16 Kasım 2009 Pazartesi

YİRMİ DOKUZUNCU MEKTUP


31 EKİM 1973
Samsun

A............,

Bugün yine günlerden çarşamba idi. Okuldan çıktıktan sonra hemen yurda geldim.İlk işim postaya bakmak oldu. Yoktu...Oldukça canım sıkıldı. Tembel tembel oturmaya başladım.Birkaç saat sonra postacı geldi.Meğer geç kalmış. Gelen mektuplar içinde aradığımı bulunca ne çok sevindiğimi tahmin edersin. Mektupla birlikte bir de misafirim vardı. Bütün gün onu ağırlamakla meşgul oldum.Mektubu unuttum, seni ihmal ettim.Ne yapayım mektubun içinde o kadar uzaklardan beni görmeye gelmiş.Ayıp olurdu ilgilenmemek. İnan çok sevindim fotoğrafını alınca. Şimdi bakışarak yazıyorum bu satırları.

Demek az kalsın kayboluyordu yazdığım mektup. Gerçi Zekeriya Abi sana getirirdi. Biliyor musun görmeden sevmeye başladım onu.

Ben de bütün bayramda yurtla okul arasında mekik dokudum.Tabii her seferinde de eli boş döndüm.Mektubun eline geçmediğini anlamıştım kartından.Bir de bayramda tebrik kartlarına öncelik verdikleri için mektuplar gecikiyor. Bundan sonra mektuplarını okul adresine yaz. Biz son derste iken posta gelmiş oluyor... Tabii bu derslerde benim aklım yurtta kalıyor.

Demek artık Harput Turizim ile gitmeyeceksin. Onların adına üzüldüm. Bilselerdi böyle kötü reklam olacağını daha hızlı giderlerdi. Biz Ulusoyla gitmedik.Bir çok şirketin otobüsü çalıştığı için hangisi uygun olursa hemen onunla gidiyoruz.

Ayın 7 veya 8 inde Elazığ'a döneceğini yazıyorsun , İstanbul' a da gideceğine göre herhalde 4 , 5 gibi yola çıkarsın.. Mektup eline geçer mi bilemiyorum. Kararsız kaldım ama yine de yazmaya karar verdim, uçakla gönderirim artık.

İstanbul' dan Elazığ' a doğrudan araba var mı? Aktarmalı gideceksen , yolun Samsun' dan geçmez mi? Sivas' tan motorlu tren var. Git git bitmiyor, hele bir de rötar yaparsa! Gelebilirsen sevinirim. Gelemezsen sakın üzülme. Ankara'dan Samsun'a Ulusoy, Süzer,Dağıstanlı, Gülhan..gibi firmalar çalışıyor.

Havalar burada da pek güzel değil. Bilhassa bayramda soğuktan donduk.Cumhuriyet Bayramımızda da yağmur yağdı .Tabii biz o sıra törendeydik. Yağmurun da etkisiyle 50. Yılda umduğumu bulamadım ben. Diğer C umhuriyet Bayramları belki bundan daha güzel kutlanmıştı. Yalnız okul içinde düzenlenen törenler güzel oldu.İki gece Cumhuriyet şenliği düzenlendi.Bunlardan birinde ilk öğretmen okulu Elazığ halk oyunlarını oynayan bir ekip çıkardı.Bilhassa "Çayda Çıra, Delilo ve Nuri " oldukça ilgi çekti.Tabii bu ara benim de sıla hasreti yine depreşti ama çabuk susturmayı başardım.

Daha sonra okulda birkaç yerde Atatürk köşeleri , Atatürk kitapları sergisi düzenlendi; onların açılış törenleri yapıldı.

Bayramın son günü Sinemaya gittik. " Gelin "ile " Çaresizler " oynuyordu. Gelin , film olarak başarılıydı . Sosyal içerikli bir film. Çok da güzel işlenmiş. Çaresizler , basit bir Türk filmiydi. Sıradandı diyebilirim.Olağan dışı yönleri vardı ama yine de önemli sorunlara değinmiş.

Bu arada sürekli ışıklar gidip geliyor ,birazını mum ışığında yazdım.

Bu kez sana bir marş yazmak geldi içimden. Her şey gönlünce olsun...

N.......


ELLİNCİ YIL MARŞI

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına:
Erdi cumhuriyetim, elli şeref yaşına.
Bu rüzgarla şahlanmış dalga dalga bayrağım,
Başka bir tuğ yaraşmaz Türk'ün özgür başına.

Cumhuriyet; özgürlük, insanca varlık yolu
Atatürk' ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

............

Biz yürekten bağlıyız elli yıdır bu yola,
"Yurtta barış "ilk hedef , "Cihanda sulh " parola
Koparamaz hiç bir güç bizi milli birlikten;
Atamızın izinde koşuyoruz kol kola.

Cumhuriyet..........
Atatürk'ün............

Yaşasın hür ulusum, soylu gencim , benliğim!
Yaşasın şanlı Ordum, sarsılmaz güvenliğim!
Ersin elli yılların nice mutlu çağlara;
Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim.!

Cumhuriyet.......
Atatürk 'ün......


söz: Bekir Sıtkı Erdoğan
müzik: Necil KazımAkses

Sevgiler...

Hiç yorum yok: