16 Ekim 2009 Cuma

YEDİNCİ MEKTUP


10 Nisan 1973

Samsun


A....... ,


Şu anda öğle paydosundayız. Yemekten sonra hemen okula geldim. Sınıfta benden başka bir iki arkadaş daha var. Diğerleri hava güzel olduğu için bahçede geziyorlar. Derse girmemize yarım saat var. Bu sırada ne yapayım derken sana yazmaya karar verdim. Birden seninle konuşma ihtiyacı duydum.

Yurda yemek için giderken belki senden mektup gelmiştir, diye geçirdim içimden. Tabi gelmeyeceğini de biliyordum. Çünkü sana yazalı henüz dört gün olmuştu...


Bilmem sende de oluyor mu, hava durumu beni çok etkiliyor. Mesela bugün hava gerçekten çok güzel. İnsanın içini huzur dolduruyor. Rahat ve mutlu olduğumu hissediyorum ben de... Pencere kenarındayım,manzara olağanüstü güzel! Camın ardından görebildiğim denizde gözlerimi dinlendiriyorum, masmavi deniz ufuklara yaslanmış uyuyor. En küçük dalga yok, uzaklarda çok uzaklarda bir gemi nazlı nazlı süzülüyor engin denizlere... Ah o gemide olmak vardı şimdi!


Oysa biraz sonra İngilizce dersine girmekle yetinmek zorundayım. Neyse mektubunu yazmaya derste de devam edebileceğim en azından. İngilizce hocamız Bekir Bey, çok dalgın ya da bizimle baş edemiyor. Her ders sınıfın yarısı derste olmuyor da öğretmenimiz hiç fark etmiyor. Belki de uğraşmak istemiyor. Ben bir ikisi dışında tüm derslerine girdim, ama değişen bir şey yok, dersten başka her şey yapılıyor.

Bütün romanlarımı, beğendiğim şiirleri bu derste okudum, mektuplarımı yazdım...

Okulda ders aralarında sürekli müzik yayını yapılıyor. Şimdiki parçayı şansımıza tuttum, bakalım ne çıkacak? Sevdiğim bir parça çalıyor şu anda: "Senden başka senden başka, sevemem ben hiç kimseyi..."

Zil çaldı, Bekir Hoca derse girdi, ama sınıf iyice tenha! İşin kötüsü sınıf başkanı da yok... Durumu fark etti, yoklama almaya başladı şimdi. Arkadaşlar durumu kurtarmak için hemen yönetime el koydular!

"Hocam! İngilizce şarkı öğretecektiniz, söz vermiştiniz ama!.. diyerek öğretmenin etrafını sardılar. Hoca yoklamayı falan unuttu, şarkının sözlerini tahtaya yazmaya başladı. Önümde mektubun duruyor, ben de sana yazayım bari. Şarkı "Küçük Sevgili" filminin fon müziği... İngilizce'nin iyi olmadığını söylemiştin, ama belki sözlerini anlarsın. İşte yazıyorum:

CLEMENTİNE

Oh my darling oh my darling

Oh my darling clementine

You are last gone for ever

Drltfull sorry clementine

Like her was and like a fewer

And her shoses were rumber

Twenty miner forty-niner

And his daughter Clemantine


Teneffüs zili çaldı, arkadaş dört mektupla geldi. Diğerlerinin kıskanç bakışları, yok yok çok ağır oldu bu ifade, imrenen bakışları altına mektupları bana getirdi. Herkes, posta sana çalışmış, dedi. Mektuplardan biri Ankara'dan, erkek kardeşimden... Annem Elazığ'a dönmüş. Kardeşim de Büyük Dersanenin üç aylık kurslarına yazılmış. 30 Haziran'da kurs bitecekmiş. Benim sınavlarım da aynı tarihte bitiyor ya , gelirsin birlikte gideriz eve, diyor. Üniversite sınavları 6 Temmuz'daymış, bu durumda Elazığ'a gelmemiz 7-8 Temmuz'u bulacak anlaşılan. Yine de bu kesin değil şu anda.

Şimdilik satırlarıma son verirken derslerinde başarılar dilerim...


N......

2 yorum:

Parpali dedi ki...

Hababam sınıfındaki tarih öğretmeni gerçek hayattanmış demek. :)

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,
Bizim sınıf da Hababam Sınıfı gibiydi zaten.
Sevgilerimle...