2 Kasım 2009 Pazartesi

YİRMİ İKİNCİ MEKTUP



3 EKİM 1973

ELAZIĞ

Sevgili N........ ,

Sana uzun bir zamandır yazmak istiyor, fakat bir türlü yazamıyordum...

Bunda benim olduğu kadar sonradan gelişen bazı durumların da rolüoldu. Son mektubunu Zonguldak'ta aldım, ama bir türlü cevap yazamadım...

Şöyle ki mektubunu ancak Eylül'ün onunda aldım, 13 'ünde kendim Elazığ' a hareket ettim. Buraya gelince senin dördünde gittiğin aklıma geldi .Mektubun seni bulamayacağını düşünerek yazmaktan vazgeçtim.

Mektubunu moralinin bozuk olduğu bir zamanda yazmışsın, fakat moralini bozan şeyin ne olduğunu yazmamışsın. Tabi moralinin neye bozulmuş olduğunu buraya gelince anladım.

Bugün çarşamba, öğleden sonra saat ikide imtihanım vardı. Arkadaşım telefon ettiğini söyledi. Ben ayın 13 ' ünden beri buradayım, sen de herhalde geleli en az bir hafta olmuştur; daha yeni tlf.edip arıyorsun!..

Ben günde iki sefer çarşıya iniyorum, belki görürüm diye ama nafile göremiyorum. Aramak istesem tlf. la evden arayamıyorum. Bir an mektubundaki bir cümlen geliyor aklıma! İşte o zaman moralim büsbütün bozuluyor...

Sevdiğin bir kimseyle aynı muhitte otur, sonra gezecek yerlerde gezin ayrı ayrı... İnsanı bu durum çileden çıkarıyor.

Evet, bir hususta sana hak veriyorum, burası küçük bir muhit, ama nihayet buradakiler de insan... Sevmenin, sevilmenin ne olduğunu bilir. Onun için sevenleri anlar... Fakat sen bu durumu bana karşı silah olarak kullanıyorsun!

Burada bu dört duvar arasında ne çektiğimi bir ben bilirim bir de Allah....Onun için başka şehirlerde olduğumuzda zaten görüşemiyoruz, ama sen burada, ben burada iken görüşmememize bir sebep yok. Seni cumartesi günü saat bir, bir buçukta İstanbul Pastanesi'nde bekliyor olacağım. Gelip gelemeyeceğini bilmiyorum. Ama ben yine de 14 Temmuz 1973 günkü gibi saatlerce o civarlarda bekleyeceğim. Cumartesi günü için hala şanssızlığıma lanetliyorum. Çünkü tam manasıyla o gün gördüm .Saat 13.30 'du ve benim 14.00 'te sınavım başlıyordu...

Dersler ne oldu , sınıfını geçtin mi? Geçmişsindir...

Senin bu bana yaptıklarını aşk tanrısına şikayet edeceğim.Çünkü bu konuda en büyük yargı organı odur.

Artık uzun zamandır dilimden düşmeyen bir şarkı var . Annemle de az kavga etmedik bu yüzden. Senin kardeşinle olduğu gibi...

"Taht Kurmuşsun Kalbime En Güzel Yerindesin." en sevdiğim parça oluverdi. Şarkının bir yerinde şöyle diyor:

"Ayrılığın yükünü ben yalnız taşıyamam,

Dünyaları verseler ben sensiz yaşayamam."

Bu parçayı Elazığ'da da dinlemeye başladım. Çünkü doğrudan doğruya bana hitap ediyor. Bugünlerde müthiş nezleyim. Bunun sorumlusu da sensin...Çünkü seni cumartesi gördüm. Bazen insanın her şeye isyan edesi geliyor. Kendi kendisiyle çelişkiye düşüyor. Bu zamanda en iyi ilaç içki oluyor. Biz de içtik. Ve bu nezleyi başımıza dert ettik.

Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olması dileğiyle.... Bekliyorum seni.....

A............

not: Akşam karanlığında yazı kötü olduğu için özür dilerim

"Taht Kurmuşsun Kalbime En Güzel Yerindesin."

Hiç yorum yok: