30 Aralık 2009 Çarşamba

SEVGİLİ GÜNLÜĞÜM


ZAMAN TUNELİNDEN BİR KESİT...

28 ARALIK 1974

Elazığ

Sevgili Günlüğüm,

22 EKİM 1974 tarihi hayatımda unutamayacağım günlerden...

O gün öğretmenliğe ilk adımımı attım. Gerçi ücretli olarak başladım. Ama ne fark eder ? Ücretli ya da maaşlı! Benim için önemli olan öğretmenlik, mesleğim...

Tahminimden de çok seviyorum mesleğimi. Öğretmenliği, Türkçe öğretmenliğini... Bu konuda şanslıyım. Yeryüzünde kaç insan sevdiği işi yapıyor ? En azından sevmediği işte çalışanlar sanırım daha çoktur.

Öğrencilerimi de çok seviyorum. Acaba ilk oldukları için mi bu kadar çabuk yer ettiler gönlümde? Bilmiyorum , ama okul değiştirme gündeme gelince ilk aklıma onlar geldi doğrusu. Ayrılmak istemiyorum onlardan.

Tayin işi de uzadı. Kesin olarak belli olsaydı rahatlayacaktım. Belirsizlik beni geriyor. Önce M.........'ye oradan da şimdiki okuluma... Okul müdürleri kapışırken ortada ben kaldım. Sonucu çok merak ediyorum.

Yine sonucunu çok merak ettiğim diğer konu: Sensin A.......... .

6 Şubat 1973 benim için unutulmaz bir tarih. Seninle o gün ilk kez tanıştık... Veee 18 EYLÜL ...

Evet, 18 Eylül senin kahramanlık yaptığın gün! Ne unutulmaz gündü bizim için...

Sen kalk , tek başına kız istemeye gel! Hatırlıyor musun elinde çikolata paketi kapıyı çalmıştın... Heyecanlıydın, heyecanlıydım... Ne yapacağımızı bilemez durumdayken annemler içeri buyur ettiler seni. Oturduk, tam söze başlayacakken birden elektrikler kesilmesin mi !

Ohhh ilk kez elektriklerin kesilmesine sevindik. Heyecandan ölecektik! Mumlar bulundu, önlemler alındı, bu arada biz de rahat bir soluk aldık. Sonra elektrikler de geldi. Sen :

"Daha sonra annemleri de getireceğim. Ama yol uzak, onlar da biraz yaşlı! Önce beni görün tanıyın istedim..." diyiverdin.

Babam dinledi , durdu , düşündü ve:

" Hele ailen bir gelsin , ondan sonra düşünürüz..." dedi.

Sana çay ikram ettik. Kaç bardak çay içtin öyle? Ben doldurdum, sen içtin... Sonra çerez konusu... Ağzına attığın leblebiyi ses çıkaracak diye yiyememen... Sonradan ne çok gülmüştük...

Okuldaki bazı durumlar çok canımı sıkıyor. Herkesi kendim gibi sanmakla ne kadar aldanmışım. Hiç ummadığım , kimseden beklemeyeceğim olaylarla karşılaşabiliyor insan. Kıskançlık bazı kişilere olmayacak işler yaptırabiliyor.

1974 Yılının Bitimine bikaç gün kaldı.

Yeni yıla hiç de mutlu girmiyorum. Bu kurban bayramı süresince de çok sıkıldım. Oldukça moralim bozuldu. Kendimi çok mutsuz hissettim! İnşallah yeni yılla birlikte tüm dertlerden , sıkıntılardan kurtuluruz.

Giden yılın götürdükleri biliniyor da yeni yılın ne getireceğini zaman gösterecek.

Evet hep bekliyoruz... Yakınmayı pek sevmiyorum ama artık yoruldum. Umarım yeni yılda bilinmezler bilinir olur...
Aileme, tüm sevdiklerime, insanlığa huzur ve mutluluk diliyorum...

N.....

ELLİ SEKİZİNCİ MEKTUP


20 KASIM 1974
Elazığ

Sevgili A.......... ,

Mektubunu alalı epeyce zaman geçtiği halde ancak şimdi cevap yazabiliyorum.

Nasılsın? Umarım şimdi moralin düzelmiştir. Mektubunu okuyunca senin adına oldukça üzüldüm. Bu kadar kendini üzmene gerek yok bence! Her ailede bu tür anlaşmazlıklar olur. Zamanla hepsi düzelir. Mümkün olduğu kadar anlaşmaya çalış.

Aslına bakarsan mektubunu almadan önce benim de moralim pek iyi değildi. Oldukça canım sıkkındı. Mektubunu alınca birazcık daha üzüldüm.Bu nedenle hemen cevap yazamadım. Zira karamsar bir ifade kullanabilirdim ki bu da senin bozuk olan moralini büsbütün bozabilirdi.

Neyse, önce gözünüz aydın diyeyim. Desene S......'nın pabucu dama atıldı. Sakın onu ihmal etmeyin; sonra kardeşini kıskanır.

S........ demek askerliğini tamamladı. Sanırım şimdi sıra iş bulmakta... Hayırlı olsun.

Sen ne yaptın? Hala iş bulamadın mı? Bu zamanda kolay kolay iş bulunmuyor. Sağlık olsun diyelim.

Benim tayinim belli oldu, ama kararname henüz elime ulaşmadı. Kardeşim Ankara'ya gittiğinde Milli Eğitim Bakanlığına sormuş, tayinimin M........ ' ya olduğunu söylemişler. Kardeşim telefonla bildirdi.

Yine aynı okulda ücretli öğretmen olarak devam ediyorum. Okuldan kararnamenin geç geleceğini söylüyorlar. Yalnız şöyle bir durum var:

Daha önce yazmıştım sana, şimdi çalıştığım okul bakanlığa başvurmuştu tayinimin buraya olması için. O dilekçeyle evraklar gitmeden tayinim yapılmış. Şimdi "Sen istersen buraya aldırabiliriz." diyorlar. Şimdi çalıştığım okul, tayinimin olduğu okula göre, hem daha büyük ve yeni, hem de daha donanımlı. Uygulama okulu. Diğerinin de bir iyi yanı var, okul şehrin merkezinde. Bu nedenle babamlar orayı tercih etmemi istiyorlar. Sanırım ben de orayı seçeceğim. Kararnameyi bekliyorum.

Dün okul müdürü telefon etti, "Sınıflarınızın dersi boş geçiyor, gelip başlarsanız iyi olur." dedi. Ben de kararnameyi beklediğimi söyledim. Kesin olarak belli olsun ki buradaki sınıflarımı bırakayım. Anlayacağın tayinim bu iki okuldan birisine olacak. Sevindiğim taraf Elazığ'ın içine olması. Biliyorsun kazalar çıkacak diye korkuyordum!

H......... Elazığ'a geldiğinde yolda tesadüfen karşılaştık. Bir iki dakika ancak konuşabildik. Senin moralinin çok bozuk olduğundan, evdeki anlaşmazlıklardan kısaca bahsetti. Bir de mektubumu almadığından söz etti ki o zaman ben mektubu göndereli birkaç gün oluyordu; senin eline geçmemişti henüz...

A.......... rica ederim olur olmaz şeylere canını sıkıp moralini bozma. Bu dünyada her şeyin bir çaresi vardır elbet.

Evdekilerin tutumu sanırım okulu bitiremediğin için değişti. Onlara da hak vermemiz gerekir. Tam senin mezun olacağın haberini beklerken şubata kaldığını öğrenip üzülmüşlerdir. Aslında bu o kadar önemli bir sorun değil, daha anlayışlı olabilirlerdi, ama ne yazık ki bu anlayışı büyüklerimizden her zaman göremiyoruz. Bence yeter ki sağlık olsun, her şey düzelir...

Nişan için de hayırlısı nasılsa, ne zamansa öyle olsun. Maddiyata gelince, beni tanıdığın kadarıyla fazla önem vermediğimi anlamış olman gerekir.

Biraz sonra okula gideceğim,12'de ders başlıyor. 11.20 otobüsüyle giderken hep YSE durağından sen bineceksin sanıyorum. Neyse şimdilik hoşçakal, sakın kendini üzme olur mu? Mektubunu da geciktirme, yine aynı adrese gönder.

Sevgiler...

N...........

29 Aralık 2009 Salı

ELLİ YEDİNCİ MEKTUP


4 KASIM 1974
Zonguldak


Sevgilim,


Sana uzun bir zamandır mektup yazamadığım için üzgünüm. Ve ancak şimdi yazma fırsatı buldum. Mektubunu geçen pazar günü aldığımı hatırlıyorum. Şimdiye dek 8 gün geçti. Bu arada H...... Elazığ'a gitti geldi...

Sevgilim, olaylar hiç de tahmin ettiğimiz gibi gelişmedi benim açımdan!

Bugün buraya geleli hemen hemen bir ay oluyor. Bu sürede herhangi bir iş bulmuş değilim. Ev ile aram bozuk... Tabii annem ve babam ile... Ben gidip başka taraflarda şansımı denemek istiyorum, onlar ise burada kalmamı istiyorlar. Boş gezmek de benim işime gelmiyor. Onun için sürekli babamla tartışıyoruz.

Valla sonu nereye varacak bilmiyorum. Canım sıkılıp duruyor! Evden çekip gitmeyi düşünüyorum! O zaman da bütün aileyi karşıma almış olacağım. Ondan çekiniyorum. Senin anlayacağın moralim çok bozuk...

Şimdi Elazığ'dan buraya geldiğime pişman olmaya başladım. Hiç değilse orada stajı yapar dırıltıdan uzak olurdum...

Yalnız sana söyleyecek bazı noktalar var. Bu hususta bana hak vereceğini ümit ediyorum...
Bu sırada bizim evde bazı olaylar cereyan ediyor. (Az sonra yazacağım.)
Bunun için bizimkilerin ve benim Elazığ'a gelmemiz uzayabilir. Ve belki de ben imtihanlara geldiğim zaman olur... Belki de daha sonra...

Bu konuda sana kesin bir şey söyleyemiyorum. Çok üzgünüm... Halbuki bana kalsa hemen gidelim diyorum. Bir iki kez bu meseleyi konuştum, olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadım. Senin anlayacağın bizim oraya gelmemiz benim çalışıp kazanmama bağlı. Anlıyor musun? Ben de en kısa zamanda mümkün olanı yapmaya çalışacağım. Babam da daha izine çıkmış değil. Hem bu devirde her şey maddiyata dayanıyor. Biliyorsun biz de pek varlıklı sayılmayız...

Eğer senin ailen benim hakkımda yahut nişan, şu, bu vs. hakkında sana bir şeyler söylerse yani zor durumda kalacak olursan muhakkak surette bana yazmanı rica edeceğim. Yani yazmalısın, yazman lazım anlıyor musun?

Gelelim evde gelişen olaylara... Yengem üç gün önce doğum yaptı. Daha önce de birkaç düşük yapmıştı; anlayacağın zor bir doğum oldu. S...... 'nın bir erkek kardeşi dünyaya geldi... Yani ikinci kez amca olduk. Sanki bu yazdıklarımı işitmiş gibi ağlamaya başladı! İsmini de Ö.... koydular.

Onun dünyaya gelmesinden birkaç saat sonra da bizim S............ askerden terhis olmuş; geldi...

İşte bütün bu mutlu olaylar nedeniyle benim sana yazmam da bikaç gün geriye kaldı. Yalnız sen bana yazmamazlık etme olur mu? Tayinin çıktı mı, ne oldu?

H........'ye telefon ettiğimde seni gördüğünü söyledi . Hepsi o kadar....

İşte sevgilim olaylar, gerçekler bu merkezde... Hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Bu nedenle moralim bozuk! Bu arada esas canımı sıkan da her kafadan çatlak ses çıkması...

Benim sonucunu öğrenemediğim iki ders daha vardı, onları da H......... öğrenmiş; telefonda söyledi , geçmişim. Yani Eylül'de girdiğim bütün dersleri böylelikle vermiş oldum. Hiç değilse bu sefer planladığım hedefe ulaştım. Şimdi sıra o iki melun derste... Onları da en kısa zamanda temizlemeyi düşünüyorum. Bana kalsa hemen gidip vereyim diyorum.
Ama okul idaresi : " A...... en iyisi 1 Şubat'ta gel! " diyor. Ben de bu gidişle herhalde ocak ayında oralarda olurum.

Sevgilim sen hiç moralini bozma, beni de düşünme... Benim tek düşüncem sensin. Bugünler nasıl geçiyor gel de bana sor!

Seni ders verirken görmek en büyük dileğim, arzum... O okulu bilirim, giriş kapısının sağında veya solunda imzam vardır.

Neyse şimdi annemle çarşıya ineceğim, araba geliyor. Şimdilik bu kadar...

Seni seviyorum.

A...........

27 Aralık 2009 Pazar

ELLİ ALTINCI MEKTUP


22 EKİM 1974
Elazığ


Sevgili A........ ,

Şu anda karşında Türkçe öğretmeni var! EVET BUGÜN İLK DERSİMİ VERDİM...

Çok bekledim ama dersimi dinlemeye gelmedin. Daha doğrusu gelemedin! Ne yapalım sağlık olsun...

Bayram kartını bugün aldım. Mektubunu daha önce almıştım. Ama bir türlü yanıtlama olanağı bulamadım. Bayramdan üç gün önce gelmişti. Bayram hazırlıkları malum... Bayramda da hiç boş kalmadık. Mektubunun cavabı gecikti , özür...

Tayinim henüz olmadı. Yolda liseden bir öğretmenimle karşılaşmıştım. Sohbet sırasında tayin beklediğimi söyledim. Meğer şimdi müdürmüş, Türkçe dersleri de boş geçiyormuş, gel başla diyince kabul ettim. Ücretli öğretmen olarak derse başladım.

Şimdilik birinci sınıflar. İlk derste gayet iyi anlaştık çocuklarla. Sanıyorum sevdiler beni, tabi ben de onları... Umarım sonuna kadar böyle olur.

Okul müdürüm aynı zamanda öğretmenim olduğu için benimle çok ilgileniyor. Tayinimin buraya olması için uğraşacağını söylüyor. Bakanlığa yazarak istekte bulundu bile...

Ankara'ya gitme işi kaldı. Ev işi de olmadı. Burada bizim bir arsamız vardı, onu satmak için anlaşmıştık. Parayı alınca Ankara'da anlaştığımız evin parasını ödeyip tapu işlemlerine başlayacaktık, olmadı.

Biliyorsun 20 Temmuz'da Kıbrıs'a barış çıkartması olunca arsayı alan kişi vazgeçti almaktan. Dolayısıyla biz de vazgeçmek zorunda kaldık Ankara'daki evden...

Kusura bakma hep kendimden söz ettim, kafam tayin işleriyle o kadar meşgul ki... Sen nasılsın? İyileştin mi? Zaten buradayken de oldukça üşütmüştün, yollarda da koruyamamışsın kendini. Geçmiş olsun. Doktora gitmeyi ihmal etme. Yoksa benimle de kavga etmek zorunda kalırsın, söylemiş olayım.

Demek S.......'nın okuluna gittin. Yaramaz nasıl da amcasına çekmiş. Orada olsaydım bir güzel kulaklarını çekerdim onun. Ödevlerini sildiği için. Aman sakın duymasın, tanışmadan bozuşmak istemem onunla.

İngilizce için kutluyorum seni. Diğer dersleri ne yaptın?

Bugün ayın yirmi ikisi, aklıma şu anda geldi; kardeşin bugün terhis olmuştur. Gözünüz aydın...

Bayramda F........ ile ablası bize geldiler, H........ Elazığ'a gelmemiş. A.......lerle birlikte bayramdan sonra geleceğini yazmış. Onun da henüz çıkışı verilmemiş.

A........, ben nihayet arkadaşımla konuştum. O da bana sormayı düşünüyormuş. Onun kardeşininki de bizim gibi olmuş. Önce çocuk senin gibi kendisi gelip aileyle konuşmuş, sonra da ailesini getirmiş.

Pot kırmamak için şu sıralar arkadaşımla sık görüşmeme kararı aldık. Durum böyle...

Tükenmez kalemle yazdığım için kusura bakma. Acele yazıyorum, yazımı da okuyabiliyorsan iyi.

Sen mektubunu yine aynı adrese yaz. Çünkü benim her gün dersim yok. Okula gitmediğim bir gün gelir, bekler, kaybolma olasılığı da var. Belki tayinim de olur bu sıralar. Okul adresine gönderme şimdilik.

Elazığ'a ne zaman gelebileceğinizi bana bildirirsen sevinirim. Aniden olursa işler karışabilir.

Neyse satırlarımı şimdilik sonluyorum. Mektubunu geciktirme.

Sevgilerimle...

N.......

26 Aralık 2009 Cumartesi

ELLİ BEŞİNCİ MEKTUP


7 EKİM 1974
Zonguldak


Sevgilim,


Bugün memlekete gelişimin ikinci günü, yani pazartesi... Sana bu satırları evden değil de pastaneden yazıyorum. Ben cuma günü akşamı saat 7.30 arabasıyla ( Harput Turizim) Elazığ'dan ayrıldım.

Seni son kez saat 5.30'da görmek ve kendi sevincime seni de ortak etmek istedim ama!.. Senin de bildiğin gibi konuşma imkanı olmadı. Ancak arabaya oturduğun zaman uzaktan seni görme olanağına kavuştum.

Yüksek öğrenim hayatımda ilk defa yabancı dilden ilk hakta geçmişim!
Sana söylemek istediğim buydu, ama ancak şimdi söyleyebiliyorum.

Şu anda biraz rahatsızım, Ankara'ya gelirken biraz üşütmüşüm. Şimdi onun cezasını çekiyorum.


Cumartesi günü Ankara'ya sabah 7.30 gibi indik. Oradan Düzce'ye bulduğum ilk arabayla geldim. Düzce'den de Kamberoğlu şirketinin bir arabasıyla Kandilli'ye geldim. Ve H......'yi gördüm. O günün akşamı H.......'nin misafiri idim. Pazar günü onunla biraz dolaştık, belki de o zaman üşüttüm. Sonra oradan ayrılıp Zonguldak'a geldim.

Geldikten sonra aileme durumumuzdan bahsettim. Önce şaka yollu, sonra ciddi olarak... Ummadığım bir durum oldu. Babam gayet olgunlukla karşıladı. Annem de öyle... Yalnız abim biraz bozuldu!

Ve hafif yollu birazcık atıştık onunla! Hepsi bu...

Şimdi yine günlük işler bana kaldı.

Sabah yeğenin okuluna gittim. Görmeliydin... Öğretmeninin yanında nasıl saygıyla duruyordu! Hiç kimse kalkmadan sabah erkenden kalkıyor, okula gitmek için hazırlanıyor. Ama hoca ödev verince evde yapmamak için, yapılması gereken ödevlerle ilgili notu, defterinden siliyor. Bu yaşta bunu beceriyor.

Sevgilim sen git arkadaşınla konuş. Ben hem anneme hem de babama, tek başıma size gittiğimi, ailenle tanıştığımı söyledim. Tabii oldukça şaşırdılar! Bakalım, ileride bir tarihte Elazığ'a gideriz , dedile...

Sanırım bu bayram ertesi olur kanısındayım. Sana ayrıca durumu bildiririm. Şimdilik durum bu...

Saat şu anda 13.30. Kafamda cuma günkü 13.30 canlanıyor... Ve bir an 1500 km. uzaklara doğru gidiyorum. Seni düşünmektem Gürün'e kadar uyuyamadım. Bir ara dalmışım gözlerimi açtığımda Kayseri'deydik...

Bizim S........'e eylülde herhalde nişan yapacağım, demiştim, İstanbul'da iken. O da merak edip duruyormuş. "Abim ne yaptı ?" diye .

Cumartesi günü eve telefon etmiş. Bugün ona mektup yazdım. O da 22 Ekim'de herhalde terhis olacak.

Akşam babamla atışacağız galiba! Israrla bugün doktora gitmemi istemişti, ben gitmedim.

Başka aklıma bir şey gelmiyor, satırlarımı sonlarken mektubunu geciktirmemeni dilerim.

Sevgilim bütün ihtimalleri düşünmek zorundayız. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.


A.........

25 Aralık 2009 Cuma

ELLİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP


1 EYLÜL 1974
Saat: 12.00


Sevgili N........ ,


Kısa bir ayrılıktan sonra yine karşı karşıyayız. Bu mektup eline geçtiğinde belki de karşımda hayat dolu, öğrencilerine bir şeyler verebilmek için çırpınacak olan ve mesleğe yeni atılma hazırlıkları içinde bulunan bir hoca göreceğim. Ben seni şimdiden yani 1 Eylül 'den itibaren öğretmen olarak görüyorum.Ama senin beni, mühendis görmen için, biraz daha zamana ihtiyacımız olacak...

Benim dersler umduğumun üzerinde başarılı geçti. 12 dersin 8 tanesini verdim; 4 tanesinden kaldım.Onun için Eylül'ün büyük bir kısmını Elazığ'da geçireceğim.

Bu durum eskiden olsa azap verirdi , ama şimdi içimde oldukça büyük bir sevinç var...

Bugün geleli 32 günü geçti, üç defa denize girebildim. Ben mektubun geldiğinde İstanbul' daydım. Bir hafta kaldım oralarda , oldukça eğlendim, diyemeyeceğim. Çünkü bütün gün vakit geçirmek için bir şeyler yaptık, arkadaşları gördüm.

Bir kısım insanlar buna tatil diyor, ama ben diyemiyorum. Benim için esas olan senin yanımda , beraber olduğumuz zaman geçen günlerimiz olabilir. Ama öyle tahmin ediyorum ki bu da çok yakın bir gelecekte olacak değil mi sevgilim?

Son mektubunu alınca sana kızmaya başladım. Ben o Temmuz sıcağında ( Takriben 45 C veya 818 F derece idi.) Elazığ'da ders çalışırken sen Ankara'da , şurda burda 15 gün tatil yaptın. Ben kıskandım mı? Boşver, bizimkine de tatil denemez ya! Sen orada, ben buradayken...

Bugün saat 16'da nikaha davetliyiz. Böyle yerlerden pek hoşlanmam, ancak gitmek zorundayız. Postacı dostumuzun kızı evleniyor. Seni de davet ediyorum. Bugün saat 15.45'de beni Belediyenin önünde bekle olur mu? Gerçi öyle yerlere sen olsan hep yalnız gidersin... Ben ise beraber gidelim istiyorum.

Haa sana bir teklifim var. Bak teklifi de unuttum! Böyle giderse işler kötü... Gerçi bunda en büyük suç senin! Bende kafa bırakmadın ki... Günün 24 saatinin 23 saat, 59 dakika,45 saniye ve 80 sanisesi ile bu kafa seninle meşgul.

Dünkü düşüncem bu pazar denize gitmekti. Sabahtan beri sağnak halinde yağmur yağıyor, eve çakıldım kaldım. Ama iyi de oldu, rahat rahat yazdım mektubunu.Geçenlerde yine bir arkadaşın düğünü oldu.Akşamları evden çıkmıyorum, ancak böyle dostların davetlerine tabii gidiyoruz.

Yeğenim bu yıl okula başladı.

Mektubun ( ilki) beni ne kadar sevindirdi bilemezsin. Arabadan indim, eve geldim. Mektubun beni bekliyordu. Saat sabah 4.30 idi. Gece karanlığında mektubunu okumam oldukça heyecanlı oldu benim için. Birinci turları bu şekilde atlatmamız çok iyi oldu.

Sevgilim ben Elazığ'a ancak ayın 14' ü gibi gelebilirim. Bu mektubun cevabını hemen bekliyorum.Tayin meselesini Elazığ' da konuşuruz.Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim.


A...........


Not: İmtihan için başarı dilerim.Gerçi geçeceğinden eminim ama gene de tüm başarılar senin olsun.

ELLİ ÜÇÜNCÜ MEKTUP


26 AĞUSTOS 1974
Elazığ


Sevgili A.......,


Olmaz ki ... Bu kadar da gezilmez ki... Hani kıskanmayacağım diyordum ama kıskanılmayacak gibi değil. Demek şimdi de şehir dışına başladın?


Neyse sen gezmeye devam et, ben de evde bol bol dinleniyorum. Hayatımdan çok memnundum. Ama şimdi de sınav günüm yaklaştı. Biletler alındı bile. Bir yandan o kadar uzun yolu nasıl gideceğim endişesi, diğer yandan ya sınavda başarısız olursam korkusu huzursuz etmeye başladı beni...

3 Eylül sabahı trenle buradan hareket edeceğiz kardeşimle. Birlikte gidip döneceğiz. Sınavım ayın beşinde. Babamlara da bir sürü masraf oldu boşuboşuna! Umarım sınav için son gidişim olur bu...

Gönderdiğin telgrafı telaş içinde getirdi F..... , H......'de endişelenmiş!

Cumartesi günü yani 24'ünde F......lere gittik. Tabii orada bol bol seni çekiştirdik.Bu cumartesi de onlar bize gelecekler. Sen de kıskan...

Bu mektubun cevabını çok acele yazarsan belki 2 Eylül'e yetişir. Yetişmeyecek gibiyse buraya yazarsın. 8'inde burada olurum herhalde.Tabii gezmekten zaman bulabilisen yazarsın!..

Bu kadar gevezelik yeter.Sonlarken iyi günler dilerim. Mektubunu bekliyorum.

N........

24 Aralık 2009 Perşembe

ELLİ İKİNCİ MEKTUP


13 AĞUSTOS 1974
ELAZIĞ


Sevgili A.......... ,


Mektubunu 8 Ağustos günü aldığım halde ancak şimdi yanıtlayabiliyorum. Geciktirme nedenimi tahmin edersin sanırım. Benim için pek kolay olmadı sonuç almak. Ama sonuç yine de ümit verici...

Nasılsın? Günlerinin neşeli geçtiğini yazıyorsun, sevindim. Benim günlerim de seninkiler kadar olmasa da iyi geçiyor. Yalnız bu son hafta biraz sıkıldım. O kadarcık da olacak değil mi?


Kararlaştırdığımız gibi bankaya 10 Ağustos'ta uğrayacaktım, fakat yolda tesadüfen F...... ile karşılaştık. Mektubunun geldiğini söyleyince hemen gidip aldım. Anlayacağın hiç beklemeden , geldiği gün elime geçti mektubun. Yazdıklarına sevindim. Hiç olmazsa birinci yarıyı şimdilik hallettik.

Mektubunu aldıktan bir gün sonra durumu anneme açtım. Yalnız arkadaşlığımızdan bahsetmedim. Hatırlarsın Ticaret Bankasında çalışan arkadaşım vardı ya, annesi Zonguldaklı. Anneme onların aracılığıyla olacakmış gibi anlattım. Tabii bu arada onların ağzından bol bol sizi övdüm. Gelip isteyeceklermiş ne dersiniz, dedim. Annem de babama anlatmış. Gelsinler görüşelim, sonra kararımızı veririz, diyorlar. Biraz endişeliler. Onlar da haklı değil mi? Hakkınızda hiç bir şey bilmiyorlar.

Bu arada sana sevindirici bir haberim var. Erkek kardeşimin bunu nasıl karşılayacağı konusunda oldukça kuşkuluydum. Fakat korktuğum gibi olmadı. Önce konuyu annemlere anlattığım gibi ona da anlattım.Fakat bir gün sonra senin aldığın romanı (Çöl) görüp şüphelenmiş, daha önce de arkadaşımın mektubundan bazı şeyler hissetmişti zaten, geldi sordu. Ben de durumu ana hatlarıyla anlattım. İlk anda çok fena oldu, kim olduğunu öğreninceye kadar da oldukça üzüldüğünü endişe ettiğini gördüm. İsmini söyleyince seni hatırladı, maç yapmışsınız birkaç kez bizim mahalle takımıyla. Kardeşim de oynamış. Üzerinde iyi bir etki bırakmışsın. "İyi çocuk! " dedi. Annemler konusunda olumlu katkısının olacağını sanıyorum. Diğer taraftan bankadaki arkadaşımın tanıdığını düşünmeleri bizim işimizi biraz daha kolaylaştıracak. Ayrıca ablamla H........ de bizi destekliyorlar. Ama yine de korkuyorum, ya olmaz derlerse diye... Sizinkiler de o kadar yoldan gelecekler... Bir sorun çıkmasını istemem. Onun için elimden geleni yaptım.


Senin de dediğin gibi ben Samsun'dan döndükten sonra gelirsiniz. Sınav tarihim henüz belli olmadı, olunca bildiririm. Bu arada benim tayin sorunum var!

Cumartesi günü , 10 Ağustos'ta, F......... ile H........ bize geldiler. Epeyce oturduk, bahçede plak dinledik. Senin de yanımızda olmanı çok istedim. Ama ilerde belki o da olur. Ne zaman geleceğinizi sordular. Ben de Eylül dönüşü dedim. O gece bankadaki arkadaşımın kardeşinin düğünü vardı, Sivrice Azot Sanayinin salonunda. F......... leri de davet ettim ,birlikte gideriz diye. F........ ' nin ailesi izin vermiyormuş gece gezmelerine. Nişanlılar ama yine de böyle... Biz ailecek gittik, oldukça eğlendik. Dün gece de bir arkadaşın nişanına gittik.

Proje çalışamadığını yazıyorsun, ben de İngilizceye henüz başlamadım.Ama başlamam lazım. Senin diğer derslerin belli oldu mu?

Şöyle bir baktım da epeyce yazmışım. Yazacak bir şey kalmadı sanırım.

Satırlarıma son verirken ailene saygılar. Senin selamını aileme iletemedim.Sadece kardeşlerime söyledim.Onların da selamı var.
Bankaya 22-25 arası uğrarım. Herhalde o zamana kadar yazarsın?

Sevgiler...

N......

23 Aralık 2009 Çarşamba

ELLİ BİRİNCİ MEKTUP


23 Temmuz 1974
Elazığ



Sevgili A...... ,

Seni arayamadığım için kimbilir nasıl kızıyorsundur bana! Ama ne şartlar altında olduğumu bilsen hak verirsin, eminim. İnan her an aklımdasın, aramayı çok istediğim halde elimde olmayan nedenler engelliyor bunu...

Nasılsın, sınavların iyi geçiyor mu? Sonuna yaklaştın sayılır, kolay gelsin. Sıcaklarda çalışmak gerçekten çok güç, biliyorum, ama az kaldı, biraz daha sabır!

Biliyor musun ben mezun olamadım! Tüm derslerden geçtim de İngilizceden kaldım, iyi mi? Karşına "hoca" olarak çıkamadığım için üzgünüm! Seni bu mutluluktan yoksun bıraktığım için de üzgünüm. Ama suçun birazı da senin! Ne vardı İngilizceyle bozuşacak!? Senin aran iyi değil diye bana da darıldı işte... İngilizce oyun oynadı bize! Şaka bir yana yaramazlığın sonu böyle olur, hocaları dersten kaçırırsak, derste mektup yazarsak, dersi ciddiye almazsak olacağı buydu. Ne yapalım kaderde seninle İngilizce çalışmak da varmış! Anlayacağın eylülde Samsun yolu göründü bir kez daha...

A........ , sanırım Ankara'dan sana attığım kartı almışsındır. Orada da belirttiğim gibi annemler Mezuniyet Töreni için Samsun'a geldiler. Törenden sonraki gün Samsun'u gezdirdim onlara. Fuar açılmıştı, ben de ilk kez onlarla birlikte gezdim Samsun Fuarını. Önceki yıllarda okul kapanır kapanmaz buradan ayrıldığım için Fuarın açılışına denk gelememiştim. Giderayak gezmiş oldum bu sefer.

Neyse daha sonra Ankara'ya geldik. Böyle olacağını, hatırlıyorsan, sana söylemiştim. Ankara'dan sana yazamadım, sadece kart gönderebildim. Kartı da postanede yazabildim... Elazığ'a 14 Temmuz'da geldik, 18'inde seni yurttan telefonla aradım, ama anonsu duymadın sanırım. Umarım arandığını söylemişlerdir.

Benim sınavım 1-10 Eylül tarihleri arasındaki bir günde olacak, henüz kesin tarih belli değil, olunca söylerim.

Bizim de Ankara'ya taşınmamız konuşuluyor bu sıralar. Ankara'dan daire aldık. Daha doğrusu söz aldık. İşlemler falan tamamlanacak. Annemler tayinimin Ankara'ya olmasını istiyorlar. Bakalım nasıl olacak?

A...... , şehire birkaç kez indim, ama seni göremedim. Sanırım sınavların yoğun, ya da farklı zamanlarda iniyoruz, bir türlü görüşemedik senimle...

Öğleden sonra da sınavınız var mı? 25-26 Temmuz günlerinde arkadaşlarıma gideceğim. 14-15 saatleri arasında ineceğim çarşıya, sınavın yoksa belki görüşme olanağı bulabiliriz. Bugün de şehire ineceğim, alacaklarım var, mektubunu da atarım posta kutusuna...

Şimdilik bu kadar. Sınavlarında üstün başarılar dilerim. Sevgiler... N.......

ELLİNCİ MEKTUP


20 Haziran 1974
Elazığ


Sevgili N...... ,

Kartını geçen salı aldım, aslında salı günlerini hiç sevmem ; çünkü İngilizce dersimiz var, ama bu kez öyle olmadı...

Neyse Sevgilim senin buraya dönme günün yaklaşıyor. Benim için önemli olan da bu! Doping etkisi yapacak gelişin sınav döneminde...

Senin sınavların ne alemde? Sanırım temmuzun ilk günlerinde karşımda bir hoca göreceğim. Ne dersin?

Benim yarın bir vize sınavım var, ondan sonra yok. Ve bu mektubun senin eline geçtiği haftanın sonunda benim dört senelik ızdırabım sona erecek!

Sevgilim, annen-baban Samsun'a Diploma Törenine gelebildi mi?

Bizler de burada devamlı projelerle uğraşıyoruz. Benim diploma projesi bitmedi daha...

Aklıma ne geldi biliyor musun? Ben temmuzun sonuna kadar Elazığ'da kalacağım, ehh artık en uzun görüşme olanağını bu kez bulabileceğiz değil mi? Satırlarıma burada son verirken imtihanlarının başarılı geçmesini dilerim.

Sevgiler... A.......

11 Aralık 2009 Cuma

KIRK DOKUZUNCU MEKTUP


4 HAZİRAN 1974
Elazığ

Sevgili N........,

Sana bazı nedenlerden dolayı bir müddettir yazamadım. Bunda benim olduğu kadar derslerin yoğunluğunun ve projelerin teslim zamanının daralmasının etkisi oldu. Kusura bakma...

Bugün ayın dördü, sizin imtihan döneminizin dün başlamış olması gerekir. Bu dönemde en büyük dileğim senin başarılı olmandır.

Biliyor musun Elazığ'da sıcaklar kötü bastırdı. Biz de ne yapacağımızı şaşırmış bir durumdayız. Bu satırları sana İngilizce dersinde yazıyorum. Öğleden sonra İşletmeden vize imtihanı var.Ama İngilizce devamsızlığım limitte olduğundan mecburen derse girdim. Hoca yazılıları okuyor. Sırası gelen hocanın yanına gidip kağıdı beraber inceliyorlar. Benim ilk vize 19 idi, şimdi bu vizeden 25 falan gelir zannederim. Bizim mektep haziranın sonunda kapanıyor. Yani temmuz sıcağında burada imtihanlara gireceğiz. İnsana hiç cazip gelmiyor. Ama o sıralar senin burada olduğunu düşünmek üzerimdeki psikolojik baskıyı azaltıyor.

Sevgilim satırlarından moralinin biraz bozuk olduğu, rahatsızlık geçirmişsin gibi bir anlam çıkıyor. Geçmiş olsun. İnsanın bir an , bu sıcaklarda da hasta olunur mu diyesi geliyor, geçen salı ben de biraz üşütmüşüm, iki gün yattım. Bu nedenle o soruyu sormuyorum.
Fotograf için teşekkür ederim. Benim resim ile dargınlığını pek anlayamadım, sebebini yazar mısın?

H........ ' yi soruyorsun. H....... hapı yuttu. Geçenlerde annesi, babası buraya geldi. Ve onun nişanını yaptılar. İnsanın darısı bizim başımıza diyeceği geliyor.

Şöyle bir etrafıma bakındım da ingilizce dersinde herkes bir şeyle meşgul. Kimi İşletme çalışıyor, kimi kitap okuyor....

Hoca beni çağırdı...

Evet benim yazılım da okundu 40 aldık. İyi sayılır. Ders zili çaldı. Burada kesmek zorundayım..Sınavlarda başarılar dilerim. Cevabını bekliyorum.

A..............

10 Aralık 2009 Perşembe

KIRK SEKİZİNCİ MEKTUP


Samsun
17 MAYIS 1973

A........,


Mektubunun yanıtını oldukça geç yazmak zorunda kaldığım için özür dilerim. Bu sıra moralim çok bozuk. Dersler, sınavlar, tez, hastalık...vb engelledi sana yazmamı.

Nasılsın? Çalışmaya başladın mı, defterleri tamamlayabildin mi? Bizim dersler de bu sıralar çok sıkışık; hiç boş durduğumuz yok. Bugün yine bir dersten sınavımız vardı, pek iyi geçmedi.

Bitirme sınavlarımız üç Haziran'da başlayıp otuz Haziran' da bitecekmiş. Sizinkiler ne zaman başlıyor?

Bugün bütün karamsarlığım üstümde. Onun için mektubu fazla uzatıp senin de canını sıkmak istemiyorum. Aslında bugün yazmasaydım daha iyi olurdu, ama o zaman da mektup çok gecikmiş olacaktı. Şu anda dışarda yağmur yağıyor. Birkaç gündür devamlı yağıyor zaten. Elazığ ne alemde? Gakkoşları özledim.Selamımı söyleyiver...

Mezuniyet için yıllık çıkarılacak. Fotograf çektirmiştim, birini de sana gönderiyorum Senin fotografını aldım.Çok teşekkür ederim. Biliyor musun onunla epeyce kavga ettik. Şu anda dargınız. Nedenini söylemeyeceğim, o suçunu çok iyi bilir değil mi? Sendeki eski fotografları bana gönder olur mu?

Haa aklıma gelmişken sorayım, H..........lerin işi ne oldu? Bayağı merak ettim.

Bu sıra öğrenci olayları yeniden başladı. Çok üzülüyorum.Radyodan kötü haber duymak istemiyorum artık...Sizin orası nasıl? Yurttaki seçimlerin sakin bir şekilde tamamlanmasına memnun oldum.On beş yoksul öğrenciye bedava yemek verilmesi de çok iyi. Yalnız şöyle bir şey takıldı aklıma! Acaba yemekler parasız değil de çok ucuz olarak verilseydi 15 yerine 30 öğrenci yararlansaydı daha iyi olmaz mıydı? Hem de minnet duymadan yerlerdi yemeklerini. Tabii bu benim düşüncem.

Gelelim ileri sürdüğün tekliflere....Bana pek söz hakkı tanımamışsın. İkinci kez senatoya sunulan teklifin kanunlaşacağını yazıyorsun. Ne diyeyim, peki kabul...Ama bunun da sonucu etkilemeyeceğini sanıyorum.

Şimdilik satırlarımı sonlarken derslerinde başarılar dilerim. Sevgiler...
Mektubunu bekliyorum.

N.............

9 Aralık 2009 Çarşamba

KIRK YEDİNCİ MEKTUP


19 NİSAN 1974
Samsun

Sevgili A........,

İki mektubunu da dün aldım,çok teşekkür ederim. Gerçekten son mektubun beni şaşırttı. Çok da sevindirdi.

Kartta da yazdığım gibi dersler bu sıra yoğun , onun için yazamamıştım sana . Şimdi hemen kağıdı kalemi aldım elime.

Önce başarından dolayı kutlarım seni. On dersten sekizini geçmek az iş değil. Hani sene sonunda gelip ingilizce sınavına ben gireyim diyeceğim , ama bizim de dersimiz boş geçmeye başladı. Hocamız gececi sınıfların dersini aldığı için bazı sınıfların dersini bıraktı. Azıcık bilgimiz vardı, onu da unutacağız şimdi. Yani gelmem pek işine yaramaz. İyisi mi başının çaresine bak.

Yurttaki temsilcilik seçimini ne yaptınız ? Umarım olaysız tamamlanmıştır.

Demek gelip iki günde tezimi bitireceksin... Aşkolsun, öyle bir marifetin vardı da zamanın da niye söylemedin. Verirdim sana, bu kadar uğraşmazdım.

Geçen gün sınıfta ne oldu biliyor musun ? Bizim bölüm şefimiz aynı zamanda da Yeni Türk Edebiyatı hocamız. Bana hep Aslı diyor , neden diye sordum geçenlerde, meğer Kerem ile Aslı öyküsündeki Aslı' ya benzetiyomuş beni.

Neyse gelelim derse...Reşat Nuri ' nin Çalıkuşu romanını işliyoruz. "Bugün de dersi Aslı işlesin. " dedi. Tabii ben çaresiz başladım anlatmaya. Biraz sonra : "Peki Aslı şimdi sen bırak!" dedi, sonra da, "Kime devam ettirelim ? " diye sınıfa sordu.Bizimkiler durur mu ? "Şimdi de Kerem anlatsın. " demesinler mi! Amaçları şaka yollu dersi kaynatmak. M.......... Bey de bunun üzerine bana döndü : " Sahi Aslı Kerem Elazığ'da mı?" diye sordu. Ne diyeceğimi şaşırdım. Tabii sınıfta her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Hoca da : " Mutlaka Kerem şu anda Fırat nehrine bakıp Aslı'sını düşünüyordur ." demez mi? Sonra da başladı Kerem ile Aslı öyküsünü anlatmaya. Böylece bizim o günkü ders kaynadı gitti.

Gelelim anlaşma maddelerine....Hepsi çok iyi de gerçekleşmesi zor görünüyor.

  1. Benim haziranda mezun olmam bu gidişle şüpheli,
  2. Sen eylülde bitirirsin ( güvenim sonsuz.)
  3. Bir söylentiye göre bizim sınavlar 15 Temmuz'da bitecekmiş. O zaman benim 5 Temmuz' da orda olmam olanaksız.

En iyisi ben eylülde son bir kez daha geleyim Samsun 'a...Biliyorsun çok seviyorum burayı !?

Arkadaşların çoğu 23 Nisan'da memleketlerine gidecekler. Bir kısmı bugün gitti. Ben de Ankara'ya gitmeye niyetlenmiştim. Hatta annemlere de söylemiştim,ama tezim yüzünden vazgeçtim.Oysa gitmeyi de çok istiyorum. Geçen yıl mezun olan çok sevdiğim oda arkadaşıma gidecektim. Ankara Yenikent 'te öğretmen şimdi. Çok da ısrarla beni yanına çağırıyordu. Olmadı , Ülkü'me gidemedim. Bu tatilde hiç olmazsa tezimin taslağını bitirmeliyim. Tez için kağıtları bastırdım. Baksana mektup kağıdı olarak birini kullandım bile. Tatilden sonra da temize çekmeye başlarım artık.

Sonlarken başarı ve mutluluk dileklerimi iletiyorum sana. Bakalım sen bu çiçeği beğenecek misin?

N...........

KOŞMA

Bir yiğit de anasından doğunca,

Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur

Yaşı varıp onbeşine değince

Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur.

*******

Aşıklar sazını eline alsa

Güzeller perdesin yüzüne vursa

Bir yiğit sevdiğin sesini duysa

Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur.

***********

Eğlene de bire gönlüm eğlene

Ay gele de orta yeri dolana

Yiğidin sevdiği yanında ola

Günde düğün bayram etmiş gib'olur

************

Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran

Çekip yırtıp bir yakadan ayıran

Diyom muhabbetten karın doyuran

Kendi eliyle ağu yutmuş gib'olur.

Not:

Sana benim meşhur Dadaloğlum' dan bir şiir yazdım. Tanışmış olursunuz. Zamanımın çoğunu onunla geçiriyorum. N..........

KIRK ALTINCI MEKTUP


12 MART 1974
SAMSUN
Sevgili A.......,

Şu anda Namık Kemal Ortaokulu birinci sınıfındayım. Yazı dersi var öğrencilerin. Görsen minicik öğrenciler güzel yazmak için nasıl çabalıyorlar.

Uygulamalarımız dün başladı. Aslında 4 Mart'ta başlayacaktı.Bizim okula akşam bölümü açılınca programlarda değişiklik oldu.11 Mart'ta başladı. Bu haftayı ders dinleyerek geçireceğiz, son iki haftada da biz ders anlatacağız. Anlayacağın şimdi sadece dersleri dinliyoruz. Yazı dersi olduğu için biraz çocukları izledim, şimdi de bu satırları yazıyorum...

Geldikten sonra iki dersten sınav olduk. Onun dışında günlerim derslerle , öğrencilerle uğraşarak geçiyor. Sen nasılsın, sınavlar ne durumda ? Burada havalar bahar gibi, Elazığ nasıl?

Derste yazdığım için biraz kısa oldu, zilin çalmasına az kaldı. Kusura bakma. Mektubunu bekliyorum.

N..............

"Bir bakıp gözlerime her şeyi anlarsın ya
Benimle kederlenir , benimle ağlarsın ya
Şu garip karanlıklar hiç umrumda değil
Bitmeyen güneş gibi içimde sen varsın ya..."

Not: Şairini hatırlayamadım.