31 Ekim 2009 Cumartesi

ON DOKUZUNCU MEKTUP


7 Ağustos 1973

Elazığ

A.............,

Mektubunu bugün aldım. Ne kadar çok sevindiğimi anlatamam.

Biliyor musun Samsun'da iken yağmurdan hep şikayet ederdim, ama şimdi bunu bile istiyorum. Çünkü burada havalar çok sıcak,insan bayağı bunalıyor. Pazar günü Gölcük ' e ( Hazar Gölü) gitmiştik. Orada biraz serinleme olanağı bulduk. Biraz da yandık. Tabii hepsi o günlüktü. Yine sıcakla mücadeleye devam...Sakın şikayet etme yağmurdan, inan bu sıcaklar ondan da fena...

Mektubundan bol bol gezip eğlendiğini anladım. Eee bunu da hak ettin.

Sınavlar hepimizi çok yordu. Bir de ODTÜ' de yorulmuşsunuz. Bugün baktım takvime de tatilin bitmesine az kalmış. O kadar uzun geliyordu ki bu iki ay, ama o da işte bitiyor. Belki 15-20 gün sonra giderim Samsun'a.

Samsun'un Vezirköprü ilçesinde bir arkadaşım var ,sınav günlerimi o bildirecek. Bugün ondan da mektup aldım, Samsun'a inince bakacağını söylüyor tarihlere. Yani anlıyacağın sınav günlerimi henüz ben de bilemiyorum. Bakarsın eylülde de görüşemeyiz seninle!

Zaten ayrılıkla başladık işe, ayrılıkla devam ediyor; biliyor musun ayrılıkla biteceğinden korkuyorum hep!.

Neyse umarım sınav tarihlerimiz çakışmaz. Zaten burada doğru dürüst görüşme olanağı da bulamıyoruz. Küçük bir şehir, herkes birbirini tanıyor neredeyse. Diğer taraftan büyüklerimiz de bu tip arkadaşlıkları tasvip etmiyorlar. Aslında onlara da hak vermiyor değilim. Korumak istiyorlar. Ama başka türlü hareket etmemize de imkan yok. Bilmem n'olacak halimiz...

Plak dedin de aklıma geldi. Bu yüzden en küçük kardeşimle her zaman kavga ediyoruz. "Bıktık senin 'Rüyalar gerçek olsun' unu dinlemekten, ne zaman pikabın yanına gelsem ya onu ya da 'Elveda Meyhaneci' yi dinliyorsun!" diyor. Geçenlerde Ömür Göksel'in "Senden Bana Yar Olanda" plağını aldım. Bilmem dinledin mi? Çok güzel.

Ben de güya ders çalışmaya başladım ,ama pek bir şey çalışamadım.Zaman da azaldı. Çalışsak iyi olur. Sen sınavlarını ne yaptın? İnşallah fazla dersin yoktur eylül için..

A......., eskiden aşka ben de inanmıyordum. Hep romantik insanlar kuruntusundan başka bir şey değildir, diye fikir yürütüyordum. Taa ki 6 Şubat 1973 tarihine kadar! Sevgi için de , insan ancak uzun süre tanıyıp beğendiği bir kimseyi sever diyordum. Ama bu düşüncemde yanılmışım. Meğer insan hiç tanımadığı birini de sevebiliyormuş. Seni sevmeseydim seninle konuşacağımı, sana yazacağımı mı zannediyordun?

İnsanın böyle bir duyguyu ilk kez hissetmesi o kadar güzel ki....

Eve gönderdiğim resimlerin arasında geçen yıl çektirdiğim bir resmimi buldum, sana gönderiyorum.Benim yerime seni görmeye geliyor. Sen de gönderirsen memnun olurum.

Sana çok beğendiğim bir sözü yazmak istiyorum:


"Ağız, aldatıcı sözcüklere araç olabilir. Fakat gözler, içten görenleri hiç aldatmaz.Çünkü onlar dil gibi konuşkan değildir. Beyin, dili istediği sözcükleri söylemeye zorlayabilir.Oysa gözlerin anlatış yolları ruhun etkilerini sadece, açık olarak, sessizce göstermektir. Ona pek hile karışmaz."

Mektubumu Orhan Veli'nin beğendiğim bir şiiriyle bitirmek istiyorum.


ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz

Göz yaşlarıma ellerinizle.

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var biliyorum

Her şeyi söylemek mümkün,

Epeyce yaklaşmışım duyuyorum,

ANLATAMIYORUM.


Mektubunu geciktirme olur mu? Gerçi ben erken yazdım ama şehre inemediğim için iki gün sonra postaya atabileceğim. Sevgiler...

N............

ON SEKİZİNCİ MEKTUP


3 Ağustos 1973
Zonguldak


Canım Sevgilim,

Uzun bir ayrılıktan sonra yine satırlarımızla karşı karşıyayız. Elazığ'dan ayrılalı uzun bir zaman oldu.Bu zaman zarfında sana yazamadım.

Geleli on beş gün olmasına rağmen staja başlayamadım. Bir iki sefer denize gittim. Onun haricinde gezmekle vakit geçiriyorum. Çünkü hava devamlı bozuk.Şimdi de yağmur yağıyor, üç gündür yağdığı gibi...

Son görüşmemizde sana cumartesi akşamı ayrılacağımı söylemiştim.Fakat program değişikliği oldu, pazar akşamı oradan ayrıldık.

Cumartesi günü saat dokuzdan üçe kadar seni bekledim, o kızgın sıcağın altında! Fakat gelmedin! Pazar günü iner çarşıya dedim kendi kendime, o gün de dolaştım aylak aylak çarşıda! İki defa sizin mahalleye geldim, ama nafile seni göremedim ... O moral bozukluğu içinde Ankara' ya geldim.

Ankara'da on üç gün kaldık. İmtihan yorgunluğunu atıp dinleneceğimizi
zannettik, fakat yanılmışız! Çünkü her gün 13-16 sayfa rapor hazırlamak iflahımızı kesti. Velhasıl bizi yoğun bir çalışmaya sevketti ODTÜ...

Bütün bu yorgunlukların acısını memlekette çıkarmaya karar verdim.Fakat burada da havaların bozuk olması ümidimi kırdı.Yine de 15 gündür geziyorum, eğleniyorum.

Ve evde bol bol plak dinliyorum. Tabii neyi dinlediğimi tahmin etmişsindir. RÜYALAR GERÇEK OLSA... Bütün bunların yanında ders çalışmaya hala başlamadım.Ha aklıma gelmişken sorayım .Güz dönemi sınavları ne zaman?

Vallahi tebrikler adresi doğru yazmışsın.Fakat hiç adres yazmasan da
sadece adımı yazsan da mektubun beni bulur. Çünkü PTT dağıtım şefi, bizim komşu...

Biliyor musun mektubun tam zamanında elime geçti; yoksa bir şikayetname alırdın şimdi! Oraların sıcak olduğunu yazıyorsun, keşke buralar da sıcak olsa... Bol bol denize girerdik.

N........, seni tanımadan kendi kendime sorardım, " Aşk nedir? " diye...
Bazen bu konuyu tartışırdık arkadaşlarla. Herkes fikrini söylerdi, genel olarak herkes ayrı bir tezi savunurdu. Bazen arkadaşların başına gelirdi, onlarla alay ederdim; fakat bu durum şimdi benim başıma geldi...

Herhalde ben aşığım. Seni seviyorum...Bu sözü yüz kere , bin kere, milyonlarca defa haykırmak istiyorum, bütün dünyaya...Çünkü aşk, sevgi kutsal bir şeydir.

Canım Sevgilim, istemeyerek satırlarıma son verirken elime geçen şu
şiiri sana yazıyorum:


HASRET
Senin için yaşıyorum, seninim desem
İnanır mısın bana
Sever misin
Senin için yanıp tutuşanı, senin için öleni
Bir tebessümünle dünyaların benim olacağını bilr misin
Duyar mısın seni çağıran sesimi
Haykırsam evrene adını
Seni sevdiğimi bağırsam dağlara
Yankı vurup da kulaklarına bana döner misin
Bana dönsen hürlüğümü tadarım dudaklarında
Hasretliğim sona erer yumuşak ellerinde
Uzak yollardan seni delice sevene
Bu garibe döner misin
Gel artık yeter bu hasret
Ağlıyorum.................

Tüm mutlulukların senin olması dileğiyle.........

Herhalde mektubuma hemen cevap yazarsın?

A.........

ON YEDİNCİ MEKTUP


24 TEMMUZ 1973
Elazığ


A............ ,

Senden gelecek mektubu beklemeden yazmak gereğini duydum.
Herhalde Zongıldak'a yeni gelmişsindir. Nasıl hayatından memnun musun? Günlerin nasıl geçiyor? Balığa çıkmaya başladın mı?

Ben de günlerimi kitap okuyarak, biraz da ders çalışarak geçiriyorum.
Bu günlerde havalar iyice ısındığı için sıkıcı olmaya başladı. Ne yaparsın ,burada deniz yok. Sen şanslısın. Denizin en güzel zamanında gidiyorsun; ben denizi bırakıp geliyorum...

A..........., bana yazacağın mektupları P.K. 104 adresine gönder. Adres istediğinde çare bulamamıştım. Bu arkadaşımın posta kutusu . Böylesi daha emin olur.

Elazığ'da iken sana biraz kaba davrandığım için üzgünüm. Ama inan ki
elimde değildi. Başka türlü hareket etmeme imkan yoktu. Dört aydan sonra ailemin yanına gelmiştim. Gelir gelmez dışarı çıkmam yakışık alır mıydı? İnan sırf bu yüzden çıkamadım. Senin beklediğini bildiğim için de çok üzüldüm.

Görüştüğümüzde sana karşı biraz soğuk davrandım. Bunu da şaşkınlığıma ver. Sen buradayken cuma günü şehire indim. O zaman belki seni görürüm diye! Ama kısmet değilmiş, tekrar görüşemedik. Üzgünüm!

A......., şu anda yanıbaşımda plak çalıyor:

"Galiba bizim şarkımız
Rüyalar gerçek olsa diyor Emel Sayın
Ama ne zaman
Sen orda ben burdayken
Niye uzadıkça uzuyor bu tatsız ayrılık"

***

"Ayrılık dediğin nedir ki bacım
Değil mi ki bir göz yoksulluğu
Sevgi bütün
Yürek bütün
Sözü mü olur yarım tutkuların"


Satırlarımı sonlarken mutluluklar dilerim.

N...............

Not:İnşallah adresini yanlış yazmamışımdır.Mektubunu bekliyorum.

KART


Mektubunu aldım.Teşekkür ederim.Yalnız çok sıkışık olduğum için mektup yazamayacağımı anlayınca bari kart yazayım dedim.Çoğu kez bir gün arayla sınav var.6 tanesi bitti, geride 7 sınavımız kaldı. Sen ne alemdesin? Sıcaklarda çalışmak da ayrı bir dert. Başarılar.

Not: Mektubunu 28 'inden önce elime geçecek şekilde yazarsan iyi olur.

Selamlar........N.......

28 Ekim 2009 Çarşamba

ON ALTINCI MEKTUP


10 Haziran 1973

Elazığ

Sevgili N...... ,

En iyi dileklerimle başladım satırlarıma. Mektubunu pazartesi günü aldım, elde olmayan nedenlerle ancak şimdi yazabiliyorum.

Bu hafta içinde tam dört tane vize sınavı olduk. Bizim okul dün resmen kapandı. Şimdi sınavlara hazırlanıyoruz. Sanırım sizde de öyle... Mektubunda geçmekten ümidini kesmiş gibi bir ifaden var, sakın ha eylüle kalayım deme! Çünkü insanın bütün bir yaz tatili zehir oluyor... Ne de olsa bu hususta tecrübemiz var, güz dönemi sınavlarının abonesiyim!..

Mektubunda komandoları soruyorsun. Memleketimizi 12 Mart'a götüren nedenlerden biri anarşinin önünün alınmamasıydı. Bunda Dev Genç'in olduğu kadar Ülkü Ocakları'nın da büyük rolü vardı. 12 Mart'tan sonra başa gelen hükümetler tek taraflı temizlik yaptılar. Dev Genç'i kapattılar, fakat Ülkü Ocakları faaliyetlerine daha hızlı olarak devam ettiler.

Yaklaşan seçimler dolayısıyla bu sene Akademiye kaydolmuş tarafsız gençleri, kaba kuvvet zoruyla kendi taraflarına çekmek için bu gibi adi davranışlarda bulunuyorlar. Solcu diye bilinen birkaç kişiyi dövmeye kalktılar, fakat başaramadılar. İşte bütün mesele bu...

Bana soru sorulmasından hoşlanmadığımı nereden çıkarıyorsun, hangi soruların(biri istisna) cevapsız kaldı? Aksine bana soru sorulmasından hoşlanırım. Üstelik mektup da ne kadar uzun olursa o kadar çok hoşuma gider. Ama ben uzun mektup nedense yazamam.

N...... , Elazığ'da şu anda hava kapalı, yağmur yağıyor. Oysa sabahleyin çok sıcaktı. Biz Hacı'ya gitmeye devam ediyoruz.Bakkalında bize olanak sağlıyor, kendimiz pişirip kendimiz yiyoruz. Menemen sever misin? Dostlarla da paylaşabiliriz...

Buralarda her şey aynı, değişen sizin mahallenin ortasındaki yol asfaltlandı. Elazığ'dan bahsedeceklerim bundan ibaret.


Biraz sonra arkadaşlarla ders çalışmak için İnşaat bölümüne gideceğiz. Orası çalışmak için daha müsait.

Haaa, aklıma gelmişken yazayım, şu hikaye kitabını çıkar da okuyalım, tarafsız bir gözle tenkit edelim...


Şimdilik bu kadar, satırlarıma son verirken derslerinde başarılar dilerim...


A..........

27 Ekim 2009 Salı

ON BEŞİNCİ MEKTUP


30 Mayıs 1973
Samsun

A......... ,

Her zaman olduğu gibi elimde kalem, ne yazacağımı düşünüyorum. Zihnim hep derslerle meşgul... Bir yandan da hastalığım sürüyor. Hatta sana yazdıktan sonra daha da şiddetlendi. Birkaç gün okula da gidemedim. Bugün çarşamba, okul yarım gün olduğu için gittim, kendimi daha iyi hissettim, iyi ki gitmişim yani.

Haziran'ın dördünde en çok korktuğum ders olan Eski Türk Edebiyatı sınavına gireceğiz. İki aşamalı bir sınav, sabah yazılı; öğleden sonra sözlü olacak. Bakalım bu yıl ne yapacağız, ben pek ümitli değilim, ama bekleyip göreceğiz.

Bu akşam "hikaye" yazma ödevim vardı, onu tamamladım, henüz temize çekmedim. Birazdan yazacağım, yarın hocamız toplayacak çünkü.Hatıra olarak saklayacağını söyledi.

Sen şairim diye böbürleniyorsun, ben de öykü yazıyorum gördün mü? Kimbilir belki bir gün romanımı da okursun! Acaba bir gün bu da olur mu ki? Ahh keşke, keşke!..

Şiirini ben çok beğendim, şairler ne der, bilemiyorum. Biz şiiri kısaca tanımlarken "Duyguların öz ifadesidir." diyoruz. Eğer yazdığın şiir duygularının özlü ifadesiyse şiirin olmuş, diyebiliriz tanım gereği değil mi?
Tabi duygularının öz ifadesi varsa diyorum...

Bak şiir konusunda Sait Faik ne demiş:

"Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Yoksa cinayetler alır yürür. İnsan, insan yüzüne bakamaz olur. Şiir insanı insana yaklaştıran şeydir.
Şiir insanoğlunun ( aynı zamanda kızının, ayrımcılık niye ki?) hiç durmayan iyiyi, güzeli, doğruyu arayışını gösterir. Bağlı olduğu dilin çiçeğini, ulusun özünü verir. Mutlu günlere hazırlar; ruhu dinlendirip huzura kavuşturur. Duygulandırıp uyarır, içinde yaşadığımız dünyanın güzelliklerine yepyeni güzellikler katar."


"İnsanla olan derin ilgisi, şiiri her an tazeleştirir.Şiir, hiç bir kuralın yönetimine kendini bırakmaz.

Şiirin ayrı bir gücü vardır.Bir şiir, bir beyit, bir tek mısra bakarsınız size bütün bir duyguyu, bütün bir düşünceyi, en küçük, en gizli yerleriyle sezdiriverir; yepyeni, bütün bir acun (dünya) içinize doğmuş gibi olur.Anlatmaz, çözümlemez, ayrıntılara girmez, yine de ele aldığı konuyu, sanki bir şimşek ışığı gibi, gözlerinizi, gönlünüzü kamaştıran bir ışıkla gösteriverir size.Bir görür, bir daha unutamazsınız.

Şiir ,insanlara yardım edebilir; insanları kötülüklere karşı birleştirebilir. Günlerimizi daha mutlu daha aydınlık yapabilir.

Şiirsiz kalınca sevgiyi unutacağımızı, kaskatı bir duygusuzluğun pençesine düşeceğimizi, şiirsiz yaşamanın çekilmezliğini, şiir azaldıkça boşluğun çoğalacağını biliyoruz.Şiirin insanı eğitme, özlenen hayatı yaratma, duyguyu geliştirme , nükteci yapma gücünü nasıl unutabiliriz.

Şiir içinde bulunduğumuz zamanı sevdirebilir, geleceği sezdirebilir, insan oluşumuzun bilincini verebilir."


Bak gördün mü felsefe de yaptım.Son yazdıklarım Seyit K emal Karaalioğlu'ndan alıntı, ben de katılıyorum.

Buradaki akrabalarım Samsunlu.Y........Abi eniştemin yeğeni.Elazığ'a özlemimi onlarla gideremiyorum, ama dünyanın en tatlı insanları. İnsan gibi insan anlayacağın.Şanslıyım bu açıdan.

Komando denen kendini bilmezlerin yaptığına çok üzüldüm.Halkımız da maalesef cahil. Biraz da düşünme tembeli .Neyin doğru neyin yanlış olduğuna bakmadan tahriklere çabuk kapılıveriyor.Çoğu kez farkına varmadan alet oluyorlar.Düşünseler, ah bir düşünseler.... Arkadaşlarına fazla bir şey olmuş mu? Tam da sınavlar sırası. Haklısın insanın morali çok bozulur.Umarım bu işler biter.

İkinci ismini merak ettiğim için sordum.Biliyorum sana fazla soru sorulmasından hoşlanmıyorsun.Zira diğer soruma cevap vermedin de....

Yine uzun yazdım diymi mektubu? Sıkıldıysan okumayabilirsin.Hani sen kısa mektuptan hoşlanıyorsun da!!!...( Bu N....... de sitemden başka bir şey bilmiyor; hiç bir şeyden memnun olmuyor mu diyorsun, yanılıyor muyum yoksa?)

Uzun diyorsun ama hemen bitiremem. Denizden bahsetmem lazım , tehdit etmişsin, Elazığ'ı anlatmam diye!

Evet A ......, deniz bugünlerde tamamen Karadeniz'in özelliklerini taşıyor . Kapkara....Devamlı yağmur yağdığı için bulanık. Bazen koyu lacivertle siyah arası bir renge bürünüyor. Bu halini sevmiyorum. Halbuki daha geçen gün bazı arkadaşlar denize girdiler. Okulun bahçesinin arka duvarı yok .Orası deniz .Anlayacağın deniz burnumuzun dibinde. Belki yarın güneş açar da eski berraklığına kavuşur denizimiz .

Sana sınavlarında başarı dilerken Ali Kemal Ateşoğulları' nın şiiriyle veda etmek istiyorum.

N...........


DEĞİL Mİ Kİ

Ayrılık dediğin nedir ki bacım

Değil mi ki bir göz yoksulluğu

Sevgi bütün

Yürek bütün

Sözü mü olur yarım tutkuların

Oralar dediğin nedir ki bacım

Değil mi ki vatanımdan bir yer

Değil mi ki bayrağımdan bir ilmek

Bir özgürlük türküsü üstümde

Anamın söylediği

Ve bileğimdeki güç; alnımdaki ter

Ayrılık dediğin nedir ki bacım

Ölüm değil,

Bıçak değil

Değil ama hak değil

Değil mi ki

Yürek bütün

Sevgi bütün

Dal bütün

Ayrılık dediğin bir göz yoksulluğu

Ve insan insana kavuşur bir gün.....

19 Ekim 2009 Pazartesi

ON DÖRDÜNCÜ MEKTUP


27 MAYIS 1973

Elazığ

N..........,


Satırlarıma geçmiş olsun diyerek başlamak istiyorum. Mektubunu cuma günü aldım.Cevabını ise ancak şimdi yazıyorum.Nasılsın? Şimdi herhalde daha iyisindir? Havalar buralarda oldukça ısındı.Bazen sıcaklara aldanıp tedbirsizlik yapıyoruz.


A.........., projeyi soruyorsun. Daha bitirmedim. Seneye, birinci sömestriye kadar süresi var. Bizim geçme sistemimiz de sizinkine yakın. Vizeler kaç olursa olsun genel sınava giriyoruz.Genel imtihanda 50 den düşük almamak koşuluyla.Alınan notla vize ortalaması elliyi geçtiği an o dersten sınıfı geçersin. Tabii daha önceki dönem o dersin ön şartı olan dersi vermişsen.


Orada akrabalarının olması çok iyi bir şey.Canın sıkıldığında Elazığ'ın hasretini onlarla giderebilirsin. 19 Mayısta Samsun'da olmayı çok arzu ederdim. Her Atatürkçü Türk Genci orada olmak ister.Çünkü milli mücadeleye başlarken ilk adım orada atılmıştı.


N..........., iki gündür moralim oldukça bozuk. Kendilerine Komando adını takmış bir kaç serseri şehirde bizim arkadaşlarımızın üzerine halkı kışkırtmış.Son zamanlarda okulda ve yurtta huzur kalmadı. Sinirler gergin.Tam imtihan zamanı böyle bir şeyin olması insanı olumsuz etkiliyor.


Bugünlerde şairliğim tuttu, geçenlerde bir şiir yazdım:


RÜYADAYIM GALİBA



Yine masa başındayım

Önümde rakı şişesi, elimde bardak.

Ve kafamda ...

Hiç ama hiç çıkmayan sen.

Yumuluyorum rakı kadehine

Günlerce çölde susuz kalmış yolcu misali.

Bir şeyler unutmak istiyorum,

Ama gel gör ki....

Neyi unutacağımı unutmuşum ben.

Yanı başımda super state çalıyor bir şarkı

Galiba bizim şarkımız.

"Rüyalar gerçek olsa..." diyor Emel Sayın

Ama ne zaman?

Sen orda ben burdayken

Niye uzadıkça uzuyor bu tatsız ayrılık?

El atıyorum can sıkıntısı ile rakı kadehine

Boşalmış...Bomboş olmuş.Tıpkı seni düşünen kafam gibi.

Keramet şişenin dibinde derler ya.

Bir başkayım bu akşam, sarhoş olamıyorum.



Görüyorsun ki ne berbat şiir yazıyorum.Şairler bu şiiri okuyunca bu mesleği baltalıyor diye linç ederler beni..


Unutmadan yazayım , ikinci adım K.......'dir. Satırlarıma burada son verirken tüm mutlulukların senin olmasını dilerim.

A............


Not: Elazığ'ı özlediğini yazıyorsun. Bana denizi anlat ,tasvir et; ben de sana buraları anlatayım.


ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP


21 MAYIS 1973
Samsun



A...............,

Bu sabah biraz hasta olduğum için okula gidememiştim.Hastalığın da etkisiyle çok sıkılıyordum.Pencereden dışarıyı seyrederken postacının yurda doğru geldiğini gördüm. Mektup beklemediğim için pek ilgilenmedim. Bir de ne göreyim. Postacı benim adımı söylemez mi? Hem de mektup senden geliyordu.İnan çok şaşırdım. Doğrusu bu kadar erken yazacağını tahmin etmemiştim!

Geçenlerde hava biraz serindi, dondurma yedim.Herhalde ondan üşütmüşüm.

Akrabalarımızdan söz etmiştim sanırım, Yılmaz abi doktor, dün onlara gittim, bir yığın ilaç verdi.Bak aklıma geldi, unutmadan ilacımı içeyim.

Derslerinin rahatlamasına sevindim.Son projeni ne yaptın, bitirebildin mi? Projelerin imtihanlara girip girmeme durumuyla bir ilgisi var mı? Yanılmıyorsam sınavlara girebilmeniz için vizelerden en az 4 almanız gerekiyor değil mi? Teyzemin oğlu Yükselişte okuyor, onlarda öyleydi. B izde öyle değil. Notu kaç olursa olsun yıl sonu sınavlarına herkes girebiliyor. Yalnız iki sınav notunun ortalamasının 5 olması gerekiyor.

A.........., mektubunda "Bana göre arkadaşlığımız geçen güz dönemi imtihanlarına geldiğimde başlamıştı ." demişsin. Bunu pek anlayamadım, böyle bir şeye imkan var mı? Açıklar mısın lütfen?

A.........ne mutlu sana ki şu anda Elazığ'dasın! Tabii bunu kendi açımdan söylüyorum; sen de memleketinde olmak isterdin doğal olarak.

Geçen yıl tatiller çok uygundu, bir kaç kez gelmiştim, bir hafta da raporalıp uzatıyordum tatili.O zaman evden ilk ayrılışım olduğu için daha çok sıkılıyordum.Bu sene biraz daha alıştım. Baksana haziranla birlikte tam 4 ay olacak oradan ayrılalı.

Belediye otobüslerine sevindim.Gerçekten çok iyi olmuş.Elazığ'ın nefret ettiğim yanı neydi biliyor musun? Dolmuşlar....Tıkış tıkış...Hele o durakta beklemesi...O yüzden Şehire inmek istemezdim çoğu kez.

Cahit Sıtkı'dan yazdığın "Desem ki..." şiirini çok beğendim.Zaten sevdiğim şiirlerden biriydi.Teşekkür ederim.

Haaa, aklıma gelmişken sorayım; her mektupta soracakken unutuyorum.Senin ikinci adın neydi?

Biliyor musun , Samsun'da olmama rağmen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına gidemedim. Atamızın Samsun'a gelişini temsil eden tekneyi, karaya ilk ayak bastığı yerdeki töreni merak ediyordum ,ama hastaydım. Pek çok okul buraya gezi düzenlemiş. Bizim okula uğrayanların üzerinde hep Elazığ ismini aradım ,ama maalesef yoktu,bulamadım!..

Şimdilik satırlarıma son verirken yaşam boyu mutlu ve başarılı olmanı dilerim.


" Dağlar aydınlanıyor.
Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.
Gün ağardı ağaracak.
Kokusu tütmeye başladı:
ANADOLU TOPRAĞI UYANIYOR.
(N.Hikmet Ran)



"Uyanın Samsunlular , uyumak ölüme eş."

Günün anlam ve önemine uysun istedim.

N.................

18 Ekim 2009 Pazar

ON İKİNCİ MEKTUP



18 Mayıs 1973
Elazığ


Sevgili N........,

Satırlarıma tüm mutluluğun senin olması, ders ve imtihanlarının çok başarılı geçmesi temennisiyle başlıyorum.Nasılsın , umarım iyisindir.
Mektubunu az evvel aldım.Ve hemen cevabını yazıyorum.Mektubunda geç yazdığım için bana biraz sitem etmişsin.Bu konuda sana hak veriyorum.Son iki gündür ders hususunda biraz rahatladık.Çünkü Makina Elemanları projesini dün teslim ettik.Elimizde bir tek proje var;
onun da şimdilk acelesi yok.

N.......... mektubum gecikince "Yazmak istemiyor." vs. gibi bazı şeyler düşünmeye başlamışsın. Bu gibi düşünceleri kafandan silmeni rica ediyorum. Şimdilik öyle bir düşüncem yok, olacağını da zannetmiyorum.

Sana göre arkadaşlığımız çok kısa bir süre içinde oluştu. Bana göre geçen güz dönemi imtihanlarına geldiğimde başlamıştı.

İmtihanlarının 30 haziranda biteceğini yazıyorsun . Benim imtihanlarım da 7 temmuzda bitiyor. 8 Temmuzdan 21 Temmuza kadar Ankara' ODTÜ' de labaratuvar çalışmaları yapacağız. Daha sonra staj yapacağım. Bizim vize imtihanlarımız devam ediyor. Havalar ısındığından ders çalışmak bir mesele oluyor. Kendimi ders çalışmaya zorluyorum.

N.........., şu an saat tam 15.30 , dershanedeyim. Dışarıyı seyrediyorum. Yeşermiş ağaçlar var. Gülerek oynayan çocukları görüyorum. Biraz ilerde şimdiki ismiyle Bahçeli Evler var.Büyük bir gürültü ile belediye otobüsü geçiyor yoldan. Sen gittikten sonra değişiklik olarak alınan belediye otobüsleri var. Yani araba yönünden rahatız.

Şimdi satırlarıma satırlarında buluşmak üzere son veriyorum.

Biliyorsun , şu anda yarın isminden en fazla bahsedilecek şehirde bulunuyorsun.
Bakalım bu şiiri nasıl bulacaksın?

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir nisan (MAYIS) akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı sende esiyor.
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim.
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm.
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım
Ekmek kadar mübarek
Su gibi aziz bir şeysin.
Desem ki
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar.
Ve soframda en eski şarap
Ben sende yaşıyorum.
Sen bende hüküm sürmektesin
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini
Rüzgarlarla, nehirlerle , kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinde,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol.
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün gök kubbede sesimi
Hatırla ki mahşer günüdür.
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
( Cahit SıtkıTarancı)

A...............


Mektubunu bekliyorum.



ON BİRİNCİ MEKTUP


13 MAYIS 1973

Samsun

A...........,

Uzun bir gecikmeden sonra nihayet mektubunu dün aldım.Cevabını pazar günü yazıyorum.Aslında hemen yazmak niyetinde değildim, fakat mektubun tatile denk gelince erken yazmış oldum.

Biliyor musun A......, mektubunu almadan önce " Herhalde artık yazmak istemiyor." diye düşünmeye başlamıştım.Fakat sonradan ,böyle bir kararı olsa mutlaka bana bildirir, diye düşünmüştüm. Bak , gerçekten samimi olarak soruyorum; eğer yazmak istemiyorsan, bunun için kendini zorluyorsan hemen bana bildir. Mektup yazmak zorunda değilsin ki...

Zaten arkadaşlığımız çok kısa bir süre içinde ve aniden oluştu.

İstemiyorsan bitirebiliriz.

Moralinin bozuk oluşuna üzüldüm.Aynı durum bizler için de söz konusu.Ara imtihanlarımız hala devam ediyor.Bu nedenle aşırı derecede çalışmak zorundayız.Hem bu yorucu çalışmalar, hem de emeklerimizin karşılığını alamamamız moralimizi bozuyor, sinirlerimizi zayıflatıyor.

