Çünkü dağılma saatlerinde çok kalabalık oluyordur. Ama H......... , herhalde 12.50 arabasıyla talim ediyordur yine eve.

Az önce Taner Şener neler söylüyordu bilsen...

" Yalnız benim için bak yeşil yeşil...."

Çok hoşuma gitti.
Bugün öğleden sonra Telespor programı var, sırf eğlence, 2'den 7'ye kadar...

N.......... , okulun siyasi yapısı hakkında mektubunda bir şeylerden bahsetmişsin. Bana kalırsa şimdi olduğun yerde kal. Müdürü de madem ki hocan iyi anlaşırsınız. Hiç değilse aranızda bir mesafe olur.
Senin öğrencilerinle aranda olduğu gibi...

M.........'nin müdürü yanılmıyorsam Ülkücü Öğretmenler Derneği başkanıdır. Oraya gitmen bence iyi olmaz. Rahat çalışamazsın onlarla... Siyasi olaylarda tarafsız kalmak da çok zor. İnsan tarafsız olabilir mi ? Neyse bu meseleler şu andaki Türkiye'mizde günlük olaylar haline geldi.

Burada da fakülte açılıyor. Bakalım ne olacak ? Valla insan günlük yaşantısında öyle olaylarla karşılaşıyor ki isyan etmemek için zor tutuyor kendini. Bu mesleği seçtik ama herhalde çevremizle pek geçinemeyeceğiz. Çünkü öyle mühendisler var ki.... Mühendis olmuş da bir şey olmuş sanki! İşçileri çok hakir görüyorlar. Bugün işçiler emeğiyle geçinen insanlar...

Sanırım kaliteli filmlere gidiyorsundur. Ben pek fazla gitmiyorum. Bayramın birinci günü iş yerinden bayramlaşmadan dönerken Yılmaz Güney'in ARKADAŞ filmine gittim. Ve ertesi gün aynı filme bir daha gittim. Keşke Elazığ'a gelse de sen de görsen... Çok güzel birfilm!

Kardeşin N......... ne yapıyor? Hukuk fakültesi ne alemde? Ankara'da olaylar çok fazla! Sizler de sanırım devamlı kaygılanıyorsunuzdur, en küçük bir olayda! Her yer çok karışık... Bakalım bizim boykot ne olacak?

Şu anda radyonun sesine bizim miniğin sesi de karışmaya başladı. Mektup yazmaya saat 10' da başlamıştım, şimdi 13.00 olmuş hala yazıyorum.

Evdekiler nasıl? Herkes evdedir şu anda. Baban ne yapıyor, emekli oldu mu?

Dün akşam TV'de bir skeç vardı. Suna Pekuysal başroldeydi. Sanki benim durumumu anlatıyordu. Yaşlı karı koca var, bunların da bir tek kız çocukları... Delikanlının biri benim gibi tek başına bu ailenin kızını istemeye ( kendine eş olarak ) geliyor. Kızın ana babası önce çocuğu bir güzel dövüyor, sonra da kızlarını ona veriyor. Çok eğlenceliydi...

Çok uzun yazmışım, artık bitireyim... Bu yeni yılda sana ve ailene sağlık , mutluluk diliyorum. Anamın da sana selamı var. Mektubunu en kısa zamanda bekliyorum.

A..........

Hiç yorum yok: