20 Kasım 2009 Cuma

OTUZ DOKUZUNCU MEKTUP


16 ŞUBAT 1974

ELAZIĞ

Canım Sevgilim,

Yalnızlığın ne demek olduğunu en az benim kadar sen de bilrsin. İşte şu anda odada dalgın dalgın ne yapacağımı düşünürken, birden aklıma geldin( zaten çıktığın yok ki...). O zaman yalnız olmadığımı anladım.

Ve sana bu satırları yazmaya karar verdim. Nasılsın? Umarım iyisindir.

Artık ders vermeye de başladın. Şu anda öğrencilerinden biri de ben olmak isterdim. Senin ders anlatışını , küçük dimağlara bir şeyler öğretebilmek için çırpınışını görmek benim için saadetlerin en büyüğü olurdu...

Biliyor musun bizim imtihanlar bütün hışmıyla devam ediyor. Evet SEVGİLİM son imtihanım önümüzdeki cumartesi günü. Ondan sonra tekrar ikinci sömestri derslerine başlayacağız.

Bugün öğleden sonra kantinde otururken tesadüfen Esengül 'ün bir plağını teypten dinledim.O plak beni beş dakika yol ortasında bekletmişti yazın. " Taht kurmuşsun kalbime " ismi de... Seni getirdi aklıma... Ve şu an saat 21.00, tam beş saattir aklımdasın.

Bu arada bir gerçeği de öğrenmiş bulunuyorum. Evet galiba seni çok seviyorum. Hem de ölesiye!.. Şimdiye kadarki ayrılıklarda böyle olmamıştı . Bu sefer başka! Her tarafta karşıma çıkıyorsun. Yolda, okulda, kantinde, sinemada,yürürken, dururken vs. ...her yerde...

Öyle zaman oluyor ki düşünce kabiliyetimi kaybediyorum. Senden başka bir şey düşünemiyorum. İşte o zaman dünya duruyor, her şey duruyor!..

Mektupta bir "sevgilim" sözcüğünü yazarken bile kalbimin hemen fazla mesaiye başladığını hissediyorum. Tatlı bir ürperti sarıyor vücudumu. Bazı anlar seni o kadar görmeyi arzu ediyorum ki , işte o zaman resimlerinle avunuyorum!.. Bazen de aklıma geldiğinde soluğu meyhanede alıyorum! Tıpkı senin Elazığ' dan attığın mektubu aldığım andaki gibi... İnan o gün, yani senin geldiğin gün, durakta 6 ' ya kadar bekledim. İçmek insana dertlerini unutturuyor görüntüsü veriyorsa da tam aksi oluyor. Dertlerimi azaltacağına artırıyor. Ama ben yaptığım işin bilincindeyim
.
Sevgilim kitap için çok çok teşekkür ederim. O kitabı okumayı çok istiyordum. Çünkü yazarı oyun gücünde olduğu kadar kaleminde de kuvvetli mi diye...Okuduğum kadarıyla çok güzel bir roman .Ezilmiş bir kitlenin öyküsü. Yalnız eskiden aklıma geldiğinde resimlerle avunuyordum, şimdi kitap da var.Tabii önce şiiri okuyorum. Kuzum , sen bu şiirleri beni çıldırtmak için mi yazıyorsun? Tiryakisi oldum şiirin. Bir atasözü vardır :" Körle yatan şaşı kalkar. " diye. Ben de bir Edebiyatçı ile arkadaşlığımdan dolayı onun huyundan mı kaptım acaba?

Sevgilim bu mektuba cevabını en kısa zamanda yaz, çünkü önümüzdeki pazartesi Elazığ'da bulunmayabilirim. Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olması dileğiyle...

A..........

Not:Fotoğraf için özür dilerim.Yeni çekilmiş yok, bulabildiğim bunlar...



17 Şubat:

Evet bugün pazar... Yarın Kuvvet Santralleri dersinden imtihanım vardı. Ders telaşıyla mektubu atmayı ihmal ettim. Hocanın gelemeyeceğini ve imtihanın ertelendiğini öğrendiğimde mektubun aklıma geldi. Tabii saatte 22.40 ' ı göstermekte idi o sıralar. Ve ben yine yazmaya başladım.

Senin uygulamalar ne zaman bitecek ? Gündüzleri saat kaça kadar ders veriyorsun? Mektubunda yazarsan iyi olur kanısındayım.

Sevgilim bilirsin, Emel Sayın 'ın bir şarkısı var. "Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm. " diye. Ben bunu şu şekilde değiştirmeyi düşünüyorum. "Hayaller hakikat olsa seni her an görürdüm." . Çünkü kalbimde sen, ruhumda sen, kafamda sen sen sen yine sen... Evet sevgilim evet, Türkçe' deki benzetmeleri bilirsin. Elazığ' a her gelişinde kafamda ihtilaller yapıp da ayrılıyorsun buradan. Hele bu son gelişin beni tamamen perişan bir hale soktu. Ben bu hallere düşecek insan mıyım? Ama oluyor işte! Aşk, sevgi Tanrı vergisidir demişler,diyen insan doğru söylemiş. Bir zamanlar bu hususta bir arkadaşımla dalga geçmiştim. Şimdi düşünüyorum da onun durumuna düştük.

Bir şarkı vardır: " Gitmek mi zor , kalmak mı zor? O sabahı gel bana sor..."

Evet o cumartesi sabahını gel bana sor! Eğer babanla gideceğini daha önce öğrenmiş olsaydım , o sabah trene gelirdim ve seni uzaktan uğurlardım. Neyse bunu da burada bırakalım...

İyi günler dileğiyle.....

A..........

2 yorum:

therru dedi ki...

bu ne kadar guzel bir mektup! ne kadar icten ve samimi, insan okurken ici isiniyor :)

aysema dedi ki...

Sevgili therru,
Senin yorumların da benim içimi ısıtıyor inan. Sayende yeniden okuyorum bu gençlik mektuplarını.

Sevgi hep var olsun. Sevgisiz yaşamak tatsız tuzsuz olurdu herhalde.
Hele bu sevgi iki dünya güzeli kızın annesi ve babası yapmışsa sizi dünyanın en şanslı kişisi sizmişsiniz gibi hissediyorsunuz Sevgili therru...
Hep mutlu olun,sevdiklerinizle paylaşın.Sevginin kıymetini bilin.
Sevgilerimle...