Asıl imtihan günlerimiz de belli oldu.Haziranın dördünde başlayıp otuzunda bitiyor.Zannedersem temmuzun üçünde ya da dördünde orada olurum. Kardeşim ÖSS'ye orada girmeye karar vermiş.Onunla birlikte geliriz.

Günlerim çoğunlukla ders çalışmakla geçiyor.Burada akrabalarımız var.Arada onlar arkadaşımla beni alıp arabalarıyla gezdiriyorlar.1Mayısta Samsun'un Kavak ilçesine gittik. Pek eğlendim denemez.

Şimdilik satırlarımı sonlarken, sana üstün başarılar dilerim.

N................

ONUNCU MEKTUP


9 MAYIS1973

Elazığ


Sevgili N.......,

Sana uzun bir zamandır, bazı nedenlerden dolayı bir türlü mektup yazmaya fırsat bulamadım.Şimdi ise Elektroteknik dersinde bu satırları karalıyorum.Mazeretimi yazınca umarım bana hak verirsin. Biliyorsun bu ders yılının son ayına girdik. Dolayısıyla vize imtihanları ve projeler bu aya sıkıştı. İnsanlar bazen istemeyerek de olsa bazı kararlardan vazgeçebiliyorlar.Daha önce aldığım prensip kararlarını ancak bir müddet tatbik edebildim.

Mektubunu aldığım gün İmalat Mühendisliği dersinden vize imtihanı olmuştuk.Sınıfın durumu çok feci idi.Bu moral bozukluğu içinde mektubunu aldım.Mektubun az da olsa bozuk olan moralimi düzeltti.Ve bir gün sonraki imtihana çalışma gücünü kendimde bulabildim.Şimdi devamlı vize imtihanı oluyoruz. Bütün bunların yanında Makina Elemanları ve Kuvvet Santralleri hocası proje verdi.İşin gücün yoksa gece ikiye, üçe kadar uğraş.İşte bu koşullar altında mektubuna cevabım gecikti.İnsanın morali bozuk olduğu zaman canı hiç bir şey yapmak istemiyor.Bu sebepten bu seneki bahar bayramı geçirdiğim 1 Mayısların en kötüsü oldu diyebilirim. Buraya kadar hep kendimden bahsettim. Biraz da senden bahsedelim.

Aradan epey zaman geçti. 23 Nisanı, 1 Mayısı geride bıraktık.Günlerin nasıl geçiyor, derslerin nasıl? Buralarda havalar o kadar ısındı ki insan sıcaktan bunalıyor.Orası da öyledir , ama hiç değilse denizden esen hava insanı serinletir.

İnsan istemeyerek derse girdiği zaman o ders bitmiyor. Bu sıra dersleri devamlı ekiyorum.Devamsızlığım çoğaldı.Ama mümessil bizden, durumu idare ediyor.

Biliyor musun bizim imtihanlar temmuzun yedisinde bitiyor, dokuz temmuzdan yirmi bir temmuza kadar Ankara'dayız.ODTÜ 'de labaratuvar çalışması yapacağız.

Mektubunda yazmış olduğun şiir çok hoşuma gitti. Teşekkür ederim.Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olmasını dilerim.

A................

Not: Umarım mektubunu benim gibi geciktirmezsin.

DOKUZUNCU MEKTUP


21 Nisan 1973
Samsun

A......... ,

Mektubunu ve hediyeni bir gün arayla aldım. Çok teşekkür ederim. Fakat yanıtını elimde olmayan nedenlerle biraz geciktirdim, kusura bakma. Görüyor musun sen yeni prensip kararları alırken ben de prensiplerimi bozmaya başladım.

İyi dileklerin ve hediye kitabın için çok teşekkür ederim, hemen okumaya başladım. Daha önce okumamıştım Patrick Wihite'nin Çöl romanı, tekrar teşekkür ederim. Çok sevindim.

Bugün cumartesi, öğleden sonra tatil olduğu için pazara gittik. Yorulduk, ama bir bakıma da iyi oldu. Çünkü tatil günlerinde okulda kalınca insanın morali bozuluyor. Hafta sonu bayram tatiliyle birleşince yakın illerde olanlar evlerine gitti. Onların gidişini görmek insanı üzüyor. Yarın Ankara'dan kardeşimin gelme ihtimali var, gelirse çok sevineceğim. Birlikte gezeriz.

Şu anda odada iki kişiyiz, diğerleri evlerine gitti. "O ağacın altını şimdi anıyor musun? diyor sanatçı Çukurova radyosunda Arkadaşın ablası gelecekti, biz de onu bekliyoruz.. Gecikti, şimdiye kadar gelmesi gerekiyordu. Meraktayız...

Finalde kupayı almanıza sevindim, kutlarım. Biliyor musun ben artık futbolla da ilgilenmeye başladım. Geçenlerde Elazığ VeterinerFakütesinin Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü yendiğini gazetede okuyunca bayağı sevindim.

Kitabın içine yazdığın şiirleri çok sevdim. Cahit Sıtkı'nın bir de "Desem ki"adlı şiiri var, o da çok güzel.

Denklemini edebiyatçı olmama rağmen çözebildim.

Biraz önce beklediğimiz misafirler geldi. Onlarla koyu bir sohbete daldığımız için mektubuna bir müddet ara verdim. Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum...

Galiba yazacak başka bir şey de kalmadı. Türk Dili dergisinin son sayısında güzel bir şiir gördüm, istersen sana yazayım. Belki beğenirsin:

KALKIM GÜNÜ
(Kıyamet Günü)

Kalkım günü soracaklar bana
Niye en önce geldin?
Diyeceğim
Evet erkenciyim çok, onu bulurum diye

Kalkım günü soracaklar bana
Neden ellerin büyük?
Diyeceğim
Ona türküler yazmıştım kocaman.

Kalkım günü soracaklar bana
Yüreğin niçin kanamaktadır?
Diyeceğim
Hala seviyorum da ondan.

Kalkım günü soracaklar bana
Nerde gözlerin?
Diyeceğim sendeleyerek yavaş yavaş
Gözlerim onda kaldı

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Beğendin mi?
Satırlarımı sonlarken mutlu yarınlar dilerim...

N.......

17 Ekim 2009 Cumartesi

SEKİZİNCİ MEKTUP


15 Nisan 1973

Elazığ

Sevgili N....... ,

Satırlarıma geçmiş doğum gününü kutlayarak başlamak istiyorum. Bundan sonraki yaşında ve yaşamında tüm mutlulukların senin olmasını diliyorum.


Bugün günlerden pazar... Dün saat 18'den bu yana devam eden yağmur nihayet durdu. Hava günlük güneşlik şu an. Kaldığım oda güneşe karşı olduğu için her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanırım. Ama bugün nedense saat 10.30 olduğu halde bir türlü uyanamadım. Buna sanırım cumartesi gününün çok hareketli geçmesi neden oldu biraz da.

Daha önce sana yazmıştım, bizim sınıf finalist oldu diye. Dün final maçını oynadık. 120 Dakikalık mücadele sonunda kupayı aldık... Sportif faaliyetlerin yanında diğer etkinlikler de oldu. Önce bizim Akademinin gecesi çok şahane oldu. Bol bol eğlendik. Organizasyon fevkaledeydi. Sonra dün akşam ablanların okulun gecesindeydik biraz da orada eğlendik. Hoş bir etkinlik oldu. Senin tüm aile oradaydı.

Valla bugünlerde çok ihmalkarım. Daha ilk mektubunun cevabını yazamadan ikincisi geldi. Şimdi ikisine birden cevap yazıyorum. Ama bu bana bir prensip kararı aldırdı, bundan böyle gelen mektuplara hemen cevap yazacağım.

Bugünlerde işim biraz fazla, zira kitap çıkarıyoruz! Yemek kitabı... İçinde 721 çeşit yemek tarifi var, çok tutulacağa benziyor! Şaka şaka...

İnanır mısın bu sıra denizi çok özledim, sen mektubunda denizden söz ederken özlemim iyice artıyor.Denizi biraz da benim yerime seyret olur mu?

Mektubuna yazdığın şarkıyı, İngilizcem zayıf olmasına rağmen tercümede güçlük çekmedim. Zira o parçayı radyoda dinlemişim gibi bir önsezi var içimde. Ben de çözmen için sana bir denklem gönderiyorum. Edebiyatçı olmana rağmen çözeceğini tahmin ediyorum...

N...... , dün plakçının önünden geçerken (Köşk sinemasının altındaki.) "Senden Başka..." parçası çalıyordu. Oradan PTT'ye gidip gönderdiğin mektubu aldım, okudum. Okuduktan sonra tekrar plakçının önünden geçtim, ama bu kez başka bir şey çalıyordu...

Neyse şimdilik satırlarıma son verirken iyi günler geçirmeni dilerim.

A.......,


Not: İşte denklem:

I/KA/LB/D/[(İM/Aİ/M/)D/A] E/A]+SİN

Not: İşlemi yaparken sadeleştirme yapma.


16 Ekim 2009 Cuma

YEDİNCİ MEKTUP


10 Nisan 1973

Samsun


A....... ,


Şu anda öğle paydosundayız. Yemekten sonra hemen okula geldim. Sınıfta benden başka bir iki arkadaş daha var. Diğerleri hava güzel olduğu için bahçede geziyorlar. Derse girmemize yarım saat var. Bu sırada ne yapayım derken sana yazmaya karar verdim. Birden seninle konuşma ihtiyacı duydum.

Yurda yemek için giderken belki senden mektup gelmiştir, diye geçirdim içimden. Tabi gelmeyeceğini de biliyordum. Çünkü sana yazalı henüz dört gün olmuştu...


Bilmem sende de oluyor mu, hava durumu beni çok etkiliyor. Mesela bugün hava gerçekten çok güzel. İnsanın içini huzur dolduruyor. Rahat ve mutlu olduğumu hissediyorum ben de... Pencere kenarındayım,manzara olağanüstü güzel! Camın ardından görebildiğim denizde gözlerimi dinlendiriyorum, masmavi deniz ufuklara yaslanmış uyuyor. En küçük dalga yok, uzaklarda çok uzaklarda bir gemi nazlı nazlı süzülüyor engin denizlere... Ah o gemide olmak vardı şimdi!


Oysa biraz sonra İngilizce dersine girmekle yetinmek zorundayım. Neyse mektubunu yazmaya derste de devam edebileceğim en azından. İngilizce hocamız Bekir Bey, çok dalgın ya da bizimle baş edemiyor. Her ders sınıfın yarısı derste olmuyor da öğretmenimiz hiç fark etmiyor. Belki de uğraşmak istemiyor. Ben bir ikisi dışında tüm derslerine girdim, ama değişen bir şey yok, dersten başka her şey yapılıyor.

Bütün romanlarımı, beğendiğim şiirleri bu derste okudum, mektuplarımı yazdım...

Okulda ders aralarında sürekli müzik yayını yapılıyor. Şimdiki parçayı şansımıza tuttum, bakalım ne çıkacak? Sevdiğim bir parça çalıyor şu anda: "Senden başka senden başka, sevemem ben hiç kimseyi..."

Zil çaldı, Bekir Hoca derse girdi, ama sınıf iyice tenha! İşin kötüsü sınıf başkanı da yok... Durumu fark etti, yoklama almaya başladı şimdi. Arkadaşlar durumu kurtarmak için hemen yönetime el koydular!

"Hocam! İngilizce şarkı öğretecektiniz, söz vermiştiniz ama!.. diyerek öğretmenin etrafını sardılar. Hoca yoklamayı falan unuttu, şarkının sözlerini tahtaya yazmaya başladı. Önümde mektubun duruyor, ben de sana yazayım bari. Şarkı "Küçük Sevgili" filminin fon müziği... İngilizce'nin iyi olmadığını söylemiştin, ama belki sözlerini anlarsın. İşte yazıyorum:

CLEMENTİNE

Oh my darling oh my darling

Oh my darling clementine

You are last gone for ever

Drltfull sorry clementine

Like her was and like a fewer

And her shoses were rumber

Twenty miner forty-niner

And his daughter Clemantine


Teneffüs zili çaldı, arkadaş dört mektupla geldi. Diğerlerinin kıskanç bakışları, yok yok çok ağır oldu bu ifade, imrenen bakışları altına mektupları bana getirdi. Herkes, posta sana çalışmış, dedi. Mektuplardan biri Ankara'dan, erkek kardeşimden... Annem Elazığ'a dönmüş. Kardeşim de Büyük Dersanenin üç aylık kurslarına yazılmış. 30 Haziran'da kurs bitecekmiş. Benim sınavlarım da aynı tarihte bitiyor ya , gelirsin birlikte gideriz eve, diyor. Üniversite sınavları 6 Temmuz'daymış, bu durumda Elazığ'a gelmemiz 7-8 Temmuz'u bulacak anlaşılan. Yine de bu kesin değil şu anda.

Şimdilik satırlarıma son verirken derslerinde başarılar dilerim...


N......

15 Ekim 2009 Perşembe

ALTINCI MEKTUP



6 Nisan 1973
Samsun,

A....... ,

Mektubunu çarşamba günü aldım. Gelen mektuplara aynı gün yazmak adetim olduğu halde iki gün sonra yazıyorum. Eski Türk Edebiyatı sınavımız vardı, çok da iyi geçmedi.

Evet, senin de tahmin ettiğin gibi günlerim neşeli geçiyor ama, o oranda da sıkıntılı... Dersler hiç aklımızdan çıkmıyor ki... Bu sıra o kadar sık ve aralıksız sınavlarımız vardı ki hangisine çalışacağımızı şaşırdık. Bakalım sonuç nasıl olacak?

Sen nasılsın, etkinlikleriniz nasıl geçti? Eğlenebildiniz mi?

Bugün benim doğum günümdü, arkadaşlarla kutlamaya karar vermiştik, ancak oda arkadaşlarımdan birinin halası öldüğü için eğlenceden vazgeçtik. Yarın Erol Büyükburç'un konserine gideceğiz.

Geçen hafta sinemaya gitmiştik. "Küçük Sevgili" diye bir film, çok beğendim. Gelirse sen de izle istersen.
Futbol karşılaşmalarında birinci olmanıza sevindim. Umarım finalde de birinci siz olursunuz.

A....... , "Elbet Bir Gün Kavuşacağız" şarkısı çıkınca moralim biraz düzeldi demişsin. Daha önce neden bozuktu ki moralin?
Edebiyatla ilgilenmen beni sevindirdi. Beğendiğin şiirlerden bana yazarsan memnun olurum.

Bu arada bizim sınavlar galiba Haziran'ın otuzunda bitecek...

N'olusun A....... , kararından vazgeçme de çıkar şu yemek kitabını! Zira böyle bir kitaba çok ihtiyacımız var. Her gün aynı yemekleri pişirmekten bıktım. Belki kitabında değişik yemek tarifleri de olur. Ne dersin?

Şu anda ders zili çaldığı için mektubu bitirmek zorundayım. Satırlarıma son verirken iyi günler dilerim.

N.......

BEŞİNCİ MEKTUP


31 Mart 1973
Elazığ

Sevgili N...... ,

Bugün cumartesi. Cumartesi günleri bizim için ders yok. Mektubunu salı günü almama rağmen şimdiye kadar cevap yazamadım. Ancak fırsat bulabildim.

Mektubuna bakılırsa günlerin bir hayli neşeli ve eğlenceli geçiyor. Dileğim bütün günlerinin böyle geçmesi...

N..... , burada havalar ısınmaya başladı. Bununla birlikte hayatımız renklenmeye ve monotonluğunu kaybetmeye başladı.
Cumartesi-çarşamba günleri sınıflar arası futbol maçları yapılıyor.O günler çok eğleniyoruz. Bizim okulun futbol sahasını bilirsin. Maçlar orada yapılıyor. Çok renkli ve kaliteli karşılaşmalar oluyor. Bizim sınıf İnşaat 1 ve 2. sınıfları yendi. Finale yükseldi. Şimdi şehir stadında birincilik için oynayacağız.

Nisan'ın ilk haftası hem bizim okul için hem de Elazığ için hareketli günler başlayacak gibi görünüyor. 8 Nisan'da Akademi Gecesi düzenlenecek. 7-8 Nisan'da okullar arası folklor müsabakası yapılacak. Daha sonra Ankara'dan bir iki topluluk temsil vermeye gelecek. Başka etkinlikler de var.

Akademi Gecesi iki seans yapılacak. Gündüz ve gece yapılacak bu etkinlik halka açık, herkese hitap edecek şekilde organize ediliyor.

Uygulamalarınızın bitmesine üzülmüş gibi bir ifaden var. Bence üzülmen gereksiz. Seneye bırakmamak üzere uygulamalara başlayacaksın zaten değil mi?

İşte o zaman sizin için yeni bir hayat başlayacak. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Yaşları ne olursa olsun, bütün öğrenciler hocalarına saygılıdır. Onun için korkmana gerek yok. Bak Hz. Ali ne demiş: "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum... " Ama toplumumuzda en fazla ezilenler de öğretmenlerdir. O başka bir mesele, başka bir sorun...

Bartınlı arkadaşlarından bahsediyorsun. Onların kendilerine özgü şiveleri vardır.Bazı kelimeleri konuşurken harfleri yutarlar yahut atlarlar. Mesela:

"Gız çarşıya yalıdan mı varvedin?" Karşılığı: Kız çarşıya sahilden mi geldin?

Bir başkası:

"Halime şaklar mektepten gelivedi mi?

Diyorsun ki, sende de şive özellikleri var mı? Bu suali ancak sen cevaplayabilirsin.

Şu anda radyoda çalan parçayı şansıma tuttum. Behiye Aksoy'un:
"Elbet bir gün buluşacağız..." çıktı. Dolayısıyla moralim biraz daha düzeldi.

Biliyor musun bu sıra edebiyata merak sardım. Evvela Dertli, Seyrani şiirlerini okudum, sonra da Karacaoğlan'ınkileri... Şimdi ise Dostoveski'nin Ezilenler romanını okumaya başladım, fakat çabuk vazgeçtim. Daha geniş bir zamanda okuyacağım, çok ağır bir roman...

Bizim Akademik takvim belli oldu. Temmuz'un onunda imtihanlar bitiyor. Senin imtihanların ne zaman bitecek?

Havalar ısınmaya başlayınca biz de Hacı restoranın yolunu tutuyoruz. Bu gidişle bir numaralı aşçı olacağız. Hacı'nın bakkalında kendi yemeğimizi (menemen) kendimiz yapıyoruz. Karar verdim bir yemek kitabı çıkaracağım. Şaka şaka...

Satırlarıma burada son verirken derslerinde başarılar dilerim.

Not: Umarım sen benim gibi geç cevap yazmazsın!..

A.......

14 Ekim 2009 Çarşamba

DÖRDÜNCÜ MEKTUP


23 Mart 1973
Samsun

A........ ,

Bugün okulun lokalinde arkadaşlarla müzik dinleyip sohbet ederken bir arkadaşım senin mektubunu getirdi. Uygulamalarımız vardı, şehirden yeni gelmiştim, çok da yorgundum. Mektubunu alınca çok sevindim.

Bizim uygulamalar başladı. Sabahları okulları dolaşıp derslere giriyoruz. Öğleden sonra da hocalarımızla birlikte, dersin krıtiğini(eleştirisini) yapıyoruz. Ne yazık ki yarın uygulamalarımızın son günü! Öğretmenlikten öğrenciliğe dönmek zor olacak bizler için. Bayağı alışmıştık çünkü. Öğretmenliği seviyorum da büyük öğrenciler beni biraz korkutuyor...

Neyse biraz önce Bartınlı iki arkadaş odamıza gelmişti. Bizi o kadar güldürdüler ki anlatamam. Nedense kendilerine özgü şiveleri çok hoşuma gidiyor artık. Senin de benzer özelliklerin var mı diye de düşünmeden edemedim!..

Görüyor musun "Elveda Meyhaneci" nin yaptığı işi? Önce çok kızdım seni dersinden alıkoyduğu için, ama kızgın prof'un hışmından koruduğu için de onu affettim.

Şu anda yan odadan müzik sesi geliyor. Sanatçı "Bekle beni geliyorum" diyor... Cumartesi günü yurtta bir arkadaşın doğum gününü kutladık, çok eğlendik. Bu arada bol bol plak dinleme fırsatı buldum.Tabi en fazla da "Rüyalar Gerçek Olsa"yı ve "Elveda Meyhaneci"yi...

Sizin okulun eğlencesini kendi aranızda mı yapıyorsunuz,yoksa halka da açık olacak mı? Ben oradayken okulunuzun orkestrasını bir kez dinlemiştim, çok başarılı bulmuştum. Yine onlar mı çalacak?

Yarın akşam bizim okulda da birinci sınıfların düzenlediği "Hoşbulduk Çayı" var. Daha önce biz de onlar için "Hoşgeldin Çayı" düzenlemiştik. Bu gelenek her yıl sürdürülüyor. Son sınıflara da "Veda Çayı" yapılıyor burada. Eğleneceğimizi sanıyorum yarın akşam. Zaten bu sıralar eğlenceler birbirini izliyor. Biraz önce yan odadan davet geldi. Arkadaş aniden doğum gününü kutlamaya karar vermiş, bizim odayı da çağırdılar. Mektubunu yazmayı bitirince gideceğim. Şu anda "Karlı Bir Kış Günü" çalıyor pikapta...

Sizin şu proje işleriniz zora benziyor. Sınavlar da öyle. Çalışıp başarmak zorundayız değil mi? Hepimize kolay gelsin.

Şimdilik bu kadar. Mektubunu bekliyorum...

N......

13 Ekim 2009 Salı

ÜÇÜNCÜ MEKTUP


20 Mart 1973
Elazığ

Sevgili N...... ,

Satırlarıma sana ve arkadaşlarına geçirmiş olduğunuz zehirlenme hadisesinden dolayı geçmiş olsun diyerek başlamak istiyorum.

Nasılsın? Herhalde şimdi daha iyisindir. Bu gibi olaylar memleketimizde olağan şeylerdir. Bazen hesapta olmayan şeyler insanları insanları güç durumda bırakır. Bunu ailene bildirmemekle iyi etmişsin. Zira boş yere onları üzmüş olurdun.

Bundan önceki mektubumda yazdığım gibi okul hemen açıldı. Fakat ben yine de bir hafta tatil yaptım. Şimdi onun acısını çekiyorum. Bütün defterlerim eksik. Bu arada sizde olduğu gibi bizde de vize imtihanları başladı. Buna rağmen gezecek, eğlenecek zaman yaratmaya çalışıyoruz.

Şimdi tam öğle vakti. Hava gayet iyi, dışarısı sıcak... Çalışma salonundayım. Radyo hafiften Türk Sanat Müziği çalıyor. Hem dinliyor hem de bu satırları karalıyorum...

Dün öğleden sonra üç saat İmalat Mühendisliği dersi vardı. Derse giderken baktım arkadaşlar pikap çalıyor. Bir tanesi hemen " Seni andım bu gece, kulakların çınlasın..." plağını koydu. Sevdiğim bir parça olduğu için mecburen dinledim.

Plakları karıştırırken Yurdaer Doğulu'nun enstrümantal parçası dikkatimi çekti:
"Elveda Meyhaneci!.."
bir de onu dinleyeyim dedim. Ne olduysa o zaman oldu! Derse geç kaldım. Çarşıya indim. Derse iyi ki gitmemişim. Çünkü prf. arkadaşları iyice haşlamış. İki kişiyi de disipline vermiş!

Şehre indiğimde senin mektubunu aldım. Çook sevindim. Bir ara kendimi Karadenizin azgın dalgaları arasında sandım. Bu mevsim çok dalgalı olur. Burada yavaş yavaş etraf yeşillenmeye başladı. Kar sadece tepelerde kaldı...

Bizim okulun 8 Nisan'da Saray Sineması'nda eğlence programı var.Çok hareketli geçeceğe benziyor. Zira çalışmalar aylar öncesinden başladı. Şimdi son aşamaya geldi. O gün yeterince eğleneceğimizi zannediyorum .

Biliyor musun, mektuba saat on üçte başladım, derste yazmaya devam ettim, şimdi yemekhanede hala yazıyorum.Hava biraz bulutlandı şu an, ama az sonra yine açar. Şimdi Kuvvet Santralleri var, ona da gitmiyorum. Hocası çok iyi niyetli, üstelik memleketlim...

Bu sıra işimiz biraz zor. Makine Elamanları ve Kuvvet Santralleri derslerinden projeler var hazırlamamız gereken. Isıtma projesini daha yeni teslim ettik.

Neyse burada satırlarıma son yerirken derslerinde başarılar dilerim.

A.........

Not: "ELVEDA MEYHANECİ" ve "RÜYALAR GERÇEK OLSA"...

İKİNCİ MEKTUP


12 Mart 1973

Samsun
A......... ,

Gönderdiğiniz mektubu bugün aldım. Teşekkür ederim. Biraz gecikince yazmayacağınızı düşünmeye başlamıştım.

Nasıl olduğumu soruyorsunuz, çok iyiyim. Sizin de iyi olmanızı dilerim. İmtihanlarınız bitmiş yazdığınıza göre, umarım hepsini başarıyla vermişsinizdir. Derslerin hemen başlaması kötü olmuş.Dinlenmeye zaman kalmamış.

Ben de tahmin ettiğiniz gibi günlerimi ders çalışmakla geçiriyorum. Geldikten sonra inanın hiç boş duramadık. Hocalarımız tatilin acısını çıkartırcasına bütün derslerden sınav yapmaya kalktılar. Bugünkü sınavdan çıktığımda mektubunuzu aldım...

Ne tuhaf değil mi? Siz şu anda benim olmayı arzu ettiğim memleketimi seyrederek yazmışsınız mektubunuzu. Ben de çok sevdiğiniz Karadenizi görüyorum etüt salonunun penceresinden...

Salonda benden başka beş altı arkadaş daha var. Hepsi başları önünde ders çalışıyor. Dışarda usul usul yağmur çiseliyor. Dün hava çok güzeldi. Bahar gibiydi. Zaten ağaçlar çiçek açmaya başladı bile...

Şu anda denizi artık göremiyorum, hava iyice karardı. Buradan ayrılınca sanırım en çok denizi özleyeceğim.

Yolculuğum fena değildi. Ancak Ankara'da annemlerden ayrılmak çok zor geldi. Çaresiz katlanacağız bu ayrılıklara!

Bizim hayatımız da sizinki gibi monoton geçiyor. Okulla yurt arasında gidip geliyoruz. Şehir merkezine iki kez indim. O da kütüphaneden kitap almak içindi. Hepsi bu...

Haa bir de son sınıflar, okulda "Veda Gecesi" düzenlemişlerdi. Orada biraz eğlendik. Haftaya uygulamalarımız başlayacak. Bu beni çok heyecanlandırıyor. Pazartesi günü okullarda ders dinlemeye gideceğiz.

Şimdilik bu kadar. Satırlarıma son verirken başarılar dilerim sana.

N........



NOT:

14 Mart

A.........,

Bu mektubu yazdığım gece dumandan zehirlendik. Yurdun sobası gece tütmüş. Bizim odanın kapısı da açık olduğu için odadaki altı kişi fenalaştık. Yataktan kalkan yere yığılmış. Diğer odadakiler fark etmiş neyse ki!.. Hastaneye götürmüşler. Oksijen verilmiş, iğne, ilaç...

Dünü okulun revirinde geçirdik. Yurda bugün geldik. Yalnız durumu eve yazmayacağım. Meraklanmalarını istemiyorum.

Mektubu yarın sabah postaya atarım artık. Zehirlenme işi çıkınca gönderemedim. Şimdi yarınki ders için roman okumam gerekiyor, ama okuduğumdan hiçbir şey anlamıyorum. Bir de iki gün okula gidemedim! Neyse şu anda iyiyim. Mektubunu bekliyorum.

İyi günler...

İLK MEKTUP


8 Mart 1973

Elazığ


Sevgili N...

İyi günler temennisiyle satırlarıma başlıyorum. Nasılsın? Günlerdir sana mektup yazmak istiyordum, ancak bu fırsatı şimdi bulabildim.

Sen giderken bizim imtihanlar devam ediyordu. Cumartesi günü bitti. Hiç ara vermeden tekrar derslere başladık. Bizim monoton yaşantı yine başladı. Gündüz okul, akşam ders çalışma...

Sen ne yapıyorsun? Herhalde sen de vaktini ders çalışmakla geçiriyorsundur. Şu anda dershanedeyim. Makina Elamanları defteri önümde, ama canım ders çalışmak istemiyor.

Bakıyorum dışarıya...

Senin özlemini çektiğin yerler benim gözümün önünde... İncecikten kar yağıyor. Buna rağmen senin mahalleni görebiliyorum. Keban yolu üzerinde arabalar gidip geliyor. Çıkıp dışarda gezmek istiyorum. Koşmak istiyorum hiç durmaksızın. Burada kar gece yağıyor. Gündüz hava güneşli oluyor. Haliyle benim gibiler bu havaya aldanıyor.

N...... , ilk zamanlar Elazığ'ı hiç sevmezdim. Tatil olduğunda, sınavlar bittiğinde hemen giderdim memlekete. Fakat son zamanlarda sebebini bilmediğim bazı nedenlerle burayı sevmeye başladım. Her şey gözümde bir değer kazanmaya başladı. Velhasıl bir başka görmeye başladım bu kenti...

Ara sıra şehre iniyorum, vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Canım sıkıldıkça tepeye çıkıyorum. Tabiatı seyre dalıyorum. Yükseklerde hava bir başka oluyor. Çünkü şehir gürültüsünden uzak bir yer...

Yolculuğun nasıl geçti? Umarım iyi geçmiştir.

Satırlarıma, satırlarında buluşmak üzere son verirken, en iyi günlerin senin olmasını dilerim...


A..........


İkinci mektubu bekleyin.

12 Ekim 2009 Pazartesi

ÖNSÖZ



Yitip gitmekte olan zamanın ardından bir an durup geçmiş anılara, ılık ılık yaşantıların yer ettiği yerlere bakıvermek az şey değildir sanırım.

Ben de öyle yapacağım.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ankara romanında:

"..... Ama zaman, bu tereddütlerin, bu şüphelerin üstünde durmaksızın akıp gidiyordu. Yıllar bir selin dalgaları gibi birbirini kovalayarak, birbiri ardı sıra inip çıkarak ve kıyılarda ne bulursa alıp baş döndürücü bir hızla, bilinmeyen bir yere doğru atılıyordu.

Bilinmeyen bir yere...
Baş döndürücü bir hızla... "

Bilinmeyen bir yere, baş döndürücü bir hızla giderken geçmişe göz atmak istedim.

Benimle geçmişe yolculuğa var mısınız?


"Bilinmeyen bir yere... Baş döndürücü bir hızla..."

İlk mektubu bekleyin.